I- KAÇAKÇILIK SUÇUNUN
TARİFİ:
4008 sayılı Kanunun 13.
maddesiyle 1.1.1995 tarihinden geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanununun
344. maddesinde yapılan değişiklikle, kaçakçılık suçu "...mükellef veya
sorumlu tarafından kasten vergi ziyaına sebebiyet verilmesi..." olarak
yeniden tanımlanmıştır. Bu tanıma göre bir tarhiyat için kaçakçılık
cezasının kesilebilmesi vergi ziyaında kasıt unsurunun bulunması şartına
bağlanmıştır.
Yapılan düzenlemeye göre,
vergi ziyaına sebebiyet verilmesinde, kastın varlığına ilişkin ispat
külfeti ilke olarak vergi idaresine yüklenmiş olmakla birlikte vergi
ziyaının maddenin 1-6 numaralı bentlerinde sayılan fıillerin sonucunda
meydana geldiği hallerde karine olarak kastın varlığı kabul edilecektir.
Bu durumlarda kastın varlığının ayrıca
ispat edilmesi gerekli olmayıp mükellef tarafından kastın mevcut
olmadığının iddia edilmesi halinde, ispat külfeti mükellefe ait olacaktır.
Yapılan düzenlemede beyan
dışı bırakılan matrahın, matrah kısmının veya ziyaa uğratılan verginin
belirli miktarı (ölçüleri) aşması kasıt karineleri arasında
sayılmadığından, bu gerekçeye dayanılarak kaçakçılık cezası kesilmesi
uygulamasına son verilmiştir.
Buna göre, beyan dışı
bırakılan matrahın, matrah farkının veya vergi farkının miktarı ne olursa
olsun, maddede 6 bent halinde sayılan kasıt karineleri mevcut olmadığı ve
kastın mevcudiyeti vergi idaresince başka delillerle de ispat edilmediği
taktirde kaçakçılık cezası kesilemeyecektir.
Yapılan değişiklik 1.1.1995
tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu durumda bu tarihten önceki
vergilendirme dönemlerine ilişkin tarhiyatlar hakkında, ilgili
vergilendirme dönemlerinde yürürlükte bulunan hükümler uygulanacaktır.
II - AĞIR KUSURUN
TARİFİ:
4008 sayılı Kanunun 14.
maddesiyle 1.1.1995 tarihinden geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanununun
"Ağır Kusurun Tarifi" başlıklı mükererrer 347. maddesi yeniden
düzenlenmiştir.
Maddenin 1 numaralı
bendinde ağır kusura ilişkin matrah, matrah farkı ve vergi farkı ölçüleri
yeniden belirlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, vergi beyannamelerinde
toplamı 100 milyon liradan az olmamak üzere, beyannamede yazılı vergi
matrahının % 10'unu geçen bir miktarın noksan bildirilmesi halinde veya
beyan dışı bırakılan matrah veya matrah farkı veya yersiz vergi mahsup ve
bildirimleri nedeniyle ödenmesi gereken verginin 40 milyon liradan az
olmamak üzere noksan hesaplanmasına veya bu miktarı aşan verginin haksız
yere iadesine sebebiyet verilmesi hallerinde ağır kusur cezası
kesilecektir.
Buna göre, ceza nev'inin
belirlenmesinde matrah farkı ve vergi farkı olmak üzere iki ölçü esas
alınacaktır.
A) Matrah Farkı Ölçüsüne
Göre Ağır Kusur Cezası:
Matrah farkı ölçüsüne göre,
beyan dışı bırakılan matrahın veya matrah kısmının 100 milyon lirayı ve
beyannamede gösterilen matrahın % 10'unu aşması halinde, ağır kusur cezası
kesilecektir.
Bu ölçüye göre ağır kusur
cezası kesilebilmesi için, 100 milyon liralık ve % 10 nisbetindeki
hadlerin her ikisinin de aşılmış olması şarttır. Beyan dışı bırakılan
matrah kısmı 100 milyon liradan fazla olmakla birlikte, beyannamede
gösterilen matrahın % 10'unu aşmıyorsa veya beyannamede gösterilen
matrahın % 10'undan fazla olmakla birlikte 100 milyon lirayı aşmıyorsa
matrah farkı ölçüsüne göre ağır kusur cezası kesilemeyecektir.
B) Vergi Farkı Ölçüsüne
Göre Ağır Kusur Cezası:
Vergi farkı ölçüsüne göre
ceza nev'inin belirlenmesinde ise, ziyaa uğrayan vergi miktarından hareket
edilecektir.
Beyan dışı bırakılan matrah
veya yersiz mahsup ve indirimler sonucunda ödenmesi gereken verginin 40
milyon liradan az olmamak üzere eksik hesaplanması halinde, ağır kusur
cezası kesilmesi gerekmektedir. Vergi farkı ölçüsüne göre ceza nev'inin
tayininde, matrahın eksik beyan edilmesi ve yersiz mahsup nedenleriyle
ortaya çıkan vergi ziyaı tutan topluca dikkate alınacaktır.
Maddede yapılan düzenlemeye
göre, matrah farkı ve vergi farkı ölçüleri birlikte uygulanacaktır. Bu
hadlerden herhangi birisinin aşılması ağır kusur cezası kesilmesi için
yeterli olacaktır.
Ancak, maddenin 1 numaralı
bendinde, katma değer vergisinin beyan edilmesi gereken dönemden bir dönem
önce veya bir dönem sonra beyan edilmesi halinde ağır kusur cezası
kesilmeyeceğine ilişkin bir hükme yer verildiğinden, katma değer
vergisinin beyan edilmesi gereken dönemden bir dönem önce veya bir dönem
sonra beyan edilmiş olmasından dolayı vergi ziyaının doğması halinde,
matrah farkı ve vergi farkı hadlerinin aşılıp aşılmadığına bakılmaksızın,
kusur cezalı tarhiyat yapılacaktır.
Yukarıdaki hadlere bağlı
olmaksızın ağır kusur cezası kesilmesini gerektiren diğer fiiller de
maddenin 2, 3, 4 ve 5 numaralı bentlerinde sayılmıştır. Maddenin 5
numaralı bendine eklenen hükümle, değişiklikten önce kaçakçılık cezasını
gerektiren fiiler arasında yer alan ticari, zirai ve mesleki kazanç
sahiplerinin faaliyetlerinin vergi dairesinin bilgisi dışında bırakılması,
ağır kusur sayılan filler arasına alınmıştır. Maddenin 2, 3 ve 4 numaralı
bentlerinde yapılan değişiklik ise, bu bentlerde yer alan "ek süre"
ibarelerinin metinden çıkarılmasından ibarettir.
Diğer taraftan, Vergi Usul
Kanununun 349. maddesinde yapılan değişiklikle, ağır kusur cezası, ziyaa
uğrayan verginin iki katına çıkarılmıştır. Buna göre 1.1.1995 tarihinden
sonraki vergilendirme dönemlerinde işlenen ve ağır kusur cezasını
gerektiren fiiller için ziyaa uğratılan verginin iki katı tutarında ceza
kesilecektir.
Yukarıdaki açıklamalara
göre ağır kusur cezası uygulamasına ilişkin örnekler aşağıya alınmıştır.
ÖRNEK 1:
Nisan 1995 dönemine
ilişkin olarak verilen katma değer vergisi beyanı aşağıdaki gibidir:
| K.D.V.
Matrahı |
: |
900.000.000 TL |
| Hesaplanan
K.D.V. |
: |
135
.000.000 TL. |
| İndirilecek K.D.V. |
: |
45.000.000 TL. |
| Ödenmesi
Gereken K.D.V. |
: |
90.000.000 TL. |
Bu dönemle ilgili olarak
yapılan vergi incelemesi sonucunda katma değer vergisi matrahının
105.000.000 lira eksik beyan edildiği tespit edilmiştir.
Bu duruma göre, bu dönemde
ödenmesi gereken katma değer vergisi aşağıda hesaplanmıştır.
| K.D.V.
Matrahı |
: |
1.005.000.000 TL |
| Hesaplanan
K.D.V. |
: |
50
.750.000 TL. |
| İndirilecek K.D.V. |
: |
45.000.000 TL. |
| Ödenmesi
Gereken K.D.V. |
: |
105.750.000 TL. |
Buna göre eksik hesaplanan
katma değer vergisi miktarı 15.750.000 lira olup, maddede yer alan
40.000.000 liralık haddi aşmamaktadır. Ancak, bulunan matrah farkı
beyannamede yazılı vergi matrahının % 10'unu ve 100.000.000 lirayı
aştığından bu mükellefe ağır kusur cezası kesilecektir.
ÖRNEK 2:
Kanuni süresinde
verilen 1995 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi ile 2.000.000.000 lira
matrah beyan edilerek 500.000.000 lira kurumlar vergisi tahakkuk
ettirilmiştir. Daha sonra yapılan inceleme sonucunda 150.000.000 lira
kurumlar vergisi matrah farkı tespit edilmiştir.
Bulunan matrah farkı,
100.000.000 lirayı aştığı halde beyan edilen matrahın % 10'unu
geçmediğinden matrah farkına ilişkin had aşılmamıştır. Bulunan matrah
farkı nedeniyle eksik hesaplanan vergi miktarı 37.500.000 lira olup,
40.000.000 liralık haddi aşmamaktadır. Bu durumda, gerek matrah farkı
gerekse vergi farkı ölçüleri aşılmamış olduğundan bu mükellefe ağır kusur
cezası kesilmeyecektir.
ÖRNEK 3:
Şubat/1995 dönemine
ilişkin olarak verilen katma değer vergisi beyanı aşağıdaki gibidir.
| K.D.V.
Matrahı |
: |
1.000.000.000 TL |
| Hesaplanan
K.D.V. |
: |
150
.000.000 TL. |
| İndirilecek K.D.V. |
: |
80.000.000 TL. |
| Ödenmesi
Gereken K.D.V. |
: |
70.000.000 TL. |
Yapılan inceleme sonucunda
katma değer vergisine ilişkin olarak 95.000.000 liralık matrah farkı
tespit edilmiş, bu dönemde indirim konusu yapılabilecek katma değer
vergisi miktarının ise 80.000.000 lira olmayıp 50.000.000 lira olduğu
tespit edilmiştir.
Bu duruma göre mükellefin
bu dönemde ödeyeceği katma değer vergisi aşağıdaki şekilde hesaplanması
gerekmektedir.
| K.D.V.
Matrahı |
: |
1.095.000.000 TL |
| Hesaplanan
K.D.V. |
: |
164.000.000 TL. |
| İndirilecek K.D.V. |
: |
50.000.000 TL. |
| Ödenmesi
Gereken K.D.V. |
: |
114.250.000 TL. |
Bu durumda bulunan matrah
farkı, beyannamede yazılı vergi matrahının % 10'unu ve 100.000.000 lirayı
aşmamaktadır. Ancak bulunan matrah farkı ve yersiz indirimler nedeniyle
eksik hesaplanan katma değer vergisi toplamı 44.250.000 lira olup,
maddenin 1 numaralı bendinde yer alan 40.000.000 liralık haddi aştığından
bu fark için ağır kusur cezası kesilecektir.
Yukarıya alınan örneklerde,
inceleme sırasında, kasten vergi ziyaına sebebiyet verildiğine dair
delillerin veya 344. maddenin 1-6 numaralı bentlerinde sayılan kasıt
karinelerinin tespit edilmesi halinde ise kaçakçılık cezası kesilecektir.
III - KANUNİ SÜRESİ
GEÇTİKTEN SONRA KENDİLİĞİNDEN VERİLEN BEYANNAMELER İÇİN KUSUR CEZASI:
4008 sayılı Kanunun 2.
maddesiyle 1.1.1995 tarihinden geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanununun
30. maddesinin 4. fıkrasında yapılan değişiklikle, kanuni süresi içinde
verilmeyen beyannamelerin, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir
komisyonuna sevk işlemi yapılmasından önce mükellefler tarafından
kendiliğinden verilmesi halinde matrahın takdir komisyonunca takdiri yoluna
gidilmeksizin bu beyannameler üzerinden re'sen gerekli tarhiyatın
yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu değişikliğe paralel
olarak, 4008 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 1.1.1995 tarihinden geçerli
olmak üzere Vergi Usul Kanununun 350. maddesine bir fıkra eklenerek
kendiliğinden verilen beyannamelerde gösterilen matrah üzerinden
hesaplanan vergi için kusur cezası kesileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hükümlere göre,
mükelleflerce beyannamenin kanuni süre geçtikten sonra pişmanlık
hükümlerinden yararlanma talebi olmaksızın verilmesi veya beyanname
pişmanlık talebi ile verilmekle birlikte pişmanlık şartlarının ihlal
edilmesi hallerinde bu beyannamelerde gösterilen matrahlar re'sen takdir
olunmuş addolunacaktır. Beyannamede gösterilen ve tarhiyata esas olacak
matrahın ve bu matrah üzerinden hesaplanan vergi miktarının Vergi Usul
Kanununun mükerrer 347. maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan hadleri
aşıp aşmadığına bakılmaksızın kusur cezalı vergi tarhiyatı yapılacaktır.
Ancak, bu hükmün
uygulanabilmesi için beyannamenin bu dönemle ilgili olarak vergi
incelemesine başlanılmasından veya matrah takdiri için takdir komisyonuna
sevk işleminden önce verilmiş olması şarttır. Diğer bir anlatımla, kanuni
süresi içerisinde verilmeyen beyannamenin incelemeye başlandıktan veya
matrah takdiri için takdir komisyonuna sevkten sonra verilmesi halinde bu
hükmün uygulanması sözkonusu olmayacaktır. Bu durumda ziyaa uğratılan
vergi için ağır kusur cezası kesilecektir; ayrıca inceleme sonucuna veya
takdir komisyonu kararına göre re'sen gerekli tarhiyat yapılacaktır.
Vergi Usul Kanununun 30.
maddesinin 4. fıkrasında yapılan değişiklik ve 350. maddeye eklenen 2.
fıkra 1.1.1995 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihten sonra
kendiliğinden verilen beyannameler için beyannamelerin ilgili oldukları
vergilendirme dönemlerine bakılmaksızın, yukarıdaki açıklamalara göre
gerekli işlemler yapılacaktır.
IV - ÖZEL USULSÜZLÜKLER
VE CEZALARI:
4008 sayılı Kanunun 17.
maddesiyle Vergi Usul Kanununun 353. maddesinin başlığı "Fatura ve benzeri
evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine
uyulmaması" şeklinde değiştirilmiş ve madde yeniden düzenlenmiştir.
6.7.1994 tarihinden geçerli olmak üzere maddede yapılan değişiklikler
aşağıda açıklanmıştır.
A - Özel Usulsüzlük
Cezası Kesilmesinde Üst Sınır Kaldırılmıştır:
Maddenin 1 numaralı
bendinde yapılan değişiklikle, fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu
ile serbest meslek makbuzunu vermeyen ve almayanlara bu belgelere
yazılması gereken meblağın %3'ü nispetinde uygulanmakta olan usulsüzlük
cezası nispeti %25'e çıkarılmış, cezanın asgari miktar da her bir belge
için 1.000.000 lira olarak belirlenmiştir. Değişiklikten önceki hükümde
yer alan, bir takvim yılında her bir belge için kesilecek özel usulsüzlük
cezası toplamına ilişkin üst sınıra yeni düzenlemede yer verilmemiştir.
Yukarıda açıklanan
hükümler, bahis konusu bentte sayılan belgelerin alınmadığına ve
veı-ilmediğine ilişkin olarak 6.7.1994 tarihinden sonra yapılan tespitler
için uygulanacaktır. Bu tarihten önce yapılan tespitler için özel
usulsüzlük cezası kesilmesinde, tespitlerin yapıldığı tarihte yürürlükte
bulunan hükümler dikkate alınacaktır.
B - Perakende Satış
Vesikalarını Düzenlemeyenler İçin Kesilecek Özel Usulsüzlük Cezası
Artırılmıştır:
Maddenin 2 numaralı
bendinde perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş
ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi,
günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu
getirilen belgelerin kullanılmadığının, düzenlenmediğinin,
bulundurulmadığının, irsaliye ve yolcu listelerinin ayrıca taşıtta
bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerde aslı ile örneğinde farklı
meblağlara yer verildiğinin veya gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin
tespiti halinde, her bir belge için 1.000.000 lira özel usulsüzlük cezası
kesileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca bu değişiklikten
önce 2 numaralı bentte yer alan ve bir takvim yılı içinde her bir belge
nev'ine ilişkin olarak kesilecek özel usulsüzlük cezaları toplamının her
bir tespit için 7.500.000 lirayı aşmamak üzere 75.000.000 lirayı
geçmeyeceğine ilişkin hükme, yeni düzenlemede yer verilmemiştir. Buna
göre, bu bentte sayılan usulsüzlük fiilleri için bir sınırlamaya tabi
olmaksızın düzenlenmeyen belge sayısı dikkate alınarak özel usulsüzlük
cezası kesilebilecektir. Örneğin, aynı yıl içerisinde, birinci tespitte 40
adet, ikinci tespittede de 50 adet ödeme kaydedici cihaz fişi
düzenlenmediği tespit edildiği taktirde, birinci tespit için (40x
1.000.000) 40.000.000
lira, ikinci tespit için de (50x1.000.000) 50.000.000 lira olmak üzere
toplam 90.000.000 lira özel usulsüzlük cezası kesilebilecektir.
C - Mükellef
Olmayanların Satın Aldıkları Mallar ve Hizmetler İçin Belge Almamaları
Halinde de Özel Usulsüzlük Cezası Kesilecektir:
Maddenin 3 numaralı bendi
ile Vergi Usul Kanununun 232. maddesinin birinci fıkrasının 1-5 numaralı
bentlerinde sayılanlar dışında kalanların (nihai tüketiciler, götürü
usulde vergiye tabi çiftçiler gibi), satın aldıkları mal veya hizmetler
için fatura, serbest meslek makbuzu, perakende satış fişi, ödeme kaydedici
cihaz fişi, giriş ve yolcu taşıma bileti veya sattıkları mal ve hizmetler
için gider pusulası veya müstahsil makbuzu almadıkları taktirde bu
kişilere özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, belge
almayanlara 353. maddenin 3 numaralı bendi uyarınca özel usulsüzlük cezası
kesilebilmesi için belge almadığına dair tespitin Vergi Usul Kanununa göre
vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından yapılmış olması şarttır.
Yoklama yetkisine sahip olup, vergi incelemesine yetkili olmayanlar
tarafından yapılan tespitlere istinaden bu bent hükümlerine göre belge
almayanlar adına usulsüzlük cezası kesilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ancak
bu tespitlere dayanılarak, belge düzenlemeyenler adına özel usulsüzlük
cezası kesileceği tabiidir.
Birinci ve ikinci sınıf
tüccarlar, serbest meslek erbabı, kazançları götürü usulde tespit olunan
tüccarlar, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler ve vergiden muaf
esnafın bu bentte sayılan alınması zorunlu olan belgeleri almadıklarının
tespiti halinde ise bu kişilere bu bent hükümlerine göre değil, maddenin 1
numaralı bendine göre özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
Yapılan düzenlemeye göre,
belge almayanlara bu bent hükümleri uyarınca kesilecek özel usulsüzlük
cezasının miktarı ise bu belgeleri düzenlemeyenlere kesilecek özel
usulsüzlük cezasının beşte biri olarak belirlenmiştir.
ÖRNEK: 100.000.000 lira tutarındaki beyaz
eşyanın nihai tüketici durumundaki bir şahsa satıldığı, ancak bu satışla
ilgili fatura düzenlenmediği vergi inceleme elamanlarınca tespit
edilmiştir. Bu tespite dayanılarak:
– Satıcı mükellef adına
fatura düzenlememekten dolayı Vergi Usul Kanununun 350/l. maddesi uyarınca
(100.000.000x%25) 25.000.000 lira özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
– Alıcı adına da fatura
almaması nedeniyle Vergi Usul Kanununun 353/ 3. maddesi uyarınca
(25.000.000x1/5) 5.000.000 lira özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
Bu bent hükümlerinin uygulanmasında, belge alınmadığına
ilişkin tespit tutanağının belge almayanlara verilen örneği ceza
ihbarnamesi yerine geçecektir. Cezanın, tutanağın alıcıya verildiği
tarihten itibaren 7 gün içerisinde, tespitin yapıldığı yeri, yetki alanı
içerisinde bulunduran vergi dairesine ödenmesi esastır. Cezanın ödeneceği
bu vergi dairesi tutanağa yazılacak ve tutanağın bir örneği de tutanakta
belirtilen vergi dairesine gönderilecektir. Adına tutanak düzenlenenler bu
cezayı tutanağın kendilerine verilen örneğini ibraz etmek ve tutanakta
belirtilen vergi dairesini belirtmek suretiyle başka bir vergi dairesine
de ödeyebileceklerdir. Cezanın tespit tutanağının düzenlendiği gün
ödenmesi halinde yarısı indirilecek, 7 gün geçtiği halde ödenmemiş olması
halinde ise ceza iki kat olarak tahsil edilecektir.
Buna göre, yukarıda verilen
örnekte alıcı adına kesilen 5.000.000 lira özel usulsüzlük cezası, tespit
tutanağının düzenlendiği tarihte ödendiği taktirde ceza 2.500.000 lira, 7.
günün bitimine kadar ödenmesi halinde 5.000.000 lira, bu tarihten sonra
ise 10.000.000 lira
olarak tahsil edilecektir. Ancak bu hükümler yalnızca belge almayanlar
için geçerli olup, belge düzenlemeyenlere kesilecek özel usulsüzlük
cezalarında genel hükümler çerçevesinde işlem yapılacaktır.
D - Günü Gününe
Tutulması Zorunluluğu Bulunan Defterlerin İşyerinde Bulunmaması Halinde
Özel Usulsüzlük Cezası Kesilmeyecektir:
Maddenin 4 numaralı
bendinde günü gününe tutulma zorunluluğu bulunan defterlerin tutulmaması
veya yoklama ve incelemeye yetkililere ibraz edilmemesi ile vergi
kanunlarının uygulaması ile ilgili levhaların bulundurulmaması veya
asılmamasına ilişkin tespitlere dayanılarak kesilecek özel usulsüzlük ceza
miktarı 1.000.000 lira olarak belirlenmiştir.
Ancak günlük defterlerin
işyerinde bulundurulması zorunluluğuna, yeni düzenlenen bent hükmünde yer
verilmemiştir. Bu nedenle, günlük defterlerin işyerlerinde bulunmadığına
ilişkin olarak yapılan tespitlere dayanılarak özel usulsüzlük cezası
kesilmeyecektir. Bu mükelleflere günlük defterlerini ibraz etmeleri için
uygun süre verilecek, verilen süre içinde ibraz edilmemesi halinde ise
352-I/4
maddesi uyarınca
işlem yapılacaktır.
E - İşyeri Kapatma
Cezalarına Bağlı Olarak Uygulanan Özel Usulsüzlük Cezaları Yeniden
Düzenlenmiştir:
Maddenin 5 numaralı
bendinde, haklarında Vergi Usul Kanununun mükerrer 354. maddesi uyarınca
işyeri kapatma cezası verilen mükelleflere kesilecek özel usulsüzlük
cezalarının miktarı yeniden belirlenmiştir. Yapılan düzenlemeye göre
işletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerden, işyerlerinin
kapatılmasına karar verilenlere bir takvim yılı içindeki birinci uygulama
için 2.000.000 lira, ikinci uygulama için 4.000.000 lira, daha sonraki her
uygulama için 8.000.000 lira özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Bilanço
esasına göre defter tutanlar ile serbest meslek erbabı için bu cezalar bir
kat artırılarak uygulanacaktır.
Diğer taraftan, yapılan
düzenlemeye göre, sözkonusu cezalar işyerinin kapatılması
beklenilmeksizin, valilikçe kapatma kararı alınmasını müteakiben
kesilebilecektir. İşyeri kapatma cezasının para cezasına çevrilmek
suretiyle uygulanması, mükellefler adına bu bent uyarınca özel usulsüzlük
cezası kesilmesine engel teşkil etmeyecektir.
F - Bakanlıkça
Belirlenen Muhasebe Standartlarına Uyulmaması Halinde Özel Usulsüzlük
Cezası Kesilecektir:
Maddeye eklenen 6 numaralı
bentte Vergi Usul Kanununun 175 ve mükerrer 257. maddelerine göre
belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali
tablolara ilişkin usul ve esaslara uyulmaması halleri özel usulsüzlük
fiili olarak belirlenmiş ve bu fiiller için 25.000.000 lira özel
usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır.
V - İŞYERİ KAPATMA
CEZASI:
4008 sayılı Kanunun 18.
maddesiyle Vergi Usul Kanununun "İşyeri Kapatma Cezası" başlıklı mükerrer
354. maddesine, üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere iki yeni fıkra
eklenmiştir. Yapılan değişiklik, 4008 sayılı Kanunun Resmi Gazetede
yayımlandığı 6.7.1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe
girmiştir.
Bu maddeye eklenen dördüncü
fıkra ile haklarında işyeri kapatma kararı verilen mükelleflerin
işyerlerinin kapatılmasından önce yazılı olarak talepte bulunmaları
halinde, işyeri kapatma cezasının para cezasına çevrilmesine imkan
tanınmaktadır. Ancak, işyeri kapatma cezasının para cezasına çevrilmesi
bir takvim yılı içinde yalnızca bir defa uygulanacaktır. İşyeri kapatma
cezasının para cezasına çevrilmesinden sonra aynı takvim yılı içerisinde
aynı işyeri için verilen kapatma cezaları para cezasına çevrilmeyecektir.
Para cezasının hesaplama
şekli ise maddeye eklenen beşinci fıkrada düzenlenmiştir. Buna göre
kesilecek para cezası, mükellefin bir önceki takvim yılına ilişkin olarak
gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan ettiği istisnaların
düşülmesinden önceki kazancının %5'i olarak hesaplanacaktır. Bu şekilde
hesaplanacak para cezası tutarı ise kapatma kararına ilişkin yazının
mükellefe tebliğ edildiği tarihte yürürlükte bulunan ve sanayi sektöründe
çalışan 16 yaşından büyük işçiler için belirlenen asgari ücretin bir
yıllık brüt tutarından az olmayacaktır.
Mükelleflerin, işyeri
kapatma cezasının para cezasına çevrilmesine imkanından
yararlanabilmeleri, idarece hesaplanıp kendilerine yazı ile bildirilen
para cezasını bu yazının tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün
içerisinde tamamen ödemeleri şartına bağlı bulunmaktadır. Para cezası
belirlenen süre içerisinde ödenmediği taktirde, talep geçersiz sayılarak
işyerinin derhal kapatılması yoluna gidilecektir.
Bu madde hükmü 6.7.1994
tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla beraber belge düzenine uyulmadığına
ilişkin olarak bu tarihten önce yapılan tespitler nedeniyle uygulanması
gereken ancak henüz uygulanmamış bulunan işyeri kapatma cezaları da
mükelleflerin talepte bulunmaları halinde para cezasına çevrilebilecektir.
İşyeri kapatma cezasının
para cezasına çevrilmesi ile ilgili uygulama aşağıda belirtildiği şekilde
yürütülecektir.
1 - İlgili vergi
dairesince, kapatma kararına ilişkin yazının mükellefe tebliği izleyen 3
günün bitimine kadar beklenilecektir. Bu süre içinde mükelleflerce kapatma
cezasının para cezasına çevrilmesi için yazılı talepte bulunmaması halinde
izleyen günden başlamak üzere işyeri kapatma cezası uygulanacaktır.
2 - İlgili vergi dairesince
kapatma cezasının para cezasına çevrilmesine ilişkin dilekçenin verildiği
günü izleyen günden başlamak üzere en geç 7 gün içerisinde para cezası
tutarı hesaplanacak ve hesaplanan para cezası tutarının bildirimine
ilişkin yazı memur eliyle mükellefe tebliğ edilecektir.
3 - İşyeri kapatma
cezasının para cezasına çevrilmesine ilişkin işlemler 181 sıra numaralı
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca kapatmaya ilişkin valilik onayını
alan vergi dairesince yürütülecektir.
4 - Para cezasının
hesaplanmasında, beyannamede yer alan ve hakkında kapatma kararı alınan
işletme ile ilgili olmayan kazanç ve iratlar dikkate alınmayacaktır.
Örneğin, iki ayrı işletmesi için ticari kazanç beyan eden mükellefin
işletmelerinden biri için uygulanacak olan işyeri kapatma cezasının para
cezasına çevrilmesinde yalnızca kapatılacak işletmeden elde edilen ticari
kazanç tutarı esas alınacaktır.
5 - Aynı işletmenin birden
fazla işyerinin bulunması halinde işyeri kapatma cezasının para cezasına
çevrilmesinde, kapatılacak işyerine isabet eden kazanç tutarı esas
alınacaktır. Ancak kapatılacak işyeri kazancının beyanname ve eklerinden
işyerleri itibariyle ayrılmasının mümkün olmaması halinde dönem kazancının tamamı üzerinden
para cezası hesaplanacaktır.
6 - Yeni işe başlayanlar
için kesilecek para cezası, asgari ücretin bir yıllık brüt tutarı esas
alınmak suretiyle hesaplanacaktır.
VI - KAÇAKÇILIĞA
TEŞEBBÜS SUÇUNUN TARİFİ:
4008 sayılı Kanunun 19.
maddesiyle bu Kanunun yayım tarihi olan 6.7.1994 tarihinden geçerli olmak
üzere Vergi Usul Kanununun 358. maddesi yeniden düzenlenmiştir.
Maddenin 1 numaralı
bendinde yapılan değişiklikle, fatura, gider pusulası, serbest meslek
makbuzu ve müstahsil makbuzunun bir hesap dönemi içerisinde dört defa
düzenlenmemesi ile vesikasız mal bulundurma fiilinin aynı hesap dönemi
içinde iki defa tespiti kaçakçılığa teşebbüs suçu olarak belirlenmiştir.
Sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi ve günlük müşteri
listelerinin bir hesap dönemi içinde iki ayrı tarihte düzenlenmemesi
fiilleri ise kaçakçılığa teşebbüs suçu kapsamından çıkarılmıştır.
Madde hükmünün 6.7.1994
tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle, 1.1.1994 tarihinden önceki
dönemlerle ilgili olarak yalnızca fatura, gider pusulası, serbest meslek
makbuzu ve müstahsil makbuzlarının düzenlenmediğine ilişkin tespit
sayısının dört veya daha fazla olması halinde suç duyurusunda
bulunulacaktır. Bu belgelerle ilgili tespit sayısının dörtten az olması
halinde kaçakçılığa teşebbüs suçu oluşmadığından, bu konuda işlem
yapılmayacaktır. Ancak 1.1.1994 tarihi ile maddenin yürürlüğe girdiği
6.7.1994 tarihleri arasında yapılan tespitler, 1994 takvim yılı ile ilgili
kaçakçılığa teşebbüs suçunun uygulanmasında dikkate alınacaktır.
Sevk irsaliyesi, taşıma
irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ve ödeme kaydedici cihaz
fişi düzenlenmediğine ilişkin olarak 6.7.1994 tarihi öncesi ve sonrası
yapılmış ve yapılacak olan tespitler kaçakçılığa teşebbüs suçu
uygulamasında dikkate alınmayacaktır.
Maddenin 2 numaralı
bendinde ise, Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına
rağmen durmayan aracın sürücüsünün bu fiili kaçakçılığa teşebbüs suçu
olarak belirlenmiştir. Bu hükmün uygulanmasında, "cezaların şahsiliği"
prensibinin gereği olarak, suçun asli maddi faili olan sürücü hakkında suç
duyurusunda bulunulması esas olmakla birlikte, sürücünün, bu fiili araç
sahibinin veya diğer şahısların talimat ve telkinleri sonucunda
işlendiğinin tespiti halinde Türk Ceza Kanununun 64 ve 65. maddeleri
uyarınca, suça aslen veya fer'an iştirak eden bu şahıslar hakkında da suç
duyurusunda bulunulacaktır.
Değişiklikten önce maddenin
3 numaralı bendinde yer alan muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge
basanlar veya basıp dağıtanlar, yönetmelikte belirtilen bildirim görevini
yerine getirmeyen anlaşmalı matbaa işletmecileri ile ilgili hüküm ve 4
numaralı bentte yer alan tutulması veya düzenlenmesi zorunlu belgeleri
usulsüz olarak basan ve bu belgeleri kullananlara ilişkin hüküm
birleştirilerek maddenin 3 numaralı bendi olarak yeniden
düzenlenmiştir.
Ayrıca 4008 sayılı Kanunun
38. maddesi ile 3100 sayılı Kanunun mükerrer 8. maddesinde yer alan "bir
hesap dönemi içerisinde iki ayrı tarihte ödeme kaydedici cihaz fişi
düzenlenmemesinin kaçakçılığa teşebbüs suçu olduğuna" dair hüküm de madde
metninden çıkarılmış bulunduğundan, bundan böyle bu tespitler nedeniyle
kaçakçılığa teşebbüs raporu düzenlenmeyecektir.
VII - KAÇAKÇILIKTA HAPİS
VE MESLEKTEN MEN CEZASI:
4008 sayılı Kanunun 20.
maddesi ile Vergi Usul Kanununun 359. maddesinin birinci fıkrasında
yapılan değişiklikle kaçakçılık suçunu işleyenler için öngörülen hürriyeti
bağlayıcı cezanın alt sınırı "üç ay"dan "altı ay"a çıkarılmıştır. Bu hüküm
1.1.1995 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğinden, bu tarihten sonra işlenen fiillere
uygulanacaktır.
VIII - KAÇAKÇILIĞA
TEŞEBBÜSÜN CEZASI:
4008 sayılı Kanunun 21.
maddesiyle 1.1.1995 tarihinden geçerli olmak üzere 360. madde yeniden
düzenlenmiştir.
Yapılan değişiklikle
kaçakçılığa teşebbüs suçunu işleyenler için öngörülen hapis cezasının alt
sınırı "bir ay"dan "üç ay"a çıkarılmış ve hapis cezasının para cezasına
çevrilmesi halinde bu para cezasının ertelenemeyeceği hükme
bağlanmıştır.
IX - UZLAŞMA MEVZUU VE
TARHİYAT ÖNCESİ UZLAŞMA:
4008 sayılı Kanunun 22.
maddesiyle 1.1.1995 tarihinden geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanununun
Uzlaşma Müessesesi ile ilgili Ek 1 ve Ek 11. maddelerinin birinci
fıkraları yeniden düzenlenmiştir.
Ek 1. maddenin birinci
fıkrasında yapılan düzenleme sonucu, ikmalen re'sen veya idarece tarh
edilen vergilere kaçakçılık suçu cezasının kesilmesi halinde hem vergi hem
cezanın uzlaşma mevzuu yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm 1.1.1995
tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdiğinden, 1.1.1995 tarihinden
sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak vergi dairelerince
ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilecek vergilere kaçakçılık suçu
cezasının kesilmesi halinde gerek vergi gerekse ceza için uzlaşma
yapılmayacaktır. 1.1.1995 tarihinden önce veya sonra hangi tarihte tebliğ
edilmiş olursa olsun 31.12.1994 tarihinden önceki vergilendirme
dönemlerine ilişkin olarak ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen
vergiler ile bu vergilere kesilen kaçakçılık cezaları için 1.1.1995
tarihine kadar yürürlükte olan hükümler uygulanacak ve mükelleflerin talep
etmeleri halinde uzlaşma komisyonlarınca uzlaşma günü tayin edilerek
uzlaşma mevzuu yapılacaktır.
Tarhiyat öncesi uzlaşma ile
ilgili Ek 11. maddede yapılmış olan değişiklik, Ek 1. maddede yapılmış
olan değişiklik paralelinde olduğundan bu konuda da yukarıda Ek 1. madde
için yapılmış olan açıklamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.
Diğer taraftan yeni
düzenleme sonucu sadece kaçakçılık suçu cezası kesilen veya kesilecek olan
tarhiyatlar uzlaşma kapsamı dışında kalmış olduğundan kusur veya ağır
kusur cezası kesilmiş veya kesilecek olan tarhiyatlar için mükelleflerin
uzlaşma talep etmeleri halinde gerek tarhiyat öncesi gerekse tarhiyat
sonrası uzlaşma komisyonlarınca bu talepler değerlendirilerek yürürlükteki
uzlaşma hükümleri çerçevesinde gereğince işlem yapılacaktır.
Tebliğ
olunur.