|
T.C.
BAŞBAKANLIK
HAZİNE
MÜSTEŞARLIĞI
19
Ağustos 2003
BASIN
DUYURUSU
TEŞVİK
VE UYGULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NCE
2003 YILININ OCAK-TEMMUZ DÖNEMİNDE VERİLEN YATIRIM
TEŞVİK BELGELERİNİN 2002 YILININ OCAK-TEMMUZ DÖNEMİYLE
KARŞILAŞTIRILMASI VE UYGULAMA SONUÇLARININ ANALİZİ
Bilindiği
üzere yatırım, sabit sermaye stokunda artış yaratan
harcamaları ifade etmektedir. Mal ve hizmet üretimini
hedef alan ve büyüme, istihdam ve ihracat
artışında temel unsur olan yatırım harcamaları, aynı
zamanda ülkenin geleceğine de ışık tutar. Sabit
yatırım harcamalarının ülkelerin dünya ticaretindeki
paylarını artırmada taşıdığı önem gözönüne
alındığında, yatırımlara yönelik devlet yardımı
uygulamalarının da ülkenin ekonomik ve sosyal gelişimine
önemli katkıları olduğu aşikardır.
Dünya
ticaretinin geliştirilmesini hedefleyen uluslararası
düzenlemelerin hız kazandığı bu dönemde gelişmiş
ülkeler, devlet yardımlarını etkin kullanmak suretiyle
dünya pazarındaki paylarını koruma, gelişmekte
olan ülkeler ise paylarını artırma çabası
içindedirler. Bu şekilde özel kesime “kaynak
transferi” yöntemi olarak görünen teşvikler,
yeni dünya görüşü çerçevesinde
önemli bir kamusal müdahale aracı haline dönüşmüştür.
Yatırımlara
yönelik bu genel açıklama sonrası Devlet
Yardımı uygulamalarına yönelik son yedi aylık gelişmelerin
değerlendirileceği bu bölümde, Yatırım Teşvik
Belgesi talebindeki değişimler, yatırım projelerinin
boyutu, yatırım yeri ve sektörel tercihler ile
yatırımlara yönelik genel değerlendirmeler ele
alınacaktır.
Hazine
Müsteşarlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü
tarafından 2002-2003 yıllarının ilk yedi ayında düzenlenen
Yatırım Teşvik Belgelerinin Sektörel
Dağılımı

Tablodan
da görüleceği üzere, 2003 yılının ilk
yedi ayında toplam 2.583 adet sabit yatırım projesi
Yatırım Teşvik Belgesine (YTB) bağlanmış olup, bu rakam
YTB sayısı olarak bir önceki yılın aynı dönemine
göre % 71 oranında artışı ifade etmektedir. Teşvik
Belgesi kapsamı yapılması tasarlanan yatırım harcamaları
tutarında ise bir önceki yıla göre % 161 oranında
artış ortaya çıkmaktadır. Buna göre 2002
yılında teşvik belgesine bağlanan yatırım projelerinin
ortalama yatırım tutarı 4,9 Trilyon TL’sı iken, 2003
yılında aynı rakam 7,5 Trilyon TL’sıdır.
Temmuz
ayı içinde de 2003 yılı gelişme trendi aynı oranda
devam etmekte olup, bu ayda yatırım tutarı 1,4 Katrilyon
TL’sı olan toplam 348 adet Yatırım Teşvik Belgesi düzenlenmiştir.
Konuya istihdam yönünden yaklaşıldığında ise,
yatırım teşvik belgesi kapsamı yatırım projelerinde
öngörülen istihdam, 2003 yılının ilk
yedi ayında bir önceki yılın aynı dönemine
göre % 51 oranında artış göstermiştir. Düzenlenen
teşvik belgelerinin sektörel ortalaması alındığında,
yatırım projelerinde bir kişilik istihdam için
öngörülen yatırım tutarı 2002 yılı için
95 Milyar TL’sı iken, 2003 yılı projeleri için
aynı rakam, 164 Milyar TL’sıdır. Bu durum cari yıl projelerinin
bir önceki yıla göre sermaye yoğun yatırımlardan
oluştuğu anlamını taşımaktadır.
49
il ve iki ilçeden (Gökçeada ve Bozcaada)
oluşan Kalkınmada Öncelikli Yörelerin (KÖY)
Yatırım Teşvik Sisteminden ne oranda yararlanabildiği
de bölgeler arası farklılıkların giderilmesine
yönelik çalışmalar açısından önem
taşımaktadır. Son yedi aylık gelişmelere bakıldığında
2003 yılında düzenlenen toplam 2.583 belgenin yaklaşık
% 13’ü (337 adedi) KÖY’lere düzenlenmiştir.
2002 yılı ilk yedi ayında ise Yatırım Teşvik Belgelerinin
yaklaşık % 17’ si KÖY’lere düzenlenmiştir.
Yatırım
Teşvik Belgesi talebi ile ilgili gelişmelere sektörel
açıdan bakıldığında aşağıdaki hususlar öne
çıkmaktadır. 2002 ve 2003 yıllarında yatırım
teşvik sistemi kapsamında yapılması tasarlanan yatırım
projelerinin yaklaşık % 94’ü İmalat ve Hizmetler
alanında gerçekleştirilmiştir. Tarım, Madencilik
ve Enerji sektörlerine yönelik gelişmelerin
sistem üzerinde önemli bir etkisi bulunmamaktadır.
İmalat Sektörünün 2003 yılı ilk yedi
ayında düzenenen YTB’ndeki payı % 72,3’dir. Bu
sektörde 863 yatırım projesi ile Dokuma Giyim öne
çıkmakta olup, bu sektör desteklenen yatırım
projeleri içinde % 33 paya sahiptir. Ağırlıklı
olarak otomotiv yan sanayi yatırımları ile Gemi İnşa
Yatırımlarından oluşan Taşıt Araçları, 220 proje
ile imalat sektörü içinde bir diğer
önemli alt sektördür.
Hizmetler
alanında ise, her türlü kara, deniz ve hava
yolu taşımacılığı ile iletişim yatırımlarının yer aldığı
Ulaştırma alt sektörü 313 adet yatırım projesi
ve 2003 yılı fiyatları ile 6,4 Katrilyon TL’sı yatırım
tutarı ile başta gelmektedir. Sabit yatırım tutarının
yüksekliği hava yolu taşımacılığı alanında yapılması
tasarlanan büyük ölçekte yatırım
projeleri ile telekomünikasyon alanında yapılan
yatırımlardan kaynaklanmaktadır. Ülkemiz hizmet
ihracatında önemli yeri olan Turizm ise 177 adet
yatırım projesi ile ikinci sıradadır.
Teşvik
Belgesine bağlanan sabit yatırım projelerinin yatırım
tutarları sektörel açıdan önemli farklılıklar
göstermektedir. Bu kapsamda, imalat sanayinde yapılacak
bir yatırımın ortalama maliyeti 5,3 Trilyon TL iken,
aynı rakam tarım sektöründe 3,8 Trilyon TL.’sıdır.
Enerji projelerinin ortalama maliyeti ise 15 Trilyon
TL’sı kadardır. Yatırım Teşvik Belgesi kapsamı yatırımlarda
öngörülen istihdama sektörel açıdan
bakıldığında, ekstra bir istihdam sağlamak için
tarım sektöründe 83 Milyar, İmalatta 123 Milyar
TL’sına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu rakamlar önemli
farklılıklar gösterse de, ülkemiz yatırımlarının
önemli kısmının imalat sanayi alanında yapılması
dolayısıyla; ülke ortalaması olarak imalat sanayi
değerinin alınmasının daha sağlıklı olacağı düşünülmektedir.
2003
yılı ilk yedi ayı içinde düzenlenen Yatırım
Teşvik Belgeleri kapsamı sabit yatırım projelerinin
% 45’i (1.174 adet) Komple Yeni Yatırımlardan oluşmaktadır.
Bu oran, desteklenen yatırım projelerinin % 45’inin
sektörde üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen
yeni işletme ya da tesislerden oluştuğu anlamındadır.
Aynı dönemde düzenlenen Teşvik belgelerinin
% 29’u (749) adet) ise, mevcut tesislerin kapasitelerini
artırmayı hedefleyen “tevsi” projelerden oluşmaktadır.
Ülkemizde yapılması tasarlanan yatırım projelerinin
yaklaşık ¾’ünün üretim kapasitesini
doğrudan artırmayı hedefleyen Komple yeni ve Tevsi projelerden
oluşması iç pazarda canlanma ve yeni ihracat
imkanlarına yönelik beklentileri ifade etmektedir.
Teşvik Belgeli Yatırımların yarısına yakın kısmını oluşturan
Komple Yeni Yatırımların bir diğer özelliği ise,
arazi, bina-inşaat ve ilk kuruluş giderleri dolayısıyla,
istihdam maliyetinin diğer yatırım türlerine göre
daha yüksek olmasıdır. Bu husus istihdama dayalı
yardım programlarında dikkate alınması gereken önemli
bir husustur. (Komple yeni bir yatırımın istihdam maliyeti
206, tevsi yatırımın ise 110 Milyar TL’sıdır.) İlk yedi
aylık dönemde düzenlenen Yatırım Teşvik Belgeleri
kapsamı yatırımlara bakıldığında mevcut tesislerin yenilenmesi
ve modernizasyonunu hedefleyen yatırım projelerinin
oranı yaklaşık % 14 civarındadır.
İç
ve dış piyasa gözlemleri ve Ar-Ge ve teknoloji
alanında yaşanan gelişmeler ile yukarıda özetlenen
Devlet Yardımlarının uygulama sonuçları üzerinde
yürütülen teknik çalışmalar sonucu
ortaya çıkan ve yatırım politikalarını etkileyeceği
düşünülen tesbitler şunlardır. Teknolojinin
çok hızlı gelişmesi, bir çok sektörde
yatırımların ekonomik ömürlerini kısaltmıştır.
Bazı sektörlerde yaşanan gelişmeler üretim
teknolojisini on yılda bir değişir hale getirmiştir.
Bu durumun anlamı, yalnızca dünya ticaretinde mevcut
pozisyonun korunabilmesi için mevcut sermaye
stoğuna her yıl en az % 10 oranında ilave yapılması
gerektiğidir. Aksi bir durum, ülkenin rekabet gücünü
kaybetmesi anlamındadır. Bu durum, Türkiye gibi
büyümek zorunda olan ülkeler açısından,
teknolojiyi takip için sürekli yenileme
yatırımı yapma zorunluluğunu yarattığı gibi teknolojiyi
satın alma aşamasından, teknolojiyi üretebilme
aşamasına süratle geçilebilmesi gerekliliğini
de ortaya çıkarmaktadır.
Bu
bölümde yatırımlara yönelik ifade edilecek
bir diğer husus ise, istikrarsızlıkların yatırımlar
üzerinde yarattığı etkilerdir. Faaliyet gösterdikleri
sektörlerde önemli yerleri olan belli ölçeğin
üstündeki işletmeler üzerinde yapılan
incelemede, son on yıllık dönemde yatırım yapan
işletmelerin tüm desteklemelere rağmen özsermaye
verimliliklerinin diğerlerine nazaran daha düşük
olduğu ortaya çıkmıştır. Bu tespit, iç
ve dış piyasada yaşanan dalgalanmalar ve belirsizliklerin
diğer ekonomik faaliyetlerden ziyade daha çok
yatırımlar üzerinde olumsuz etki yarattığını ortaya
koymaktadır.
Bu
veriler ışığında, öncelikle makro dengeler üzerinde
yoğunlaşan ekonomi politikalarının bu alandaki temel
hedefi, ekonomik istikrarın kalıcı olarak tesisidir.
Önceki çalışmalarımızda da ele alındığı
gibi, kamu maliyesi alanında yürütülen
çalışmalar, faiz ve enflasyonda yaşanan düşüş
ile ekonomik istikrarın sağlanabilmesine yönelik
izlenen kararlı tutum, yatırım projelerinde ciddi oranlı
yükselişlere sebep olmuştur. Bu manada ekonomik
istikrarın olmadığı ülkelerde ne oranda yardım
sağlanırsa sağlansın ciddi bir yatırım ya da üretim
artışı olması mümkün değildir. Bu açıdan
yatırımlar için en büyük destek, istikrarın
tesisi ve belirsizliklerin ortadan kalkmasıdır.
Kamuoyuna
duyurulur.
|