16 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ     

Sitemizi Tavsiye Etmek İster misiniz?

 

19/09/1952

 

16 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

 

 

27/1/1951 GÜNLÜ VE 4 SERİ SAYILI GENEL TEBLİĞE EKTİR

Vergi Usul Kanununun 42 nci maddesi gereğince, her il merkezindeki ticaret odaları, ticaret odası bulunmayan yerlerde belediyelerce kurulmuş olan özel komisyonlar tarafından tesbit edilmiş bulunan ortalama kâr hadlerinin tatbik süresi sona ermiş olduğundan, 1952 ve 1953 yılları için muteber olmak üzere, mezkûr kâr hadlerinin yeniden tesbiti lâzım gelmektedir.

1. Yapılan vergl incelemelerinde, perakende ticaret erbabı ile, otel, gazino, lokanta, kahvehane, kır bahçesi, plâj ve emsali gibi eğlence ve istirahat yerlerini işletenlerin beyannamelerinde gösterdikleri gayrisâfi kazançların, sözü edilen ortalama kâr hadlerine nazaran açık bir surette düşük olduğunun görüldüğü ve düşüklük, mükellef tarafından haklı sebeplerle izah olunmadığı gibi bu cihet icra olunan inceleme ile de meydana çıkarılamadığı takdirde, beyan edilen gayrisâfi kazançlar yerine resen takdir komisyonları tarafından tayin olunacak kazançların nazara alınması, Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesi hükmü icabıdır.

Ortalama kâr hadlerinin, Defterdarın yazılı talebinden itibaren üç ay içinde il ve ilçe itibariyle tesbiti gerektiğinden, Bakanlığımızca emtia ve iş nevilerine göre hazırlanıp 4 numaralı genelge ile birlikte evvelce gönderilmiş olan cetvellerden, mevcudu bulunan defterdarlıklar bunları, olmayanlar ise bu cetvellerden çıkaracakları kopyaları, bir yazı ile ticaret odasına ve ticaret odası olmayan yerlerde belediyeye tevdi eylemeleri lâzım gelir. İl ve ilçelerde mevcut olduğu halde mezkûr cetvellerde yazılı bulunmayan emtia ve iş nevilerinin bu cetvellerin altına ayrıca ilâve edilmekle beraber Bakanlığa da malûmat verilmesi gerekir.

Cetvellerin mahiyeti ve mükelleflerin defter kayıtlarına göre, gayrisâfi kazancının ne suretle bulunabileceği hakkında 4 numaralı genelgede kâfi izahat mevcuttur.

Ancak, 1950 ve 1951 yılları için tesbit edilmiş olan ortalama kâr hadlerine ait cetvellerin tetkikinden, tesbiti yapan komisyonların işbu kâr hadlerini ayrı ayrı manada anlamaları sâfi kâr haddi, gayrisâfi kâr haddi, asgari veya azamî kâr haddi gibi neticesinde hakikatle kabili telif olmayacak takdirlerde bulundukları görülmüştür.

Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesine göre, bu madde şumulüne giren mükelleflerin kazançlarının resen takdirine tevessül olunabilmesi için, beyan edilen gayrisâfi kazançların yukarıki esaslara göre tesbit edilecek kazanca nisbetle bariz bir düşüklük arzeylemesi lâzımdır. Böyle bir mukayesenin yapılabilmesi için, her iki kazancın, diğer bir ifade ile, gerek mükellefin beyanı itibariyle gerekse komisyonca tesbit edilecek kâr hadlerinin, gayrisâfi kârlara ait nisbeti göstermesi zaruridir. Bundan başka, mezkûr madde hükmü ile kabul edilmiş olan esasa göre, ortalama kâr haddi (gayrisâfi kâr nisbeti) ;

a) Emtia üzerine iş yapanlarda, gayrisâfi kazancın, satılan emtianın maliyetine,

b) Eğlence ve istirahat yerleri işletenlerde, gayrisâfi kazancın, işletme giderlerine nisbetini ifade eylemektedir.

Buna nazaran, gayrisâfi kazanç miktarları tayin olunurken, satış bedelleri veya işletme hasılatından, emtia üzerine iş yapanlarda emtia maliyetine giren giderlerin, eğlence ve istirahat yerleri işletenlerde ise, işletme giderlerinin tenzili ile iktifa olunması, bu giderler haricinde kalan masrafların nazarı itibara alınmaması iktiza eder.

Emtia maliyet bedeline, emtia mübayaa bedeli, emtianın iş yerine nakline kadar ihtiyar olunan bilûmum nakliye ücretleri, mübayaa ile alâkalı olarak ödenen komisyonlar, ambalâj masrafları gibi, giderler dahildir. Buna mukabil emtianın tedariki ile alâkalı bulunmadıkları için, (iş yeri kirası, elektrik, havagazı ve mümasili masraflarla, amortismanlar, işçi ücretleri, işletme ile alâkalı olarak ödenen vergiler, zarar ve ziyan karşılığı tazminatlar) gibi genel giderlerin, emtianın maliyet bedeline ilâve edilmemesi icabeder.

Eğer, emtia maliyet bedelleri defter ve kayıtlardan çıkarılacaksa ve hesaplarda bu masraflar memzucen kaydedilmişse –bilhassa işletme hesabı esasında tutulan defterlerde böyledir– bu sonuncu masrafların ayıklanması ve geride kalan masrafların gayrisâfi kazancın tesbitinde nazara alınması zaruridir.

İşletme giderlerine, satılan emtianın (istihlâk edilen maddenin) yukarıki esaslara göre tesbit edilecek maliyet bedelinden başka, iş yeri kirası, müstahdem ücretleri, tenvir ve teshin bedelleri ve amortismanlar ithal edilmek lâzım gelir.

Emtia satış bedellerinden veya işletme hasılatından, yukarıki esaslar dahilinde tesbit edilecek olan giderler (emtianın maliyet ve işletme giderleri) tenzil edilmekle gayrisâfi kazanç elde edilmiş olur.

Mezkûr gayrisâfi kazançların, emtia üzerine iş yapanlarda satılan emtianın maliyetine, eğlence ve istirahat yerleri işletenlerde işletme giderlerine nisbeti de, kâr haddini gösterir.

Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesi hükmüne göre tesbit edilecek kâr haddinin azamî veya asgarî kâr haddi olmayıp ortalama kâr haddi olduğunun gözden uzak tutulmaması ve bu itibarla yapılacak takdirlerde, gerek emtia ve gerekse iş nevileri bakımından, hasılat veya satış bedelleri, emtia maliyetine dahil giderlerle işletme giderleri tahavvülât arzediyorsa, bunların müşterek vasıfta olanlarının gruplandırılması suretiyle ayrı ayrı kâr hadlerinin tesbiti ve bulunacak miktarların vasatisinin alınması gerekir.

Bilfarz, ayni ilçede itriyat imali ile uğraşanlardan bir kısım mükellefler gerek sermayeleri gerekse işletme tarzları ve kuruluşları itibariyle daha az masrafla daha büyük kâr sağlarken diğer bir kısım mükellefler, teşebbüslerinin yeniliği, sermayelerinin azlığı tecrübesizlikleri ve saire gibi sebeplerle, yıllık satışları aynı olsa bile kârları daha az olabilir. Münhasıran birinci veya ikinci grup mükellefler nazara alınarak yapılan kâr tesbiti hatalı olacaktır. Bu durumda her iki vaziyetteki itriyatcılar için ayrı ayrı kâr haddi tesbit olunması ve bunların vasatisinin nazara alınması icap eder.

Bunun gibi, saat alım satımında, emtia nevi itibariyle kâr haddi tesbit olunurken, satılan saatlerin cins ve nevilerine göre bir gruplama yapılması ve gruplar arasında kâr hadleri tesbit edilerek vasatisinin nazara alınması uygun olur.

Ortalama kâr hadlerinin tesbitinde kazanca müessir sair unsurların da -tabiî ve iktisadî tesirler gibi- nazara alınması ve buna göre tesbit edilecek azamî ve asgarî kâr hadlerinin vasatisinin bulunması lâzım gelir.

2. Vergi sistemimize, gelir vergisi ile girmiş olan ortalama kâr haddi müessesesinin tatbikinde gerek mükellef gerek Hazinenin izrar edilmemesi için yukarıda açıklanan hususların gözönünde bulundurulması lâzımdır.

Bu sebeplere binaen, ortalama kâr haddi müessesesinin maksat ve gayesi hakkında, tesbite selâhiyetli bulunan komisyonların tenvir edilmesi, tesbitte takip edilecek usullerin kendilerine anlatılması ve mezkûr komisyonların da, idarenin bu iş birliğinden istifade yollarını aramaları icap eder.

3. Özel komisyonlarca tesbit edilecek ortalama kâr hadlerine ait cetvellerin birer nüshasının Bakanlığa gönderilmesine devam edilmekle beraber, mezkûr kâr hadleri hakkında defterdarlık mütalâasının da açıklanması ve 1950, 1951 beyanname tetkik raporlarında gösterilen kâr hadleri ile komisyonun tesbit ettiği ortalama kâr hadlerinin mukayeseli bir cetvelinin ayrıca bu mütalâaya bağlanması lâzım gelir.

Gereğinin 4 numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile yukarıdaki izahat dahilinde ifası rica olunur.