Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Danıştay’dan Taşınmaz Satış Kazancı İstisnası Kararı: Hasılat Paylaşımı, Kurumlar Vergisi İstisnası

T.C.

DANIŞTAY

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2018/3530

Karar No: 2022/1107

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Müdürlüğü

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]ÖZET:

Danıştay taşınmaz satış kazancı istisnası bakımından önemli bir değerlendirme yaptı. Uyuşmazlıkta, davacı şirket aktifinde iki yıldan daha uzun süre bulunan taşınmazın, hasılat paylaşımı yöntemiyle değerlendirilmesi sonucu elde edilen kazancın, 5520 sayılı Kanun’un 5/1-e maddesi kapsamında kurumlar vergisi istisnasına tabi olup olmayacağı tartışıldı.

Davacı şirket, aktifinde iki yıldan uzun süre kalan taşınmazın satışından elde edilen kazancın %75’lik kısmının kurumlar vergisi istisnası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü. Buna karşılık idare, şirket ana sözleşmesinde gayrimenkul alım, satım ve kiralama yapabileceğine dair hükümler bulunduğunu, ayrıca taşınmazın hasılat paylaşımı sözleşmesi ile müteahhide verilmiş olmasının şirketin fiilen gayrimenkul ticareti yaptığı anlamına geldiğini savundu.

İlk derece mahkemesi, taşınmazın elde tutulma süresinin arsanın iktisap tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini, taşınmazın iki yıldan fazla süreyle aktifte bulunduğunu ve kazancın özel fon hesabına alındığının beyan edildiğini belirterek davayı kabul etti. Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu reddetti.

Danıştay 4. Daire ise temyiz incelemesinde, Bölge İdare Mahkemesi kararını usul ve hukuka uygun buldu ve idarenin temyiz istemini reddederek kararı onadı. Böylece, somut olayda hasılat paylaşımı sözleşmesi yapılmış olmasının tek başına şirketin taşınmaz ticareti yaptığı sonucunu doğurmadığı; şartların sağlanması halinde taşınmaz satış kazancı istisnasından yararlanılabileceği yönündeki yaklaşım korunmuş oldu.

Kararın Önemi

Bu karar, özellikle şirketlerin aktiflerinde uzun süre tuttukları taşınmazların satışında uygulanacak kurumlar vergisi istisnası bakımından önem taşımaktadır. Karardan çıkan temel sonuç şudur:

Bir şirketin ana sözleşmesinde gayrimenkul alım-satımına ilişkin geniş yetkilerin bulunması, tek başına o şirketin gayrimenkul ticareti yaptığı anlamına gelmez. Aynı şekilde taşınmazın hasılat paylaşımı sözleşmesi ile değerlendirilmiş olması da otomatik olarak istisnayı ortadan kaldırmaz.

Burada belirleyici olan;

Danıştay’ın bu yaklaşımı, vergisel istisnaların yorumunda sadece sözleşme şekline değil, işlemin gerçek mahiyetine bakılması gerektiğini göstermektedir.

Kararda Öne Çıkan Noktalar

  1. İki yıl aktifte bulundurma şartı esas alındı

Mahkeme, taşınmazın iki yıldan fazla süreyle şirket aktifinde bulunduğunu kabul etti. Bu şart, 5520 sayılı Kanun 5/1-e uygulamasında temel unsurlardan biridir.

  1. Hasılat paylaşımı otomatik olarak ticari faaliyet sayılmadı

İdarenin temel iddiası, hasılat paylaşımı yoluyla yapılan işlemin gayrimenkul ticareti niteliğinde olduğu yönündeydi. Ancak yargı mercileri, somut olayda bunu istisnayı ortadan kaldıracak ölçüde görmedi.

  1. Ana sözleşmedeki yetki ile fiili faaliyet ayrıştırıldı

Şirket sözleşmesinde gayrimenkul alım, satım ve kiralama yetkisi bulunması, mahkemelerce tek başına belirleyici kabul edilmedi. Esas olanın fiili faaliyet ve işlemin gerçek niteliği olduğu ortaya kondu.

  1. Özel fon hesabı unsuru dikkate alındı

Kararda, satış kazancının özel fon hesabına alındığının davacı tarafından beyan edildiği ve idarece bunun aksinin ortaya konulmadığı vurgulandı. Bu da kurumlar vergisi istisnası bakımından önemli bir unsur olarak değerlendirildi.

Kimleri İlgilendiriyor?

Bu karar özellikle şu mükellef grupları açısından önemlidir:

Kısa Değerlendirme

Karar, taşınmaz satış kazancı istisnası uygulamasında şekli değerlendirmelerden çok somut olayın gerçek niteliğine bakılması gerektiğini göstermektedir. Şirketin faaliyet konusunun sanayi olması, taşınmazın uzun süre aktifte tutulması ve satış kazancının kanuni çerçevede fon hesabına alınması birlikte değerlendirildiğinde, sadece hasılat paylaşımı sözleşmesi yapılmış olması istisnayı reddetmek için yeterli görülmemiştir.

Bu yönüyle karar, kurumlar vergisi istisnası bakımından mükellef lehine dikkat çekici bir içtihat niteliği taşımaktadır.[/vc_message][vc_column_text]

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı adına, şirket aktifinde iki yıldan daha uzun bir süre yer alan taşınmazın gelir paylaşımı yoluyla satışından elde edilen kazancın 5520 sayılı Kanun‘un 5/1-e maddesi gereğince %75’inin kurumlar vergisinden istisna tutulması gerektiğinden bahisle verilen ihtirazi kayıtlı beyanname üzerine 2015/10-12 dönemi için tahakkuk eden geçici verginin 6.560.410,93-TL’lik kısmının terkini ve devreden zararın 3.374.102,04-TL olarak dikkate alınması istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen …. tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; söz konusu istisnadan yararlanılması için gerekli taşınmazın iki yıldan fazla bir süre aktifte bulunma şartının arsanın iktisap tarihinden itibaren dikkate alınması gerektiği, ayrıca davacı tarafından elde edilen kazancın özel fon hesabına alındığı beyan edildiğinden ve davalı idarece aksi yönde bir tespitte bulunulmadığından, arsa satışı karşılığı elde edilen karın %75’inin vergiden istisna olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Şirketin Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağında şirketin maksat ve mevzuunun gerçekleştirilmesi için veya sosyal sebeplerle her nevi gayrimenkul satın alabileceği, satabileceği ve kiraya verebileceğinin belirtildiği, bu durumda her ne kadar şirketin faaliyet alanı sanayi işleri olsa da gayrimenkul faaliyetinde de bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı şirketin arsasını hasılat paylaşım sözleşmesiyle müteahhite verdiği, bu sözleşme ile gayrimenkul ticareti yaptığı, dolayısıyla fiilen inşaat işi yapan şirketin söz konusu hasılatı için istisna hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Şirketin faaliyet konusunun sanayi üretimi olduğu, taşınmaz satım işi olmadığı, söz konusu arsanın iki tam yıldan daha uzun süredir şirketin aktifinde olduğu, hasılat paylaşımı ile arsanın müteahhide verildiği, karşılığında arsa bedeli için fatura düzenlendiği, gayrimenkul ticareti işi yapılmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

  1. Temyiz isteminin reddine,
  2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
  3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
  4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 24/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”orange”]

FAQ – Sık Sorulan Sorular

Hasılat paylaşımı sözleşmesi yapılması, taşınmaz satış kazancı istisnasını otomatik olarak kaldırır mı? Hayır. Bu karara göre, yalnızca hasılat paylaşımı yönteminin kullanılmış olması tek başına istisnayı ortadan kaldırmaz. İşlemin gerçek niteliği ayrıca değerlendirilir.

Taşınmaz satış kazancı istisnası için en önemli şartlardan biri nedir? Taşınmazın en az iki tam yıl süreyle kurum aktifinde yer alması temel şartlardan biridir.

Şirket ana sözleşmesinde gayrimenkul alım satım yetkisi varsa istisna uygulanamaz mı? Hayır. Ana sözleşmede böyle bir yetkinin bulunması tek başına şirketin fiilen gayrimenkul ticareti yaptığı anlamına gelmez.

Özel fon hesabı neden önemlidir? Çünkü taşınmaz satış kazancının ilgili mevzuat çerçevesinde özel fon hesabına alınması, istisna uygulamasında dikkate alınan önemli unsurlardan biridir.

Bu karar kimler için emsal olabilir? Aktifinde uzun süredir taşınmaz bulunduran, bu taşınmazları satış veya proje geliştirme yoluyla değerlendiren şirketler açısından yol gösterici olabilir.

Danıştay bu dosyada nasıl karar verdi? Danıştay, idarenin temyiz istemini reddetti ve Bölge İdare Mahkemesi kararını onadı.

Kararın özeti tek cümleyle nasıl ifade edilebilir? İki yıldan uzun süre aktifte bulunan taşınmazın hasılat paylaşımı yoluyla satışından doğan kazanç, somut olayın şartlarına göre kurumlar vergisi istisnasından yararlanabilir.

[/vc_message][vc_column_text]

Exit mobile version