Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Yurt Dışından Sağlanan Hizmetlerin KDV ve Stopaj Karşısındaki Durumu


Talha APAK
Öğretim Görevlisi
Yeminli Mali Müşavir
t.apak@apakymm.com

GİRİŞ

  1. Genel Olarak

Yurt içinde faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişi mükelleflerin, yurt dışından mal ithal ettikleri gibi hizmet ithal etmeleri de mümkündür. Diğer bir ifade ile, bazı mükelleflerin yurt içindeki ticari faaliyetlerine bağlı olarak bazı hizmetleri yurt dışında/dan almakta oldukları bu hizmetleri yurt içindeki ticari faaliyetleri ile birleştirmek suretiyle yurt içinde (Türkiye’de) yararlanmaları neticesinde belgelendirdikleri yurt dışı hizmet faturalarını gider yazmaları yanında sorumlu sıfatıyla vergilendirilmesi de söz konusu olmaktadır.

Bu vergilendirme ise, sorumlu sıfatıyla KDV ve Stopaj yönünden vergilendirilmesi işlemidir. İlgili hizmetlerin nasıl vergilendirileceği konusuna açıklık getirmek için, öncellikle yasa hükümleri çerçevesinde hizmet, hizmet ithalatı, hizmetin Türkiye’de değerlendirilmesi ve yararlanılması konularına açıklık getirilmesi gerekmektedir.

  1. Bazı Kavramlar ve Tanımlar

Hizmet

Bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek, gibi işlemlerdir.

Hizmet İthali

Hizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan, yukarıda sayılan işlerin yurt dışındaki kişi veya kuruluşlara yaptırılarak faydasından yurt içinde (Türkiye’de) yararlanılması işlemidir.

Örneğin; yurt dışından borç para alınması, yabancı firmalara nakliye yaptırılması, Türkiye’deki bir proje ile ilgili olarak yurt dışından mühendislik veya montaj hizmeti alınması, yurt dışından know-how, marka kullanım hakkı yahut sigorta, eğitim, sağlık, danışmanlık, haberleşme, yazılım hizmeti alınması, yurt dışında fason iş, tamir, bakım yaptırılması, mal veya personel kiralanması gibi hizmetlerden Türkiye’de yararlanılmışsa hizmet ithal edilmiş sayılmaktadır.

Hizmetin Türkiye’de Değerlendirilmesi

Hizmet Türkiye dışında yapılmış ancak, hizmetin bedeli Türkiye’de ödenmişse, değerlendirme Türkiye’de yapılmış sayılarak ifa edilen hizmet Türkiye’de vergilendirilmelidir. Ayrıca, hizmet Türkiye dışında ifa edilmiş ve hizmetin bedeli Türkiye dışında ödenmiş olmasına rağmen hizmetin bedeli Türkiye’de ödeyenin hesabına intikal ettirilmiş yani Türkiye’de ödeyenin hesaplarına gider kaydedilmişse yine hizmet Türkiye’de değerlendirilmiş sayılarak vergiye tabi tutulmalıdır.

Yabancı bir gerçek kişi veya kurumun Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi yoksa, ticari kazancın Türkiye’de elde edildiğinden bahsedilemez. Ayrıca, vergi mevzuatımızda dar mükellefiyet esasına göre vergilendirme ticari ve zirai kazanç ile menkul sermaye iradı dışındaki diğer kazanç ve iratlarda, değerlendirme Türkiye’de yapılmış ise söz konusu kazanç ve irat Türkiye’de elde edildiği kabul edilerek vergiye tabi tutulacaktır. Aynı hüküm dar mükellef kurumlar için de geçerlidir.

Hizmetten Türkiye Dışında Faydalanılması

Yurt dışında, yabancı firma tarafından verilen hizmetten faydalanma Türkiye’de değil yurt dışında gerçekleşmiş olmaktadır. Hizmet hangi ülkede veriliyorsa yararlanma da orada gerçekleşir diyebiliriz. Pazarlama ve tanıtım nedeniyle yurt dışında satın alınan hizmetten yurt dışında yararlanılmıştır, yani hizmet orada tüketilmiştir. Özetle, hizmet nerede ifa ediliyorsa faydalanmada orada gerçekleşir.

  1. KONUYA İLİŞKİN MEVZUAT VE UYGULAMASI
  2. Katma Değer Vergisi Yönünden Değerlendirilmesi

KDV’nin konusu vergi kapsamına alınmış olan mal teslimleri ve hizmet ifalarıdır. KDV Kanunu’nun 1 inci maddesinde de ifade edildiği üzere, bu işlemleri yapanların yabancı uyruklu olup olmamaları, ikametgahlarının, işyerlerinin, kanuni merkezlerinin veya iş merkezlerinin Türkiye’de olup olmaması işlemin mahiyetini değiştirmez ve KDV’nin doğuşunu etkilemez.

Katma değer vergisi, gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti üzerine oturtulan bir mükellefiyet türüdür. Dar mükellefiyet esasında KDV yönünden yapılacak bir vergilendirmede Gelir Vergisi Kanununun dar mükellefiyetle ilgili 7. maddesi hükmü referans olarak alınacaktır. Türkiye’de işyeri ve kanuni temsilcisi bulunmayan dar mükelleflere yapılan ödemelerden gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapılmadığı için, katma değer vergisi için de tevkifat yapılmayacaktır. Bunun nedeni, KDV teorisindeki hizmetin ifa edildiği yer esas olarak, hizmeti arz edenin işyerinin, kanuni veya iş merkezinin veya ikametgahının bulunduğu yerdir. Hizmetten faydalanılan yer de hizmetin ifa edildiği, yani işin yapıldığı yerdir.

Gelir Vergisi Kanunumuza göre dar mükelleflerin ticari kazanç elde edebilmesi, münhasıran Türkiye’de işyeri olması veya daimi temsilci bulundurmasına bağlıdır. Yurt dışındaki tanıtım veya pazarlama hizmeti nedeniyle yabancı firmanın Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi yoksa veya olmakla birlikte yurt dışındaki hizmet bu işyeri veya daimi temsilci tarafından verilmemiş ise, ne gelir veya kurumlar vergisi ne de katma değer vergisi yönünden vergilendirme yapılabilir. Değerlendirme nedeniyle Katma Değer Vergisi uygulayabilmek için söz konusu hizmetin serbest meslek faaliyeti, ücret veya gayri menkul sermaye iradı ya da diğer kazanç ve irat kapsamında olması gerekir. Komisyonculuk faaliyetinin ticari kazanç olduğu açıktır. Ticari kazançta değerlendirme unsuru vergilendirme için geçerli değildir. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesindeki “hizmet ithali’’ kavramından anlaşılması gereken de gelir vergisine tabi hizmet işlemleridir. Ticari kazanç kapsamındaki hizmet ithalleri katma değer vergisinin konusuna girmemektedir.

Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesine göre işlemler Türkiye’de yapıldıkları takdirde vergiye tabi tutulabilecektir. Aynı Kanunun 6/b maddesine göre, Türkiye’de yapılan, değerlendirilen veya faydalanılan hizmetler Türkiye’de ifa edilmiş sayılacaktır.

KDV Kanunu’nun 9 uncu maddesine göre, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları veya diğer ilgili bir şahsı verginin ödenmesinden sorumlu tutabilecektir.

Başka bir anlatımla, yabancı kişi, kuruluş ve firmalarca yapılan hizmetler, Türkiye’de yapılmış (ithal edilmiş) sayılmakta ise vergilemenin 9 uncu madde uyarınca, yani KDV sorumlusu eliyle yapılması gerekmektedir. İhraç mamullerimizin pazarlanması amacıyla verilen komisyonlar ile yine yurt dışında yapılan ilan ve reklam hizmetlerinin bedelleri için KDV sorumluluğu aranmayacağına dair 30.05.1989 Tarih ve 266 Nolu Hesap Uzmanları Kurulu Danışma Komisyonu kararı da mevcuttur.

15 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’ndeki;

“Yurt dışındaki firmalara yaptırılan hizmetlerden bu kapsama girenlerin vergiye tabi olacağı açıktır. Bu gibi hizmet ifalarında mükellef esas olarak yurt dışındaki firma olmakla birlikte, firmanın Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmaması halinde vergi, sözü edilen Kanun’un 9. maddesi gereğince hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından bağlı bulunulan vergi dairesine sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.”

Açıklama ile bu yetki kullanılarak KDV sorumluluğu getirilmiştir.

Buna göre, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince yurt dışından bir hizmet ithal edildiğinde, hizmeti ithal eden tarafından hizmet bedeli üzerinden KDV hesaplanması ve bu KDV’nin 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilip ödenmesi gerekmektedir. Ancak bunun için ithal edilen hizmetin KDV’nin konusuna girmesi ve vergiden istisna edilmemiş olması gerekir.

Hizmeti ithal eden gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri sorumlu sıfatıyla beyan etmiş oldukları KDV’yi 1 No.lu KDV beyannamelerinde indirime konu edebilirler. Ancak ödenmiş olan KDV’nin KDV Kanunu’nun 30. maddesinde sayılan indirilmeyecek KDV arasında yer almaması gerekir.

Örneğin; X A.Ş. Türkiye’de inşa ettireceği fabrikanın projesini yurt dışındaki bir firmaya çizdirmiştir. Buna göre X A.Ş. bu hizmetten Türkiye’de yararlandığından bu işlem KDV’nin konusuna girmektedir. Projeyi çizen firmanın Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması varsayımı altında bu işleme ilişkin KDV’nin X A.Ş. tarafından 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilmesi gerekir. Beyan edilen bu vergi 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılır.

Faydalanma Türkiye’de olmak ve KDV’yi önleyen özel bir hüküm bulunmamak kaydıyla;

gibi hizmetler KDV sorumluluğu gerektirmektedir.

Maliye Bakanlığı’nın Konu Hakkındaki Görüşü

30.05.1989 tarihinde onanan 266 nolu Hesap Uzmanları Kurulu Danışma Komisyonu kararına göre, yurt dışında ifa edilen ve faydalanılan pazarlama ve reklam hizmetleri Türkiye’de katma değer vergisine tabi tutulamaz. Gelir Vergisi Kanununun 7. maddesinde ise, ticari kazançlarla ilgili olarak değerlendirme hükmü bulunmamaktadır Değerlendirme sadece ücret, sair kazanç ve serbest meslek faaliyeti kapsamına giren hizmet ifaları için geçerli olabilir.

Konu ile ilgili Olarak Maliye Bakanlığı’nca Verilmiş Bir Özelge Şöyledir :

“Fransa’da bulduğu müşteriye, adı geçen (Türk) firmanın mal ihraç etmesini sağlayan Fransız firmasının verdiği müşteri bulma hizmetinin Fransa’da verildiği, şirketin hizmetten Fransa’da yararlandığı ve verilen hizmetin mal ihracatına yönelik olduğu hususları göz önünde tutulduğunda, Fransız firmasının aldığı Komisyon KDV’ye tabi bulunmamaktadır.”

3065 Sayılı katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesine göre Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki mal teslimi ve hizmet ifaları Katma Değer Vergisi’ne tabi bulunmaktadır.

Maliye Bakanlığı’nın konu ile ilgili vermiş bulunduğu 20.09.1999 tarihli Özelgesinin özeti aşağıdaki gibidir;

  1. Türkiye’den ihraç edilecek mallar için yurt dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından verilen mümessillik komisyonu, pazarlama, masraf aktarımı, reklam hizmeti bedeli ile aracılık komisyonu gibi hizmet bedellerinin, yurt dışında ifa edilmesi ihracatçı firmanın bu hizmetlerden yurt dışında faydalanması ve hizmetin yurt dışında tüketilen ihraç malına yönelik olması nedeniyle Katma Değer Vergisinin konusuna girmemektedir.
  2. Reklamasyon giderlerinin ihracatın yapıldığı ülkedeki müşterinin vereceği fatura veya ilgili ülke mevzuatına göre fatura yerine geçen belgelerle tevsiki asıldır. Ancak, bu tür bir belgenin alınamadığı durumda ihracatçı firmanın yeni bir belge düzenleyerek önceki faturayı iptal etmesi ve reklamasyon bedeline isabet eden kısmın iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası olarak kullanılması mümkündür.

Türkiye’den ihraç edilecek mallar için yurt dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından verilen mümessillik komisyonu, pazarlama, masraf aktarımı, reklam hizmeti bedeli ile aracılık komisyonu gibi hizmet bedellerinin, yurt dışında ifa edilmesi ihracatçı bu hizmetlerden yurt dışında faydalanması ve hizmetin yurt dışında tüketilen ihraç malına yönelik olması nedeniyle Katma Değer Vergisi’nin konusuna girmemektedir. Bu nedenle adı geçen firmanın bu hizmetler karşılığında yurt dışındaki firmalara ödediği bedeller üzerinden Katma Değer Vergisi hesaplanarak sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi söz konusu değildir. [1]

  1. Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu (Stopaj) Yönünden Değerlendirilmesi

Yurt dışında yerleşik kişi ve kurumlar, Türkiye’de mukim gerçek ve tüzel kişilere hizmet sunmak suretiyle elde ettiği gelirler nedeniyle ve vergi anlaşmalarında aksine hüküm olmaması şartıyla Türkiye’de gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır. Burada vergileme, yurt dışında mukim gerçek ve tüzel kişiler için genellikle de stopaj yoluyla yapılmaktadır.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi kapmasında yapılacak stopajın şartları

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesi kapmasında yapılacak stopajın şartları

GVK’nın 94. maddesi ile, KVK’nın 30. maddesi kapsamında yapılacak stopajlarda en önemli fark şudur. GVK’nın 94. maddesi kapsamında yapılacak stopajı sadece ilgili maddede sayılan gerçek veya tüzel kişiler yaparlar. KVK’nın 30. maddesi kapsamında stopaj yapacak gerçek kişi veya kurumlar ise sayılmamıştır. Burada stopajı yapacak olan kazanç ve iratları sağlayanlardır.

Buna göre, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yapılan;

ile sair benzeri ödemeler, “ticarî” nitelikli olduklarından stopaj kapsamına girmemektedirler.

Buna mukabil yurt dışından sağlanan;

gibi, GVK’nın 94 veya KVK’nın 30. maddesi kapsamında bulunan ödemelerde, vergi anlaşmasında stopajı önleyen bir hüküm olmadığı sürece, gerekli oranlar üzerinden stopaj yapılması icap etmektedir.

  1. Vergi Usul Kanunu Yönünden Değerlendirilmesi

Yurt dışına mal veya hizmet ihraç eden işletmelerin yurt dışında yaptıkları reklam ve pazarlama giderleri, Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinin 1 numaralı bendinde yer alan genel giderlerdendir. Yurt dışından sağlanan hizmetlerin belgelendirilmesi ve ilgili giderlerinin ticari kazancın tespitinde dikkate alınması konusunda bir tereddüt yoktur. Yurt dışı harcamaların belgelendirilmesi ile ilgili olarak öteden beri istenen tevsik edici belgelerin alınmış olduğu ülkede bulunan yurt dışı temsilciliklerimizce Türkçe’ye tercüme ve tasdik edilmesi şartının kaldırılması ile birlikte, belgelendirme ile ilgili de bir özelliğin kalmadığı düşünülebilir.

Yurt dışından Sağlanan Hizmetlerin Karşılığının Belgelendirilmesi

22.01.1997 Tarih, 22885 sayılı resmi gazete’de yayımlanan 253 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yapılan düzenlemeye göre; yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan iş veya hizmetler karşılığında alınan belgelerin, yurt dışındaki temsilciliklerimizde veya yurt içinde noterlerce Türkçe’ye tercüme ve tasdik edilme zorunluluğu kaldırılmıştır. Yurt dışındaki kişi veya firmalardan belge alan mükelleflerin, bu belgeleri defter kayıtlarında gider olarak göstermeleri sırasında belgelerde yazılı bilgileri, belgenin düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek kayıtlarında göstermeleri gerekir. Ancak inceleme sırasında inceleme elemanınca lüzum görülmesi halinde, mükellefler bu belgelerini tercüme ettirmek zorundadırlar. Öte yandan, yurt dışında yapılan ve belgelendirilemeyen bir kısım giderlerin de götürü olarak dikkate alınması mümkündür.

Yurt dışı ihracat komisyonu ödemelerinin katma değer vergisine tabi olmadığına ilişkin Maliye Bakanlığı görüşünde de pazarlama ve reklam hizmetleri karşılığında yapılan ödemelerin suni olarak artırılabileceği ve bu suretle vergi kaybına neden olunacağı endişesi taşındığı belirtilerek; söz konusu ödemelerin gider kaydedilebilmesi için bu ödemelerin yurt dışındaki firmadan alınacak bir belge ile (fatura) belgelendirilmesi; ayrıca bu belgenin alınmış olduğu ülkede bulunan yurt dışı temsilciliklerimizde Türkçe’ye tercüme ve tasdik edilmesi gereklidir.

Ancak, maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 253 seri nolu VUK Genel Tebliği ile bu uygulamaya son verilmiş olup ilgili tebliğin son bölümünde aşağıdaki ifade yer almaktadır.

“Buna göre, yurt dışındaki kişi veya firmalardan belge alan mükellefler, bu belgeleri defter kayıtlarında gider olarak göstermeleri sırasında belgelerde yazılı bedelleri belgenin düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek kayıtlarında göstereceklerdir. Ancak inceleme sırasında inceleme elemanınca lüzum görülmesi halinde mükellefler bu belgelerini tercüme ettirmek zorundadırlar”

Burada öne çıkan en önemli husus; hizmet karşılığı alınması gereken belge gelmeden (temin edilmeden) bir miktar avansın ödenmesi veya tamamının ödenmesi gider yazılması için yeterli olmayıp, gider yazılması için belgenin temini şarttır. Ancak, belge temin edildiği halde hizmet bedelinin henüz ödenmeden sadece belgeye dayanarak gider yazılıp yazılmayacağı konusu tartışmalıdır.

III. SONUÇ

Yurt dışında mukim kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, gümrükleme işlemine tabi olmayıp, hizmeti alan Türkiye mukimine, KDV ve Stopaj sorumluluğu getirmektedir. Ancak, bu işlemler için ithal edilen hizmetin KDV’nin konusuna girmesi ve vergiden istisna edilmemiş olması gerekir. Ayrıca gelir ve kurumlar vergisi stopajı yapılabilmesi için de yapılan hizmetin GVK’nın 94. maddesi veya KVK’nın 30. maddesi uyarınca tevkifata tabi bir işlem olması ve aynı zamanda karşı ülke ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması olmaması veya anlaşmada stopajı önleyici bir hüküm bulunmaması gerekir.

Yurt dışından sağlanan hizmetler karşılığı, yurt dışındaki kişi veya firmalardan belge alan mükellefler, bu belgeleri defter kayıtlarında gider olarak göstermeleri sırasında belgelerde yazılı bedelleri belgenin düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek kayıtlarında göstereceklerdir. Ancak inceleme sırasında inceleme elemanınca lüzum görülmesi halinde mükellefler bu belgelerini yurt dışı temsilciliklerince tercüme ettirmek zorundadırlar. Hizmetin türü ile faydasının yurt içi ve yurt dışı değerlendirme sonucuna göre de vergilendirilmesi gerekmektedir.

Yüksek tutardaki faturalar için yurt dışı temsilciliklerimizin onayı mutlaka aranmalıdır. Aksi halde, gelişen teknolojinin de etkisiyle, bazı mükellefler, kendi hazırladıkları ya da bastırdıkları faturaları, yurt dışından almış gibi düzenleyerek, kayıtlarına gider olarak yazabilirler. Bundan da trilyonluk vergi kaybı doğar. Uygulamada inceleme elemanlarının vergi incelemesi sırasında yurt dışına gidemediği ve yurt dışında karşıt inceleme yapamadığı da göz önüne alındığında, olayın önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. [2]

Hizmet faturasının geç intikal etmesi halinde ise, KDV’nin faturanın düzenleme tarihinin ait olduğu vergilendirme döneminde beyan edileceği hususu dikkate alınarak sorumlu sıfatıyla KDV beyanının VUK’‘nun 371. maddesine göre, pişmanlıkla yapılması ve ödenmesi bu şekilde ödenen KDV’nin ise ödemenin yapıldığı yıl aşılmamak suretiyle indirim konusu yapılması gerekmektedir. [3]

Hizmetle ilgili fatura ve benzeri belgenin, hizmetten faydalananın eline muhtelif nedenlerle gecikmeli olarak geçmesi de sıklıkla rastlanan bir durumdur. Bu şekilde, gecikmeli olarak KDV sorumlusuna ulaşmış belgeler bakımından beyan zamanı konusunda da tartışma yaşanmaktadır. Bu durumda belgenin vergi sorumlusunun eline geçtiği tarih (tebellüğ) itibariyle beyan edilmesi gerekmektedir. [4]

Bize göre de;

Hizmetten yurt içinden yararlanılmış ise KDV ye tabi tutularak vergilendirilmesi, hizmetten yurt dışından yararlanılmış ise KDV ye tabi tutulmadan giderleştirilmesi gerekir. Hizmetin konusu ücret, serbest meslek, sair kazanç ve irat ise stopaja tabi tutularak vergilendirilmesi, hizmetin konusu ticari kazanç ise stopaja tabi tutulmadan giderleştirilmesi gerekir. Yurt dışına ödenecek hizmet bedeli net olup, KDV veya stopajın hesabında hizmet bedelinin brüt tutarı dikkate alınmalıdır.

Yurt dışından temin edilen hizmetler karşılığı alınan yüksek tutardaki faturalar için yurt dışı temsilciliklerimizin onayı mutlaka aranmalı, yurt dışından gelen faturaların temin edilen hizmet ve bu hizmetin de mükellefin ticari faaliyeti ile ilgili ve uyumlu olmasına dikkat edilmelidir.

Yurt dışı hizmet karşılığı alınması gereken belge gelmeden (temin edilmeden) bir miktar avansın ödenmesi veya tamamının ödenmesi gider yazılması için yeterli olmayıp, gider yazılması için belgenin temini şarttır. Ancak, belge temin edildiği halde hizmet bedelinin henüz ödenmeden sadece belgeye dayanarak gider yazılıp yazılmayacağı konusu da tartışmalıdır.

Yurt dışından sağlanan hizmetler karşılığı, temin edilen belgelerin bedellerinin ne şekilde ödeneceğine dair mevzuatımızda açık bir ifade veya düzenleme bulunmamakla beraber, yurt dışından sağlanan hizmetler karşılığı temin edilen belgelerin (fatura) bedellerinin kambiyo mevzuatı dışında tutulmuş olmasından dolayı, ödemelerin banka aracılığı ile yapıldıktan sonra gider yazılmasında fayda görmekteyiz. İthal edilen mal bedelinin ödenmesi veya prosedürü kambiyo mevzuatına tabi olduğu ve ilgili bankaların kambiyo birimlerince de takip edildiği bilinmektedir. Ancak, hizmet bedelinin takibi kambiyo mevzuatı dışında olması veya bankaların kambiyo birimlerince takibi söz konusu olmadığından konu tamamen mükellefin takibat ve işlemlerine bırakılmış bulunmaktadır.

Hizmetle ilgili fatura ve benzeri belgenin, hizmetten faydalananın eline muhtelif nedenlerle gecikmeli olarak geçmesi halinde, gecikmeli olarak KDV sorumlusuna ulaşmış belgeler bakımından beyan zamanı, belgenin vergi sorumlusunun eline geçtiği tarih itibariyle olmalıdır.

Globalleşen ekonomi, uluslararası rekabet, iç ve dış pazarlarda yaşanan ekonomik sıkıntılar vb. gelişmeler karşısında, dış ticaret mevzuatı ve vergi düzenlemeleri ilişkisinin çok iyi kurularak, düzenlemelerin de buna göre yapılmasında fayda bulunmaktadır. Ayrıca, yurt dışından sağlanan hizmetler için temin edilen belgelerin ne şekilde vergilendirileceğine (hizmetin türü, hizmetten nerede ve nasıl yararlanıldığı) yönelik uygulamada hatalı işlemler veya farklı uygulamaların önüne geçmek için, idare tarafından günün koşullarına göre sağlıklı bir düzenlemeye (tebliğ) ihtiyaç bulunmaktadır.

DİPNOT VE KAYNAKLAR

[1] Talha APAK, Reklamasyon ve Komisyon Giderlerinin Vergi Mevzuatı Yönünden Değerlendirilmesi, İSMMMO Mali Çözüm Dergisi, Sayı 70, Ocak-Şubat-Mart-2005

[2] Sakıp ŞEKER, Yaklaşım Yayınları, Dönem Sonu İşlemleri, 5. Cilt

[3] Abdullah TOLU, Yurt Dışı Hizmet Faturaları ve KDV İndirimi, Yaklaşım Dergisi, Sayı 144

[4] Mehmet MAÇ, KDV Uygulaması, 4.Baskı

Exit mobile version