TBB, EKONOMİ ÇALIŞMA GRUBU, MAKRO EKONOMİ ALT ÇALIŞMA GRUBU DEĞERLENDİRMESİ       

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

 

Türkiye Bankalar Birliği

Ekonomi Çalışma Grubu

Makro Ekonomi Alt Çalışma Grubu Değerlendirmesi1

26 Mayıs 2005

  

MAKROEKONOMİ ALT ÇALIŞMA GRUBU DEĞERLENDİRMESİ

 

Kamu maliyesi

 

Hükümet gelecek üç yıllık dönemde de sıkı maliye politikası izleyerek borç yükünün hafifletilmesini ve 2007 sonu itibariyle konsolide bütçe, fonlar, sosyal güvenlik kuruluşları, döner sermayeler ve mahalli idarelerden oluşan Genel Kamu Borçlanma Gereğinin GSYİH’ya oranının yüzde 0,5’e indirilmesini hedeflemektedir.

 

Bütçe’deki iyileşme 2005 yılının ilk dört aylık döneminde de devam etmiştir. Geçen yılın aynı dönemine göre gelirler yüzde 16,5 artarken, harcamalardaki artış sadece yüzde 1,1’le sınırlı kalmıştır. Vergi gelirleri yüzde 23,5 oranında artış göstermiş, faiz harcamaları ise yüzde 19,4 gerilemiştir. Netice itibariyle Ocak-Nisan 2005 döneminde bütçe açığı yüzde 46,6 oranında azalmıştır. Bir başka ifadeyle bütçe açığındaki düşüş, yılın ilk dört aylık döneminde de sürmüştür. Faiz dışı fazlada ise yıllık hedefin yüzde 39,2’sine ulaşılmıştır.

 

Bütçenin ana kalemlerindeki iyileşmelere karşın, sosyal güvenlik harcamalarındaki artış devam etmektedir. Geçtiğimiz yıla kıyasla Ocak-Nisan döneminde sosyal güvenlik harcamaları yüzde 28,8 oranında artmış, toplam harcamalar içindeki payı ise yüzde 18,3’e ulaşmıştır. Ayrıca vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı giderek artmaktadır. Bir başka ifadeyle beyana tabi vergilerin payı azalmakta, vergi tabanı genişlememektedir. 

 

Genel olarak bütçe dengesindeki olumlu performansın devam etmesi kuvvetle muhtemel görülmekte; bütçe açığındaki azalmanın, faizlerin daha da düşmesine yardımcı olması beklenmektedir.

 

Konsolide bütçe toplam borç stoku, Nisan ayında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre YTL bazında yüzde 11,4, dolar bazında ise yüzde 15,8 yükselmiştir. Dolar bazındaki yükselişin daha yüksek olmasında dönem içinde YTL’nin, yabancı paralar karşısında değer kazanması da etkili olmuştur. Nisan 2005 itibariyle iç borç stoku içinde; döviz cinsinden ve dövize endeksli borçların payı yüzde 18,7’den yüzde 16,6’ya, değişken faizli borçların payı ise yüzde 43’den yüzde 41,9’a gerilemiştir. Bir başka ifadeyle iç borç stokunun kur ve faiz risklerine karşı duyarlılığı biraz daha azalmıştır.

 

Enflasyon

 

Nisan ayı sonu itibariyle uçtan uca TÜFE artışı yüzde 8,18, ÜFE artışı ise yüzde 10,17 olarak gerçekleşmiştir. İmalat sanayii fiyatları ise yüzde 14 oranında artış göstermiştir. Yılın ilk dört ayındaki dönemsel artışlar ise TÜFE’de yüzde 1,55, ÜFE’de yüzde 2,18 olmuştur. TCMB tarafından yapılan anketlere göre piyasalar, TÜFE’de yıl sonu için yüzde 7,5, gelecek 12 aylık dönem sonu için ise yüzde 7,1 artış beklemektedir.

 

Yılın ilk dört aylık dönemindeki gerçekleşmeler ile piyasa beklentileri dikkate alındığında 2005 yılında da enflasyon hedefine ulaşılmada önemli bir sıkıntıyla karşılaşılmayacağı anlaşılmaktadır.

 

Büyüme ve istihdam

 

Sınai üretim, 2005 yılının ilk çeyreğinde yüzde 8,2 artış kaydetmiştir. Aylar itibariyle Ocak-Nisan dönemindeki kapasite kullanım oranları, geçtiğimiz yılın oranlarına oldukça yakın seyretmiştir. Kısaca sınai üretim ve kapasite kullanımına ilişkin veriler, yavaşlamakla birlikte ekonomideki büyümenin devam ettiğine işaret etmektedir. 2005 yılında büyümenin yüzde 4,5 - yüzde 6,5 aralığında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

 

2005 yılının ilk çeyreğinde işsizlik oranı yüzde 11,7 olarak gerçekleşmiştir. İşsizlik oranı, geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde yüzde 12,4, son çeyreğinde ise yüzde 10 olmuştur. Yüksek büyüme hızına rağmen işsizlik oranında bir iyileşmenin sağlanamaması artan verimlilik ile açıklanmaktadır.

 

Cari işlemler dengesi

 

Ocak-Mart 2005 döneminde ithalat yüzde 22,9, ihracat yüzde 26,4 oranında artış göstermiş; dış ticaret açığı yüzde 26,4 genişlemiş, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 66,4’e yükselmiştir. Bu dönemde tüketim malı ithalatının sadece yüzde 5,1 oranında artması ve toplam ithalat içindeki payının yüzde 10,3’e gerilemesi dikkat çekicidir. Bu gelişmede, ithal oto satışlarındaki gerilemenin önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.

 

İlk üç aylık dönemde, cari açık yüzde 17,5 oranında artarak 6,3 milyar dolara ulaşmıştır. Son 12 aylık açık ise 16,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Net hata ve noksan kaleminde ortaya çıkan 1,7 milyar dolar tutarındaki giriş sonrasında dış finansman ihtiyacı 4,6 milyar dolar olmuştur.

 

Ortaya çıkan cari açık büyük ölçüde portföy yatırımları ile banka ve şirketlerin sağladıkları dış kredilerle finanse edilmiştir. Yılın ilk üç aylık döneminde yabancıların net hisse senedi alımları geçen yılın tamamının üzerine çıkmıştır.

 

2005 yılında büyüme hızının geçen yılın gerisinde kalacağı, tüketim malı ithalatının hız kesmeye devam edeceği, ABD faizlerinin dış borçlanma imkanlarında önemli bir sıkıntıya neden olmayacağı ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye girişlerinin devam edeceği yönündeki beklentiler çerçevesinde cari açığın finansmanının sorun yaratmayacağı, cari açık/GSMH rasyosunun ise yüzde 4,4-5,5 aralığında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

 

Bankacılık sektörü

 

13 Mayıs itibariyle yıl sonuna göre YTL mevduat yüzde 9,1 oranında, toplam mevduat yüzde 3,1 oranında artış göstermiş, YP mevduat ise YTL’nin yabancı paralar karşısında değer kazanmasının etkisiyle yüzde 4,4 oranında gerilemiştir.

 

Bankacılık sektörü kredi hacmi, YTL kredilerdeki artışın etkisiyle genişlemeye devam etmektedir. Yıl sonuna göre bireysel krediler yüzde 21, tüketici kredileri yüzde 41,1, konut kredileri yüzde 83,8, taşıt kredileri ise yüzde 13,1 oranında artış göstermiştir. Aynı dönemde menkul kıymetler portföyünün sadece yüzde 6,4 büyümesi, bankaların reel ekonomiyi finanse etmek arzusunda olduklarını göstermektedir.

 

13 Mayıs itibariyle sektörün yabancı para net genel pozisyonu –474 milyon dolar olup, bankaların ihtiyatlı bir pozisyon politikası izledikleri anlaşılmaktadır.

 

Riskler

 

Önümüzdeki dönemde 29 Mayıs’da Fransa’da ve 1 Haziran’da Hollanda’da yapılacak AB Anayasası ile ilgili referandumların, Almanya’da yapılacak seçim sonuçlarının, AB ile müzakereler kapsamında Kıbrıs ile ilgili gelişmelerin, ABD’nin faiz politikasının, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın, ABD’nin Suriye ve İran’a yönelik politikalarının, seçim sonrasında Irak’ta yaşanan belirsizliklerin piyasalardaki gelişmeleri etkilemesi beklenmektedir.

       


1 Makroekonomi Alt Çalışma Grubunun 26.05.2005 tarihli Ekonomi Çalışma Grubuna yaptığı sunuma ilişkin değerlendirmedir. Üye görüşleri alınarak 23.06.2005 tarihinde nihai hale getirilmiştir.