|
Bu
yazı Sayın Veysi Seviğ'e aittir.
26/12/2002
Türk Ticaret Yasası'nın 272. maddesi hükmü gereği olarak "Özel kanunlarda
aksine hüküm olmadıkça" anonim şirketlerde esas sermaye miktarı beş milyar Türk
Lirası'ndan aşağı olamaz. Bu miktar Bakanlar Kurulu'nca on katına kadar
artırılabilir. Buna paralel olarak aynı yasanın 507. maddesinde de hükme
bağlandığı üzere "Limited şirketin esas sermayesinin en az beş yüz milyon Türk
Lirası olması şarttır."
Bakanlar Kurulu'nun 2001/3500 sayılı Kararı ile Türk Ticaret Yasası'nın
272'nci maddesinde anonim şirketler için 5 milyar Türk Lirası olarak öngörülen
asgari esas sermaye miktarını 50 milyar Türk Lirası'na, aynı yasanın 507'nci
maddesinde limited şirketler için 500 milyon Türk Lirası olarak öngörülen asgari
esas sermaye miktarı beş milyar Türk Lirası'na yükseltilmiştir (19.01.2002 gün
ve 24645 sayılı Resmi Gazete).
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan 2002/2 numaralı tebliğde;
559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) geçici ikinci maddesi uyarınca,
sermayelerini 31.12.1998 tarihine kadar beş milyar Türk Lirası'na çıkarmayarak
münfesih duruma düşen anonim şirketler ve beş yüz milyon Türk Lirası'na
çıkarmayarak münfesih duruma düşen limited şirketler dışında kalan ancak
sermayeleri elli milyar Türk Lirası'ndan az olan anonim şirketler ile beş milyar
Türk Lirası'ndan az olan limited şirketlerin, sermayelerini asgari miktarlara
yükseltmek amacıyla, en geç 31.12.2002 tarihi mesai saati bitimine kadar
müracaat etmeleri gerektiği, bu şekilde başvuruda bulunan şirketlerin sermaye
artırımına ilişkin izin ve tescil işlemlerinin 30.06.2003 tarihine kadar
sonuçlandırılacağı duyurulmuş, bilahere 2002/4 numaralı tebliğ ile de bu
bağlamda en son başvuru süresi 31.12.2003 tarihine, işlemlerin tamamlanma süresi
ise 30.06.2004 tarihine kadar uzatıImıştır (24.08.2002 gün ve 24856 sayılı Resmi
Gazete).
Sermaye artırımı için verilen süreler içersinde gerekli sermaye artırımını
yapmayan veya yapamayan anonim ve limited şirketlerin bu nedenle münfesih duruma
düşecekleri konusu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından duyurulmuş olup,
uygulamada münfesih olma konusunun hukuki anlamı duraksama yaratır hale gelmiş
bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, Vergi Usul Yasası'nın 161. maddesinde, işi bırakmanın,
vergiye tabi olmayı gerektiren işlemlerin tamamen durdurulması ve sona
erdirilmesini ifade ettiği, 162'nci maddesinde ise tasfiye ve iflas hallerinde,
yükümlülüğün vergi ile ilgili işlemlerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam
edeceği ve bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesinin, tasfiye ve iflas
kararlarını ve tasfiyenin veya iflasın kapandığını vergi dairesine ayrı ayrı
bildirmelerinin zorunlu olduğu hususu hükme bağlannmış bu~lunmaktadır.
~Vergi Usul Yasası'nda yer alan bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere;
anonim şirketler ile limited şirketlerin yükümlülüklerinin sona erdirilmesi
tasfiye ve iflas hallerine bağlanmış bulunmaktadır. Bir başka anlatımla
yükümlülerin işi bırakmış sayılabiImesi için işi ile ilgili edinim işlemlerini
durdurmasının yanı sıra, işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve
sabit değerlerinin elden çıkarılması veya bu varlıkların işletme sahiplerince
işletmeden çekilmiş olması, tüzel kişiliğe haiz yükümlülerin ayrıca tasfiye
sürecinin tamamlanarak ticaret unvanlarının sicilden silinmesi gerekmektedir.
Diğer yandan Türk Ticaret Yasası'nın anonim şirketlerle ilgili 274'üncü
maddesinde "Kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya kamu düzenine aykırı işlemler
ve faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan şirketler aleyhine özel kanunlarındaki
hükümler saklı kalmak kaydıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca fesih davası
açılabilir" denilmektedir.
Anonim şirketlerin infisahı, tasfiye ve tasfiyenin yapılış şekli ile ilgili
yapılacak işlemler yasanın 434 ile 454'üncü maddelerinde dözenlenmiş olup,
439'uncu maddesinde "infisah eden şirket tasfiye haline girer" hükmüne yer
verilmiştir.
Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde infisah etmek suretiyle tasfiye haline
giren anonim şirketlerin pay sahipleriyle olan münasebetlerinde dahi tasfiye
sonuna kadar ve ehliyetinin tasfiye amacıyla mahdut (kısıtlı) olan hükmi
şahsiyetini muhafaza ve ticaret unvanlarını (tasfiye halinde) ibaresini ilave
etmek suretiyle kullanmaya devam edeceği, tasfiye haline giren şirketin
organlarının vazife ve seyahiyetlerinin tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri
olan fakat mahiyetleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemleri
kapsadığı, tasfiyenin sona ermesi halinde şirkete ait ticaret unvanının sicilden
terkin edilmesinin tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep
edileceği ve bu talep üzerine terkin keyfiyetinin tescil ve ilan olunacağı
belirtilmiştir.
Bu bilgiler ışığında limited ve anonim şirketlerde tüzel kişiliğin ortadan
kaldırılabilmesi ve mükellefiyet kaydının silinebilmesi için şirketin münfesih
addolunması yeterli olmayıp, bu durumdaki bir şirketin tasfiye veya iflas
yoluyla tasfiyeye tabi tutulması gerekmektedir.
Ancak uygulamada çeşitli nedenlerle yeterli sermayeye sahip olmayan limited
ve anonim şirketler tasfiye sürecine girememekte, bu nedenle de faaliyet
göstermemelerine ve yeterli sermayeye sahip olmamalarına rağmen mükellefiyetleri
de hukuken terkin (silinme) işlemine tabi tutulamamaktadır. |