Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

EYT’lilerin Emekli Olması ve Aktif/Pasif Oranı – Fatih ÇOŞKUN, Sosyal Güvenlik Denetmeni

EYT’lilerin Emekli Olması

Fatih ÇOŞKUN
Sosyal Güvenlik Denetmeni
fatihsgk.uzman@hotmail.com

EYT, diğer bir deyişle Emeklilikte Yaşa Takılanlar, hâlâ emeklilik mücadelesi veriyorlar, her daim her platformda durumlarını dile getiriyorlar. Son dönemde yine gündemdeki popüler konulardan birisi oldu. EYT’lilerin istediği tek bir şey var, emekli olmak. İçinizden kim emekli olmak istemez ki diyorsunuz, ama burada durum biraz farklı. EYT’li dediğimiz kişiler 08/09/1999 tarihinden önce Sosyal Güvenlik Sistemine girmiş ve yaş hariç emeklilik şartlarına tabi olmuş fakat daha sonra IMF’nin de baskısıyla kademeli yaş şartı getirilmiş (4447 Sayılı Kanun İle) ve bir günde emeklilik şartları değiştirilmiştir. Prim gün sayısını ve sigortalılık süresini tamamlayan sigortalılar yaş şartını sağlamadıklarından dolayı emekli olamamış fakat çalışma hayatındaki rollerini tamamlamış olup bir nevi ortada kalmışlardır.

Sosyal sigortalarda aktif/pasif oranı dediğimiz olgu sigorta kurumunun esas gelir/gider dengesini oluşturmaktadır, yani bir nevi çalışan kişilerden kesilen primler ile emekliler başta olmak üzere SGK’dan Gelir/Aylık alanların paralarının ödendiğini düşünün ve bu oran birbirini dengelemezse devamlı bütçede açık ve delik meydana getirmektedir. 2000 yılı öncesi sosyal sigortalar başta olmak üzere aktüeryal denge bozulmuş ve aktif/pasif oranı 2’nin altında seyreder olduğundan bu oranı dengelemek amacıyla yaş şartı getirilerek nispeten mağdur bir kitle oluşturulmuştur.

2000 yılı öncesinde bu sebeple emekli edilmemiş bir kesim, şu anki durumda emekli edilebilir mi? Hemen Sosyal Güvenlik Kurumunun şimdiki aktif/pasif oranına bakalım.

Yukarıdaki tabloda da görüleceği üzere aktif/pasif oranı 2017 yılına göre 2018 yılında düşmüştür. Düşme nedenlerinden bir tanesi işsizlik, yani zorunlu sigorta kapsamında olan kişi sayısının azalması, diğer bir neden ise Kurumdan gelir/aylık alanların sayısının artmasıdır. Tablonun bu halini aklımızda tutalım. Tahmini EYT’li sayısının birçok kaynağın farklı sayılar vermesinin yanında (tahmini sayı 700.000 ila 4.5 milyon arasında) biz yaklaşık 1 milyon kişi kabul edelim, bu kişilerin çoğu sosyal güvenlik şemsiyesi altında çalışmak zorunda, biz sayıyı daha da az alacak olursak, yaklaşık olarak 600.000 kişinin sigorta kapsamında çalıştığı kabulü ile bu kişilerin hep birden emekli olduğunu varsayalım, aktif sigortalılardan bu kişileri pasif sigortalılara geçirelim. Toplam yeni aktif/pasif oranı 1.72 oldu. Özetle, sayıyı düşük almamıza rağmen oranda büyük değişiklik olmuştur. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumunun mali dengesi duruma biraz direnç göstermektedir. Eğer bu oran yüksek olsaydı, elbette sonuç da çok farklı olacaktı.

EYT’lilerin Çalışma hayatındaki rolüne burada kısaca değinmek gerekiyor. EYT’lilerin prim gün sayıları ve sigortalılık süreleri yeterli olduğundan çalışmak zorunda değiller, sadece yaşlarının dolmasını bekliyorlar, fakat çalışmayı tercih eden kesim bu sefer başka bir sorun ile karşılaşıyor, emekli maaşlarının düşmesi. Emekli maaşları SGK tarafından çeşitli parametreler esas alınarak hesaplanıyor, bunlardan birkaçı prime esas kazanç başta olmak üzere, aylık bağlama oranı, gösterge vb. Maalesef 2008 yılı ve özellikle 2000 yılı öncesi primleri olanlar daha yüksek maaş alıyorlar. Yani 2008 sonrası çok yüksek prime esas kazancınız yoksa düşmeler elbette ihtimal dahilinde, bu sebeple EYT’li kişi haklı olarak sigorta olmak konusunda çekinceli bir durumda kalıyor. Bu da kişiyi iş hayatından dışlar bir etki yapıyor ve kayıt dışı çalışmanın da önünü açabiliyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu, aktif/pasif dengesini sağlamak amacıyla planlamalarını çok uzun periyodlar halinde aktüeryal hesaplamalar sonucu yapar. Verilecek karar diğer birçok ekonomik veriyi etkileyeceğinden EYT’lilerin emekli edilmesi hususunda biraz daha sabırlı olmaları gerekiyor. Her yönden çalışmaların yapılması bile bu konuya ne kadar önem verildiğini gösteriyor. Tabi ki çalışmanın nihayetinde olumlu veya olumsuz bir sonuca varılacaktır. Olumlu sonuç halinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun artacak giderlerinin karşılığında kayıtlı sigortalı sayısının artırılması yani kayıt dışının önlenmesi ve bu sayede prim gelirlerinin artırılmasına odaklanmak gerekir. Olumsuz sonuç halinde ise sistem tarafından yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı sigortalı çalışmadan çekinen fakat çalışma hayatında olan bu kişiler için ise 5510 Sayılı Kanuna geçici bir madde koyarak prim oranlarının düşürülmesi (sosyal güvenlik destek primi benzeri sabit bir prim üzerinden) EYT’lileri bir nebze rahatlatacaktır.

Exit mobile version