|
(01/2005)
T.C. ANKARA VALİLİĞİ İl Defterdarlığı Vasıtalı Vergiler Gelir
Müdürlüğü
Sayı : B.07.4.DEF.0.06.12.KDV-1 KONU : Dilekçeniz
....................................
İLGİ : ...................... tarihli dilekçeniz.
İlgide kayıtlı dilekçenizde belirtilen hususlarla ilgili olarak
Defterdarlığımız görüşü aşağıdaki gibidir.
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13' üncü maddesinde,
kurumlar vergisinin birinci maddede yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde
elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının
tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin
uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanununun 38' inci maddesinin birinci fıkrasında,
" Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi
sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında
sahip veya sahiplerce
1- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir. 2-
İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari Kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul
Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41' inci maddeleri
hükümlerine uyulur." hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan ticari kazancın tespitine ilişkin Gelir Vergisi
Kanununun 39'uncu maddesinin 2'nci fıkrasında "Elde edilen hasılat, tahsil
olunan paralarla tahakkuk eden alacakları; giderler ise, tediye olunan ve
borçlanılan meblağları ifade eder." parantez içi hükmü yer almaktadır.
Kanunda yer alan düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, kurum
kazancı, ticari kazanç niteliği taşıdığı ve ticari kazanç gibi tespit
edildiğinden elde etme yönünden tahakkuk esası geçerlidir. Tahakkuk ise gelirin
ve giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesini ifade eder.
Buna göre, kredi kartı ile yapılan vadeli satışlarda satış
tutarı, mal bedeli ile bu işlem karşılığında bankaya ödenecek komisyon tutarının
toplamı olup bu tutar, kredi kartı satış belgesinin ( slip) düzenlendiği anda
miktar ve mahiyet itibariyle kesinleştiğinden söz konusu miktar brüt satış
tutarı olarak dikkate alınacaktır.
Diğer taraftan, firmanızın kredi kartı ile yapmış olduğu vadeli
satış tutarı ile bu satış karşılığında banka tarafından hesabınıza yatırılacak
peşin satış tutarı arasında oluşan ( - ) fark, banka tarafından satıcıdan alınan
komisyon bedeli olup bu tutarın şirketiniz tarafından Vergi Usul Kanunu uyarınca
tevsik edilmesi durumunda safi kurum kazancınızın tespitinde indirim konusu
yapılabileceği tabiidir.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1inci
maddesinde Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olacağı
hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde
katma değer vergisi matrahının, bu işlemleri teşkil eden bedel olduğu; bedel
deyiminin ise malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar
adına hareket edenlerden, bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun
alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerle sağlanan ve para
ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği hüküm
altına alınmıştır.
Yine aynı Kanunun 24 üncü maddesinin (b) bendine göre, ambalaj
giderleri, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıkları ile vergi, resim,
harç, pay, fon karşılığı gibi unsurlar katma değer vergisinin matrahına
dahildir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, imalatçıdan
nihai tüketiciye kadar uzanan satış zincirinde her bir aşama için bir sonraki
halkadan alınan para veya para ile temsil edilen menfaatin tamamı KDV matrahına
dahil edilecektir. Bir başka ifadeyle, her bir aşama itibarıyla tahsil edilen
para veya para ile ifade edilen menfaatlerin toplamı üzerinden fatura
düzenlenecek ve katma değer vergisi hesaplanması gerekecektir. Bunun haricinde,
konuyla ilgili olarak özel durumlar için katma değer vergisi mevzuatında
tanınmış herhangi bir istisna bulunmamaktadır.
Kredi kartıyla yapılan satışlarda, nihai tüketiciden alınan
komisyon bedeli bankaların nihai tüketicilerden aldığı bir komisyon değildir.
Söz konusu komisyon bankalar tarafından kredi kartı karşılığında satış yapan
şirketlerden alınmakta, şirketler de nihai tüketicilere bu komisyonu
yansıtmaktadırlar. Dolayısıyla söz konusu komisyonu da nihai tüketici
ödemektedir.
Bu nedenle, kredi kartı ile yapılan satışlarda müşteriye
yansıtılan komisyon bedelleri katma değer vergisine tabi olup, bu bedelin fatura
ve benzeri belgelerde gösterilmesi durumunda toplam bedel üzerinden katma değer
vergisi hesaplanması ve bunun için ayrı bir belge düzenlenmemesi; ancak alınan
komisyon bedellerinin fatura ve benzeri belgede gösterilmemesi durumunda ise,
şirketiniz tarafından komisyon bedeli için ayrı bir belge düzenlenmesi ve katma
değer vergisi hesaplanması gerekmekte olup söz konusu komisyon üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinin banka tarafından hesabınıza aktarılacağı da
tabiidir.
Öte yandan, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 28'inci
maddesinde banka ve sigorta şirketlerinin, 3226 sayılı Finansal Kiralama
Kanunu'na göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa
olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam
ile olursa olsun nakden veya mahsuben aldıkları paraların, banka ve sigorta
muameleleri vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Uygulama alanına göre çeşitli türleri bulunmakla birlikte genel
olarak kredi kartı çıkaran banka; kredi kartı ile ödemeyi kabul eden üye iş
yerlerinde kredi kartı sahibi kişilerin yapmış oldukları alış veriş bedellerini
ödemeyi garanti eden bir müessesedir.
Kredi kartı uygulamasında kartı veren bankanın gelirini; kart
sahiplerinden alınan giriş veya üyelik aidatları yanında esasen kendilerine alış
veriş bedellerini ödemeyi garanti ettikleri iş yerlerinden alış veriş bedelleri
üzerinden aldıkları komisyonlar oluşturmaktadır. Bu komisyon ise, üye
işyerlerine müşteri temin etme, müşterinin yaptığı alış veriş bedelini ödemeyi
taahhüt etme ve ödeme hizmetinin karşılığıdır.
Buna göre; kredi kartı veren bankalar, kart sahibine gayri
nakdi veya nakdi kredi vermekte olup bankaların bu işlemler nedeniyle bu
kişilerden ve satıcılardan almış oldukları hizmet bedelleri, komisyonlar, faiz
gibi gelirlerin banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulması
gerekmektedir.
Bu nedenle, yukarıda yapılan açıklamalara göre şirketinizce
yapılan satışlar sonucu düzenlenecek fatura ve benzeri belge tutarı ile bankadan
yapılan tahsilat arasındaki fark, ödenen komisyon olarak kabul edilecek; söz
konusu komisyon bankaca tarafınıza fatura ve benzeri belge düzenlenmek suretiyle
(banka dekontu da fatura hükmündedir) banka ve sigorta muameleleri vergisine
tabi olacak ve bu verginin mükellefi olan banka tarafından beyan edilip
ödenecektir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Tezcan ATAY Defterdar a. Defterdar
Yard.V.
|