Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

İş Kazasında Sürekli İş Göremezlik Oranı Tespiti – Yargıtay Kararı

İş Kazasında Sürekli İş Göremezlik Oranı Tespiti – Yargıtay Kararı

T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
Esas No. 2025/1590
Karar No. 2025/5309
Tarihi: 09.04.2025

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]

ÖZET:

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, iş kazası sonrası sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasında; dosyada Bölge Sağlık Kurulu (%24) ile Adli Tıp Kurumu raporları (%18,2) arasında değerlendirme farklılığı bulunmasına rağmen Kurum Yüksek Sağlık Kurulu raporu alınmadan hüküm kurulmasını 5510 sayılı Kanun m.95’e aykırı bularak kararı bozdu.

Daire ayrıca, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunda20.06.2019 öncesi yönünden Kurum kararının yerinde olduğu” yönünde tespit bulunduğu hâlde, ilk derece mahkemesinin hükmünde bu ayrımın dikkate alınmamasını da isabetsiz gördü.

Kararın Konusu ve Süreç

Dosyadaki Kritik Tıbbi/İdari Rapor Tablosu (Kararın dayandığı çelişki)

Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi (Detaylı Analiz)

1) 5510 m.95 prosedürü tüketilmeden sonuca gidilemez

Yargıtay’a göre sürekli iş göremezlik/malullük değerlendirmelerinde izlenecek yol 5510 sayılı Kanun m.95 kapsamında düzenlenmiştir. Kurum sağlık tesisleri raporlarına dayalı işlemlere karşı ilgililerin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz imkânı vardır. Bu mekanizma “tüketilmeden” mahkemenin doğrudan nihai sonuca gitmesi usule aykırıdır.

Bu dosyada: Kurum Yüksek Sağlık Kurulu raporu hiç alınmamışken hüküm kurulmuş; Yargıtay bunu bozma nedeni yaptı.

2) Raporlar arasında çelişki varsa, çelişki doğru yöntemle giderilmeli

Karar metninde; raporlar arasında çelişki olduğunda, gerekli hâllerde Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu ile çelişkinin giderilmesi gerektiği vurgulanıyor. Buradaki ana mesaj: Mahkeme, tıbbi uyuşmazlığı “tek rapora yaslanarak” değil, mevzuatta öngörülen kurumsal sıralama ve çelişki giderme yöntemiyle kesinleştirmeli.

3) “Başlangıç tarihi” ayrımı hükümde dikkate alınmalı

Yargıtay ayrıca şunu açıkça söylüyor: Hükme esas alınan ATK 2. Üst Kurulu raporu, %18,2 oranını 20.06.2019’dan itibaren kuruyor ve 20.06.2019 öncesi için Kurum kararının yerinde olduğunu belirtiyor. İlk derece mahkemesi hükmünde bu ayrımın dikkate alınmaması isabetsiz bulunuyor.

Pratik sonuç: Oran kadar, hangi tarihten itibaren geçerli olduğu da uyuşmazlığın çekirdeği. Mahkeme hükmü bunu netleştirmek zorunda.

Bu Karar Ne Söylüyor? (Uygulama Etkisi)

[/vc_message][vc_column_text]

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Barış Kılıç tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının geçirmiş olduğu iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik oranının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili özetle; Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı sigortalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “1-Davanın kabulüne,

2-Dahili davalı Maral Bulut’un 24.11.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu E cetveline göre %18.2 oranında meslek kazanma gücünden kaybetmiş sayıldığının (malul kaldığının) tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili, Kurum işleminin yerinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı sigortalı vekili, eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, çelişkinin giderilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkindir.

1. Dosya kapsamı incelendiğinde, Bölge Sağlık Kurulunca davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %24, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca %18,2 olarak belirlenmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan raporda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin 20.06.2019 tarihinden itibaren %18,2 olarak tespit edildiği bu tarih öncesi yönünden Kurum kararının yerinde olduğunun belirtildiği, dosya kapsamında Kurum Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadığı tespit edilmiştir.

2. Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun’un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde (506 sayılı Kanun’un 109. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.

3. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, 5510 sayılı Kanun’un 95. maddesinde öngörülen prosedür tüketilmeden sonuca gidildiği anlaşılmakla, Mahkemece Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınıp sonucuna göreve gerektiğinde en son Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan rapor alınarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

4. Diğer taraftan, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunda belirtildiği üzere, 20.06.2019 tarihi öncesi yönünden Kurum Sağlık Kurulu Raporunun yerinde olduğunun Mahkeme hükmünde dikkate alınmaması isabetsiz bulunmuştur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge

Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”orange”]

FAQ – Sık Sorulan Sorular

1) Bu kararın temel mesajı nedir?
Sürekli iş göremezlik oranı tespitinde, 5510 m.95’te öngörülen rapor/itiraz prosedürü (özellikle Yüksek Sağlık Kurulu) tüketilmeden hüküm kurulması usule aykırıdır.

2) Yargıtay neden “Yüksek Sağlık Kurulu raporu alınmalı” dedi?
Çünkü karar metninde, Kurum raporlarına karşı S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz mekanizmasının m.95 kapsamında yer aldığı ve bu sürecin atlanmaması gerektiği vurgulanıyor; dosyada bu rapor yok.

3) Dosyada hangi oranlar tartışmalıydı?
Bölge Sağlık Kurulu %24, Adli Tıp 3. İhtisas %18,2; Adli Tıp 2. Üst Kurulu ise 20.06.2019’dan itibaren %18,2 tespiti yapıyor.

4) “20.06.2019 öncesi” neden önemli?
ATK 2. Üst Kurulu raporu, 20.06.2019 öncesi için Kurum kararının yerinde olduğunu söylüyor. Mahkeme hükmü bu dönem ayrımını dikkate almadığı için Yargıtay bunu ayrıca isabetsiz buluyor.

5) Bu karar, mahkemeler için ne anlama gelir?
Raporlar arasında çelişki varsa, mahkeme kurumsal rapor silsilesini tamamlamalı, gerekiyorsa çelişkiyi üst kurul düzeyinde gidermeli ve özellikle başlangıç tarihini hükümde net kurmalıdır.

6) Karar, sigortalı açısından “oran kesinleşti” mi demektir?
Hayır. Yargıtay, esasa dair nihai bir oran kesinleştirmiyor; usul eksikliği nedeniyle bozuyor ve doğru prosedürle yeniden değerlendirme yapılmasını istiyor.

[/vc_message][vc_column_text]

Exit mobile version