Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Kısa – Kısa Köşe Yazısı

Levent GENÇYÜREK

Yeminli Mali Müşavir

9 Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi

 

 

Trend Değişikliğinin Maliye Politikasına Etkisi

Maliye Bakanlığı’nın 2007 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde revizyona giderek bütçede 204.989 milyon YTL olarak öngörülen bütçe giderlerini  201.872 milyon YTL’ye çekmesi, bütçede 188.159 milyon YTL olarak öngörülen gelirler de 193.345 milyon YTL’ye yükselterek yıl sonu bütçe açığının GSMH’ya oranının % 2.7 den % 1.3’e indiirlmesine karşılık son günlerde dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler bu hedeflerin tutturulması konusundaki görüşlerin tartışılır hale gelmesine yol açtı.

Dünya ekonomisinde yaşanan bu sürecin aynen devamı halinde;

1- Türkiye’nin risk priminin yükselmesine bağlı olarak sıcak para girişinde azalması ile artan faizler kamu borç stokunun artışına ve bütçe dengelerinin bozulmasına yol açacak.

2- Büyümenin yavaşlaması ile birlikte tüm sektörlerde görülen talep ve üretim azalması sonucu devletin gelir ve kurumlar vergisi tahsilatı azlacak. Diğer taraftan, kurun yükselmesi ve durgunluk nedeniyle azalan ithalat dolaysıyla ithalde alınan KDV ve ÖTV de düşme görülecek. KDV indirimi bir yana bir çok malın ÖTV oranlarında artışlar söz konusu olacak.

3- Bir yandan faizlerin yükselmesine bağlı olarak kamu harcamalaları artarken vergi gelirlerinde ortaya çıkan azalma bütçe dengesinin bozulmasına yol açacak.

4- İstihdam üzerindeki yüklerin azaltılması ve Gelişmiş ülkeler düzeyine indirilmesi “başka bahara” kalacak. Ancak, sosyal güvenlik reformunun acilen yapılması en önemli gündem maddelerinden olacak.

5- Reel ekonomik faaliyetlerin azaldığı ve durgunluk belirtilerinin başladığı bir ekonomide faiz dışı kamu harcamalarını kısmakta Hükümet çok da başarılı olamayacak. Böyle bir durumda, sosyal ve siyasal baskılar hükümeti zorlayacak. Yaklaşmakta olan Yerel Seçimlerde, alınacak ekonomik tedbirlerin şekli ve uygulanma biçimini olumsuz olarak etkleyecektir. Ortaya çıkan trend değişikliği ile üzerindeki yükü daha da artan vergi mükelleflerinin ilave yükleri kaldıracak ekonomik güçlerinin bulunmadığı gerçeğinden hareketle, Kayıt Dışı ile ciddi olarak yapılacak bir mücadele sıkı maliye politikasının devamı için en önemli çözüm olarak görülüyor.

İhalelerde Vergi Borcu

Gelir İdaresi Başkanlığı Kamu İhalelerine giren isteklilierin yaşadıkları sıkıntıları bir ölçüde de olsa azaltacak önlemleri yürürülüğe koydu. Yapılan düzenlemeye göre;

1- Kamu ihalelerine girecek olan isteklilerden sadece yıllık gelir, yıllık kurumlar, katma değer,  özel tüketim, özel iletişim ve banka ve sigorta muameleleri vergisi, gelir ve kurumlar vergisine ilişkin tevkifatlar ve geçici vergiye ilişkin vergi asılları ile bu vergi türlerine ait vergi ziyaı cezaları, gecikme zam ve faizlerine ilişkin kesinleşmiş borcun olmaması veya varsada 1.000 YTL yi aşmaması aranacak. Bu sayılanlar dışında vergi borcu bulunması ihalaye girmeyi engellemeyecek.

2- Vergi borcunun tespitinde aşağıda belirtilenler dikkate alınmayacak, bu borçlar bulunsa bile ilgiliye “vergi borcu yoktur” yazısı verilecektir.

– Vergi İdaresince yapılan inceleme sonucu Re’sen, ikmalen veya idarece tarhiyat yapılmış ancak dava açma süresi geçirilmemiş olan tutarlar,

– Re’sen, ikmalen veya idarece yapılan tarhiyatlara karşı vergi yargısında dava açılmış ancak bu dava üzerine henüz tahsil edilebilir hale gelmemiş alacaklar,

– Vadesi geçtiği halde ödenmemiş ancak vergi idaresi tarafından taksitlendirilmiş veya tecil edilmiş olup vadesinde ödemeleri yapılan tutarlar,

Mükellefin yıllık gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı bulunduğu vergi dairesine vergi borcu olup olmadığına dair belge isteği ile yapacağı başvuru üzerine yapılacak borç sorgulaması sonucunda, kesinleşmiş vergi borcu olmaması  veya 1000 YTL yi aşmaması halinde,  ihale tarihinin belirtilmesi durumunda “ihale tarihi itibarıyla”,  tarihin belirtilmemesi durumunda ise “başvuru tarihi itibarıyla” kesinleşmiş vergi borcu olmadığına ilişkin yazı verilecektir.

Sosyal Güvenlik Reformu

Yeni hükümetin acil olarak ele alması gereken kayıt dışı ekonominin önlenmesi, işsizlik, özelleştirme, yatırım ve ihracat ortamının geliştirilmesi gibi gündem maddeleri içersinde “Sosyal Güvenlik Reformu” önemli bir gündem maddesi.

Toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendiren ve acil olarak ele alınması ihtiyacı dile getirilen reformun gerçekleşmesinde izlenecek yol ve bazı maddeleri iptal edilen Yasa’nın alacağı yeni şekil merak konusu. Sosyal güvenlik alanında bu gün itibariyle içinde bulunduğumuz duruma ilişkin birkaç rakam konunun önemini daha iyi ortaya koyacaktır.

– Sosyal güvenlik kurumlarının bütçe üzerindeki yükü giderek artıyor. 1994 yılında sosyal güvenlik açıklarının GSMH ya oranı % 1.1 seviyesinde iken bu oran 2000 yılında %2.5 e 2003 yılında ise %3.9 a ulaşmış. 2006 yılında toplam 23 Milyar 4 Milyon YTL açık vermesi beklenen sosyal güvenlik açığının GSMH’ye oranı %4 olarak gerçekleşecek. 2007 yılı bütçesine göre sosyal güvenlik kurumlarına aktarılması gereken para miktarının 31.6 Milyar YTL olduğu göz önüne alınırsa 2007 yılında sosyal güvenlik açığının GSMH’ye oranının %5 civarında olacağı anlaşılıyor.

– Sosyal güvenlik sisteminin içinde bulunduğu olumsuz durumun sebepleri olarak; 1990’lı yıllarda uygulamaya konulan erken emeklilik sistemi, prim tahsilatının yeteri kadar olmaması, kayıt dışı istihdam, sosyal güvenlik kurumlarının kendi aralarında ve diğer kurumlarla olan koordinasyon eksikliği ve denetim hizmetlerinin yeterli etkinlikte olmaması sayılabilir.

Eğitim Giderlerine Devlet Katkısı

Türkiye’de sınai ve/veya ticari faaliyette bulunan şirketler ile yazılım sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin çalışanlarının kalite, verimlilik, yönetim teknikleri, tasarım, uluslararası pazarlama vb. ile dış ticaret işlemleri konusundaki eğitim giderleri ile bu konularda alınacak danışmanlık hizmetlerine ilişkin giderlerin ve ülkemizde düzenlenen tasarım yarışmalarında dereceye giren tasarımcıların, tasarım konusunda yurt dışı eğitim giderleri Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan (DFİF) karşılanacak.

28 Temmuz 2007 Tarihli Resmi Gazete yayımlanan “Eğitim ve Danışmanlık Yardımı Hakkında Tebliğ” ile söz konusu giderlerinin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan (DFİF) karşılanması esasları belirlenmiştir.

Tebliğ ile, İGEME ,  İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri, üniversiteler, il ticaret ve/veya sanayi odaları ile bunların üst kuruluşları eğitimci olarak yetkilendirilmiştir. Bu kuruluşlar tarafından; Dış Ticaret, Gümrük ve Kambiyo Mevzuatı,  Yurt dışı pazarlama, müzakere ve yazışma teknikleri ile fiyatlandırma, Dış Ticarette ulusal ve uluslararası finansman sağlama teknikleri, Moda-marka tasarımı, teknolojik, endüstriyel, görsel, yazılım ve ambalaj tasarımı, Kalite vb. alanlarda verilecek eğitimlerin şirket bazında yıllık toplam 50.000 ABD dolarını aşmamak,  program bazında da süresi 6 (altı) ayı geçmeyen yurt içi eğitim giderlerinin %90’nı fondan karşılanacaktır.

Exit mobile version