Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Koronavirüs (Covid-19) Salgını ve Mücbir Sebep Hali – M. Bülent YILDIRIM, YMM

Koronavirüs (Covid-19) Mücbir Sebep

Mahmut Bülent YILDIRIM
Yeminli Mali Müşavir
Öğretim Görevlisi
b.yildirim@vdd.com.tr
Yazar Hakkında

I-GİRİŞ

Tüm Dünyayı derinden etkileyen Koronavirüs (Covid-19) salgını insanlığın geleceğini tehdit etmekle birlikte, hem sağlık alanında hem sosyal alanda hem de ekonomik alanda derin sarsıntılara yol açmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da “küresel pandemi” olarak tanımlanan Koronavirüs (Covid-19) salgını ülkemizi ve tüm dünyayı tehdit etmeye devam etmektedir.

Kamu otoritelerinin aldığı kararlar veya uzmanların tavsiyeleri doğrultusunda virüsün yayılması engellenmeye çalışılmaktadır. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan muhtelif genelgelerle; gece kulüpleri, bar, pavyon, diskotek, tiyatro, sinema, gösteri merkezi, konser salonu, nişan/düğün salonu, çalgılı/müzikli lokanta/kafe, gazino, birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, kafeterya, kır bahçesi, nargile salonu, nargile kafe, internet salonu, internet kafe, her türlü oyun salonları, her türlü kapalı çocuk oyun alanları (AVM ve lokanta içindekiler dahil), çay bahçesi, dernek lokalleri, lunapark, yüzme havuzu, hamam, sauna, kaplıca, masaj salonu, SPA ve spor merkezleri ile berber, kuaför, güzellik merkezlerinin faaliyetleri geçici süreliğine durdurulmuştur.[1] Bunun yanında, hastalığın yayılmasını engellemek adına insanların evlerinden çıkmamaları gerektiği yönünde alınan tedbirler de eklenince çok sayıda işletme faaliyetine son verme durumuyla karşı karşıya kalma riskini taşımaktadır. Son olarak çok sayıda alışveriş merkezinin de süresiz kapılarını kapatma kararları üzerine, gerek bu AVM lerde bulunan işletmeler gerekse insanların evde kalmaları nedeniyle diğer işletmeler çok ciddi şekilde ekonomik riskle karşı karşıya kalmış bulunmaktadırlar.

Bu kapsamda virüs salgınının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun[2] 13. maddesinde hüküm altına alınmış olan ve  mükelleflere belli özel durumların  varlığı halinde vergi kanunlarında yer alan sürelerin işlememesini düzenleyen “mücbir sebep” hali kapsamında olup olmadığı hususu tarafımızca değerlendirilecektir.

II-MÜCBİR SEBEP HALİ

Mücbir sebep kelimesi kavramsal olarak; “herhangi bir kimse tarafından alınacak önlemlere karşı, önüne geçilmesi olanaksız, borcun yerine getirilmesine engel, borçlunun iradesi dışında beklenmedik olaylar”[3] olarak tanımlanabilir. Vergi kanunlarında mücbir sebep tanımı yapılmamış olmakla birlikte, Vergi Usul Kanunu 13. Maddesinde, hangi hallerin mücbir sebep olduğu sayılmıştır. Bunlar;

1. Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;

2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;

3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;

4. Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması, gibi hallerdir.

Vergi Usul Kanununun 15. Maddesi ise; mücbir sebeplerle sürelerin uzamasını düzenlemiştir. Düzenlemeye göre;

13 üncü maddede yazılı mücbir sebeplerden her hangi birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez. Bu takdirde tarh zaman aşımı işlemeyen süreler kadar uzar. Bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malûm olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi lâzımdır.

Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle; bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkilidir. Bu yetki vergi türleri ve işyerleri itibarıyla; beyannamelerin toplulaştırılması, yeni beyanname verme süreleri belirlenmesi ve beyanname verme zorunluluğunun kaldırılması şeklinde de kullanılabilir.

Bunları Kısaca Ele Aldığımızda

1-Mücbir sebep hali olarak, vergilendirmeye engel derecede ağır kaza ve hastalık ya da tutukluluk hali kastedilmekte olup, kanunda hastalığın ya da kazanın derecesi hakkında bir ifade bulunmamaktadır. Önemli olan hastalığın veya kazanın vergisel ödevlerin yerine getirilmesini engelleyip-engellemediğidir.

Konuyla iliği mali idare tarafından verilmiş olan bir özelge;

“A- Hastanelerden (özel hastaneler dahil) alınan raporlarda belirtilen hastalığın vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır hastalıklardan olup olmadığı hususunun İl Sağlık Müdürlüklerinden veya raporu tanzim eden Hastane Başhekimliklerinden;

B- Hastaneler dışındaki resmi sağlık kuruluşlarınca (Hükümet Tabipliği, Sağlık Ocağı gibi) verilen raporlar hakkında da İl Sağlık Müdürlüklerinden;

Yazı ile sorulmak suretiyle raporda yer alan hastalığın vergi ödevlerini yerine getiremeyecek derecede ağır hastalık olup olmadığı açıklığa kavuşturulacaktır.

Diğer taraftan, mücbir sebebin varlığını ispat için ibraz edilen raporların mutlaka yukarıda belirtilen kuruluşlardan alınmış olması şartı aranacağından, özel doktorlardan alınan raporlar dikkate alınmayacaktır.[4]

2-Maddede sayılan doğal afetler kanunda sayılanlarla sınırlı olmayıp, kanunun lafzına ”gibi” denilmek suretiyle benzer olayların da kapsama alınabileceği hüküm altına alınmıştır. Yangın, deprem, su baskını gibi afetler, belli bir bölgenin tamamını veya bir kısmını etkileyen genel nitelik taşıdığı hallerde malum (herkesçe bilinir) sayılır. Bu durumda mükellefin, mücbir sebebi ispat ve tevsik külfeti yoktur. Ancak, sadece bir ya da birkaç  mükellefe ait, yangın, deprem veya su baskını gibi bir afete maruz kalınması durumunda mücbir sebebin malum olduğu iddia edilemez. Mükellefin hem mücbir sebebin varlığını hem de bunun vergisel ödevlerini yerine getirmeye engel olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Bu durumda mücbir sebebin varlığı, belediye, itfaiye gibi ilgili mercilerden alınacak belgelerle ispat olunabilir.

3-Gaybubet kelime anlamıyla göz önünde bulunmamadır. Burada vergi mükellefinin, vergi sorumlusunun veya ceza muhatabının iradesi dışında yok olma veya bulunmama hali söz konusudur. Mükellef veya sorumlular çeşitli sebeplerle (salgın hastalık, karantina, genel grev, lokavt, mecburi askerlik, gibi) vergisel ödevlerini yapamıyorlar ise bu kapsamda bir mecburi gaybubet durumu söz konusudur.

4-Vergi Usul Kanunu 256. Madde hükmüne göre; gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar.  Bu kapsamda da yasal defter ve belgelerin mükellefin iradesi dışında elden çıkması halinde mücbir sebep kapsamında bu hususu ispat yükümlülüğü mükellefe aittir.

III-MÜCBİR SEBEP HALİNİN VERGİSEL ETKİSİ

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 15’inci maddesi uyarınca; 13’üncü maddede yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez. Bu takdirde tarh zamanaşımı işlemeyen süreler kadar uzar. Bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi lazımdır. Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle; bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkilidir. Bu yetki vergi türleri ve işyerleri itibarıyla; beyannamelerin toplulaştırılması, yeni beyanname verme süreleri belirlenmesi ve beyanname verme zorunluluğunun kaldırılması şeklinde de kullanılabilir.

Mücbir sebebin varlığı halinde vergi ödevleriyle ilgili süreler durur. Vergi Usul Kanununda “Mükellefin Ödevleri” düzenlenmiştir. Bu ödevler bildirmeler, defter tutma, envanter, kayıt nizamı, tevsik, saklama ve ibraz ödevleridir. Mücbir sebebin varlığı halinde bu ödevler mücbir sebep halinin sonuna kadar ertelenir.

Vergi Usul Kanununun 373’üncü maddesi uyarınca; kanunda yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmez.. Örneğin; ağır hastalık halinin hastane raporlarıyla belgelendirilmesi; defter ve belgelerin yanması halinde itfaiye raporu; hırsızlık halinde polis  tutanağı, sigorta raporu, defter ve belgelerin ibraz edilememesi halinde defter ve belgelerin daha önce bir inceleme elemanı tarafından alındığının defter ve belge teslim alma tutanağı ile delillendirilmesi gerekmektedir. Vergi cezası kavramı, vergi ziyaı cezası ile usulsüzlük cezalarını kapsamaktadır.

Vergi Usul Kanununun 15. Maddesine göre mücbir sebep durumunda tarh zamanaşımı işlemeyen süreler kadar uzar. Vergi Usul Kanununun 114. Maddesine göre, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Zamanaşımının durmasından kasıt, mücbir sebep halinin meydana geldiği zamana kadar işlemiş olan sürenin durması ve mücbir sebep halinin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesidir.

6183 Sayılı AATUHK[5] 102. Maddesi hükmüne göre, amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Tahsil zamanaşımını düzenleyen AATUHK da yer alan düzenlemelerde mücbir sebeplerin zamanaşımını keseceği ya da durduracağına ilişkin hüküm bulunmadığından  tahsil zamanaşımını etkilememektedir.

III-KORONA SALGINI GEREKÇESİYLE MÜCBİR SEBEP HALİ İLAN EDİLEBİLİR Mİ

Koronavirüs (Covid-19) salgınının dünyada ve ülkemizde de hızla yayılması karşısında önlemler artırılmış olup çok sayıda sektörde yer alan işletmenin faaliyetleri geçici süreliğine durdurulmuştur. Ayrıca insanlara evlerinden çıkmamaları yönünde tavsiyeler yapılmakla birlikte pek çok ilde toplu ulaşımda azaltmalar yapılmaktadır. Salgın riski işletmeleri çok yoğun bir ekonomik krizle karşı karşıya bırakmaktadır. Salgının ekonomik etkisi henüz yeni hissedilmeye başlamış olup zaman içerisinde daha da yoğun bir şekilde tüm sektörler yoğun bir şekilde etkilenecektir. Kamu otoritesi de bunun farkına varmış olduğundan Maliye Bakanlığı tarafından ekonomik önlemler paketi açıklanmıştır.

Bu kapsamda ekonomik önlemler alınmaya başlamış ve krizin derinliğine göre önlemlerin artırılacağı yetkili makamalar tarafından dile getirilmiştir.. Salgın ve etkilediği alanlara baktığımızda tüm ülkeyi ve işletmelerin tamamını etkilemesi nedeniyle ülke genelinde mücbir sebep hali ilan edilmesi gerek mükellefleri gerekse meslek mensuplarını önemli ölçüde rahatlatacaktır. Bilindiği üzere Marmara Depremi nedeniyle 277 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği[6] ile bazı illerde mücbir sebep ilan edilmişti.

Mücbir sebep halini düzenleyen Vergi Usul Kanununun 13. Maddesinin 2. bendi genel veya bölgesel bir afet halini düzenlemiştir. Bu bent kapsamında kanun koyucu mücbir sebep hali olarak her ne kadar doğal afetleri saymışsa da “gibi afetler” denilmek suretiyle kapsama genişletici bir yorum yapma imkanı sağlamıştır.

Vergi Usul Kanununun 13. maddesi Maliye Bakanlığı’na, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle; bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetki vermiş bulunmaktadır. Bu düzenleme kapsamında Koronavirüs (Covid-19) salgınının mücbir sebep hali sayılması, hem mükellefleri hem de meslek mensuplarını rahatlatacaktır.

Kaynaklar:

– 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

– 6183 Sayılı AATUHK

– 277 Nolu VUK Tebliği

– www.gib.gov.tr

– www.ivdb.gov.tr

– www.resmigazete.gov.tr

Dip Notlar:

[1] https://www.icisleri.gov.tr/koronavirus-tedbirleri-genelgesi-kapsaminda-149382-is-yeri-gecici-sureligine-faaliyetlerine-ara-verdi

[2] 10.01.1961 tarih ve 10703 sayılı RG yayımlanmıştır.

[3] https://sozluk.gov.tr/

[4] Maliye Bakanlığı 28/06/2004  tarih ve B.07.0.GEL.0.28/2810-13-949/30311 sayılı Özelge

[5] 28.07.1953 tarih ve 8469 sayılı RG yayımlanmıştır.

[6] 01.09.1999 tarih ve 23803 nolu RG yayımlanmıştır.

Exit mobile version