|
25
Eylül 2003
Tolga
OKTAY
Şekerbank
T.A.Ş./Müfettiş
tolgay2001@yahoo.com
tolga.oktay@sekerbank.com.tr
BANKACILIK
SEKTÖRÜ ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME
Bankacılık
sektöründeki reorganizasyon ve rehabilitasyon
çalışmaları esasen 2000 yılı itibariyle International
Monetary Fund (IMF) gözetiminde ve denetiminde
uygulanmaya başlayan “Koşullu Destek Antlaşması” çerçevesinde
gündeme gelmiş; ancak asıl önemini 2000 yılı
Kasım ve 2001 yılı Şubat aylarında yaşamış olduğumuz
ağır ekonomik krizlerin ardından kazanmıştır.
54
Banka ve 125 bin’i aşkın çalışanın oluşturduğu
sektör, 2002 yılı sonu itibariyle toplam 130 Milyar
USD’lik aktif büyüklüğü’ne ulaşmış;
ancak mevcut aktif büyüklüğü ile
GSMH’nın sadece % 78’ine denk gelen bir ağırlığa sahip
olabilmiştir. Toplam Aktif Büyüklüğü/G.S.M.H.
oranının Avrupa Birliği ülkelerindeki ortalamasının
yaklaşık % 474 olduğu dikkate alındığında, Bankacılık
sektörünün yeterli büyüklükte
olmadığını; ancak önünde önemli bir büyüme
potansiyelinin bulunduğunu söyleyebiliriz.
Sektörün
Temel Sorunları:
a-
Kamu Kesiminin Borçlanma Gereksiniminin yüksekliği
bankacılık sektörünün gelişimini olumsuz
yönde etkileyen faktörlerin başında gelmektedir.
Bankacılık sektöründe rehabilitasyon ve yapılandırma
çalışmalarının başarıya ulaşmasında ülkenin
içinde bulunduğu ekonomik koşulların, makro ekonomik
dengenin, finansal istikrarın etkisi kuşkusuz yüksektir.
Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar
göz önüne alındığında kamu kesiminin
aşırı borçlanma gereksinimi Bankacılık sektöründe
Crowding-out (Dışlama) etkisi yaratmaktadır. Diğer bir
değişle kamu kesimi, bankaların aktifine el atmış durumdadır.
Halka açık olan Banka bilançoları incelendiğinde,
bilançolardaki Kamu Menkul Değerleri’nin oranı
son yıllarda artış kaydetmiş ve ortalama % 40’lar seviyesini
geçmiştir. Menkul Değerler portföyünün,
toplam aktifler içerisindeki payı 2001 yılında
% 38,9 iken, 2002 yılında % 40,5’ yükselmiştir.
2002 yılı itibariyle Menkul Değerler Portföyünün
% 96,2’si Kamu Borçlanma Senetlerinden oluşmaktadır.
b-
Sektör bilançolarındaki Tasfiye Olunacak
Alacakların payı yüksek seviyededir. 2001 yılında
yaşanan kriz sonrasında ekonomik ve finansal hareketlerdeki
daralma hem Bankacılık sektörünün kredi
hacmini daraltmış, hem de donuk alacaklar kaleminin
nispi oranını yükseltmiştir. Sonradan uygulamaya
giren İstanbul Yaklaşımı çerçevesinde
donuk alacakların/sektördeki kredilere oranı nispeten
düşürülebilmiştir. İstanbul Yaklaşımının
etkisiyle 2001 yılı itibariyle 14 katrilyon TL olan
takip bakiyesi, 2002 yılında 10 katrilyon TL seviyesine
gerilemiştir.
c-
Bankacılık sektörünün sahip olduğu mevduat
yapısı kısa vadelidir. Bankacılık sektörünün
toplam pasif yapısı içerisindeki mevduat kaleminin
%90’nından fazlası 90 günden daha kısa vadeli mevduattan
meydana gelmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu
ekonomik koşulların da etkisiyle oluşan para ikamesi
Bankaların pasifini de etkilemiş ve Döviz Tevdiat
Hesaplarının toplam pasif içindeki ağırlığını
arttırmıştır. Toplam mevduatın %50’sinden fazlası Döviz
Tevdiat Hesaplarından meydana gelmektedir. Bankacılık
sistemine dahil olan mevduatın vade yapısı kısa olmasına
ilave olarak, mevduatların krediye dönüşüm
oranın da %30-35 gibi düşük seviyelerde gerçekleşmektedir.
d-
Sektörde genel olarak özkaynak yetersizliği
görülmektedir. 2002 yılı sonu itibariyle Bankacılık
sektörünün toplam özkaynakları 15,4
Milyar USD seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu özkaynak
büyüklüğü ile Türk Bankacılık
Sektörü Avrupa Birliğine dahil herhangi bir
ülkedeki orta ölçekli bir bankanın
özkaynak büyüklüğüne erişememektedir.
Çözüm
için neler yapılabilir
Özetle
söylemek gerekirse; Bankacılık Sektörünün
yeniden yapılandırılması için yapılması gerekenler
ne yalnızca kamu otoritesine, ne de yalnız sektörün
kendisine bırakılabilir. Çok kısaca ve temel
olarak Bankacılık sektörü üzerinde vergi
diğer maliyet kalemlerinin yükünün ağırlığının
azaltılması, Halka açılmaların teşvik edilmesi,
kamu bankalarının reorganizasyonlarının tamamlanması,
Bankaların gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında
stratejik ortaklık fırsatlarından yararlanmaları gerekmektedir.
Bunlara ilave olarak yüksek kamu açıkları,
enflasyon sorunu, kamu borçlanma gereksinimi
ve kayıtdışı ekonomiyle mücadele gibi pek çok
etkeninde sektör üzerindeki olumsuz etkilerinin
bertaraf edilmesi gerektiği kanısındayım.
|