T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
TRABZON VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü
Sayı: 26468226-130[621-12-2012]-86
Tarih: 17/09/2013
Konu: %50 si gerçek kişi %50 si kurumlar mükellefi olan adi ortaklığın 2 yıl aktifinde bulundurduğu taşınmazı satması halinde bu satıştan elde edilen kazancın vergi kanunları açısından değerlendirilmesi
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]ÖZET:
Adi ortaklık taşınmaz satışı konusunda verilen bu özelgede, ortaklık yapısı %50 gerçek kişi ve %50 kurumlar vergisi mükellefi şirket olan bir adi ortaklığın, iki tam yıl aktifinde bulunan taşınmazı satması halinde doğan kazancın vergi kanunları karşısındaki durumu değerlendirilmiştir.
Özelgede öncelikle, adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmadığı, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi sayılmadığı, ortaya çıkan kâr veya zararın ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilerek vergilendirildiği vurgulanmıştır.
1) Kurumlar Vergisi Yönünden Değerlendirme
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-e maddesinde, kurumların en az iki tam yıl aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların belli şartlarla istisna kapsamında değerlendirilebildiği belirtilmiştir. Ancak bu istisna, taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların, bu amaçla ellerinde bulundurdukları taşınmazlar için uygulanmamaktadır.
Özelgede yer alan tespitte, adi ortaklığın esas faaliyet konusunun inşaat taahhüt işleri, ayrıca inşaat yapım ve satımı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle;
- Gerçek kişi ortak, bu satıştan doğan kendi payına düşen kazanç için kurumlar vergisi istisnasından yararlanamaz. Zaten gerçek kişi ortak bakımından kazanç, ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilir.
- Kurumlar vergisi mükellefi şirket ortak ise, taşınmaz ticareti ile uğraşması nedeniyle, iki yıl aktifinde bulundurduğu taşınmazın satışında dahi Kurumlar Vergisi Kanunu’ndaki taşınmaz satış kazancı istisnasından yararlanamaz taşınmaz satış kazancı istisnasından yararlanamaz.
Sonuç olarak bu özelgede, adi ortaklık vergi istisnası bakımından hem gerçek kişi ortak hem de şirket ortak yönünden istisna uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
2) Gelir Vergisi Yönünden Değerlendirme
Özelgede açık biçimde, gerçek kişi ortağın hissesine düşen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yani gerçek kişi ortak açısından bu satış, istisnalı bir işlem olarak değil, ticari faaliyet kapsamında doğan kazanç olarak değerlendirilmiştir.
3) KDV Yönünden Değerlendirme
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-r maddesinde, kurumların aktifinde en az iki tam yıl bulunan taşınmazların satışı için belirli şartlarla KDV istisnası öngörülmektedir. Ancak özelgede, bu istisnanın kurumlar, belediyeler ve il özel idarelerinin aktifinde bulunan taşınmazlara tanındığı; KDV mükellefi olan adi ortaklığın taşınmaz satışının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Bu nedenle, somut olayda adi ortaklık KDV istisnası uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
Kısa Sonuç
Bu özelgeye göre, %50 gerçek kişi ve %50 şirket ortağından oluşan adi ortaklığın iki tam yıl aktifinde bulunan taşınmazı satması, otomatik olarak vergi istisnası sağlamamaktadır. Özellikle ortaklığın inşaat yapımı, satımı ve taşınmaz ticareti faaliyeti içinde olması nedeniyle;
- gerçek kişi ortağın payına düşen kazanç ticari kazanç olarak vergilendirilir,
- şirket ortağı kurumlar vergisi taşınmaz satış kazancı istisnasından yararlanamaz,
- taşınmaz satışı KDV istisnası kapsamına da girmez.
Bu değerlendirme, yalnızca bu özelgedeki somut olay ve o tarihteki mevzuat çerçevesinde yapılmıştır. Özelgeler genel düzenleyici işlem değil, başvuruya konu olay özelinde verilen idari görüş niteliğindedir.[/vc_message][vc_column_text]
İlgide kayıtlı özelge talebinizde, %50 si gerçek kişi %50 si kurumlar vergisi mükellefi olan adi ortaklığınızın 04.02.2010 tarihinde aktifine almış olduğu taşınmazı satması halinde satışın kurumlar vergisi, gelir vergisi ve katma değer vergisi açısından değerlendirilerek hangi istisnalardan yararlanabileceğiniz hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
Adi ortaklıklar Borçlar Kanununun 520-541 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 520 inci maddesinde adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin, bir sözleşmeye dayanarak, ortak bir amaca ulaşmak için emek ve mallarını birleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Adi ortaklıkların tüzel kişiliği olmadığı gibi gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmaları da söz konusu değildir. Adi ortaklık olarak faaliyette bulunulması halinde, ortaklığa stopaj ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmektedir. Adi ortaklıkların ortaya çıkan kâr veya zararı, adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilerek vergilenmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca; kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı maddede belirtilen şartlar çerçevesinde kurumlar vergisinden istisna edilmekle beraber, menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında olduğu hükme bağlanmıştır.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “5.6.2.3.4. Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ile uğraşılmaması” başlıklı bölümünde, menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları istisna kapsamındaki değerlerin satışından elde ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında olduğu, taşınmaz ticareti ile uğraşan mükelleflerin faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis ettikleri taşınmazların satışından elde ettikleri kazançlara istisna uygulanabileceği, taşınmaz ticaretine konu edilen veya kiralama ya da başka surette değerlendirilen taşınmazların satış kazancının ise istisnaya konu edilmeyeceği açıklamalarına yer verilmiştir.
Konu hakkında bağlı olduğunuz Vergi Dairesi Müdürlüğünden alınan … yazıda; şirket ortağı … nezdinde düzenlenen … yoklama fişi ile ortaklığınızın esas faaliyet konusunun inşaat taahhüt işleri olduğu, inşaat yapım ve satımı işiyle de iştigal ettiği beyan ve tespit edilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, adi ortaklığınızın gerçek kişi ortağının söz konusu istisnadan yararlanması mümkün olmayıp hissesine düşen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, kurumlar vergisi mükellefi olan şirketin ise taşınmaz ticareti ile uğraşması nedeniyle söz konusu istisnadan yararlanması mümkün bulunmamaktadır.
II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-r maddesinde, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri katma değer vergisinden istisna edilmiştir.
Bu çerçevede, söz konusu istisna kurumlar, belediyeler ve il özel idarelerinin aktifinde bulunan taşınmazlara tanınmış olup, katma değer vergisi mükellefi olan ortaklığınızın taşınmaz satış işleminin katma değer vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”orange”]FAQ – Sık Sorulan Sorular
1) Adi ortaklık iki yıl aktifinde tuttuğu taşınmazı satarsa otomatik olarak vergi istisnası uygulanır mı? Hayır. Bu özelgeye göre, taşınmazın iki tam yıl aktifte bulunması tek başına yeterli değildir. Ortaklığın faaliyet konusu ve taşınmazın ticari amaçla elde tutulup tutulmadığı da önemlidir.
2) Gerçek kişi ortak taşınmaz satış kazancı istisnasından yararlanabilir mi? Bu özelgede hayır. Gerçek kişi ortağın payına düşen kazanç, ticari kazanç olarak değerlendirilmiş ve istisna uygulanmamıştır.
3) Kurumlar vergisi mükellefi olan şirket ortak istisnadan yararlanabilir mi? Hayır. Özelgede, şirket ortağın taşınmaz ticareti ile uğraşması nedeniyle kurumlar vergisi istisnasından yararlanamayacağı belirtilmiştir.
4) Adi ortaklığın taşınmaz satışı KDV’den istisna olur mu? Bu özelgedeki sonuca göre hayır. Çünkü KDV istisnası, burada adi ortaklık için uygulanabilir görülmemiştir.
5) Faaliyet konusu inşaat ve taşınmaz satışı olan işletmeler için durum neden farklı? Çünkü vergi mevzuatında, taşınmaz ticareti kapsamında elde tutulan taşınmazların satışında istisna uygulanması sınırlandırılmıştır. Ticari stok veya ticari amaçla elde tutulan taşınmazlar, yatırım amaçlı elde tutulan taşınmazlarla aynı şekilde değerlendirilmez.
6) Adi ortaklıklar kurumlar vergisi mükellefi midir? Hayır. Özelgede açıkça belirtildiği üzere adi ortaklıkların tüzel kişiliği yoktur ve kazanç ortaklar nezdinde hisseleri oranında vergilendirilir.[/vc_message][vc_column_text]
