Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Tebligatta Münasip Bir Süre – Muharrem ÖZDEMİR, YMM

Tebligatta Münasip Bir Süre

Muharrem ÖZDEMİR
Yeminli Mali Müşavir
E. Defterdar
İstanbul Atlas Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi
m.ozdemir@vdd.com.tr

GENEL BİR BAKIŞ

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun tebliğ evrakının teslimi başlıklı 102 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasında tebligatta münasip bir süreden bahsedilmiştir. Mali idare tarafından belirlenecek bu münasip sürenin makul bir süre olup olmadığı ve kaç günden az olmaması gerektiği makalemizin konusunu oluşmaktadır.

Vergi Usul Kanununun 102 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası ile 485 Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin[1] 3.2 bölümünde ve Gelir İdaresi Başkanlığının 2017/8 Seri No’lu Uygulama İç Genelgesinde tebligatta münasip süre ile ilgili hususlara değinilmiştir.

TEBLİGATTA MÜNASİP VE MAKUL SÜRE NEDİR?

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 14’üncü maddesinde, vergi muamelelerinde sürelerin vergi kanunları ile belli edileceği, kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idarenin belirleyeceği ve ilgiliye tebliğ edeceği düzenlenmiştir.

Aynı Kanunun 101’inci maddesinde,

1) Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen iş yeri adresleri,

2) Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen iş yeri adresleri,

3) 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bu Kanuna göre bilinen adresler olduğu, birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanın dikkate alınacağı ve tebliğin öncelikle bu adreste yapılır.

İş yeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.

102’nci maddesinde, tebliğ olunacak evrakı içeren zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve bu durumun muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya herhangi bir sebeple imza edemeyecek durumda bulunursa sol elinin başparmağı bastırılmak suretiyle tebliğ edilir.

Muhatap tebellüğden imtina ederse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, posta memurunun, durumu tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza ederek, tebliğ olunacak evrakı tebliği yaptıran idareye teslim edeceği, bu durumda tebliğin, pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihte yapılmış sayılır.

Bu Kanunun 101’inci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan iş yeri adreslerine tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edileceği, bu durumda bu Kanunun 101’inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre işlem yapılır.

Bu Kanunun 101’inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir, Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak MÜNASİP BİR SÜRE sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre, 213 sayılı Kanun’un 102/5’inci fıkrasında ikinci defa çıkarılacak tebligatın “MÜNASİP BİR SÜRE SONRA” yapılacağı düzenlemesinin yer aldığı, açık bir süre öngörülmediği ve münasip sürenin tayininin idarenin takdirinde bulunduğu, ancak aynı Kanun’un 14’üncü maddesinde sürelerle ilgili açık bir hüküm bulunmaması durumunda idarece 15 günden az olmamak üzere tebliğ süresinin belirleneceğinin açıkça hükme bağlandığı görülmüş olup, münasip sürenin takdirinin 15 günden az olamayacağı anlaşılmaktadır.[2]

Örnek: Takdir komisyonu kararına istinaden mükellef adına yapılan tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinin “Merkez Mahallesi Encümen Sokak No:2/4 Pendik/İSTANBUL” adresine posta yoluyla tebliğe çıkarıldığı, tebliğ evrakının 02.11.2021 tarihinde muhatabın adreste bulunamadığı şerhi ile merciine iade edildiği, ikinci kez aynı adrese gönderilen tebligatın 08.11.2021 tarihinde kapıya yapıştırılarak tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin 213 sayılı Kanun’un 101’inci maddesi uyarınca tebliğe çıkarılması, bu madde uyarınca tebliğ edilememesi halinde aynı Kanun’un 102’nci maddesi uyarınca tebliğin yapılması, birinci ve ikinci tebligatlar arasında da en az 15 günlük makul sürenin gözetilmesi gerektiğinden, dava konusu olayda bu makul sürenin gözetilmemesi nedeniyle ihbarnamelerin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği sonucuna varılmıştır.

Filhakika,

Bu bilgiler ışığında ifade etmek gerekir ki, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102/5’inci fıkrasında ikinci defa çıkarılacak tebligatın geçerli olabilmesi için makul bir süre beklenilmesi ve bu münasip süreninde 15 günde az olmaması gerekir.

O halde mali idarece verilen veya beklenilen her münasip sürenin, makul bir süre olmadığını da anlamış olmaktayız.

HER MAKUL SÜRE MÜNASİP SÜREYİ KAPSARKEN, HER MÜNASİP SÜRE MAKUL SÜRE DEĞİLDİR.

Dip Notlar:

[1] 17.12.2017 tarih ve 30273 Sayılı RG yayımlanmıştır.

[2] İstanbul 12. Vergi Mahkemesinin 30.03.2023 tarih ve Esas No:2022/2389,Karar No: 2023/680

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”]
Bu makalenin tüm hakları www.alomaliye.com’a aittir. İktibas belirtilmeden ve linkimiz verilmeden (kaynak belirtilmeden) tamamı ya da bir kısmı herhangi bir ortamda (yazılı-görsel-işitsel-sanal-bulut-eğitim vb. ortamlar) kullanılamaz. Aksi  kullanımlarda gerekli yasal işlemler yapılır.
[/vc_message][vc_column_text]

Exit mobile version