11/12/1985 gün ve 1895 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan 3239 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile Vergi Usul Kanununun
özel ödeme zamanları başlıklı 112 nci maddesinde yapılmış olan değişiklikler
açıklanmıştır.
112 nci maddesinin 3 numaralı
bendi yeniden düzenlenerek ikmalen, re'sen ve idarece yapılan tarhiyatlara
ilişkin olarak kesilecek cezaların yanısıra, verginin tahakkukunu geciktirmekten
dolayı uygulanmakta olan faizin oranı ve hesaplanacağı süre değiştirilmiş
bulunulmaktadır.
Söz konusu 3 numaralı bentte;
"Vergi Mahkemesinde dava açma dolayısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 27 nci maddesinin 8 numaralı bendi gereğince tahsili durdurulan
vergilerden hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir
ay içinde ödenir. Ayrıca, ikmalen re'sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda :
a) Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilere, kendi vergi
kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal
vade tarihinden itibaren, son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar; .
b) Dava konusu yapılan vergilerin
ödeme yapılmamış kısmına, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın
ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, yargı organı
kararının tebliğ tarihine kadar;
Geçen süreler için 6183 sayılı
Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uyulanır. Gecikme
faizi de aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri
nazara alınmaz.
Uzlaşılan vergilerde gecikme
faizi; uzlaşılan vergi miktarına, (a) fıkrasında belirtilen tarihten itibaren
uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için uygulanır.
Dava açılması nedeniyle tahsili
duran vergi ve cezalar mükellefler tarafından istenildiği takdirde davanın
devamı sırasında da kısmen veya tamamen ödenebilir.
hükmü yeralmaktadır.
Değişiklikten önceki hükme göre,
yapılan tarhiyatlara karşı mükelleflerin vergi mahkemelerinde dava açmaları ve
yarattıkları ihtilafta haksız çıkmaları halinde dava açma süresinin son gününü
takip eden ay başından itibaren vergi mahkemesince verilen kararın tebliğ
tarihine kadar, diğer bir ifade ile ihtilafta geçen
süreler için ihtilaflı kısmın yani vergi ile cezanın kesinleşen ve ödenmemiş
olan miktarı üzerinden 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen tecil faizi
oranında bir faizi de ödemek zorundaydılar.
Sözkonusu maddede yapılan değişiklikle ikmalen, re'sen ve
idarece yapılan tarhiyatlarda sadece vergi asıllarına normal ödeme zamanından 1
l2 nci maddenin (a) ve (b) fıkralarında belli edilen tarihe kadar geçmiş olan
süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında necikme faizinin hesaplanacağı hükmü getirilmiştir. Bu
açıklamadan da anlaşılacağı üzere yeni hükme göre, yalnız vergiye faiz
yürütülecek cezalar için faiz sözkonusu olmayacaktır.
Faizin hesaplanmasında
mükelleflerce tahakkuku zamanında yaptırılmayan verginin ait olduğu yılın normal
vade tarihi ile tahsil edilebilir hale geldiği tarih arasında geçen sürelerde
yürürlükte olan gecikme zammı oranı esas alınacaktır. Diğer bir ifade ile geçmiş
olan her dönemde hangi oranda gecikme zammı uygulanmakta ise
bu oranlar esas alınarak, ödenmesi gereken faiz hesap edilecektir.
Konuya açıklık getirmek
bakımından maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki ve önceki dönemlere
ilişkin olarak aşağıdaki örnekler verilmiştir.
A Değişiklikten sonraki dönemlere
ilişkin örnekler;
Örnek 1
Gerçek usulde Gelir Vergisi
mükellefi olan (A) 1986 faaliyet dönemine ilişkin beyannamesini kanuni süre olan
1 Mart-31 Mart 1987 tarihleri arasında ilgili vergi dairesine tevdi etmemiştir.
Bu durum re'sen tarhiyatı gerektirdiğinden vergi inceleme raporunda belli edilen
veya takdir komisyonunca takdir edilmiş olan matrah üzerinden vergi dairesince
tarh edilen vergi ve kesilen cezaya ait ihbarnameler 25/1/1988 tarihinde tebliğ
edilmiştir.
1 - Tarhiyat dava konusu
yapılmaksızın kesinleşmişse;
Örneğe göre tarhiyatın
kesinleşmesi tarihi 25/2/1988 olup, vergi ve ceza ile gecikme faizinin ödeme
süresinin sonu 25/3/1988 tarihidir. Tarhiyatın normal vade tarihi 31 Mart 1987
olduğundan vergiye uygulanacak gecikme faizinin hesaplanacağı süre Nisan 1987
ila Ocak 1988 aylarını içine alan süredir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay
kesirleri nazara alınmıyacağından 1988 Şubat ayı için faiz hesaplanmıyacaktır.
2 - Tarhiyat dava açma konusu
yapılmışsa;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunumın 27 nci maddesinin 8 numaralı bendi uyarınca, örnekteki dava açma
süresi olan 25/1/1988 ila 25/2/1988 tarihleri arasında dava açıldığı takdirde,
bu vergi ile ilgili tahsilat işlemleri duracaktır. 4/10/1988 tarihinde tebliğ
edilmiş olan Vergi Mahkemesi kararıyla tarhiyat
tamamen veya tadilen onanmıştır. Vergi mahkemesi kararıyle onanan vergi tahsil
edilir safhaya geldiğinden, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait
ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içindc ödenmesi gerekir. Bu
durumda gecikme faizi 1 Nisan 1987 tarihi ile 30 Eylül 1988
tarihleri arasında geçen süre için hesaplanacaktır. (Gecikme faizinin
hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmıyacağından Ekim 1988 ayı için faiz
hesaplanmıyacaktır.)
Şayet vergi mahkemesi kararına
karşı bir üst yargı merciinde (Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay'da) süresi
içerisinde dava açılmış ise şu şekilde işlem yapılacaktır.
112 nci maddenin 3 numaralı
bendinin (b) fıkrasında gecikme faizinin hesaplanacağı sürenin sonu yargı organı
kararının tebliğ tarihine bağlanmıştır. Maddede geçen yargı organı ifadesinden
Vergi Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay kararlarının anlaşılması
gerekir. Vergi sistemimizde, yargıya intikal etmiş olan uyuşmazlıklarda, vergi
ve buna bağlı cezalar vergi mahkemesi kararıyle
kısmen veya tamamen onanmış ise bu karar üzerine tahakkuk etmekte, dolayısıyle
de vergi ve ceza tahsil edilebilir safhaya gelmiş olmaktadır. Bir üst yargı
merciinde dava açılması (Üst yargı mercii tarafından yürütmenin durdurulmasına
karar verilmiş olması hali hariç) vergi ve cezanın tahsilini
durdurmamaktadır.
Bu itibarla, vergi mahkemesi
kararına karşı bir üst yargı merciinde dava açılmış olması halinde yine onanan
miktarlara göre hesaplanan vergi ve cezalar ile birlikte gecikme faizinin
tahsili yoluna gidilecektir. Ancak, üst yargı merciinde dava açılması yanında
yürütmenin durdurulması istenilmiş ve yürütmenin de durdurulmasına karar
verilmiş ise bu takdirde vergi mahkemesi kararının sonuçları 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddeninin 4
üncü fıkrası uyarınca önce 90 gün, yürütmenin durdurulmasının yenilenmesi
halinde uzatılan süreler kadar durmuş bulunmaktadır. Dolayısiyle tahsil
işlemleri de yürütmenin durdurulduğu süreler kadar otomatikman durmuş
olacağından bu safhada vergi ve cezalar ile gecikme faizinin
tahsili yönünden herhangi bir işlem yapılması kanunen mümkün değildir.
Safhaları yukarıda açıklandığı
şekilde cereyan eden ihtilafta;
a) Yürütmeyi durdurma sürelerinin
sona ermesine rağmen üst yargı organınca ihtilaf hakkında karar verilmediği
takdirde, daha önce verilmiş bulunan vergi mahkemesi kararı uygulanarak bu karar
üzerine belirlenmiş olan vergi ve ceza ile birlikte gecikme faizinin tahsil
işlemlerine devam olunacaktır. Diğer taraftan, yürütmenin durdurulması sebebiyle tahsilinde gecikilmiş olan vergiye yürütmenin
durdurulmasında geçen süreler için ayrıca faiz hesaplanacaktır.
b) Üst yargı organınca
görüşülecek olan ihtilaf, ilk yürütmeyi durdurma veya yeniden verilecek
yürütmeyi durdurma süreleri içerisinde yine mükellef aleyhine karara bağlanmış
ise bu durumda verginin kesinleşen miktarı üzerinden tarhiyatın ilgili bulunduğu
dönemin, normal vade tarihinden üst yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar
geçen süre için gecikme faizi hesaplanacaktır.
Mükellefler tarafından vergi mahkemesinde açılmış olan
davanın, vergi dairesi aleyhine karara bağlanması ve ihtilafın idarece bir üst
yargı organında sürdürülerek (Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay) vergi
mahkemesi kararının bozulması ve tarhiyatın tamamen veya
kısmen onanmış bulunması halinde ise verginin kesinleşen miktarı üzerinden,
tarhiyatın ilgili bulunduğu dönemin normal vade tarihinden, üst yargı organı
kararının tebliğ tarihine kadar geçen süre için gecikme faizi hesaplanacaktır.
3 - Tarhiyat uzlaşma yolu ile
kesinleşmişse;
Süresi içerisinde uzlaşma talep
edilmesi ve uzlaşmanın da vaki olması halinde gecikme faizi, tarhiyatın normal
vade tarihinden uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar hesaplanacak ve
uzlaşılan miktarlarla aynı süre içerisinde ödenecektir. Gecikme faizinin
hesaplanmasında ay kesiri sözkonusu ise dikkate alınmayacaktır.
4 - Tarhiyat, Vergi Usul
Kanununun 376 ncı madde hükmü talep edilmek suretiyle kesinleşmişse;
Yapılan tarhiyat için 376 ncı
madde hükmünün uygulanmasının talep edilmesi halinde; tarhiyat dava konusu
yapılmaksızın vergi aslı mükellefçe aynen kabul edilmiş bulunulmaktadır.
Dolayısıyla, bu uygulama biçiminde, vergi aslında bir indirim söz konusu
olmayıp, sadece cezada bir indirim yapılmış olduğundan, vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresi
geçmesiyle tarhiyat kesinleşmiş olmaktadır. Bu uygulama şeklinde gecikme faizi,
kesinleşme tarihi esas alınmak suretiyle 112 nci maddenin 3 numaralı bendinin
(a) fıkrasındaki hüküm gereğince bu tebliğin
"Tarhiyat dava konusu yapılmaksızın kesinleşmişse" başlıklı bölümünde yapılan
açıklama doğrultusunda hesaplanacaktır.
B - Değişiklikten önceki
dönemlere ilişkin örnekler;
Değişikliğe uğrayan bu maddenin
yürürlük tarihi 1/1/1986 dır. Bu nedenle 1/1/1986 tarihinden sonra kesinleşen
ikmalen, re'sen ve idarece tarhiyatlar için yeni madde hükümleri uygulanacaktır.
Ancak 1/1/1986 tarihinden önceki dönemlerle ilgili olup bu tarihten önce tebliğ
edilen ve kesinleşmesi 1/1/1986 tarihinden sonraya rastlayan
ikmalen, re'sen ve idarece tarhiyatlar için 1/1/1986 tarihine kadar maddenin
değişmeden önceki hükümleri, bu tarihten sonra ise değişiklikten sonraki
hükümler uygulanacaktır.
Örnek I
1983 dönemi ile ilgili olarak
yapılan tarhiyat 4/5/1985 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yapılan tarhiyata karşı
mükellef süresi içerisinde Vergi Mahkemesi nezdinde dava açmış ve tarh edilen
vergi ile kesilen ceza 2/3/1987 tarihinde vergi dairesine tebliğ edilmiş olan
vergi mahkemesi kararı ile onanmıştır.
Olay da dava açma süresinin sonu 1/1/1986 tarihinden
yani, maddenin değişikliğinden önceye rastladığından, 1/1/1986 tarihine kadar
geçen süre için eski 112 nci maddenin 3 numaralı bend hükmü 1/1/1986 tarihinden
sonrası için ise yeni hüküm uygulanacaktır. Buna göre, dava açma süresinin son gününü takip eden ay başından yani 1 Temmuz 1985
tarihinden 31/12/1985 tarihine kadar geçen süre için vergi ile beraber cezaya da
eski hükümler uyarınca tecil faizi oranında bir faiz ve ayrıca 1/1/1986 ile
2/3/1987 tarihleri arasında geçen süre için de
sadece vergiye yeni hüküm uyarınca gecikme zammı oranında bir faiz
hesaplanacaktır. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesiri dikkate
alınmayacaktır.
1/1/1986 tarihindeki gecikme
faizinin oranın tesbitinde ise; vadenin başlangıcı 4/6/1985 tarihi esas alınmak
suretiyle 23 Ağustos 1985 tarih ve 18851 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olan
370 sıra numaralı Tahsilat Genel Tebliğindeki açıklama ve hesaplama şekilleri
dikkate alınacaktır. Bu esaslar dikkate alındığında, örneğimize göre
1/1/1986 tarihine rastlayan gecikme zammı oranı % 5 olmaktadır.
Örnek II
1983 dönemi ile ilgili olarak;
yapılan tarhiyat 31/12/1985 tarihinde tebliğ edilmiş ve mükellef süresi
içerisinde 27/1/1986 tarihinde uzlaşma talep ettiğinden kendisine 14/2/1986
tarihinde uzlaşma günü tayin edilerek aynı tarihte yapılan uzlaşma
görüşmelerinde uzlaşma vaki olmuştur.
Örnekte, vergilendirme dönemi ile
verginin mükellefe tebliğ tarihi 1/1/1986 tarihinden önce olmakla beraber
verginin kesinleşmesi 1/1/1986 tarihinden sonraya rastladığından verginin
uzlaşma yolu ile kesinleşme tarihi ile maddenin yürürlüğe girdiği 1/1/1986
tarihi arasında geçen süre için yeni hükümler uyarınca gecikme zammı oranında
bir faiz hesaplanacak, faizin hesaplanmasında ay kesiri (Şubat 1986) dikkate
alınmayacaktır.
Bu örnekte açıklanan tarhiyata
uzlaşma değilde 27/1/1986 tarihinde Vergi Usul Kanununun 376 ncı madde hükmünün
uygulanması talep edilerek vergi ve cezanın 23/2/1986 tarihinde ödenmesi
halinde, yine aynı şekilde tarhiyatın kesinleşme tarihi ile kanunun yürürlüğe
girdiği 1/1/1986 tarihi arasında geçen süre için yeni hükümler uyarınca gecikme
zammı oranında faiz hesaplanacaktır. Ancak faizin hesaplanmasında ay kesiri
dikkate alınmayacağından Ocak 1986 ayı için faiz talep edilmeyecektir.
Örnek III
1983 dönemi ile ilgili tarhiyat
3/4/1987 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yapılan tarhiyata karşı mükellef süresi
içerisinde Vergi Mahkemesi nezdinde dava açmış ve tarh edilen vergi ile kesilen
ceza 2/3/1988 tarihinde vergi dairesine tebliğ edilmiş olan vergi mahkemesi
kararıyla onanmıştır.
Olayda, vergilendirme dönemi,
kanunun yürürlük tarihinden önce olmakla beraber tarhiyat, yeni değişen hükmün
yürürlük tarihinden sonra yapılmış ve yine yürürlük tarihinden sonra vergi
mahkemesi kararıyla da kesinleşmiştir. Bu örneğe değişen yeni hüküm
uygulanacaktır. Ancak gecikme faizinin hesabı için tarhiyatın normal vade tarihi
esas alınmayacak, kanunun yürürlük tarihi gecikme faizinin süre hesabında
başlangıç olacaktır. Yani sadece vergide 1/1/1986 ila vergi mahkemesi kararının tebliğ tarihi olan 2/3/1988 tarihleri arasında geçen süre
için gecikme faizi hesaplanarak talep edilecektir. Fazinin hesaplanmasında ay
kesiri (Mart 1988) dikkate alınmayacaktır.
1/1/1986 tarihindeki gecikme
faizinin oranının tesbitinde ise; vadenin başlangıcı 1983 döneminin normal vade
tarihi esas alınmak suretiyle 23 Ağustos 1985 tarih ve 18851 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanmış olan 370 sıra numaralı Tahsilat Genel Tebliğindeki
açıklama ve hesaplama şekilleri dikkate alınacaktır. Bu esaslar dikkate alındığında, örneğimize göre 1/1/1986 tarihine rastlayan gecikme
zammı oranı % 5 olmaktadır.
C - Diğer hususlar;
A - Mükelleflerden 112 nci madde
hükmü uyarınca tahsil edilecek gecikme faizi için gerek vergi dairesince yapılan
tarhiyatlar üzerine ve gerekse yargı mercii kararları üzerine düzenlenecek olan
vergi ihbarnamesinin uygun bir yerine "Normal vade tarihinden itibaren ayrıca
gecikme faizi hesaplanacaktır." şeklinde bir kaşe basılacaktır.
B - Sözkonusu 112 nci maddenin 3
numaralı bendinin son fıkrasında yer alan "Dava açılması nedeniyle tahsili duran
vergi ve cezalar mükellef tarafından istenildiği taktirde davanın devamı
sırasında da kısmen devamı sırasında verginin normal vade tarihinden ödendiği
tarihe kadar hesaplanacak, ödendiği tarihte sonra yargı
merciinde geçen süre için ayrıca faiz hesaplaması ve talep edilmesi söz konusu
olmayacaktır. Ancak, vergi kısmen ödendiği takdirde ödenen miktar için normal
vade tarihinden ödendiği tarihe kadar, ödenmeyen miktar için ise, normal vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar, ödenmeyen miktar
için ise, normal vade tarihinden, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar
geçen süre için faiz hesaplacağı tabidir.
Tebliğ olunur.