|
18 Haziran 2002
Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 24789
Maliye
Bakanlığından;
Bakanlığımıza
intikal eden olaylardan, yapılan incelemeler sonucu sahte
veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandığı tespit
edilen mükellefler için kasıt unsurunun araştırılıp
araştırılmayacağı, bu belgeleri bilmeden kullandığı belirlenenler
hakkında vergi suçu raporları düzenlenip düzenlenmeyeceği
hususlarında duraksamaya düşüldüğü anlaşılmış
ve aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
Bilindiği
üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (1) 4369 sayılı
kanunla (2) değişmeden önceki 344 üncü maddesinin
2 numaralı bendinde, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı
belge düzenlemek veya bunları bilerek kullanmak kaçakçılık
fiili olarak belirlenmiş ve bu belgeleri düzenlemek
ya da bilerek kullanmak suretiyle vergi ziyaına neden olunması
halinde oluşan kaçakçılık suçunu işleyenler
hakkında hükmolunacak ağır hapis cezası da değişmeden
önceki 359 uncu maddenin 2 numaralı bendinde düzenlenmiş
idi.
4369 sayılı
kanunlar, 01/01/1999 tarihinden geçerli olmak üzere
ceza hükümlerinde bazı değişiklikler yapılmış
kaçakçılık suçları ile bu suçlar
için hükmolunacak hapis cezalarına yeniden düzenlenen
359 ucu maddede yer verilmiştir. Bu düzenlemede kasıt
unsuru taşıyan ve aynı zamanda nitelikli fiiller kaçakçılık
suçu olarak belirlenmiş ve sahte veya muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi veya bunların
kullanılması da kaçakçılık suçları
arasında sayılmıştır.
Maddede
sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı
halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belge ise gerçek bir muamele
veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet
veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı bir şekilde
yansıtan belge olarak tanımlanmıştır.
Öte
yandan, Türk Ceza Kanununun (3) 1 inci maddesinde suçlar;
cürüm ve kabahat olarak belirlenmiş, aynı Kanunun
45 inci maddesinde de, cürümde kastın bulunmaması
halinin cezayı kaldıracağı hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre;
failin, fiilin oluşturduğu suçtan sorumlu tutulabilmesi
için kastın mevcudiyeti gerekmekte, kasten hareket
edilmiş sayılabilmesi için suçu oluşturan
fiilin bilerek ve isteyerek işlenmiş olması, dolayısıyla
da bunun araştırılması icap etmektedir.
Yukarıdaki
hükümler göz önüne alındığında,
sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgenin gerek
düzenlenmesinin gerekse kullanılmasının kaçakçılık
suçunun oluşması yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi
gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Sahte veya muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi, kastın karinesi
olup, bunun ayrıca değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.
Ancak gerçekte yapılan bir mal veya hizmet alamı
karşılığında mal veya hizmeti sağlayan tarafından kendi
belgesi yerine bir başka mükellefin belgesi verilebilmektedir.
Bu gibi durumlarda iş veya hizmetin mahiyetine göre
belgeyi alan tarafın bu belgenin mal veya hizmein sağlandığı
mükellefe ait olup olmadığını bilemediği durumlar söz
konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlarda sahte belgeyi
kullanmış olan mükellefin, bu belgenin satın aldığı
mal veya hizmeti sağlayana ait olmadığını bilip bilmemesi
önem taşıyacaktır. Şayet kullanıcının belgenin sahte
olduğunu bilmesi gerekiyorsa, bir başka deyimle, kasıt söz
konusu ise burada 359 uncu maddede belirtilen anlamda bir
sahte belge kullanımı söz konusu olacaktır. Aksi takdirde
ise suçun manevi unsuru oluşmadığından durum madde
kapsamında değerlendirilemeyecektir.
Bu itibarla,
kaçakçılık suçunun oluşması sahte veya
muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgenin bilerek kullanılıp,
kullanılmadığının; diğer bir anlatımla, bu kullanımda kastın
bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine ve belirlenmesine
bağlı bulunmaktadır. Yapılan incelemelerde sahte veya muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek, isteyerek kullanılıp
kullanılmadığının vergi incelemesine yetkili olanlarca değerlendirilmesi
ve bu belgeleri bilerek kullandığı sonucuna varılan mükellefler
için vergi suçu raporları düzenlenmesi,
haklarında Cumhuriyet savcılıklarına suçu duyurularında
bulunulması ile bu belgelerin kullanılması sonucu vergi
ziyaına da sebebiyet verilmiş olması halinde 344 üncü
maddenin üçüncü fıkrası uyarınca üç
katı vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekmektedir.
Ancak sahte
veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek
kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasında bu belgeleri
bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellefler adına
vergi suçu raporları düzenlenmemesi ve haklarında
cumhuriyet savcılıklarına suç duyurularında bulunulmaması
icap etmektedir. Ayrıca, bu belgeleri kullanmak suretiyle
vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olması halinde mükellefler
adına 344 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca
vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekmektedir.
Tebliğ
Olunur.
(1) 10/01/1962
tarihli ve 10703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
(2) 29/07/1998
tarihli ve Mükerrek 23417 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
(3) 13/03/1926
tarihli ve 320 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
|