|
Türkiye Bankalar Birliği
Ekonomi Çalışma Grubu
Yönetim Kurulumuzun 25 Mayıs 2004 tarihli toplantısında,
yeni faaliyet döneminde ekonomi politikalarının izlenmesi, makro ekonomik
gelişmelerin finansal sistem ve bankacılık sektörüne etkilerinin ve muhtemel
gelişmelerin değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Bankalar Birliği bünyesinde
Yönetim Kurulu üyesi ve Denetçi bankalar ile çalışmalara katılmak isteyen diğer
üyelerimizin ekonomistlerinin katılımıyla Ekonomi Çalışma Grubu oluşturulmasına
karar verilmiştir.
Çalışma Grubu, makro ekonomi ve
bankacılık alanlarını düzenli bir şekilde takip edebilmek amacıyla, ‘Makro
ekonomi Alt Çalışma Grubu’ ve ‘Bankacılık Alt Çalışma Grubu’ adlarıyla iki tane
alt komite oluşturmuştur. Alt komitelerin, Ekonomi Çalışma Grubuna düzenli
olarak sunum ve bilgilendirme hazırlamaları; ayrıca daha sonra seçilecek
belirli konular üzerinde araştırma faaliyetlerinin de yürütülmesi amacıyla yeni
komiteler kurulması kararlaştırılmıştır.
Çalışma Grubu’nun 19 Ekim 2004
tarihli toplantıda Makro ekonomi Alt Çalışma Grubu makro ekonomik gelişmelere
ilişkin ilk sunumunu Ekonomi Çalışma Grubuna yapmıştır. Bu sunum ve ilgili
değerlendirme yazısı ekte bulunmaktadır.
MAKROEKONOMİ ALT ÇALIŞMA GRUBU DEĞERLENDİRMESİ
(
2002-2004 döneminde izlenen iktisat politikasının ana
hedefleri enflasyonu düşürerek fiyat istikrarını sağlamak, yüksek ve
sürdürülebilir büyüme hızına ulaşmak ve kamu borç stokunu azaltmak idi. 2002 ve
2003 sonuçları ile 2004 yılına ilişkin açıklanan veriler ve beklentiler;
İktisat politikasının hedefleri ile alınan sonuçların uyumlu bir gelişim
gösterdiğine işaret etmektedir. Dolayısıyla ekonomideki kırılganlıklar, devam
etmekle birlikte giderek azalmaktadır.
Büyüme ve istihdam
2004 yılının ilk yarısında Türkiye Ekonomisi, sanayi ve
hizmet sektörlerindeki hızlı gelişimin etkisiyle yüzde 13,5 oranında
büyümüştür. İnşaat sektörü de uzun bir aradan sonra canlanmaya başlamıştır.
Büyümeye en fazla katkıyı özel sektör yatırım ve tüketim harcamaları ile
ihracat sağlamıştır. İzlenen sıkı maliye politikaları nedeniyle kamu kesiminin
büyümeye katkısı negatif olmaya devam etmektedir. Yılın ikinci yarısında da
büyümenin, bir miktar hız kesmekle birlikte tüketim ve yatırım harcamaları ile
ihracata bağlı olarak devam edeceği, yıllık büyümenin ise yüzde 9 civarında
gerçekleşeceği beklenmektedir.
Türkiye’nin yapısal sorunları arasında yer alan
işsizlikte, mevsimsel faktörlerin de etkisiyle bir iyileşme gözlenmektedir. Artan
özel sektör yatırımları ile canlanmaya başlayan inşaat sektörünün istihdama
olumlu katkı sağlaması beklenmektedir. Ayrıca AB’den müzakere tarihi alınması
halinde işsizlikle mücadelenin bir miktar kolaylaşacağı düşünülmektedir.
Dış ticaret ve cari işlemler dengesi
Dış ticaret açığındaki genişleme büyük ölçüde, yüksek
büyüme hızı nedeniyle artan ara malı ve sermaye malı ithalatından
kaynaklanmaktadır.
Yılın ilk 8 aylık döneminde cari açık, %
123 artarak 9,8
milyar dolara ulaşmıştır. Dış ticaret açığındaki yüksek oranlı artış, cari
işlemler açığındaki genişlemenin ana nedenleri arasındadır. Ortaya çıkan açık
büyük ölçüde; doğrudan yatırımlar,
portföy yatırımları ile banka ve şirketlerimizin yurtdışından sağladıkları
kredilerle finanse edilmiştir. Sağlanan kredilerin yarısından fazlasının uzun
vadeli olduğu ve net doğrudan yabancı yatırımların yüzde 136,6 oranında artarak
yaklaşık 1,4 milyar dolara ulaştığı dikkate alındığında cari işlemler açığının
önemlice bir kısmının vadesi kısa olmayan kaynaklarla finanse edildiği
anlaşılmaktadır.
Cari işlemler dengesinin, ihracatın ve turizm gelirlerinin
etkisiyle Eylül ve Ekim aylarında da fazla, Kasım ve Aralık aylarında ise açık
vermesi beklenmektedir. Yıllık açığın GSMH’ya oranının ise yüzde 4 - 4,5
aralığında gerçekleşeceği ve finansmanında herhangi bir sorunla
karşılaşılmayacağı tahmin edilmektedir.
Vadeli piyasalar, ABD Merkez Bankası’nın faizleri agresif
olarak artırmayacağını beklemektedir. Bu durum cari açığın finansmanı
açısından, dış konjonktürün bir miktar olumluya kaydığına işaret etmektedir.
Bununla birlikte yüksek dış borç stoku, petrol fiyatları
ve global terör tehdidi cari açık açısından risk oluşturmaya devam etmektedir.
Kamu maliyesi
Geçen yılın ilk 9 aylık dönemine kıyasla; azalan faiz
giderlerinin de etkisiyle bütçe harcamaları yüzde 0,7 azalmış, artan vergi
gelirlerinin katkısıyla gelirler yüzde 11,2 artmış, bütçe açığı ise yüzde 29,3
oranında gerilemiştir.
Faiz dışı fazlada yıl sonu hedefi 3,9 katrilyon TL
aşılmıştır.
Mevcut bütçe verileri ve beklentiler, 2004 yılı için
GSMH’nın yüzde 6,5’i olarak belirlenen faiz dışı fazla hedefine
ulaşılabileceğine işaret etmektedir.
Kamu net borç stoku artmaya devam etmektedir. Bununla
birlikte stokun GSMH’ye oranı giderek azalmaktadır. 2001 yılında yüzde 91 olan
kamu net borç stoku/GSMH rasyosunun, 2004 yılı için yüzde 67,7 olarak
belirlenen hedef civarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Yüksek büyüme
hızı ve gerileyen faizler, rasyonun düşmesine yardımcı olmaktadır.
Enflasyon
Eylül ayı itibariyle uçtan uca TÜFE yüzde 9, TEFE yüzde
12,5 ve çekirdek enflasyon yüzde 11,2 artış göstermiştir. 9 aylık sonuçlar ve
beklentiler, 2004 yılı için yüzde 12 olarak belirlenen TÜFE’nin, hedefin
altında gerçekleşeceğine işaret etmektedir.
Kamu fiyat artışları, Mayıs ayından itibaren özel sektörün
üzerinde seyretmektedir.
Mevsimsel etkilerin azalmasıyla birlikte tarımın,
enflasyondaki düşüşe olan katkısının azalması ve imalat sanayiindeki fiyat
hareketlerinin TEFE’yi daha fazla etkilemesi beklenmektedir. TEFE’de daha fazla
düşüş sağlanmasının; kamunun fiyat ayarlamaları, petrol dahil global emtia
fiyatlarındaki artışlar ve hizmet sektöründeki katılık çerçevesinde kolay
olmayacağı beklenmektedir.
2005 hedefleri
Hükümet 2005 yılı için
-yüzde 5 büyüme,
-yüzde 8 TÜFE artışı,
-yüzde 6,5 faiz dışı fazla/GSMH
hedeflemektedir.
|