Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Değersiz-Şüpheli Hale Gelen Alacaklara İsabet Eden KDV’nin İndirimi – Muhammed Kutub BAĞIRGAN, Vergi Müfettişi

Değersiz-Şüpheli Alacak KDV İndirimi

Muhammed Kutub BAĞIRGAN
Vergi Müfettişi
mkutubbagirgan@gmail.com

I-Giriş

Piyasada alıcı ve satıcı rolünde birbirlerine mal ve hizmet tedarik eden firmaların, söz konusu mal ve hizmet temini sonrası alacağın tahsilinin imkansız hale gelmesi veyahut şüpheli hale gelmesi sonrası 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 322. ve 323. maddelerinde satıcı tarafından ne yapılması gerektiğine dair hükümler yer almaktadır.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 323. Maddesine istinaden tahsili şüpheli hale gelen alacaklara yönelik alacağa isabet eden Katma Değer Vergisine de karşılık ayrılabileceğine dair 334 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde açıklamalara yer verilmiş olmasına rağmen, yurt içi mal ve hizmet ifalarına ilişkin değersiz hale gelen alacağa yönelik, satıcı tarafından fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisine ne yapılacağına dair açık bir hüküm vergi mevzuatında bulunmamaktaydı.

7104 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine dördüncü fıkra ve yine 7104 sayılı Kanunun 9 inci maddesiyle de 30’uncu maddesine “e” bendi eklenmiştir. Bu değişikliği Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğinde değişiklik yapan 23 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin yayınlanması takip etmiştir. Söz konusu mevzuat değişikliği ile birlikte, mükelleflerin değersiz hale gelen alacaklara ve bunun doğal sonucu olarak borçlara ait Katma Değer Vergisine nasıl bir işlem tesis etmeleri gerektiğine dair açıklamalara gidilmiş, öteden beri yaşanan bu indirim mi yoksa gider mi problemine açıklık getirilmiştir.

II-Satıcı Açısından Değersiz Hale Gelen Alacağa İsabet Eden KDV İndirimi

213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 322. Maddesine göre Değersiz Alacak Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar” olarak tanımlanmıştır. Yani satıcı firma tarafından, tahsiline küçük bile olsa ihtimal kalmayan ve bu imkansızlığı kazai bir hüküm yani alacağın temin edilmesinin olanaksız olduğunu belirten mahkeme kararıyla kanıtlaması veyahut bu imkansızlığı kanaat verici vesika ile ispat etmesi gerekmektedir. Ayrıca söz konusu alacak mükellefin ticari iş ve işletmesi ile ilgili olmak ve ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve devam ettirilmesi ile ilgili olmak zorundadır. Bunun dışında örneğin Hatır Senedi veya Kefaletten doğan alacaklar değersiz alacak sayılmayacaktır.

Yukarıda belirtilen şartları sağlayan değersiz alacakların, bu mahiyete girdikleri tarihte alacaklı firma açısından tasarruf değerini kaybedeceği ve mukayyet kıymetleriyle yani muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeri ile zarara geçirilerek yok edileceği aynı maddede hüküm altına alınmıştır.

Yine 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 323. Maddesine göre de Tahsili Şüpheli Hale Gelen Alacakların: ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava veya icra safhasında bulunan veya yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar olarak tanımlanmış, maddenin devamında ise şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabileceği belirtilerek mükelleflere seçimlik hak tanınmıştır.

Ancak 7104 sayılı Kanunun değişikliği öncesi mükelleflerin değersiz hale gelen alacaklara isabet eden ve satıcı tarafından fatura ve benzeri vesikalarda gösterilip beyan edilen Katma Değer Vergisine yönelik ne yapılacağına dair hüküm bulunmamaktaydı. Tahsili şüpheli hale gelen alacaklara isabet eden Katma Değer Vergisine ilişkin 334 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde Katma değer vergisinin, ekonomik faaliyetlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ve işletmenin alışları sırasında ödediği, işletme alacaklarının bir unsurunu teşkil eden ve doğrudan doğruya mal (veya hizmet) tesliminden (veya ifasından) kaynaklanan bir alacak olduğu, bu itibarla, katma değer vergisinden kaynaklanan alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesinin; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 323. Maddesi hükmünde yer alan şartların mevcut olması, alacağın ilgili dönemin kayıtlarına girmesi ve katma değer vergisi beyannamelerinde beyan edilmesi halinde mümkün olacağı belirtilerek, KDV tutarlarına alacakla beraber karşılık ayrılmak suretiyle gelir ve kurumlar vergisi kazancının tespitinde gider yazılabileceği belirtilmiştir. Bu durum değersiz alacaklara isabet eden KDV için de kıyasen uygulanıyor ve söz konusu KDV tutarları değersiz hale gelen alacakla birlikte gider yazılarak kapatılıyordu.

Ancak 7104 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 29 uncu maddesine dördüncü fıkra eklenmiştir. Söz konusu fırka ile “Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen katma değer vergisi, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilir” hükmü getirilmiştir. Yani Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde yer alan şartları sağlayan ve 01/01/2019 tarihinden itibaren, 213 sayılı Kanunun 322 nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün hale getirilmiştir. Mal ve Hizmet satışı sonrası alacağı ortaya çıkan ve daha sonra bu alacağı kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesikaya dayanarak değersiz hale gelen mükellefler KDV hariç alacak tutarını alacağın değersiz hale geldiği dönemde mukayyet değeri ile zarara geçirerek yok edecek; alacağa isabet eden KDV tutarını ise alacağın zarar yazıldığı tarihi kapsayan vergilendirme döneminde 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İndirimler” kulakçığında “İndirimler” tablosunda 111 kod numaralı “Değersiz Hale Gelen Alacaklara İlişkin İndirilecek KDV” satırı aracılığıyla indirim konusu yapacak ve değersiz hale gelen alacağa ilişkin borçlu mükellef bilgilerini içeren beyanname eki formu doldurması gerekecektir.

Bununla birlikte Katma Değer Vergisi Kanunun 29 uncu maddesine dördüncü fıkrasına eklenen parantez içi hükümle daha önce alacağı şüpheli hale gelen ve bu alacağa isabet eden KDV’ne karşılık ayıran mükelleflerin söz konusu KDV’ni indirim konusu yapabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alması gerekmektedir. Yani şüpheli hale gelen alacağa ve KDV’ne yönelik, şüpheli durumun ortaya çıktığı dönemde karşılık ayıran satıcı mükellef, bu KDV’ne isabet eden tutar kadar gelir hesabını çalıştıracak, borçlu hesap olarak ta indirim hesaplarını kullanarak düzeltme yapması gerekecektir.

III-Alıcı Açısından Değersiz Hale Gelen Alacağa İsabet Eden KDV İndirimi

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 29 uncu maddesinde bentler halinde sayılan işlemler sonucu oluşan KDV’nin  mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyeceği belirtilmiştir. Maddede sırasıyla açıklanan işlemlere ait Katma Değer Vergilerine, 7104 sayılı Kanunun 9 inci maddesiyle yeni bir bent eklenmiştir. Bu bent, aynı kanunun 29/4 fırkasında satıcı mükelleflerin değersiz hale gelen alacaklarına isabet eden KDV’ne ne yapılacağına dair hükme paralel olarak oluşturulmuştur. Bu düzenleme ile kanun koyucu, satıcı tarafından değersiz hale gelen ve mukayyet değerle zarara geçirilen ayrıca KDV’sinin indirimine imkan tanınan alacaklara yönelik, borçlunun da bu KDV’nin indirimine izin vermeyerek mükerrer indirimin önünü kapatmış bulunmaktadır.

Yani kanun hükümlerine uygun olarak “değersiz alacak” tanımını karşılayan ve alacaklısı tarafından zarar yazılan tutara isabet eden ve beyan edilip daha sonra indirimler içine alınan aynı zamanda alıcı tarafından ödenmeyen ve daha önce indirim konusu yapılmış katma Değer Vergisi Tutarı da, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde 1 No.lu KDV Beyannamesinin “Matrah” kulakçığında “Diğer İşlemler” tablosunda 505 kod numaralı “VUK 322 Kapsamına Giren Borçlara Ait KDV” satırı aracılığıyla beyan edilmesi gerekecektir. Böylelikle satıcıya indirim imkanı tanınan tutarlara karşılık alıcıya bu imkan tanınmayarak mükerrer vergi indiriminin önüne geçilmiştir.

Bununla birlikte 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 30/e bendi ile indirimine imkan tanınmayan Katma Değer Vergisi Tutarı aynı kanunun 58. Maddesine göre Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilebileceği tabiidir.

IV-Sonuç

Sonuç olarak 7104 sayılı Kanunun 8. ve 9. Maddeleri ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 29. ve 30. Maddelerine eklenen hükümler ile ticari hayatımızda sıklıkla karşılaşılan ve uyuşmazlık konusu olan, yargı önüne taşınan neticede değersiz hale gelen veyahut şüpheli hale gelen alacaklara isabet eden Katma Değer Vergisine yönelik ne yapılması gerektiği açıklanmış ve vergi mevzuatında yaşanan bir boşluk doldurulmuştur.

Kaynakça

Exit mobile version