|
02
Mart 1995 Tarihli Resmi Gazete
Sayı:
22218
VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ
(SIRA NO:238)
Bakanlığımıza intikal eden olaylardan,
Vergi Usul Kanunu ile ilgili olarak farklı uygulamalara neden olduğu anlaşılan
bazı konulardaki tereddütleri gidermek ve uygulama birliği sağlamak amacıyla
aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
A - KAMBİYO SENETLERİ DEFTERİ İLE İLGİLİ
HUSUSLAR
Kambiyo senetleri defteri
tutulması mecburiyeti ile ilgili açıklamalar 234 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğinde açıklanmış olmakla birlikte, bu deftere kaydı gereken kambiyo
senetleri ile kayıt süresi konularında uygulama açısından gerekli görülen
hususlar aşağıda açıklanmıştır.
1 - İşletme tarafından aval
verilen kambiyo senetleri
Türk Ticaret Kanunu'nun 612-614.
maddelerinde düzenlenmiş olan aval müessesesi, poliçe borçlusundan birisi lehine
üçüncü bir şahsın aval vermesi suretiyle, poliçeyi hamil yönünden daha teminatlı
bir hale getirerek poliçenin tedavülünü kolaylaştırmayı amaçlayan poliçeye bağlı
bir kefalettir.
Buna göre, muhatap ve keşidecisi
dışında üzerine aval şerhi konulan poliçeler asıl borçlusu ve alacaklısı
tarafından kayda alındığından, aval şerhi veren üçüncü şahıslar tarafından
kambiyo senetleri defterine kaydedilmesine gerek bulunmamaktadır.
2 - İç işlemler için
düzenlenen çekler
İşletmeye ait mevduat
hesaplarından kasa ihtiyacı için para çekilmesi amacıyla keşide edilen çeklerin
kambiyo senetleri defterine kaydedilmesi zorunlu bulunmamaktadır.
3 - İskonto veya iştira edilen
kambiyo senetleri
İskonto veya iştira edilerek
işletmeye alınan alacaklısı ve borçlusu başka şahıslar olan kambiyo senetlerinin
kambiyo senetleri defterine kaydedilmesi zorunludur.
4 - Kambiyo senetlerinin kayıt
süresi
Kambiyo senetleri defterine,
kambiyo senetlerinin düzenlendiği veya ciro edildiği tarihlerden itibaren 10 gün
içinde kaydedileceği hususu, Vergi Usul Kanununun mükerrer 196. maddesinde hüküm
altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 219/b maddesinde,
"Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili
amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten
müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir.
Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas deftertere 45 günden daha geç intikal
ettirilmesine cevaz vermez." hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümlere göre, kayıtlarını
devamlı olarak muhasebe fişleri, primanato ve bordro gibi yetkili amirlerin imza
ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten mükelleflerin, kambiyo
senetleri defterine yapacakları kayıtlar içinde 45 günlük süreden yararlanmaları
mümkün bulunmaktadır.
5 - İşletme hesabı esasına göre
defter tutan tacirler ile serbest meslek erbabı olan mükelleflerden kambiyo
senetleri alıp vermeleri mutad olmayanların durumu
Söz konusu tebliğin, kambiyo
senetleri defteri tutma mecburiyeti başlıklı bölümünün ikinci paragrafında;
"...Ancak, Vergi Usul Kanunun mükerrer 257. maddesinin Bakanlığımıza verdiği
yetkiye dayanılarak, işletme hesabı esasına göre defter tutan tacirler ile
serbest meslek erbabı olan mükelleflerden, faaliyetleri sırasında bono, poliçe
ve çek alıp vermeleri mutad bırakılmaları uygun görülmüştür...." şeklinde açıklama
yapılmıştır.
Buna göre, işletme faaliyetleri
ile ilgili borçları veya alacakları nedeniyle bir önceki hesap döneminde kambiyo
senetleri almayan ve düzenlemeyen, işletme hesabı esasına göre defter tutan
tacirler ile serbest meslek erbabı olan mükellefler, takip eden yıllarda da
muamelelerin yapılmayacağı hususunda kanaata sahip olmaları halinde, kambiyo
senetleri tutmayacaklardır.
Ancak, bu mükelleflerin
faaliyetleriyle ilgili olarak yıl içerisinde kambiyo senetleri almaları ve
vermeleri halinde ise yeni hesap döneminin başından itibaren bu defteri tutma
zorunlulukları bulunmaktadır.
B - DÖNEM SONU STOKLARININ DEĞERLEMESİ İLE
İLGİLİ HUSUSLAR
Yıl içinde işletme
faaliyetlerinin sürdürülmesi amacıyla temin edilen krediler ve benzeri kaynaklar
için ödenen faiz ve komisyon giderleri ile ithal edilen emtiaya bağlı olarak
ortaya çıkan kur farklarının dönem sonundaki stok maliyetiyle ilgilendirilip
ilgilendirilmeyeceği hususunda gerekli açıklamalar aşağıda yapılmıştır.
Vergi Usul Kanununun
274. maddesinde, satın alınan
veya imal edilen emtianın maliyet bedeli ile değerleneceği hükme bağlanmıştır..
Aynı Kanunun 262. maddesinde ise,
"Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin
artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri. bilumum
giderlerin toplamını ifade eder" hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, giderin
maliyet bedeline intikal ettirilebilmesi için iktisadi bir kıymetin edinilmesi
veya değerinin artırılması için yapılan ödemeler ile bunlara benzer ek diğer
giderlerden olması gerekmektedir.
Bu itibarla, emtianın satın
alınıp işletme stoklarına girdiği tarihe kadar oluşan kur farklarının maliyete
intikal ettirilmesi zorunludur. Stokta kalan emtia ile ilgili olarak daha sonra
ortaya çıkacak kur farklarının ise, ilgili bulundukları yıllarda gider yazılması
veya maliyete intikal ettirilmesi mümkün bulunmaktadır.
İşletmelerin finansman temini
maksadıyla bankalardan veya benzeri kredi müesseselerinden aldıkları krediler
için ödedikleri faiz ve komisyon giderlerinden dönem sonu stoklarına pay
vermeleri zorunlu bulunmamaktadır. Buna göre mükellefler söz konusu ödemelerini
doğrudan gider olarak kaydedebilecekleri gibi, diledikleri takdirde stokta
bulunan emtiaya isabet eden kısmı maliyete dahil edebileceklerdir.
C - ALACAK SENETLERİ VE BORÇ SENETLERİ
REESKONT İŞLEMLERİ
İşletmelerin dönem sonlarında
bilançolarında yer alan senede bağlı alacak ve borçlarının değerleme gününde
kıymetlerine irca edilmesi sırasında iç ve dış iskonto yöntemlerinden hangisinin
uygulanacağı ve bu hesaplamanın hangi faiz oranı esas alınmak suretiyle
yapılacağı hususlarında gerekli açıklamalar aşağıda yapılmıştır.
Bilindiği üzere Vergi Usul
Kanununun 281. maddesinde Alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenir.
Vadesi gelmemiş senede bağlı
alacaklar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz
nispeti açıklanmış ise bu nispet, açıklanmamışsa Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankasının iskonto haddi ve muamelelerinde uyguladıkları faiz haddi ile,
değerleme gününün kıymetine irca ederler." hükmü bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 285. maddesinde ise,
"Borçlar mukayyet değerleriyle değerlenir.
Vadesi gelmemiş olan senede bağlı
borçlar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklanmış ise bu
nispet, açıklanmamışsa Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto
haddinde bir faiz uygulanır.
Banka ve bankerler ile sigorta
şirketleri borçlarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi
ve muamelelerinde uyguladıkları faiz haddiyle değerleme gününün kıymetine irca
ederler.
Alacak senetlerini değerleme
gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme
tabi tutmak zorundadırlar." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda belirtilen hükümlerden
de anlaşılacağı üzere, senede bağlı alacakların ve borçların değerleme günündeki
kıymetlerine irca edilmesi sırasında senet üzerinde faiz nispetinin belli
edilmediği hallerde T.C. Merkez Bankasının resmi iskonto hadlerinin uygulanması
yasal bir zorunluluk olup, alacak senetleri ile borç senetlerinin reeskont
işlemlerinde uygulanacak iskonto yönteminin de T.C. Merkez Bankası tatbikatına
paralellik arzetmesi gerekeceği açıktır.
T.C. Merkez Bankasının reeskont
işlemleri ile ilgili uygulamasında ise vadesine en çok 92 gün kalmış olan
senetler reeskonta kabul edilmekte; senedin vadesinin belirlenmesinde faizin
başlangıç tarihi olarak senedin reeskonta kabul edildiği tarihten bir önceki gün
esas alınmaktadır. Vadesi 92 günden daha fazla olan senetler ise reeskonta kabul
edilmemektedir. İskonto tutarı ise dış iskonto yöntemine göre, yani senedin
itibari değeri üzerinden hesaplanmaktadır.
ÖRNEK 1 - T.C. Merkez Bankasınca reeskonta kabul
edilen vadesine 90 gün kalmış olan 10.000.000 lira değerindeki bir senede
ilişkin iskonto tutarı şu şekilde hesaplanmaktadır.
F= (Axnxt) / 360 (F=İskonto
tutarı, A=Senedin Değeri, n=Faiz oranı, t=Vade)
F= (10.000.000 x 0.55 x 90) / 360
F= 1.375.000 TL.
Merkez Bankasının yalnızca kısa
vadeli senetlere konu olan reeskont işlemlerinde dış iskonto metoduna göre
hesaplama yapılması sorun yaratmamakla birlikte, bu metodun uzun vadeli senetler
için hesaplanan iskonto tutarının senet değerinden daha fazla olması, dolayısı
ile senedin halihazır değerinin negatif olması gibi mantıkla bağdaşmayan bir
sonuçla karşılaşılabilmektedir.
ÖRNEK 2 - 720 gün vadeli 10.000.000 lira nominal
değerli bir senede ilişkin iskonto tutarı şöyledir.
İskonto tutarı F = (Axnxt) / 360
F = (10.000.000 x 0.55 x 720) /
360
F = 11.000.000 TL.
Halihazır senet değeri = Nominal
değer - iskonto tutarı
= 10.000.000 - 11.000.000
= -1.000.000 TL.
Bu itibarla, T.C. Merkez
Bankasınca uygulanan dış iskonto yönteminin çok uzun vadeler taşıyabilecek
senetlerin değerleme günündeki kıymetlerinin hesaplanmasında kullanılması teknik
olarak mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda senede bağlı
alacaklara ilişkin değerleme işlemlerinin, iç iskonto metoduna göre yapılması
gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Diğer taraftan, T.C. Merkez
Bankasınca dış iskonto metoduna göre yapılacak hesaplamalar için tespit edilen
reeskont oranlarının, iç iskonto metodunda faiz oranı olarak esas alınmasının
efektif faiz oranını Merkez Bankasında uygulanan oranın altına düşüreceği,
dolayısıyla Vergi Usul Kanununun yukarıda sözü edilen maddelerinin amaçlamadığı
bir sonuç doğuracağı da açıktır.
T.C. Merkez Bankasınca reeskont
işlemleri için belirlenen faiz oranı, dış iskonto hesaplama yöntemi esas
alınarak avans oranlarına tekabül edecek şekilde belirlenmektedir.
Başka bir deyişle, T.C. Merkez
Bankası tarafından ilan edilen reeskont oranı; dış iskonto yöntemine göre, yani
senedin faizini de içeren nominal değer üzerinden, kısa vadeli avans
işlemlerinde uygulanan faiz oranı ise iç iskonto yöntemine göre, yani senedin
peşin değeri üzerinden yapılacak hesaplamalarda esas alınması gereken faiz
oranlarını temsil etmektedir.
ÖRNEK 3 - Vadesi 90 qün olan bir senede ilişkin
reeskont işleminde, 31.12.1994 tarihi itibariyle, T.C. Merkez Bankasınca
uygulanan reeskont oranı % 55 olup, reeskont tutarı, senedin faizi de ihtiva
eden nominal değeri üzerinden hesaplanmaktadır.
Buna göre, reeskont tutarı:
F = (Axnxt) /360 (F=Reeskont
tutarı, A=Senedin değeri, n=Faiz oranı, t=Vade)
F = (A x 90 x 0.55) / 360 =
0.1375 x A
Senedin peşin değeri ise;
P = A-F (P=Senedin peşin değeri;
A=Senedin nominal değeri, F=Reeskont tutarı)
P=A-0.1375 x A
P = 0.8675 x A'dır.
Senedin peşin değeri üzerinden
hesaplanacak iskonto tutarını nominal değer üzerinden hesaplanacak iskonto
tutarına eşitleyen faiz oranı ise;
F = (Pxmxt) / 360 (F = İskonto
tutarı, P = Senedin peşin değeri, m = İç iskonto faiz oranı, t = Vade)
0.1375 x A = (0.8625 x A x m x
90) / 360
m = (360 x 0.1375 x A) / 90 x
0.8625 x A) = 0.6376 = (Yaklaşık % 64)'dür.
Bu oran yaklaşık olarak yine
31.12.1994 tarihi itibariyle T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avans
işlemlerinde uyguladığı faiz oranına tekabül etmektedir.
Bu itibarla, mükelleflerin hesap
dönemi sonu itibariyle senede bağlı borç ve alacaklarının değerleme gününde haiz
olacakları kıymetleri F = A - [A x 360 / (360 + m x t)] formulüne uygun olarak
iç iskonto yöntemine göre hesaplanacaktır. Bu hesaplamada; faiz oranı olarak
reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranının değil, kısa vadeli avans
işlemlerinde uygulanan faiz oranının esas alınması gerekmektedir.
ÖRNEK 4 - 31.12 1994 tarihinde işletmeye 90 gün vadeli olarak verilen
10.000.000 lira nominal değerli bir senet için reeskont işlemleri aşağıdaki
şekilde yapılacaktır..
F= A - [ A x 360 / (360 + m x t)]
(A= Senedin nominal değeri, m= Faiz; oranı, t= Vade)
F= 10.000.000 - [10.000.000 x 360
/ (360 + 90 x 0.64) ]
F= 10.000.000-8.620.690
F= 1.379.310 TL
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı
üzere, alacak ve borç senetlerinin reeskont işlemine tabi tutulmasında T.C.
Merkez Bankasınca 31.12.1994 tarihi itibariyle kısa vadeli avans işlemleri için
belirlenen % 64'lük faiz oranı dikkate alınmak suretiyle yukarıda belirtilen
formüle göre hesaplama yapılacaktır. Daha sonraki yıllarda da, T.C. Merkez
Bankasınca yıl sonu itibariyle belirlenecek kısa vadeli faiz oranının reeskont
işlemlerinde dikkate alınacağı tabiidir.
D - KANUNİ SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA VERİLEN
BEYANNAME-LERLE İLGİLİ İŞLEMLER
Bilindiği üzere, Vergi Usul
Kanununun 30. maddesinin 4008 sayılı Kanunla değişik dördüncü fıkrasında, "Vergi
beyannamesini kanuni süre geçtikten sonra vermiş olanlara, bu beyannamede
gösterdikleri matrah üzerinden re'sen gerekli tarhiyat yapılır ve bu
beyannameler re'sen takdir için takdir komisyonuna sevk edilmez. Ancak vergi
incelemesine başlanmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra
kendiliğinden verilen beyannameler için bu hüküm uygulanmaz." hükmüne yer
verilmiştir.
Diğer taraftan, Vergi Usul
Kanununun 350. maddesine 4008 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkrada da, vergi
incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevkedildikten sonra
verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra kendiliğinden
verilen beyannameler için ziyaa uğratılan verginin % 50'si tutarında kusur
cezası kesileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen hükümlerle
ilgili uygulama esasları aşağıda açıklanmıştır.
1 - Kanuni süresi içinde
verilmeyen beyannamelerin bu süre geçtikten sonra kendiliğinden
verilmesi
– Verilen beyannameye istinaden
hesaplanan ödenecek vergi için kusur cezası ve birinci derece iki kat usulsüzlük
cezası kesilecek ve bu cezalar birbirleriyle mukayese edilerek ağır olanı
aranılacaktır.
– Verilen beyannamede zarar
beyanı veya mahsuplar gibi nedenlerle ödenecek verginin bulunmaması halinde,
yalnızca birinci derece iki kat usulsüzlük cezası kesilecektir.
- Verilen beyannamede matraha
ilişkin bilgilerin gösterilmemesi gibi matrahın re'sen takdirini gerektiren
diğer sebeplerden birinin de mevcut olması halinde, ilgili dönem matrahı
incelemeye yetkililerce veya takdir komisyonunca belirlenecek ve belirlenen
matrah üzerinden gerekli işlemler yapılacaktır.
Diğer bir anlatımla, kanuni
süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannamelerde Vergi Usul Kanununun 30.
maddesinin 1 numaralı bendi dışındaki re'sen takdir nedenlerinden birinin de
bulunması halinde 4008 sayılı Kanunla değiştirilen 30. maddenin dördüncü fıkrası
ve 350. maddesine eklenen ikinci fıkra uyarınca işlem yapılmayacaktır.
2- Kanuni süresi içinde
verilmeyen beyannamenin daha sonra pişmanlık hükümlerinin uygulanması talebiyle
verilmesi
- Kanuni süre içersinde
verilmeyen beyannamenin daha sonra Vergi Usul Kanununun 371. maddesi uyarınca
pişmanlık talebiyle verilmesi ve pişmanlık şartlarının yerine getirilmesi
halinde pişmanlık talepleri geçerli sayılarak gerekli işlemler
yapılacaktır.
- Pişmanlık talebiyle verilen
beyannamede zarar beyanı veya mahsuplar gibi nedenlerle ödenecek verginin
bulunmaması halinde, pişmanlık talebi kabul edilmeyecek ve bu beyannameler için
de yalnızca birinci derece iki kat usulsüzlük cezası kesilecektir. Ancak, gerek
görülmesi halinde, bu mükellefler nezdinde inceleme yaptırılabilecektir.
- Beyannamenin pişmanlık
talebiyle verilerek, bu talebin kabul edilmesinden sonra pişmanlık şartlarının
ihlal edilmesi halinde ise, bu beyannameye istinaden hesaplanan ödenecek vergi
için kesilecek kusur cezası, birinci derece iki kat usulsüzlük cezası ile
mukayese edilecek ve miktar itibariyle ağır olanı aranılacaktır.
3- Kanuni süresinde verilen
beyannameye ek olarak kanuni süreden sonra düzeltme beyannamesi
verilmesi
Kanuni süre içinde beyannamenin
verilmesinden sonra gerek kendiliğinden gerekse pişmanlık talebiyle verilip
pişmanlık hükümlerinin ihlal edildiği ek beyannameler için usulsüzlük cezası
kesilmeyecek, beyan dışı bırakılan matrah kısmı veya vergi farkı için kusur
cezası kesilecektir.
Ancak, kanuni süre içinde veya
kanuni süresi geçtikten sonra kendiliğinden verilen ve matrah azaltıcı nitelikte
olan ek beyannameler için hiçbir işlem yapılmaksızın incelemeye sevkedilecek ve
inceleme sonucuna göre işlem yapılacaktır.
Kanuni süre geçtikten sonra
verilen beyannamelere istinaden hesaplanan vergiler için tahakkuk fişi, cezalar
için ihbarname düzenlenecek; tahakkuk eden vergi için de ayrıca Vergi Usul
Kanununun 112. maddesine göre gecikme faizi hesaplanacaktır.
E - KAÇAKÇILIK SUÇUNUN TARİFİ İLE İLGİLİ 344.
MADDENİN 1 NUMARALI BENT HÜKMÜNÜN UYGULAMASI
Kaçakçılık suçu ile ilgili 344.
maddede yapılan değişiklik 1.1.1995 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe
girmiştir.
Sözü edilen maddenin 1 numaralı
bendinde; "Vergi Kanunlarına göre tutulması mecburi olan defterleri tutmamak, bu
defterlere kaydı gereken hususları kaydetmemek, vergi matrahının azalmasını
tevlit edecek tarzda tamamen veya kısmen diğer defter veya kağıtlara kaydetmek."
fiili kaçakçılık suçu olarak belirlenmiştir.
Bu hükmünde yer alan "Vergi
Kanunlarına göre tutulması mecburi olan defterleri tutmamak, bu defterlere kaydı
gereken hususları kaydetmemek, ..." ifadesinden, Vergi Usul Kanunu uyarınca
mükellef grupları itibariyle tutulması zorunlu defterlerin tasdik
ettirilmeksizin kullanıldığının veya bu defterlere kaydı gereken muamelelerin
kanuni defterlere kaydedilmediğinin anlaşılması gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla, kanuni
defterlere kaydı gereken hususların kayıt nizamına ilişkin on günlük sürede
işlenmemesi kaçakçılık suçunu oluşturmamakta, bu işlemlerin kanuni defterler
yerine başka defterlere kaydedildiğinin tespiti halinde bu bent uyarınca kastın
varlığının kabul edilmesi icap etmektedir.
F - DENETİMLERDE ALIKONULAN SEVK İRSALİYESİ,
YOLCU LİSTESİ VE İRSALİYELİ FATURALARLA İLGİLİ İŞLEMLER
Bilindiği gibi, 206 ve 211 sıra
numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde, sevk irsaliyesi, yolcu listesi
ve irsaliyeli faturanın mükellefler tarafından en az üç nüsha olarak
düzenlenmesi, iki nüshasının mutlaka emtia veya yolcu taşıyan araçta
bulundurulması, yoklama veya denetim yapan yetkililerce bir nüshasının
alıkonulması, alıkonulan nüshanın ise Defterdarlıklarca Maliye Bakanlığı
Gelirler Genel Müdürlüğü Vergi istihbarat Şubesine gönderilmesi gerektiği
hususlarına yer verilmiştir.
Bundan böyle denetim
elemanlarınca alıkonulan sevk irsaliyesi, yolcu listesi ve irsaliyeli faturalar;
Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Vergi İstihbarat Şubesine
gönderilmeyecek, mükelleflerin vergi dairelerinde bulunan tarh dosyalarına
konulmak üzere ilgili vergi dairelerine intikal ettirilecektir.
|