27/1/1951 GÜNLÜ
VE 4 SERİ SAYILI GENEL TEBLİĞE EKTİR
Vergi Usul Kanununun 42 nci
maddesi gereğince, her il merkezindeki ticaret odaları, ticaret odası bulunmayan
yerlerde belediyelerce kurulmuş olan özel komisyonlar tarafından tesbit edilmiş
bulunan ortalama kâr hadlerinin tatbik süresi sona ermiş olduğundan, 1952 ve
1953 yılları için muteber olmak üzere, mezkûr kâr hadlerinin yeniden tesbiti
lâzım gelmektedir.
1. Yapılan vergl incelemelerinde,
perakende ticaret erbabı ile, otel, gazino, lokanta, kahvehane, kır bahçesi,
plâj ve emsali gibi eğlence ve istirahat yerlerini işletenlerin beyannamelerinde
gösterdikleri gayrisâfi kazançların, sözü edilen ortalama kâr hadlerine nazaran
açık bir surette düşük olduğunun görüldüğü ve düşüklük, mükellef tarafından
haklı sebeplerle izah olunmadığı gibi bu cihet icra olunan inceleme ile de meydana
çıkarılamadığı takdirde, beyan edilen gayrisâfi kazançlar yerine resen takdir
komisyonları tarafından tayin olunacak kazançların nazara alınması, Gelir
Vergisi Kanununun 98 inci maddesi hükmü icabıdır.
Ortalama kâr hadlerinin,
Defterdarın yazılı talebinden itibaren üç ay içinde il ve ilçe itibariyle
tesbiti gerektiğinden, Bakanlığımızca emtia ve iş nevilerine göre hazırlanıp 4
numaralı genelge ile birlikte evvelce gönderilmiş olan cetvellerden, mevcudu
bulunan defterdarlıklar bunları, olmayanlar ise bu cetvellerden çıkaracakları
kopyaları, bir yazı ile ticaret odasına ve ticaret odası olmayan yerlerde
belediyeye tevdi eylemeleri lâzım gelir. İl ve ilçelerde mevcut olduğu halde
mezkûr cetvellerde yazılı bulunmayan emtia ve iş nevilerinin bu cetvellerin
altına ayrıca ilâve edilmekle beraber Bakanlığa da malûmat verilmesi gerekir.
Cetvellerin mahiyeti ve
mükelleflerin defter kayıtlarına göre, gayrisâfi kazancının ne suretle
bulunabileceği hakkında 4 numaralı genelgede kâfi izahat mevcuttur.
Ancak, 1950 ve 1951 yılları için
tesbit edilmiş olan ortalama kâr hadlerine ait cetvellerin tetkikinden, tesbiti
yapan komisyonların işbu kâr hadlerini ayrı ayrı manada anlamaları sâfi kâr
haddi, gayrisâfi kâr haddi, asgari veya azamî kâr haddi gibi neticesinde
hakikatle kabili telif olmayacak takdirlerde bulundukları görülmüştür.
Gelir Vergisi Kanununun 98 inci
maddesine göre, bu madde şumulüne giren mükelleflerin kazançlarının resen
takdirine tevessül olunabilmesi için, beyan edilen gayrisâfi kazançların
yukarıki esaslara göre tesbit edilecek kazanca nisbetle bariz bir düşüklük
arzeylemesi lâzımdır. Böyle bir mukayesenin yapılabilmesi için, her iki
kazancın, diğer bir ifade ile, gerek mükellefin beyanı itibariyle gerekse
komisyonca tesbit edilecek kâr hadlerinin, gayrisâfi kârlara ait nisbeti
göstermesi zaruridir. Bundan başka, mezkûr madde hükmü ile kabul edilmiş olan
esasa göre, ortalama kâr haddi (gayrisâfi kâr nisbeti) ;
a) Emtia üzerine iş yapanlarda,
gayrisâfi kazancın, satılan emtianın maliyetine,
b) Eğlence ve istirahat yerleri
işletenlerde, gayrisâfi kazancın, işletme giderlerine nisbetini ifade
eylemektedir.
Buna nazaran, gayrisâfi kazanç
miktarları tayin olunurken, satış bedelleri veya işletme hasılatından, emtia
üzerine iş yapanlarda emtia maliyetine giren giderlerin, eğlence ve istirahat
yerleri işletenlerde ise, işletme giderlerinin tenzili ile iktifa olunması, bu
giderler haricinde kalan masrafların nazarı itibara alınmaması iktiza eder.
Emtia maliyet bedeline, emtia
mübayaa bedeli, emtianın iş yerine nakline kadar ihtiyar olunan bilûmum nakliye
ücretleri, mübayaa ile alâkalı olarak ödenen komisyonlar, ambalâj masrafları
gibi, giderler dahildir. Buna mukabil emtianın tedariki ile alâkalı
bulunmadıkları için, (iş yeri kirası, elektrik, havagazı ve mümasili
masraflarla, amortismanlar, işçi ücretleri, işletme ile alâkalı olarak ödenen
vergiler, zarar ve ziyan karşılığı tazminatlar) gibi genel giderlerin, emtianın
maliyet bedeline ilâve edilmemesi icabeder.
Eğer, emtia maliyet bedelleri
defter ve kayıtlardan çıkarılacaksa ve hesaplarda bu masraflar memzucen
kaydedilmişse –bilhassa işletme hesabı esasında tutulan defterlerde böyledir– bu
sonuncu masrafların ayıklanması ve geride kalan masrafların gayrisâfi kazancın
tesbitinde nazara alınması zaruridir.
İşletme giderlerine, satılan
emtianın (istihlâk edilen maddenin) yukarıki esaslara göre tesbit edilecek
maliyet bedelinden başka, iş yeri kirası, müstahdem ücretleri, tenvir ve teshin
bedelleri ve amortismanlar ithal edilmek lâzım gelir.
Emtia satış bedellerinden veya
işletme hasılatından, yukarıki esaslar dahilinde tesbit edilecek olan giderler
(emtianın maliyet ve işletme giderleri) tenzil edilmekle gayrisâfi kazanç elde
edilmiş olur.
Mezkûr gayrisâfi kazançların,
emtia üzerine iş yapanlarda satılan emtianın maliyetine, eğlence ve istirahat
yerleri işletenlerde işletme giderlerine nisbeti de, kâr haddini gösterir.
Gelir Vergisi Kanununun 98 inci
maddesi hükmüne göre tesbit edilecek kâr haddinin azamî veya asgarî kâr haddi
olmayıp ortalama kâr haddi olduğunun gözden uzak tutulmaması ve bu itibarla
yapılacak takdirlerde, gerek emtia ve gerekse iş nevileri bakımından, hasılat
veya satış bedelleri, emtia maliyetine dahil giderlerle işletme giderleri
tahavvülât arzediyorsa, bunların müşterek vasıfta olanlarının gruplandırılması
suretiyle ayrı ayrı kâr hadlerinin tesbiti ve bulunacak miktarların vasatisinin
alınması gerekir.
Bilfarz, ayni ilçede itriyat
imali ile uğraşanlardan bir kısım mükellefler gerek sermayeleri gerekse işletme
tarzları ve kuruluşları itibariyle daha az masrafla daha büyük kâr sağlarken
diğer bir kısım mükellefler, teşebbüslerinin yeniliği, sermayelerinin azlığı
tecrübesizlikleri ve saire gibi sebeplerle, yıllık satışları aynı olsa bile
kârları daha az olabilir. Münhasıran birinci veya ikinci grup mükellefler nazara
alınarak yapılan kâr tesbiti hatalı olacaktır. Bu durumda her iki vaziyetteki
itriyatcılar için ayrı ayrı kâr haddi tesbit olunması ve bunların vasatisinin
nazara alınması icap eder.
Bunun gibi, saat alım satımında,
emtia nevi itibariyle kâr haddi tesbit olunurken, satılan saatlerin cins ve
nevilerine göre bir gruplama yapılması ve gruplar arasında kâr hadleri tesbit
edilerek vasatisinin nazara alınması uygun olur.
Ortalama kâr hadlerinin
tesbitinde kazanca müessir sair unsurların da -tabiî ve iktisadî tesirler gibi-
nazara alınması ve buna göre tesbit edilecek azamî ve asgarî kâr hadlerinin
vasatisinin bulunması lâzım gelir.
2. Vergi sistemimize, gelir
vergisi ile girmiş olan ortalama kâr haddi müessesesinin tatbikinde gerek
mükellef gerek Hazinenin izrar edilmemesi için yukarıda açıklanan hususların
gözönünde bulundurulması lâzımdır.
Bu sebeplere binaen, ortalama kâr
haddi müessesesinin maksat ve gayesi hakkında, tesbite selâhiyetli bulunan
komisyonların tenvir edilmesi, tesbitte takip edilecek usullerin kendilerine
anlatılması ve mezkûr komisyonların da, idarenin bu iş birliğinden istifade
yollarını aramaları icap eder.
3. Özel komisyonlarca tesbit
edilecek ortalama kâr hadlerine ait cetvellerin birer nüshasının Bakanlığa gönderilmesine devam
edilmekle beraber, mezkûr kâr hadleri hakkında defterdarlık mütalâasının da
açıklanması ve 1950, 1951 beyanname tetkik raporlarında gösterilen kâr hadleri
ile komisyonun tesbit ettiği ortalama kâr hadlerinin mukayeseli bir cetvelinin
ayrıca bu mütalâaya bağlanması lâzım gelir.
Gereğinin 4 numaralı Gelir
Vergisi Genel Tebliği ile yukarıdaki izahat dahilinde ifası rica olunur.