Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Vergide Kısa Kısa 10 – Verilmeyen Ba Bs Usulsüzlük Cezası

Levent Gençyürek

Levent GENÇYÜREK
Yeminli Mali Müşavir

Verilmeyen BA ve BS Formları İçin Tek Özel Usulsüzlük Cezası  Kesilir…

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu‘nun 148, 149 ve Mükerrer 257’nci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 362 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarım ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirilmiştir.

Diğer taraftan, 381 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin mal ve hizmet alımları ile mal ve hizmet satışlarının 2008 yılı ve müteakip yıllarda bildirilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri açıklanmış bulunmaktadır.

Anılan tebliğin “4. Diğer Hususlar ve Cezai Yaptırım” başlıklı bölümünün 17’nci bendinde;

“Bildirim formlarını elektronik ortamda veya kağıt ortamında belirlenen süre içinde vermeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355’inci maddesi hükmü uyarınca işlem yapılacaktır.” açıklamasına yer verilmiştir.

Öte yandan, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 18.06.2009 tarih ve 60410 sayılı yazının sonuç kısmında;

“…

Bu formların tek bir form olarak değerlendirilmesi ve söz konusu formların belirlenen sürede verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunulması halinde tek özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir.” denilmektedir.

Bu itibarla, Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleme kapsamında düzenlenmesi ve bildirilmesi gereken Form Ba ve Form Bs’lerin ayrı ayrı doldurulması gerekmekte ise de her ikisinin de birlikte verilmesi zorunlu olduğundan bunların tek form olarak değerlendirilmesi ve kanuni süresinde verilmemesi sonucu tek özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir.

Adi Ortaklıkta Ortaklığı Sona Erdiren Hisse Devri KDV’ne Tabi…

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu’nun 1/1.maddesine göre Türkiye’de ticari, sınai, zırai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu,  Kanunun 8/1-a maddesine göre ise, mal teslimlerinde ve hizmet ifalarında bu işi yapanların verginin mükellefi olacağı hükme bağlanmıştır.

Adı geçen Kanuna bağlı olarak yayımlanan 25 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin (c) bölümündeki açıklamalara göre, adi ortaklıklarda ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmayan hisse devri işlemleri KDV’ye tabi olmayacak, ortaklığın sona ermesi sonucu doğuran devir işlemlerinde ise vergi uygulanacaktır. Adi ortaklarda ortaklardan biri veya bir kaçının hisselerini diğer ortaklara veya üçüncü şahıslara devretmesi, bu şekilde ortaklıktan bazı ortaklarının ayrılması ve ortaklığa yeni ortakların alınması halinde mevcut ortaklık, ortak sayısındaki değişiklik dışında aynen devam ediyorsa bu hisse devri işlemlerinde vergi uygulanmayacaktır.

Hisse devri işlemleri adi ortaklığın sona ermesi sonucunu doğuruyor veya ortaklık, ortakların kararı ile feshediliyorsa, bu devir işlemlerine vergi uygulanması gerekmektedir.

Ortaklardan biri veya birkaçının hisselerinin diğer ortak veya ortaklara devredilmesi suretiyle ortaklığın sona ermesi halinde; devralan ortak veya ortakların kendi hisseleri ile satın aldıkları hisseler dikkate alınmaksızın, ortaklıkça, devralan ortak veya ortaklara teslim edilen toplam mal bedeli üzerinden KDV hesaplanacaktır. Ortaklık tarafından düzenlenecek olan faturada ayrıca gösterilecek olan bu vergi ilgili dönem işlemleri ile birlikte adi ortaklığın son beyannamesine dahil edilerek beyan edilecek, devralan ortak veya ortaklar tarafından ise genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir.

Buna göre; iki ortaktan oluşan adi ortaklıkta ortaklardan birinin hissesini diğer ortağa devretmesi halinde bu hisse devri adi ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurduğundan söz konusu hisse devri işlemi KDV’ye tabi bulunmaktadır. Bu nedenle, adi ortaklık tarafından hisseyi devralan ortak adına toplam bedel (kendi hissesi+devraldığı hisse) üzerinden fatura düzenlenerek KDV hesaplanması gerekmektedir.

Yurt dışı firmalardan satın alınan bilgisayar programlarında Stopaj…

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Kanunun l inci maddesinde sayılan kurumlardan, kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye’de bulunmayanların, dar mükellefiyet esasında sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirileceği hükmü yer almış, üçüncü fıkrasında dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar bentler halinde sayılmıştır.

Aynı Kanunun dar mükellefiyette vergi kesintisinin düzenlendiği 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, serbest meslek kazançları için yapılacak ödemelerden, ikinci fıkrasında ise ticari veya zirai kazanca dâhil olup olmadığına bakılmaksızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayri maddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile % 20 oranında kesinti yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Yurt dışındaki firmaların mukimi olduğu ülke ile ülkemiz arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının bulunması ve bu anlaşmalarda söz konusu ödemelere ilişkin bir hükmün bulunması durumunda, öncelikle bu hükümlerin dikkate alınacağı tabiidir.

Buna göre;

– Yurt dışında mukim firmalardan ithal edilen bilgisayar programları üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan ve/veya çoğaltılmadan nihai tüketicilere satılması veya aynı şekilde işletmede kullanılması halinde yurt dışında mukim firma tarafından elde edilen kazanç ticari kazanç niteliği taşıyacağından, bu nitelikteki ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapılmayacaktır.

– Yurt dışında mukim firmalardan işletmede kullanmak ve/veya müşterilere satışını yapmak üzere daha önce piyasada bulunmayan bir bilgisayar programının özel olarak hazırlatılması halinde, yurt dışında mukim firma tarafından elde edilen kazanç serbest meslek kazancı niteliği taşıdığından bu kapsamdaki ödemeler üzerinden % 20 oranında vergi kesintisi yapılacaktır.

– “Copyright” kapsamında bir bilgisayar programının çoğaltma, değiştirme, topluma dağıtma, gösterme gibi haklarının satın alınması halinde, şirket tarafından bir gayrimaddi hak elde edilecek olup, yurt dışında mukim firmaya yapılacak söz konusu gayri maddi hak bedeli ödemelerinden % 20 oranında vergi kesintisi yapılacaktır.

Öte yandan, bilgisayar yazılım ürünlerinin, şirkete CD, disket vb. taşıyıcı medya içerisinde gümrükten ithal edildikten sonra internet üzerinden indirilen şifre ile aktive edilerek iktisap edilmiş olması ya da bilgisayar programının doğrudan doğruya internet üzerinden şifre ile indirilerek iktisap edilmiş olması durumu yurt dışına yapılacak ödemelerin vergilendirilmesinde herhangi bir değişikliğe yol açmayacaktır.

Diğer taraftan, bilgisayar programları ile ilgili olarak alınan internet üzerinden güncelleştirme ve yıllık bakım (garanti) gibi hizmetler karşılığında yapılan ödemeler üzerinden de ilgili oldukları programların satın alınması için yapılan ödemelerin tabi olduğu esaslar çerçevesinde vergi kesintisi yapılacaktır.

Ayrıca, yurt dışındaki firmalara bilgisayar programları ile ilgili olarak vermiş oldukları eğitim hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler, serbest meslek kazancı niteliği taşıdığından 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca % 20 oranında kurumlar vergisi kesintisine tabiidir.

Sanatçıların Vergilendirilmesi…

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Serbest Meslek Kazancının Tarifi” başlıklı 65 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu hükme bağlanmış, aynı maddenin 2 inci fıkrasında ise, serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olarak tanımlanmış, Kanunun 66 ıncı maddesinde de, serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenlerin serbest meslek erbabı olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 18 inci maddesinde, “Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikâye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hâsılat Gelir Vergisinden müstesnadır.

Ayrıca, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 4 üncü maddesinde; “Güzel sanat eserleri, estetik değere sahip olan;

  1. Yağlı ve sulu boya tablolar, her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler kaligrafi, serigrafi.
  2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar.
  3. Mimarlık eserleri.
  4. El işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları.
  5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar,
  6. Grafik eserler,
  7. Karikatür eserleri,
  8. Her türlü tiplemelerdir. Krokiler, resimler, maketler, tasarımlar ve benzeri eserlerin endüstriyel model ve resim olarak kullanılması, düşünce ve sanat eserleri olmak sıfatlarını etkilemez.” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan yasal hükümler çerçevesinde serbest meslek faaliyetinde bulunan mükelleflerin yaptıkları çalışmaların 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre “eser” niteliği taşıması ve bu durumun Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ilgili birimlerinden veya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden alınacak bir belge ile tevsik ve ispat edilmesi şartıyla; bu mükelleflerin söz konusu çalışmalardan elde edecekleri kazanç için Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.

Mükellefler tarafından yapılan, “eser” niteliği taşıdığı hususu belge ile tevsik ve ispat edilen; resim,  suluboya resim,  cam altı ve duvar resimleri, heykel, fotoğraf, seramik, hat, makta, divit, tezhip, minyatür, ebru, sedef, çini, rölyef, fresk, vitray, deri göstermelik, kukla, hediyelik minyatür terlik, çarık, nazarlık; taş baskı, serigrafi baskı, kaligrafi, ahşap-ipek boyama, cam boncuk yapımı, boncuklardan yapılan takılar; kemik, sedef ve boynuzdan yapılan tarak, toka, ud kafesi, vazo, saat; eskiz, eskiz maketi,  nakkaşlık, cam çalışmaları, deri ve ahşapla üç boyutlu çalışmalar, ney yapımı ve süslemesi, tespih süslemeleri, desen bezeme,  biblo, hat levhası, plastik sanat çalışmaları, sahne tasarımı, kostüm tasarımı, grafik çalışmaları, illüstrasyon, şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve inceleme, röportaj, çeviri eserler, kitap, CD kitap, dergi, gazete yazıları, senaryo yazarlığı, tiyatro yazarlığı, TV program yapımcılığı, ihtira beratı (patent), bilgisayar yazılımı, karikatür ve çizgi film çalışmaları, kısa film, videoart, beste ve düzenlemeler, seslendirmeler, şarkı ve şiir okumaları, kitap resimleme, reklam müziği yapımı çalışmalarının; mükellefler veya bunların kanuni mirasçıları tarafından yayınlanması, satılması veya bunlar üzerindeki mevcut hakların devir ve temlik edilmesi veya kiralanması suretiyle elde edilmiş olan kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.

Ayrıca, mükelleflerin söz konusu çalışmalarını sadece Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlara satmaları; devir, temlik ve kiralamaları halinde, serbest meslek makbuzu düzenlemelerine gerek olmayıp; 94 üncü maddede sayılan ve bu mükelleflere ödemeyi yapacak kişi ve kurumlarca gider pusulası tanzim edilerek, yapılacak ödemeler üzerinden yürürlükte olan oranda vergi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Bu tevkifat uygulaması mükelleflerin gelir vergisi mükellefiyetine tesir etmeyecek olup, söz konusu faaliyete ilişkin nihai vergileme olacaktır.

Ancak, bahse konu mükelleflerin faaliyetlerini mutad meslek halinde ifa etmeleri ve istisna kapsamındaki eserlerini Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılanlar dışındakilere satmaları halinde, 213 sayılı Kanunun 153, 172, 210 ve 236 ncı maddeleri uyarınca işe başlama bildiriminde bulunma, serbest meslek kazancı defteri tutma ve serbest meslek makbuzu düzenleme mecburiyetleri bulunmakta olup, bu kazançları nedeniyle serbest meslek kazancı istisnasından yararlanabilecekler, gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar ve söz konusu istisna kazançlarından dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi de vermeyeceklerdir.

Öte yandan, sözü edilen mükelleflerin çalışmalarını icra etmek amacıyla kiraladıkları işyerleri için ödemiş oldukları kira bedelleri üzerinden (Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan yararlanmaları halinde bu çalışmalardan elde ettikleri gelirin vergiye tabi olmaması dolayısıyla gerçek gelirlerini beyan etme mecburiyetlerinin bulunmaması halinde) gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar ancak, ödedikleri kira bedelleri gayrimenkul sahipleri tarafından yıllık gelir vergisi beyannamesi ile gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilecektir.

Diğer taraftan mükellefler tarafından yapılan mozaik çalışmaları, sunuculuk, illüzyonculuk, vücut dövmesi yapma, tercümanlık, elektronik ortamda yayımlanan web sitesi tasarımları ve yayınları, intranet tasarımları ve içerikleri, newsletter tasarımları ve içerikleri, faaliyet raporları, ekonomi sanat teknoloji gibi konulardaki araştırmalar, kataloglar, editing çalışmaları, broşür insert gazete ilavelerinde yer alan içerik çalışmalarından elde edilen kazanç için Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

Bu durumda, mükelleflerin yaptıkları çalışmaların, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre “eser” niteliği taşımaması veya Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesi kapsamına girmemesi halinde, bu çalışmaların satışından elde edecekleri kazanca istisna uygulanması mümkün olmadığından, bu çalışmalardan elde edilecek kazançlar Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesi hükmüne göre “serbest meslek kazancı” olarak vergilendirilecektir.

 

Exit mobile version