Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

İş Kazasının Tespitinde Hizmet Akdi ve Bağımlılık Unsuru – Yargıtay Kararı

T.C.

Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Esas No: 2024/11370

Karar No: 2025/1431

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/544 E., 2024/1194 K.

MAHKEMESİ: Adana 9. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/188 E., 2023/253 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ….. Mermer Granit İnşaat Gıda Otomotiv Madencilik Taşımacılık Sanayi Ticaret Ltd. Şti. isimli iş yerinde 2011 Aralık ayında mermer ustası olarak sigortasız şekilde çalışmaya başladığını, 08.06.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle mermer altında kalan diz kapağı ve ayak arasındaki bölgenin ikiye bölündüğünü iddia ederek 08.06.2012 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın müvekkili Kuruma bildirilmesi ve denetmenlerince olay yerinin incelenerek iş kazası olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, dava konusu olay ile ilgili müvekkili Kurum İş Kazası Meslek Hastlaığı Değerlendirme Komisyonu tarafından inceleme yapıldığını ve davacının davalı işyerinde sigortalı olarak görünmediğinin, iş kazasının bildiriminin yapılmadığının ve kaza gününde herhangi bir sigortalılık bildiriminin de bulunmadığının müvekkili Kurum kayıtlarında tespit edildiğini ve olayın iş kazası olmadığı tespitinin yapıldığını belirterek bu nedenlerle davacının yerinde olmayan davasının reddi ne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin kaza tarihinde davacının orada çalışmadığını, SGK dokümanlarında da çalışmadığının tespit edilebileceğini, davacının iddia ettiği kaza tarihinden yaklaşık 5 ay sonra iş yerinde çalışmaya başladığını ve sigortalarının yapıldığını, ayrıca kazadan sonra hastanede verdiği beyanda ise davacının hür ve kendi rızasıyla olayın iş kazası değil adli vaka olduğunu beyan ettiğini, davalı iş yerinde ise tüm iş önlemlerinin alındığını, kabul etmemekle birlikte eğer böyle bir kaza meydana geldiyse bile davacının kendi ihmalkarlığı nedeniyle yaşanmış olacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile

”I-HMK‘nın 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yukarıda Esas ve Karar sayılı mahkeme kararının kaldırılmasına,

II-Davanın kabulü ile,

Davacının 08.06.2012 tarihinde, davalı şirket yanında çalışırken, geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespitine,” dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, davacının hastanede kendi rızası ile beyan verdiğini ve olayı adli vakıa olduğunu belirttiğini, davacının şirketlerinde çalışmadığını işçi işveren sıfatının bulunmadığını beyan etmiştir.

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık konusu; iş kazasının tespiti istemine ilişkindir.

1- İş sözleşmesini eser, ortaklık, vekâlet ve diğer iş görme edimlerini içeren sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Bu tür sözleşmelerde iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır. İş sözleşmesini belirleyen en önemli ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve iş yerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait iş yerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil olmaz. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın iş yerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, girişimcinin sahip olduğu karar verme özgürlüğüne sahip olup olmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.

Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir.

Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve iş yerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede var olan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır.

Ayrıca belirtilmelidir ki; işçinin, işverenin kapsam ve sınırlarını belirlemiş olduğu iş organizasyonu içerisinde işverene bağımlılığına zarar vermeyecek oranda ve yükümlü olduğu iş görme ediminin ifası uğruna karar alma yetkisiyle işveren yararına iş sözleşmesiyle bağlı olarak çalışması bağımlılık unsurunu ortadan kaldırmamaktadır. Zira genel nitelikte de olsa işveren tarafından çerçevesi çizilen ve organize edilen bir iş görme ediminin ifası, işverenin yönetim ve talimatı altında gerçekleşen bir bağımlılık ilişkisinin varlığını ortaya koymakta olup bu tür bir iş ilişkisinde bağımlılık unsuru görece zayıf olsa da varlığını korur. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi üretici gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi işverenle arasındaki bağımlılık unsuruna zarar veren bir olgu olarak değerlendirilemez.

2- İş görme edimini hukuki ve kişisel bağımlılık kapsamında yerine getiren bu nedenle iş sözleşmesi kapsamında çalışma konusunda dosya kapsamında özellikle tanık beyanları dikkate alındığında belirsizlik bulunmaktadır. Bununla birlikte, davacı asilin duruşmadaki beyanında 2017 yılından sonra kendi nam ve hesabına çalışmaya başladığını belirtmesi, dinlenen tanık beyanlarında da davalının toptan mermer satışı da yaptığını, davacının davalının iş yeri olan inşaat sahasına kendi hesabına kullanmak için mermer satın almaya geldiğini, davalının iş yerinde ve iş sahasında satın alacağı bu mermerleri seçerken kazanın meydana geldiğini, davacının davalı şirkette çalışmadığı beyanları değerlendirilerek davacının kendi nam ve adına çalışıp çalışmadığı, hizmet akdinin unsurlarından olan bağımlılık unsurunun işveren ve işçi sıfatı nezdinde oluşup oluşmadığı yeterince araştırılmadan, karar verilmesi hatalı olmuştur.

Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında bağımlılık unsurunun bulunup bulunmadığını, hizmet akdinin unsurlarının taraflar arasında oluşup oluşmadığı da gözetilmek suretiyle hizmet süresi yönünden, toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar vermektir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Exit mobile version