MAKRO EKONOMİ ALT ÇALIŞMA GRUBU DEĞERLENDİRMESİ     

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

Türkiye Bankalar Birliği

Ekonomi Çalışma Grubu

Makro Ekonomi Alt Çalışma Grubu Değerlendirmesi*

13 Temmuz 2005

 

Avrupa Birliği’ne (AB) Mayıs 2004 itibariyle üye olan Doğu Avrupa ülkelerinin bankacılık sektörlerine ilişkin yapılan değerlendirmede, söz konusu ülkelerin bankacılık sektörleri, gerek yapısal ve hacimsel değişimler, büyüklükler, gerekse ürün kullanımları, verimlilik göstergeleri ve yabancı banka payları açısından, Türkiye ve Batı Avrupa bankaları ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

 

Türkiye ve Doğu Avrupa finansal sistemleri birçok açıdan benzerlik göstermektedir. Her iki bölgede de finansal sistemde bankacılık sektörü ağırlıklı pay sahibidir. Ancak bankacılık sektörü gerek mutlak değer gerekse nisbi olarak (milli gelire oran olarak) Batı Avrupa büyüklüklerine göre oldukça küçüktür. Doğu Avrupa ülkelerinin toplam aktifleri milli gelirlerinin yüzde 78’ine ulaşmıştır. Bu oran, yüzde 200’lerin üzerindeki AB-15 seviyesinin oldukça altındadır. Kredi ve mevduat oranlarında da durum benzerdir. Sözkonusu ülkelerde mevduatların milli gelire oranı yüzde 45, kredilerin ise yüzde 32 seviyesindedir. Türkiye’nin kredilendirme oranı ise yüzde 23 ile halen bu ülkelerin de gerisindedir. 

 

İncelenen ülkelerin hepsinde bankaların aracılık fonksiyonu düşüktür. Bu durum, Türkiye’de olduğu gibi, ekonomik koşullardan kaynaklanmaktadır. Bölgede hanehalklarının ürün kullanımları da düşük seviyelerdedir. Örneğin, kişi başına mevduat, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan’da ortalama 1.700 Euro olup, sözkonusu rakam Euro bölgesinde 13.000 Euro düzeyindedir. Türkiye’de ise bu rakam 1.200 Euro ile bu ülkelerin de gerisinde kalmaktadır. Benzer durum yatırım fonları ile sigorta ve emeklilik fonlarında da söz konusudur. İlerleyen dönemde hanehalkı refahının artmasıyla birlikte, ürün kullanımları da artacaktır. Doğu Avrupa ve Türkiye bankacılık piyasaları, önemli ölçüde büyüme potansiyeli olan piyasalardır. Bu nedenle, Batı Avrupa bankaları, AB’nin genişleme vizyonu ile, son yıllarda özellikle Doğu Avrupa piyasalarında faaliyet gösterebilmek için oldukça istekli olmuşlardır. Benzer koşullar Türkiye için de geçerli olacaktır.  

 

Söz konusu ülkelerde bankacılık sektörlerinde çok yüksek oranlarda yabancı payı vardır. Yabancı bankalar tüm Doğu Avrupa bölgesinde ortalamada toplam aktiflerin yüzde 76’sını, sermayenin ise yüzde 71’ini kontrol etmektedirler. Türk bankacılık sektörünün durumu değerlendirildiğinde ise; halen içinde bulunulan koşullar, söz konusu ülkelerin piyasa ekonomisine geçişe başladıkları o zamanki koşullarına göre daha olumludur. Dolayısıyla bu ülkelerdekine benzer yabancı satın alımlarına ve yoğunluğuna benzer bir gelişme olmayacaktır. Sektörün aktif bazında yaklaşık yarısına sahip dört özel bankanın önemli bir kısmı halka açıktır. Devlet bankalarının özelleştirilmesi sürecinde de halka arzlar beklenmektedir. Dolayısıyla tamamının stratejik yatırımcıya satılma olasılığı az görülmektedir. Türkiye’de özel bankaların büyük çoğunluğunun veya tamamının Doğu-Avrupa ülkelerinde olduğu gibi yabancı kontrolüne geçme olasılığı da düşük görülmektedir. ‘004 sonu itibariyle yabancı bankaların Türk bankacılık sistemi toplam aktifleri içindeki payı yüzde 4 düzeyindedir1. Ancak artan yabancı ilgisiyle beraber, bu oranın 2005 yıl sonu itibariyle yüzde 10 seviyesine ulaşabileceği ve bu trendin devam edeceği öngörülmektedir.

 


* Makro Ekonomi Alt Çalışma Grubunun 13.07.2005 tarihli toplantıda Ekonomi Çalışma Grubuna yaptığı sunuma ilişkin değerlendirmedir. Üye görüşleri alınarak 26.07.2005 tarihinde nihai hale getirilmiştir.

1 2004 sonu itibariyle Türkiye’de kurulmuş yabancı sermayeli bankalar ile yabancı banka şubelerinin toplam aktifler içindeki payıdır.