Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Limited Şirket Ortaklarının Şirketten Çıkma Hakkının Değerlendirilmesi

Ortaklarının Şirketten Çıkma Hakkı

Cemal KADAN
SMMM
KGK Bağımsız Denetçi
cemal.kadan@hotmail.com

“İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır” V.Hugo

Giriş

İnsanoğlu yeryüzünde yaşam mücadelesine başladığı günden itibaren hayatta kalmanın bir zorunluluğu olarak bir şeyler üretmeye başlamıştır. Bu bağlamda bir mal ya da hizmeti “üretim” ve “yapma” becerisinin bir sonucu olarak ya kendisi için üretmiş ya da kendi ihtiyacından fazla olanı “belirli bir eder” karşılığı başka bir türdeşine satmıştır. Bu süreç belki de insanoğlunun ilk ticari dürtüsü olarak yeşermiş ve bu tarihsel gelişim içinde kendini ve bu anlayışı büyüterek günümüz modern ticaret şekline dönüştürmüştür.

Bu tarihsel süreç genişleyip geliştikçe şirket kavramı ortaya çıkmıştır. Şirket, “iki veya daha fazla kişinin sermaye, emek, bilgi ve becerilerini bir araya getirerek oluşturdukları ve kişilerden bağımsız olarak tüzel kişiliğe sahip olan ortak girişim olarak tanımlamaktadır[1]  aynı şekilde başka bir tanımda ise Şirket, “Türkiye yasalarına göre iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin bir araya gelerek emek veya mallarını müşterek bir amaçla bir sözleşme ile birleştirmeleri sonucu ortaya çıkan tüzel kişiliktir.[2] Diye açıklamaktadır.

Şirketleşmeyle birlikte üst yapı kurumu olan “yeni bir kişilik biçimi” ortaya çıkmıştır. Bunun birden çok iyi yönü olduğu kadar beraberinde bir sürü sorunları da meydana getirmiştir. Bir arada olmak ve devam etmek kadar ayrılmakta ticari yaşamın olağan bir sonucudur. İşte tam bu noktada şirket ortaklığının “ortaklıktan çıkmaya” ait yönlerini bu yazımızda ele alacağız.

Türk Ticaret Kanunun Ortaklıktan Çıkmaya İlişkin Hükümleri

Bilindiği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ortaklıktan çıkma ve çıkarılmaya ilişkin düzenlemeleri eski Kanuna nazaran daha belirgin ve yasanın boşluk kısımlarının günümüz koşullarına uyarlanması şeklinde yeniden düzenlemiştir. Bu yazımız ile Limited şirket ortağının kendi isteğiyle ya da şirketin diğer ortaklarının çoğunluk kararı ile şirket ortaklığından ayrılması ya da çıkarılması halinde gerek şirketin ve gerekse ortağın karşılıklı menfaatler dengesi çerçevesinde nasıl davranmaları gerektiği hususu açıklığa kavuşturulmaya çalışılacaktır.

Ortaklıktan Çıkma ve Çıkarılma Türk Ticaret Kanunu “Beşinci Bölümde” Sona erme ve ayrılma başlığı altında 638.-642. Maddelerinde düzenlenmiştir. TTK’ nın 638.maddesinin birinci fıkrasında “Şirket sözleşmesi,  ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” Denmektedir. Bu hüküm yine eski TTK’ nın 551.maddesinde “Şirket mukavelesiyle, ortaklara şirketten çıkma hakkı verebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi tutulabilir.” Demekteydi. Bu aslında Yeni TTK’ da birinci fıkradan hiçbir farkı olmayan tekrar bir tanımdır. Bunun dışında,  TTK’ nın ve diğer yasaların özüne aykırı olmamak şartı ile şirket sözleşmesine, ortağa çıkmayı bildirme hakkının hiçbir şarta ve herhangi bir önceden bildirime gerek kalmadan şeklinde bir hükmü de koyabilir. Bu sayede şirket ortağı herhangi bir geçerli neden ilişkisi kurmadan şirketten ayrılma özgürlüğüne sahip olmaktadır.

Fakat Türk Ticari hayatının gelişim evreleri ve şirketlerin birçoğunun özellikle aile, akraba, ya da yakın arkadaşların bir araya gelerek kurdukları şirket biçimleri olması hasebiyle şirket anasözleşmeleri neredeyse birbirine benzer klişe sözleşmeler şeklinde düzenlenmektedir. Dolayısı ile sözleşmelerin birçoğunda ortaklıktan çıkma ve çıkarılma ya da diğer bazı konular hakkında herhangi bir hüküm yer almamaktadır. Bu da ileride böylesi bir sorun karşısında şirketlerin yönetim organlarının karşılaşacakları güçlükleri, şirketin bu konuda önceden bir önlem almaması nedeniyle ayrılan ortağın sermaye payının şirketi finansal zorluğu sokacağı gibi tehlikelere açık olmaktadır. Aslında, değişen iş hayatının ve gelişen toplum dinamikleri de göz önüne alınarak şirket sözleşmelerinin değişiklik yapılmak suretiyle şartsız ya da şarta bağlı çıkma hakkına yer verilmelidir.

Yukarıda değindiğimiz şirket sözleşmelerinde çıkma ya da çıkarılmaya ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı takdirde şirket ortağı ve şirketin tüzel kişiliği bu konuda nasıl bir yol izlemeli.

Çıkma Hakkının Bildirimi;  Şayet şirket sözleşmesinde çıkmaya ilişkin bir hüküm varsa ortak bu hükme göre, şayet çıkmaya ilişkin bir hüküm yoksa yine çıkma hakkını “haklı sebep” lerin varlığı halince şirket tüzel kişiliğine ve bildirimi de şirketin müdürlerine yapma biçiminde kullanırlar. “Bildirimin şekli ortaklık sözleşmesinde belirtilmemişse, kural olarak hiçbir şekle bağlı olmaksızın tek taraflı yenilik doğuran bir irade beyanıyla gerçekleşir. Ancak, ispat açısından bildirimin yazılı ve bir nüshasının şirket tarafından alındığını gösteren bir belge ile yapılması yerinde olur.”[3]

Ortaklıktan Çıkma Hakkının “Haklı Sebep” olgusuna dayandırılması

Türk Ticaret Kanununun lafzında  “haklı sebep” lerin neler olduğu ve hangi durumlara dayalı olarak biçim alacağı konusunda bir açıklık mevcut değildir. Ortaklıktan çıkma konusunda haklı sebep TTK’ da tam olarak açıklanmamış olsa da, bazı haller haklı sebep olarak sayılmıştır. TTK’ nın 219/ son cümlesinde, “görevin yerine getirilmesinde basiretsiz, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık gibi haller, haklı sebep sayılır.” Yine TTK 245.maddesi haklı sebepleri;

“ (1) Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle;

a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması,

b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi,

c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması,

d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi,

gibi hâller haklı sebeplerdendir.

(2) (a), (b) ve (c) bentleri gereğince kendisinde fesih sebebi doğmuş olan ortağın dava hakkı yoktur.” Şeklinde açıklanmıştır.

Fakat TTK’nın 638/2. maddesinin gerekçesi bu tanımı daha da güçlendirmektedir. Buna göre “ Ortağa haklı sebeplerin varlığında, çıkma davası açılabilmesi olanağı sağlanmıştır. Aksi halde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hallerde de şirketten ayrılamaz durumuna düşürülür. Bu ise şahıs şirketlerinde bile kabul edilemez. Onun için haklı sebeplerle çıkma davası şahıs şirketlerine özgü ve varlığı zorunlu bir kurumdur. Çıkma davası açmış bir kişinin, yargılama süresince ortaklık haklarını kullanması ve borçlarını yerine getirmekle yükümlü olması konumuna uygun düşmez.“ Bu bağlamda her şirketin kendine özgü yapısı dikkate alınmış olmalı ki, yasa haklı sebep olarak nelerin olacağını ve bunların ortaya çıkarılmaları konusunu tarafların mahkeme önünde iddialar doğrultusunda açıklığa kavuşturmasına bırakmıştır.

Çıkma isteğinde bulunan ortak ileri sürdüğü sebeplerin varlığı ile iddia ettiği bu durumun kendisi açısından geçerli ve yeterli olmasına mahkeme karar verecektir. Haklı sebeplerle çıkma, ortağın kişiliğinin korunması gereği mutlak, sözleşme ile bertaraf edilemeyen bir hak niteliğindedir. Ancak bu hakkın kullanılmasını yasa, şirket tüzel kişiliğini korumak amacıyla, tek yanlı bir beyan ile değil, dava yoluyla mahkemeden talep edip, mahkemenin kararıyla sonuca bağlanması şeklinde düzenlemiştir. Böylece, haklı sebebin varlığını, çıkmak isteyen davacı ortak değil, mahkeme tayin ve tespit eder.[4] Kanun gerekçesinde değinilen diğer bir husus ise, TTK’ da çıkma davası açmış ortağın, yargılamanın devam ettiği müddetçe ortaklık haklarının kullanması ve borçlarını yerine getirmesi konumuna uygun düşmeyecektir. Bu bağlamda mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulması veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir. Ancak, anılan fıkrada, mahkemenin bu kararı istem üzerine alacağına değinilmiştir. Bu durumda mahkemeden istemi hangi taraf yapacaktır. Davacı ortak mı, yoksa şirketin tüzel kişiliğimi? Bu konuda halihazırda bir açıklık bulunmamaktadır. Dolayısıyla isteme dayalı bir hükmün bulunması nedeniyle mahkeme bu tedbirler için res’en karar veremeyecektir.

Ortaklıktan Çıkma Hakkının Haklı Sebebe Dayanılarak Kullanılması

Çıkma Davası: Yukarıda değindiğimiz üzere yasa “haklı sebeplerin”  varlığı halinde Limited şirket ortağının şirketten çıkma isteğini mahkeme nezdinde dava açmak şeklinde kullanmasını mümkün göstermektedir. Her ne kadar yasa haklı sebeplerden dolayı ortaklıktan çıkmayı mahkemeden dava yoluyla talep edeceğini söylemiş olsa da, ortak mahkemeye müracaat etmeden önce şirkete çıkma bildirimini yapabilir. Yasada buna engel bir durum bulunmamaktadır. Ortaklar genel kurulu bu isteği işleme koyup onayladıktan sonra çıkmak isteyen ortağa bildirir. Bu bildirim ortak tarafından alındığı andan itibaren geçerli olur. Ancak mahkemeye müracaat eden ortak için “Ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası, (bozucu) yenilik doğuran bir davadır. Diğer bir anlatımla bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme hükmüdür. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı, şirketle ortak arasındaki hukukî ilişkiye son verir ve hükümlerini dava tarihinde değil kararın kesinleştiği anda doğurur.”[5]Dava, şirket merkezinin bulunduğu yerin ticaret mahkemesinde açılır ve husumet şirket tüzel kişisine yöneltilir.

Çıkmaya Katılma: Ortaklardan birinin sözleşmeye dayalı olarak ortaklıktan çıkma için şirkete talepte bulunması ya da bu konuda mahkemeye başvurması halinde, bu durumun şirket müdürleri tarafından diğer ortaklara bildirilmesi üzerine, diğer ortaklarında buna katılma haklarının kendileri açısından da haklı bir sebebin varlığına dayalı olarak çıkmaya katılma hakları vardır. Ortaklardan biri sözleşme ya da haklı sebeplerden dolayı şirkete karşı çıkma davası açmışsa, şirket müdürü durumu derhal diğer ortaklara bildirmelidir. Ortaklar haberin kendilerine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde;

Ayrılma Akçesi: Ayrılma akçesi TTK 641.maddesinin birinci fıkrasında “ Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkına haizdir.”  Ayrılma akçesinin hesaplanma şeklinin Eski TTK düzenlenmemiş olması büyük bir eksiklik olup, konu yargı yerlerinde çözüme kavuşturulmaya çalışılmaktaydı. Yeni TTK 641 ve 642. maddeleri ayrılma akçesinin hesaplanma ve ortağa ödeme şeklini daha açık ve ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. En önemli yenilik ise ayrılma akçesinin ayrılan ortağın esas sermaye payının “gerçek değerine uyması” gerekliliğidir.[7]

Ayrılma Akçesinin Muaccel Hale Gelmesi: Ayrılma akçesinin muaccel hale gelmesi ancak ayrılma esası olması halinde meydana gelmektedir.  Ancak alacağın ayrılma ile muaccel olması için ödeme şekline göre farklı şartlar öngörülmüştür ve şirket lehine kolaylaştırılmıştır. Ayrılma akçesinin muaccel olması, “şirketin kullanılabilir bir öz sermayesi mevcut olması halinde mümkündür.” [8]

Eğer ayrılma akçesi ortaklığın kullanılabilir öz kaynaklardan ödenmesi ihtimali halinde, ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olması için, şirketin yeterli miktarda öz kaynağa sahip olması gerekmektedir.

Yine, ayrılma akçesi payların üçüncü kişilere devri yoluyla ödenecekse, ayrılma akçesi, ancak ayrılan kişinin esas sermaye payların devredilebilir olduğu andan itibaren muaccel hale gelir. Bu durumda öz sermaye, ayrılma akçesini karşılamaya yetmiyorsa ödeme için esas sermayeden ödenmesi yoluna başvurulur. Bu tutarın ödenmesi ancak esas sermayenin azaltılması yoluyla olabilmektedir. Sermaye azaltılması kararı ticaret siciline tescil edildiği andan itibaren muaccel hale gelir.

TTK ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmına ilişkin bazı özel düzenlemeleri içermektedir. TTK 642/3. Maddesi hüküm gereğince “ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur”. Hüküm, muaccel hale gelmeyen ve ödenmeyen ayrılma akçesinin ortaklığın tasfiyeye girmesi durumunda diğer alacaklara göre ödenme sırasını belirlemektedir. Ortağa sermayenin azaltılması yoluyla alacağın ödenmeyen kısmı, ancak yıllık raporda kullanılabilir öz kaynak tutarının tespiti ile muaccel hale gelecektir. Bu şekilde ayrılma akçesi, alacağı yasal olarak vadeye bağlanmıştır. Faaliyet dönemi sonunda öz kaynaklar belirleninceye kadar ödememe olanağı tanınarak şirket korunmuştur.

SONUÇ:

Limited şirketler ortaklık yapısı itibariyle diğer şirket türlerinden bazı önemli noktalarda ayrılmaktadır. Özellikle pay devirlerinin güç olması ortakların kendi aralarında ya da şirkete karşı ihtilafın doğması ile neredeyse yönetim faaliyetlerini özellikle şirket ile ilgili kritik kararları alamaz duruma getirmektedir. Yeni TTK eski TTK ya göre şirket ortaklığından ayrılmayı daha anlaşılabilir şekilde tanımlamıştır. Limited şirketler sözleşmelerini ihdas ederlerken ortaklıktan çıkma konusunu baştan bir kurala koymaları, aksi halde çekişmeli bir hale gelecek olan çıkmanın, hem tarafları hem de şirket tüzel kişiliğini bu husumetin olumsuz etkileri nedeniyle zor durumda bırakacağı aşikardır. Bu nedenle ihtiyatlı bir yaklaşımla limited şirket sahiplerinin birden çok ortaklı olanlarının sözleşmelerini bu konuda revize etmelerini öneriyoruz.

Limited şirket ortaklığından çıkmanın düşünüldüğü kadar kolay olmadığı, gerek çıkma talebi olan ortak, gerekse bu karara katılacak ortakların iradelerinin tecellisi ile belki yıllarca sürecek bir sürece girileceği, bu sürecin şirketi finansal zorluğun içine düşürüp faaliyet yapamaz hale getirebilecektir. Davaların süresinin uzaması nedeniyle ayrılmayı isteyen ortağında hak kaybına uğrama ihtimalinin yüksek olması nedeniyle ayrılmanın anlaşma yoluyla yine bir başkasına “hisse devri” şeklinde yapılması tavsiye edilen bir durumdur.

[1] BSTS, İktisat Terimleri Sözlüğü, 2004, s. 42

[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Şirket.Çevrimiçi

[3] Şirketler Hukuku Genel Esasları, Hasan Pulaşlı,Adalet Yayınevi, Ankara 2013, Güncellenmiş 2.Baskı, s.738

[4] Şirketler Hukuku Genel Esasları, Hasan Pulaşlı,Adalet Yayınevi, Ankara 2013, Güncellenmiş 2.Baskı, s.739

[5] Ersin Çamoğlu Yaklaşım / Ocak 2014 / Sayı: 253

[6] Soner ALTAŞ, İSMMMO Mali Çözüm Dergisi, Ocak-Şubat 2014, s.142

[7] Yrd. Doç. Dr. Ayşe ŞAHİN http://dosya.marmara.edu.tr/huk/fak%C3%BCltedergisi/2012C.18.S.2/18.

[8]  Hasan Pulaşlı, a.g.e, s.747

Exit mobile version