Yargıtay 9. HD: “Kişisel sebepler” ile istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz (E.2024/10868, K.2024/15716)
T.C
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
Esas No. 2024/10868
Karar No. 2024/15716
Tarihi: 04.12.2024
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]
ÖZET:
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin imzasını inkâr etmediği istifa dilekçesinde “kişisel sebepler” ibaresi bulunmasına rağmen, bu ayrılışın ücretlerin ödenmemesi nedeniyle haklı fesih sayılıp kıdem tazminatı verilmesini hatalı buldu. Daire; “kişisel sebepler”in işverenden/işyerinden kaynaklanan bir neden olmadığını, ayrıca işçinin irade fesadı (baskı/zorla imzalatma) iddiasını ispatlayamadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozdu.
1) Uyuşmazlık Konusu
Dosyada iki temel tartışma vardı:
- İstifa dilekçesi bulunan davacının kıdem tazminatı talep edip edemeyeceği
- Reddedilen bir kısım (metinde 7.700,00 USD tutarı anılıyor) nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği
2) Arka Plan (Taraf İddiaları)
- Davacı: Kazakistan şantiyesinde çalıştığını, ücretlerin geç/eksik ödendiğini, fazla çalışma/hafta tatili/UBGT/yıllık izin kullandırılmadığını, sözleşmenin fiilen belirsiz süreliye dönüştüğünü, yurtdışında parasız bırakıldığını ileri sürerek çeşitli işçilik alacaklarıyla birlikte kıdem ve ihbar tazminatı istedi.
- Davalı: İlişkinin istifa ile sona erdiğini, fazla çalışmanın sözleşmeyle kısmen ücrete dahil edildiğini, günlük çalışmanın 8 saati aşmadığını, hafta tatillerinde çalıştırılmadığını savundu.
3) İlk Derece Mahkemesi
- Davacının el yazılı dilekçesinde “kişisel sebepler” nedeniyle çıkış ve istifanın kabulünü istediği kanaatine vararak kıdem ve ihbar tazminatını reddetti.
- Ücret bordrosu sunulmaması gibi hususları dikkate alıp bazı alacak kalemlerinde kısmi kabul kurdu.
4) Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf)
- İstifa dilekçesinin arkasındaki “gerçek durum”un araştırılması gerektiğini değerlendirerek, “kişisel sebepler”in aslında işçilik alacaklarının (özellikle ücretin) ödenmemesi olabileceği sonucuna yaklaştı.
- Ücret alacağının varlığı tespitini de dayanak alıp, davacının feshi haklı nedene dayalı sayılabileceğini belirterek kıdem tazminatına hükmetti.
- Ayrıca reddedilen 7.700 USD yönünden davalı lehine vekâlet ücreti kurulmasını da doğru bulmadı.
5) Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin Gerekçesi (Bozma Nedenleri)
Yargıtay, dosya kapsamına dayanarak şu tespitleri öne çıkardı:
- Davacı, istifa dilekçesindeki yazı ve imzayı inkâr etmedi; dilekçede işçilik alacaklarının ödenmemesi gibi bir gerekçe yer almıyordu.
- Dosya bütününde davacının kişisel sebeplerle ayrıldığı; “kişisel sebepler”in işverenden veya işyerinden kaynaklanan bir sebep olmadığı değerlendirildi.
- Davacı, istifanın iradesinin fesada uğratıldığı (baskı/zorlama ile istifa ettirildiği) iddiasını ispatlayamadı.
Bu nedenle Yargıtay’a göre:
- “Kişisel sebepler” ibaresi, haklı fesih kapsamında kabul edilemeyecek bir gerekçedir.
- Dolayısıyla bu gerekçeyle ayrılan işçinin kıdem tazminatı talebi reddedilmelidir.
- Bölge Adliye Mahkemesi’nin kıdem tazminatı kabulü dosya kapsamına uygun değildir ve bu yön bozmayı gerektirir.
6) Vekâlet Ücreti Tartışması
Karar metninde, davalı tarafın 7.700,00 USD’lik reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücreti kurulması gerektiği yönündeki temyiz iddiası ayrıca değerlendirilmiş; yargılamanın aşamaları ve HMK m.29 dürüstlük kuralı ile dosyadaki beyanlar birlikte ele alındığında bu temyiz sebebinin isabetli bulunmadığı ifade edilmiştir. Ancak sonuçta Daire, kıdem tazminatı kabulü nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
7) Sonuç
- Bölge Adliye Mahkemesi kararı BOZULDU.
- Dosya yeniden karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.
- Pratik sonuç: Bu bozma gerekçesi doğrultusunda, istifa “kişisel sebepler” olarak kaldığı ve irade fesadı/haklı neden ispatlanamadığı sürece kıdem tazminatı verilmemesi gerekir.
Uygulama Notları (Kısa İçtihat Mesajı)
- İstifa dilekçesinde gerekçe kritik: “Kişisel sebepler” gibi işverenden kaynaklanmayan ifadeler, tek başına haklı fesih zemini oluşturmaz.
- “Ücret ödenmediği için ayrıldım” gibi haklı sebep iddiası varsa, bunun belge/tanık/olay örgüsüyle ispatı önemlidir.
- “Zorla istifa” iddiasında irade fesadı ispatı (baskı, tehdide dayalı imza, pasaport/geri dönüş engeli vb. somut deliller) dosyanın kaderini belirler.
[/vc_message][vc_column_text]
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Kazakistan şantiyesinde 16.08.2016-16.02.2019 tarihleri arasında idari işler sorumlusu ve ambar şefi olarak çalıştığını, hizmet süresi boyunca ücretlerin süresinde ve tam ödenmediğini, 2018 ve 2019 yılına ait ücret alacakları bulunduğunu, yasal sınırların çok üzerinde fazla çalışma yaptırılıp hafta tatillerinin, ulusal bayram ve genel tatiller ile yıllık izinlerin kullandırılmadığını, yapılan belirli süreli iş sözleşmesinin sözleşme süresi bitiminde devam ettirildiğini ve sözleşmenin belirsiz süreli hâle geldiğini, davacının yurt dışında işverence parasız bırakıldığını ve ailesinin yardımı ile ülkeye dönebildiğini, tazminat ve alacaklara hak kazandığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 16.08.2016-16.02.2017 tarihleri arasında Kazakistan’daki proje kapsamında depocu pozisyonunda belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, iş ilişkisinin davacının istifası ile sona erdiğini, dolayısıyla tazminat hakkının doğmadığını, yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun sözleşme ile belirlendiğini, davacının çalışmasının günlük 8 saati aşmadığını, çalıştığı ülkedeki hafta tatili günlerinde çalıştırılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ile ilgili beyanda bulunmadığı, dosya kapsamına sunulan davacının el yazısı ile yazılmış dilekçede kişisel sebeplerden dolayı çıkış işlemlerinin yapılmasının ve istifanın kabulünün talep edildiği anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedilmesi gerektiği, davalı tarafından dosya kapsamına herhangi bir ücret bordrosu sunulmadığı anlaşıldığından bilirkişi raporunda hesaplanan ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin Kazakistan’ın Tengiz bölgesinde bulunan şantiyede çalıştırılmakta olup, giriş – çıkış belgeleri, uçak biletleri ve çalışması ile ilgili izinlerin davalı işveren tarafından karşılandığını, müvekkilinin pasaport dâhil belgelerinin davalı işverende bulunduğunu, bu nedenle istifa ettirilerek işçilik alacaklarından feragat etmeye zorlanmasının gayet doğal olduğunu, iş bitimi sebebiyle müvekkilinin iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, çıkış yapılırken elinden istifa dilekçesi alındığını, bu durumda istifanın bir geçerliliğinin bulunmadığını, Mahkemenin müvekkilinin istifasının geçerli olması hâlinde dahi istifanın haklı fesih gerekçesi ile sayılması gerektiğini, müvekkilinin ücretinin ödenmediğinin hükme bağlandığını, 13.08.2021 tarihli beyan dilekçesinde de izah edildiği üzere, davalının elinde bulunan ödeme belgelerini ıslah aşamasına kadar sunmayarak karşı vekâlet ücreti çıkmasına sebebiyet verdiğini, davalı yana sonradan vermiş olduğu belgelere dayanarak vekâlet ücreti verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin istifa dilekçesinin ardındaki gerçek durumun araştırılması gerektiği, sonuç itibarıyla davacının istifa dilekçesinde belirttiği kişisel sebeplerden kastının işçilik alacaklarının ödenmemesi olduğu ve yapılan yargılamada da davacının ücret alacaklarının bulunduğunun tespit edilmesi karşısında iş sözleşmesini haklı nedene dayalı olarak fesheden davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, reddedilen 7.700,00 USD alacak dikkate alınarak davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; reddedilen 7.700,00 USD üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve kişisel sebepler ile iş sözleşmesinin sonlandırılması karşısında kıdem tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; dosya kapsamında mevcut istifa dilekçesi karşısında davacının kıdem tazminatı talep hakkının bulunup bulunmadığına ve davalı lehine
hükmedilen vekâlet ücretine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun (6100 sayılı Kanun) 29 uncu maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 4857 sayılı İş Kanunu‘nun (4827 sayılı Kanun) 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesi.
3. Dairemizin 06.02.2023 tarihli ve 2022/18806 Esas, 2023/1511 Karar sayılı; 10.01.2024 tarihli ve 2023/15541 Esas, 2024/155 Karar sayılı kararları.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalı vekilinin, 7.700,00 USD tutarındaki ücret alacağı talebinin reddinden kaynaklanacak vekâlet ücretine hükmedilmemesi hususundaki temyiz sebebinin; yargılamanın aşamaları, 6100 sayılı Kanun’un “Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar” şeklindeki 29 uncu maddesi, ayrıca 24.06.2021 tarihli duruşma tutanağında mevcut beyanlar birlikte değerlendirildiğinde isabetli bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta davacı; yazı ve imza inkârında bulunmadığı istifa dilekçesinde kişisel sebeplerden dolayı işten çıkış işlemlerinin yapılıp istifanın kabulü talebinde bulunmuştur. Yine tüm dosya kapsamından davacının işten kişisel sebepler ileri sürerek ayrıldığı, istifa dilekçesinde işçilik alacaklarının ödenmediğinden bahsetmediği, işveren yetkililerince iradesinin fesada uğratıldığını da ispat edemediği anlaşılmaktadır.
Ayrıca istifa dilekçesindeki kişisel sebep ifadesi, işverenden veya işyerinden kaynaklanan bir sebep olmayıp davacının kendisine ait özel bir durumu ifade eder. Bu durumda haklı fesih sebebi olarak kabul edilemeyecek kişisel sebepleri gerekçe göstererek işten ayrılan davacının, kıdem tazminatı alacağına yönelik talebinin reddi gerekir. Mahkemece dosya kapsamına uygun olmayan yazılı gerekçeyle talebin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”orange”]
FAQ – Sık Sorulan Sorular
1) “Kişisel sebeplerle istifa” kıdem tazminatı kazandırır mı?
Genel kural olarak hayır. Bu kararda da Yargıtay, “kişisel sebepler”in işverenden/işyerinden kaynaklanmadığını vurgulayarak kıdem tazminatını reddetme yönünde bozma yapmıştır.
2) İstifa dilekçesinde ücretin ödenmemesi yazmıyorsa sonradan “haklı fesih” denebilir mi?
İddia edilebilir; ancak bu kararda, istifa dilekçesinde ücret/işçilik alacağı gerekçesi bulunmaması ve dosyada haklı nedeni gösterecek kurgu/delil yetersizliği nedeniyle haklı fesih kabul edilmemiştir.
3) Zorla istifa ettirildiğimi nasıl ispatlarım?
“İrade fesadı” iddiası için somut deliller gerekir: yazışmalar, tanıklar, tutanaklar, baskı/tehdit içerikleri, özgür iradeyi ortadan kaldıran fiili durumlar. Bu dosyada Yargıtay, irade fesadının ispatlanamadığını belirtmiştir.
4) Yurtdışında çalışmak (şantiye/ülke dışı) istifanın geçerliliğini otomatik etkiler mi?
Otomatik etkilemez. Yurtdışı koşulları baskı/bağımlılık iddiasını güçlendirebilir; fakat yine de somut olayda ispat aranır.
5) Bu karar işverene hangi pratik mesajı veriyor?
İstifa dilekçesi ve süreç yönetimi açısından, işçinin iradesinin serbest olduğunu gösteren düzenli kayıtlar önem kazanır. Ayrıca uyuşmazlıkta dürüstlük kuralı (HMK m.29) çerçevesinde yargılama sürecindeki davranışlar da değerlendirmeye konu olabilir.
6) Bu karar kesin mi, dava bitti mi?
Hayır. Karar bozma kararıdır; dosya yeniden karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. Bozma gerekçesi doğrultusunda yeniden hüküm kurulacaktır.
[/vc_message][vc_column_text]
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”danger”] Site Sorumluluk Beyanı ve Hukuki Haklarımız [/vc_message][vc_column_text]
