Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Stopajın Kalbi Hızlı Atıyor (GVK 94 – KVK 15 – KVK 30) – Aliekber KARTAL, SMMM

Aliekber KARTAL
SMMM
smmmaliekberkartal@gmail.com

Son dönemlerde sık karşılaştığımız bilgi isteme–izaha davet–Kurgan yazılarına ilişkin somut bir örnekle başlamak istiyorum. Transit ticaret faaliyeti kapsamında bir mükellefimiz 25 Eylül 2025’te yurt dışından bir hizmet aldı; bedel bankadan ödendi. Fatura muhasebe ofisine ulaşmadığı için kayıt oluşmadı. Buna rağmen vergi dairesi, banka hareketlerini aynı dönemin 2 No.lu beyan ve stopaj durumlarıyla elektronik olarak eşleştirip 9 Kasım’da bir bilgi isteme yazısı gönderdi. Beyanlarımız 25–28 Ekim aralığındaydı. Görünen o ki sistem, ödemeyi görüp aynı ayda sorumlu sıfatıyla KDV ve tevkifat olup olmadığını otomatik kontrol etti ve 45 gün sonra, yani halk diliyle 40’ı çıktıktan sonra, bilgiyi istedi.

Bu yazıda tam da bu yüzden stopajın kalbi dediğim üç maddeye odaklandım. Stopajda iz çok net olduğu için denetim açısından tespiti çok daha kolay. Banka çıkışı ile sisteme giren işlem e-fatura ve e-defter kayıtları olmasa dahi işlemin özü esas alınarak devam ediyor. Sonraki aşamada ise sözleşmelerde geçen ifadeler, satıcıya ait tam-dar mükellef ve mukimlik durumları, ÇVÖA ve kullanılan döviz kurları denetimde ilk dönen sorular. Mesele sadece oran değil asıl hatalar ödemenin niteliğini yanlış sınıflandırmak, yanlış maddeyi baz almak, brüt/neti yanlış kurmak ve stopajın doğduğu anı kaçırmak gibi yerlerden çıkıyor. Bu tarz işlemlerin analizinde önce alıcı-satıcı kim, sonra ödeme ne ödemesi, faydalanma yeri neresi gibi sorulara cevap bulunmazsa hata oranı yükseliyor.

GVK 94: Gelir vergisi stopajı

GVK 94, belirli kişi ve kurumları stopaj sorumlusu yapar. İşveren, şirket, kamu, kooperatif gibi kanunda sayılan ödeyenler; bazı ödemelerde (ücret, serbest meslek, işyeri kirası, yıllara yaygın hak ediş gibi) gelir vergisine mahsuben kesinti yapar. Genel olarak alıcı gerçek kişi ise (çoğu durumda) ilk bakılacak yer GVK 94’tür.

KVK 15: Tam mükellef kurumların bazı ödemelerinde stopaj

KVK 15, stopajı tam mükellef kurumlar açısından düzenler. En kritik yer temettüdür. Tam mükellef kurumun yaptığı kâr dağıtımında stopaj, alıcının türüne göre (gerçek kişi, kurum, muaf kurum vb.) farklı maddelerle birlikte çalışır. Son yıllarda en görünür güncelleme 9286 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kâr payı stopaj oranının %10’dan %15’e çıkarılmasıdır.

KVK 30: Dar mükelleflere yapılan ödemelerde stopaj

Dar mükellefe yapılan ödeme veya hesaben ödeme, Türkiye’de stopaj sorumlusu olanlar tarafından yapılıyorsa KVK 30 gündeme gelir. Burada iki soru önem arz eder. Ödemenin niteliği (hizmet mi, gayri maddi hak mı, faiz mi, kira mı?) ve Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması (varsa) ve özellikle mukimlik belgesi. Mukimlik belgesi yoksa anlaşma oranı uygulanamaz; iç mevzuat oranı uygulanır. Dosyada mukimlik belgesi yokken düşük oran uygulamak, denetimde en hızlı tespit edilen yerlerden biridir.

Nakden veya hesaben ödeme: Stopajın doğduğu an

Stopaj çoğu zaman para çıktı mı çıkmadı mı üzerinden konuşuluyor. Oysa kanun dili nakden veya hesaben der. Sahada çok karşımıza çıkan Aralık’ta fatura geldi, ödeme Ocak’ta yapılacak. Ama Aralık kapanışında borç kaydı atıldı, giderleştirildi veya mahsup edildi durumlarıdır. Burada hesaben ödeme tartışması doğar ve beyan dönemi buna göre şekillenir. Danıştay kararlarında da stopajın doğduğu an için hesaben ödeme kavramına daha teknik bir yaklaşım görürüz. Alacağın karşı taraf açısından ödenebilir hale geldiği şekilde kayda alınması, mahsup edilmesi, alacaklandırılması gibi haller önem kazanır. İki soruyu netleştirmeden çözüme ulaşmak zordur. Para çıktı mı? Çıktıysa zaten nakden ödeme stopaj o dönemde gündeme gelir. Para çıkmadıysa mahsup/virman/netleştirme var mı, ya da kayıt karşı tarafa alacağını kullanma imkânı veriyor mu? Varsa hesaben ödeme ihtimali yükselir.

Not: Sadece dönem sonu tahakkuk kaydı her zaman hesaben ödeme sayılmaz; belirleyici olan, alacağın karşı tarafça tasarruf edilebilir/ödenebilir hale gelmesidir.

Bu başlıklar neden denetimde daha hızlı yakalanıyor?

Eskiden stopaj hatası daha çok dosya incelemesiyle tespit edilirdi. Şimdi ise incelemeye gerek kalmadan sistem bu izleri zaten görüyor. Banka açıklaması, sözleşme dili ve e-Defter kayıt zamanı, kdv2 ve stopaj beyannameleri, sözleşmede ki lisans, royalty (gayri maddi hak), danışmanlık raporu, proje teslimi gibi ifadelerin işin çözümünde önemli rolü var.

Hataların ortaya çıkışına neden olan alanlar genel olarak;

*Yanlış sınıflandırma (hizmet mi, kullanım hakkı mı, komisyon mu, kira mı?) * Net ödeme sözleşmesi (brütleştirme yapılmadıysa eksik stopaj çıkar) * Hesaben ödeme (nakit çıkmasa bile kayıtla stopaj doğabilir). * Dar mükellefte kaynak kuralı (ödeme yurt dışına gitse bile Türkiye’de elde etme tartışması) * Anlaşma/mukimlik belgesi (belge yokken düşük oran uygulamak).

Örnek Vaka 1

Aralık 2025’te Hollanda’daki N B.V.’den 200.000 Euro’luk bir hizmet alıyoruz. Hizmet Türkiye’de kullanılıyor. Ama işin bir de diğer tarafı da N B.V.’nin bize 70.000 Euro borcu var. Yıl kapanırken (31.12.2025) diyoruz ki para gönderip geri istemeyelim. 70.000’i karşılıklı düşelim. Böylece 31 Aralık’ta 70.000 Euro’luk mahsup yapıyoruz. Geriye kalan 130.000 Euro’yu da Ocak 2026’da bankadan gönderiyoruz. Bu işte stopaj ne zaman doğar, KDV2 ne zaman doğar?

Stopaj tarafı (KVK 30) para çıktı mı değil, ödeme oldu mu sorusuyla ilerler. Ödeme illa bankadan para çıkması demek değil. Mahsup yaptığımız anda, para çıkmasa bile ödeme yapılmış olur. Çünkü borcu kapatmış oluruz. Bu durumda dosyada iki ayrı ödeme anı var.
31.12.2025’deki 70.000 Euro mahsup. Para çıkmadı ama borç düştü. İşte bu, stopaj açısından hesaben ödeme diye okunur ve 70.000’lik kısım için stopaj Aralık 2025’e beyanına dahil edilir. Ocak 2026’da ise 130.000 Euro bankadan ödeme ile çıktı. Bu kısım için stopaj Ocak 2026 beyanındadır.

Özetle: Stopaj dosyası burada tek tarihte doğmuyor; ikiye bölünüyor. 70.000 Aralık, 130.000 Ocak. En çok yapılan hata ise 130.000 ödedim, stopajı 130.000’den yaparım mantığıdır.

KDV2 tarafında ise ödeme tarihi değil, hizmetin hangi ay alındığı sorusu gündeme gelir. Bu hizmet Türkiye’de kullanıldı mı ve hangi ayda alındı/kayda bağlandı? Bu hizmet Aralık 2025’te alınmış ve Türkiye’de kullanılmış. O yüzden KDV2’nin doğduğu ay Aralık 2025. Peki KDV2 matrahı 200.000 mi 130.000 mü? Cevap: 200.000 Euro. 70.000 Euro bir indirim değil; başka bir alacağın mahsubudur. Yani bedeli düşürmüyor, sadece ödeme yöntemini değiştiriyor.

Peki ÇVÖA ve mukimlik belgesi devreye girdiğinde ne değişir? Bu durumu örnek vaka özelinde hesaba katacak olursak hizmetin türü burada önem arz eder. Normal bir danışmanlık ya da hizmette, ÇVÖA’nın ilgili gelir maddesi ve mukimlik belgesi ile birlikte; gelirin ticari kazanç olup olmadığı ve Türkiye’de işyeri/daimi temsilci bulunup bulunmadığı tespiti dosyanın yönünü belirler. Mukimlik belgesi yoksa anlaşma oranı uygulanamaz; iç mevzuat oranı uygulanır ve sonradan iade/mahsup ihtimali gündeme gelebilir. KDV2 açısından ise herhangi bir değişiklik olmaz.

ÇVÖA ve mukimlik belgesi

Anlaşma hükmü uygulanacaksa uygulamada dosya analizinde elde olması gereken başlıca 4 unsur vardır. Mukimlik belgesi, hizmetin niteliğini açık anlatan sözleşme, bedelin niye ödendiğini gösteren fatura/kalem ayrımı ve Türkiye’de şube/işyeri/daimi temsilci bulunup bulunmadığının tesbiti. İşyeri ya da şube olan senaryoda dosya çoğu kez stopajdan çok işyeri kazancı çerçevesinde beyan tarafına kayar. Mukimlik belgesi yoksa anlaşma oranı uygulanamaz; iç mevzuat oranı uygulanıp sonradan iade/mahsup ihtimali gündeme gelebilir. Bu da hem zaman hem süreç açısından maliyet demektir.

 

Örnek Vaka 2

Türkiye merkezli şirket, İngiltere mukimi B Ltd.’den bir hizmet alıyor. Hizmet Türkiye’de kullanılıyor. Sözleşmede B’nin eline net 100.000 GBP geçecek diyor. Ödeme günü geldiğinde mukimlik belgesi yok. Aylar sonra mukimlik belgesinin elimize ulaşması durumunda;

Stopajı o gün nasıl yaparsın? Mukimlik belgesi yoksa, anlaşmayı yok sayıp iç mevzuata göre stopajı hesaplamak gerekir. Sözleşme net 100.000 GBP dediği için brütleştirme yapmadan stopaj hesaplanmaz. Stopaj tutarı: Stopaj = 125.000 × %20 = 25.000 GBP Karşı tarafa giden net = 100.000 GBP. Oranı burada örnek olsun diye %20 aldım. Vakadaki en büyük risk 100.000’in %20’si 20.000 stopaj demek. Bu yanlış olur çünkü sözleşme net.

KDV2 var mı? Bu kısım stopajdan bağımsızdır. KDV tarafı şu soruyu sorar. Bu hizmet Türkiye’de kullanıldı mı? Evet, TR’de kullanılıyorsa hizmeti veren de yurt dışında ise (TR’de yerleşik değil). O zaman KDV2 (2 No.lu KDV) gündeme gelir.

KDV2 hangi tutar üzerinden? KDV’de (2 No.lu) matrah bedel sadece bankadan çıkan para değil; işlem karşılığında her ne suretle olursa olsun borçlanılan/üstlenilen tutardır. %20 KDV varsayımıyla KDV2: 125.000 × %20 = 25.000 GBP karşılığı TL’dir. Stopaj yani gelir vergisi tarafı ile KDV tarafını ayrı düşünmek gerekir. Stopaj yoksa da KDV2 olabilir. Net sözleşmede stopajı alıcının üstlenmesi işlem bedelini fiilen büyüttüğünden, uygulamada KDV2 matrahı çoğu kez brütleşen tutar üzerinden ele alınır.

Mukimlik belgesi sonradan gelince ne olur? Mukimlik belgesi gelince eğer anlaşma şartları sağlanıyorsa, o gün iç mevzuata göre fazla stopaj yapılmış olabilir. İngiltere ile anlaşmada (işin niteliğine göre) stopaj daha düşük hatta bazı hizmetlerde 0 bile olabilir. Stopaj tarafında şartlar gerçekten sağlanıyorsa, fazla ödenen stopaj için iade/mahsup yolu gündeme gelir. KDV2 tarafı ise değişmez. Çünkü KDV anlaşmanın konusu değildir; hizmet TR’de kullanıldıysa KDV2 zaten vardır. Mukimlik belgesi sonradan gelince stopajı geri alma ihtimali doğabilir ama KDV2 aynı kalır.

GVK 94’te tereddüt çıkaran yerler

İşyeri kiralarında stopaj sorumluluğu kiracıdadır. Sözleşmede ev sahibine net ödenir yazıyorsa, kira giderinin brütleştirilmesi gerekir.

Serbest meslek ödemesinde fatura var diye stopaj kalkmaz. Tereddüt çıkaran konu genelde aynı kişi bazen telif niteliğinde iş yapar, bazen normal danışmanlık yapar. İş telif istisnası kapsamına giriyorsa stopaj oranı farklılaşabilir; girmiyorsa genel oran üzerinden yürür. Bu yüzden ödeme kaleminin açıklaması, sözleşmenin dili, işin teslim şekli önem kazanır.

Yıllara yaygın hak edişte işin niteliği stopajı doğurur. Hak ediş stopajında asıl mesele hak ediş var mı? sorusu değil, işin yıllara yaygın iş sayılıp sayılmadığıdır. Sözleşme tarihi, işe başlama, geçici kabul, işin teslimi ve işin gerçek yürüyüşünde belirleyici olur. Ayrıca avans mı hak ediş mi ayrımı sürekli tereddüt doğurur. Avansın mahiyeti, sözleşme ve ödeme planına göre değerlendirilir. 9707 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (Resmî Gazete 30.03.2025) ile, yıllara sâri inşaat ve onarım işleri kapsamında bazı işlerde hak ediş üzerinden yapılan stopajın; demiryolu hattı, tramvay, finiküler, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri inşaat/onarım işleri hak edişleri, gemi inşaat ve onarım işleri hak edişlerinde %1’e indiğini hatırlatmak da fayda var.

Örnek vaka 3

A Ltd., gerçek kişi B’den işyeri kiralıyor. Sözleşmede açıkça B’nin eline aylık net 100.000 TL geçer yazıyor. Kiracı Ocak 2026’da 6 aylık kirayı peşin ödüyor (Ocak–Haziran). Yani B’ye bankadan giden net para 600.000 TL. Bu noktada stopajda en çok karıştırılan şey kira aslında aylık diye düşünüp stopajı da aylık sanmak. Oysa stopajın refleksi, giderin hangi aya yazıldığı değil, ödemenin ne zaman yapıldığıdır. Para Ocak’ta çıktıysa stopaj da Ocak’ta gündeme gelir. Gideri muhasebede ay ay takip edip dönemsellik gereği faydalanılan aylara göndermek gerekir. Burada 180 hesap ile aktifleştirme yapılır ve giderler ilgili aya dağıtılır. Ama stopaj ödemeyle aynı anda doğar.

Bir de sözleşme net dediği için brütleştirme kaçınılmaz. B’nin eline 600.000 TL net geçecekse, stopajı kiracı üstleniyor demektir. Oranı %20 alırsak: Net toplam: 600.000 TL. Brüt karşılığı: 600.000 / 0,80 = 750.000 TL. Stopaj: 750.000 × %20 = 150.000 TL. Ev sahibine giden net: 600.000 TL. Buradaki tipik hata, 600.000’in %20’si 120.000 stopaj deyip konuyu kapatmak. Net sözleşmede stopaj matrahı netin üstüne oturur; brüt tutar büyür.

Örnek vaka 4

X A.Ş. bir tasarımcıyla çalışıyor. Sözleşmede her şey net yazılmış. Telif/Eser (logo + marka kimliği, kullanım hakkı devri) net 300.000 TL. Danışmanlık (2 ay proje/lansman danışmanlığı) net 200.000 TL.
Başlangıçta net 200.000 TL avans ödenecek ve bu avans teliften düşülecek.
Bu dosyalarda temel mantık net yazıyorsa, karşı taraf netini alır; stopajı ödeyen (şirket) üstlenir. O yüzden net tutarların hepsi brüte çevrilir, stopaj öyle bulunur.

Telif stopajı %17, danışmanlık stopajı %20.
Telif (net 300.000 TL) Brüt telif: 300.000 / 0,83 = 361.445,78 TL. Telif stopajı: 361.445,78 × %17 = 61.445,78 TL. Danışmanlık (net 200.000 TL) Brüt danışmanlık: 200.000 / 0,80 = 250.000 TL. Danışmanlık stopajı: 250.000 × %20 = 50.000 TL.

Toplamda tasarımcının eline geçen net para 500.000 TL (300.000 + 200.000). Şirketin toplam stopaj yükü ise 111.445,78 TL (61.445,78 + 50.000). Avansın teliften mahsup edilmesi stopajın toplamını değiştirmez; sadece stopajın hangi ödeme gününde gündeme geleceğini değiştirir. Avans günü teliften net 200.000 ödeniyorsa, telif stopajının bir kısmı o ayın beyanında; kalan telif ve danışmanlık ödemelerinde de kalan stopajlar ilgili ödeme gününün bağlı olduğu ayda beyan edilmelidir.

KVK 15 Kâr dağıtımı ekseninde en çok hata yapılan yerler

Kâr payı stopajında %15 oran artık temel referanslardan biri. En çok yapılan hata ise yürürlük mantığını ve dağıtım tarihini kaçırmak. Dağıtımın hangi tarihte yapıldığı, karar tarihi, hesap dönemi kapanışı, ödeme tarihi ve hesaben ödeme unsurları birlikte düşünülmelidir.

Ortakla net temettü üzerinden anlaşıldıysa brütleştirme yapılır. Net 850.000 TL ödenecek deniyorsa ve oran %15 ise brüt 850.000 / 0,85 = 1.000.000 TL’dir. Stopaj 150.000 TL olur. Formül basit görünür ama pratikte hataya açık bir alandır.

Özelgelerde ve uygulamada tekrar eden meselelerden biri de ödemenin adı kâr payı olmasa bile, şirket–ortak ilişkisi içinde yapılan bazı ödemelerin kâr dağıtımı sayılıp sayılmayacağıdır. Bu yüzden kâr dağıtımı kurguları, karar metni, dağıtımın dayandığı kaynak ve muhasebe kayıtları birlikte okunur. Bu özellikli durumlarda akılda tutulması gereken bazı maddeleri sıralayacak olursak;

*Avans kâr payı: genellikle stopaj var; yıl sonu kârı yetmezse işlem zor bir hal alır. * Tasfiye payı: Sermaye iadesinde stopaj yok; sermayeyi aşan kısımda genellikle stopaj var. * Kârın sermayeye eklenmesi: Genel olarak stopaj yok; sonradan sermaye azaltımıyla para çekilmeye başlanırsa stopaj gündeme gelebilir. * Ortaklar cari hesabı: İşlem fiilen ortak lehine menfaat/dağıtım görüntüsüne dönerse stopaj gündeme gelir ve ayrımı iyi yapmak gerekir.

Örnek vaka 5

X A.Ş. ortaklarına temettü dağıtacak. Dosyada hem yıl içinde avans kâr payı var, hem de yıl sonunda temettü kararı var. Net ifadeler yüzünden brütleştirme de devreye giriyor.

10.09.2024’te yönetim kurulu kararıyla ortağa avans kâr payı ödeniyor. Ortağın eline net 340.000 TL geçiyor. Bu ödeme temettü gibi kurgulandığı için stopaj o anda doğuyor. (Avans cari borç gibi değil, temettü avansı gibi.)

Bu tarihte oranı %10 kabul edersek: Net 340.000 → brüt 340.000 / 0,90 = 377.777,78 TL Stopaj: 377.777,78 × %10 = 37.777,78 TL

Genel kurul kararı 20.12.2024. Ama şirket 25.12.2024’te temettüyü ortağın cari hesabına aktarıyor (hesaben ödeme). Nakit ödeme 15.01.2025’te yapılıyor. Burada oranı belirleyen şey karar tarihi değil; nakden/hesaben ödeme anı. 23.12.2024 sonrası olduğu için oran %15’e gider. Toplam net hedef ve kalan temettü: ortakla toplam net 850.000 TL eline geçecek diye anlaşılmış. Yıl içinde zaten net 340.000 avans verildiğine göre; kalan net temettü: 850.000 − 340.000 = 510.000 TL. Kalan net 510.000 TL, %15 oranla brütleşir. Brüt: 510.000 / 0,85 = 600.000 TL Stopaj: 600.000 × %15 = 90.000

Özetle Avans kâr payı stopajı: 37.777,78 TL Kalan temettü stopajı: 90.000 TL Toplam stopaj: 127.777,78 TL

Bu örnekte en çok hata yapılan yerler: Avans kâr payında stopaj olmaz sanmak. Karar 20.12’ydi, %10 uygulanır deyip 25.12’deki hesaben ödemeyi kaçırmak. Net rakamları brütleştirmeden stopajı net üzerinden hesaplamak.

 

KVK 30: Dar mükellef ödemelerinde tereddüde yol açan durumlar

Hizmet mi, gayri maddi hak mı?

Şirket yurt dışından bir bulut yazılım alıyor. İlk bakışta iş abonelik hizmeti gibi duruyor. Faturaya da çoğu zaman tek satır yazılıyor. Asıl mesele sözleşmenin analizinde ortaya çıkıyor. Çünkü bazı sözleşmeler açık açık ben sana bir iş yapıp teslim etmiyorum; programa kullanım hakkı veriyorum diyor. Sözleşmede şu ifadeler geçiyorsa; kullanım hakkı verilir, lisans, kopyalama / çoğaltma, alt kullanıcı ekleme, yetki devri, alt lisans / üçüncü kişiye kullandırma gibi gayri maddi hak (royalt) tarafı ağır basacaktır. Bu ifadeler yoksa ve sözleşme daha çok rapor hazırladım, proje teslim ettim gibi bir iş anlatıyorsa dosya genelde hizmet tarafında kalır. Bu ayrım, özellikle yurt dışı ödemelerinde stopajı ciddi biçimde değiştirir. En temiz çözüm kalemleri ayırmaktır. Lisans / kullanım hakkı bedeli ayrı satır, kurulum – eğitim – destek – danışmanlık ayrı satırda düşünülmelidir. Tek satırda olay ele alınırsa stopaj tartışması, matrah tartışması, yurt dışıysa ÇVÖA anlaşma/mukimlik vs iş zorlaşır.

Bir de bakım ve güncelleme detayı var. Bazı sözleşmelerde bakım/güncelleme gerçekten hizmet gibidir ama yanında lisans da varsa yine karışıklığa neden olabilir. Her şeyi hizmet sayıp lisans tarafını yok sayma ihtimali ya da her şeyi lisans sayıp destek kısmını görmeme gibi durumlar ortaya çıkabilir. Olması gereken lisansı ayrı, desteği ayrı ele almaktır.

Örnek vaka 6

TR şirketi, yurt dışındaki bir firmadan bulut yazılım alıyor. Sözleşmede kalemler net yazılmış; yani karşı tarafın eline bu tutarlar net geçecek denmiş: Lisans / kullanım hakkı: net 70.000 $ Kurulum–eğitim–destek: net 30.000 $ Toplam net: 100.000 $
Mukimlik belgesi dosyada var. Karşı tarafın Türkiye’de işyeri/şubesi yok. ÇVÖA’da gayri maddi hak stopaj tavanı %10, hizmet kısmı (işyeri yoksa) stopaj 0, KDV2 oranı %20. Bu oranlar dosyaya göre değişiyor, ben hesap kolay olsun diye bu şekilde kurdum.

Stopaj nerede var? Bu vakada işyeri yoksa stopaj yok ifadesini hizmet için kurabiliriz. Lisans/kullanım hakkı tarafında ise genelde stopaj tamamen sıfırlanmaz, sadece anlaşmadaki tavan orana iner. Bu yüzden stopajı sadece lisans kaleminde düşünürüz.
Lisans (net 70.000 $, stopaj %10) Net yazdığı için lisansı brüte çevirmek gerekir. Çünkü stopajı biz üstlenmiş oluruz. Brüt lisans = 70.000 / (1 − 0,10) = 70.000 / 0,90 = 77.777,78 $
Stopaj = 77.777,78 × %10 = 7.777,78 $ Karşı tarafa giden net lisans = 70.000 $
Destek (net 30.000 $, hizmet, stopaj 0) Bu kısım hizmet kabul edildiği için (ve işyeri yok varsayımıyla) stopaj çıkmıyor. Brüt = net = 30.000 $
Toplam stopaj: 7.777,78 $

KDV2 matrah ve tutarı: Hizmet Türkiye’de kullanılıyorsa ve satıcı yurt dışındaysa KDV2 gündeme gelir. Burada matrahı gerçek bedel gibi düşünmek daha doğru olur. Net sözleşmede lisans brüte çıktığı için toplam bedel şöyle görünür. Lisans brüt: 77.777,78 $ Destek: 30.000 $ Toplam matrah: 107.777,78 KDV2 (%20): 107.777,78 × %20 = 21.555,56 $ (TL karşılığı)
Bu vakada bizi hataya düşürecek faktörler ise; tamamı lisans deyip stopajı arttırmak, tamamı hizmet deyip stopajı sıfıra indirmek, brütleştirmeyi yapmadan stopajı hesaplamak ve haliyle kdv2 matrahını da yanlış bulmak olarak sıralanabilir.

İnternet ortamında reklam hizmetleri

İnternet ortamında reklam hizmetleri stopaj oranı ayrıca değerlendirilmesi gereken bir alandır. 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile VUK 11/7 çerçevesinde ele alınan bu ödemelerde (01.01.2019’dan itibaren):

GVK 94: İnternet reklam hizmetini verenlere/aracılık edenlere yapılan ödemelerde %15
KVK 30 (dar mükellef): Aynı nitelikteki ödeme dar mükellef kuruma gidiyorsa %15
KVK 15 (tam mükellef kurum): Ödeme tam mükellef kuruma yapılıyorsa oran %0

VUK 11/7’nin pratik etkisiyle devlet, riskin yoğunlaştığı alanlarda sadece ödeme yapanı değil, ödemeye aracılık edenleri de stopaj sorumlusu haline getirme ve oranı işlem bazında belirleme imkânına sahip olur. Yurt dışı platform ödemelerinde, dosyanın niteliğine göre ÇVÖA ve mukimlik belgesi tartışmaları da ayrıca gündeme gelebilir.

Örnek vaka 7

X A.Ş. dijital ortamda reklam veriyor ve platform yurt dışında. Türkiye’de işyeri/şube yok. Ajans sadece kampanyayı yönetiyor; reklam hesabı ve sözleşme X A.Ş. adına ilerliyor. Sözleşmeye göre platformun eline net 10.000 $ geçecek. Kesintiler X A.Ş.’ye ait. Bu kurguda yurt dışı reklam hizmetinin alıcısı biz olduğumuz için stopaj ve KDV2 sorumluluğu bizde.
Stopaj (%15): Sözleşme net olduğu için brütleştiriyoruz. Brüt tutar = 10.000 / (1 − 0,15) = 10.000 / 0,85 = 11.764,71 $ Stopaj = 11.764,71 × %15 = 1.764,71 $ Platforma giden net: 10.000 $
KDV2 oranını %20 olarak aldım. Reklamdan Türkiye’de faydalanıldığı için KDV2 gündeme gelir ve brütleşen bedel üzerinden hesaplanır.  KDV2 matrahı ≈ 11.764,71 $  KDV2 = 11.764,71 × %20 = 2.352,94 $ Özetle; platforma net 10.000 $ gönderdiğimizde stopaj 1.764,71 $ , KDV2: 2.352,94 $ şeklinde hesaplanır ve TL karşılığı ilgili dönemde beyana dahil edilir. Not: ÇVÖA / mukimlik belgesi varsa ve ilgili anlaşma bu ödemeyi işyeri yoksa vergileme yok ya da  düşük oranla sınırlıyorsa, %15 stopaj yerine anlaşma oranı gündeme gelebilir. Ajansa ayrıca kampanya yönetim hizmeti için ödeme varsa, o ayrı bir hizmettir.

E-ticarette %1 tevkifat

Platform (pazar yeri) satıcıya ödeme yaparken, satıştan doğan kazanç için %1 kesinti yapıp devlete aktarır. Burada en çok karıştırılan yer matrah satıcıya yatan net para değildir; satışın KDV hariç bedelidir. Yani komisyon, kargo, banka masrafı gibi kesintiler matrahı düşürmez. Tebliğ tarafı da zaten matrahı net yatan para üzerinden okumuyor. Düzenleme 9284 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile getirildi ve 01.01.2025’ten itibaren uygulanıyor. Kesilen bu %1, satıcı için peşin vergi gibidir; yıl sonunda vergiden mahsup edilebilir.

Örnek Vaka 8

Bir pazar yerinde satıcı XYZ Ltd. satış yapıyor. Tahsilatı platform alıyor; komisyonunu kesip kalan parayı satıcıya aktarıyor. Satışlar (KDV hariç): 1.000.000 TL
Aynı ay içinde gerçekleşen iade/iptal (KDV hariç): 150.000 TL
Platform komisyonu, kargo yansıtması, ceza vb. kesintiler var ve satıcıya bankadan 880.000 TL yatıyor.

%1 tevkifatın matrahı: Matrah bankaya yatan net para değil; KDV hariç satış bedelidir. Komisyon, kargo, banka masrafı, puan/ceza gibi kesintiler matrahı küçültmez. Matrahtan düşülebilecek aynı ay içinde kesinleşen iade/iptaldir. Bu örnekte matrah KDV hariç satış: 1.000.000 TL – Aynı ay iade/iptal: 150.000 TL = 850.000 TL %1 tevkifat: 850.000 × %1 = 8.500 TL şeklinde olacaktır.

Bu örnekte en çok yapılan hatalar: Net 880.000 üzerinden %1 hesaplamak, KDV’yi matraha katmak, komisyonu matrahtan düşmek, iadeyi yanlış ayda dikkate almaktır. İade aynı ay içindeyse düşülür; sonraki ay olduysa geriye dönük kendiliğinden düşmek yerine düzeltme mantığı devreye girer. İade/iptalin tevkifat beyanından sonra kesinleştiği hallerde düzeltme/mahsup süreci ayrıca değerlendirilir.

Stopaj ile 2 No.lu KDV aynı dosyada yürür

Girişte anlattığımız vakada aslında iki paralel soru vardı. Bu hizmetten Türkiye’de faydalanıldı mı? ve bu ödeme stopaja tabi mi? KDV tarafında temel mantık hizmetin Türkiye’de yapılması veya Türkiye’de faydalanılmasıdır. Stopaj tarafında ise alıcı statüsü ve ödemenin niteliği belirleyicidir. Uygulamada ikisi aynı anda çalışır; bu yüzden fatura kayda alınmadı cümlesi tek başına hiçbir şeyi çözmez. Olayın gerçek mahiyeti esastır.

KDV tevkifatı stopajdan farklı bir dünya ama denetimde aynı fotoğrafın içindedir. Bankadan çıkan ödeme, e-Fatura/e-Arşiv kaydı ve sözleşme metni birlikte okununca sistem şu iki soruyu aynı anda sorar. Bu ödeme stopaj doğurdu mu? Aynı ödeme KDV yönünden sorumlu sıfatıyla beyan gerektiriyor mu? KDV’de mekanizmanın dayanağı KDVK 9’dur. Karşı tarafın Türkiye’de ikametgâhı/işyeri/kanuni merkezi/iş merkezi yoksa, alıcı KDV’nin ödenmesinden sorumlu tutulabilir. KDV’de tam tevkifat genelde yurt dışından alınan hizmetlerde karşımıza çıkar. Mal ithalatı gümrükte; hizmet ithali ise çoğu dosyada sorumlu sıfatıyla (KDV2) beyanla yürür.

Burada kritik ayrım KDV’de Türkiye’de faydalanma konuşulurken stopajda kime ödendiği ve ödemenin niteliği üzerinde düşünmek gerekir. Bu yüzden KVK 30 yönünden stopaj çıkmayan bir dosyada bile KDV tarafı hâlâ masada kalabilir; tersi de olabilir. Denetimdeki tereddütler çoğu kez bu ayrımı net kuramadığımızda ortaya çıkar.

İç kontrol süreci nasıl işlemeli?

Bu tarz işlemlerin tamamında kafayı rahatlatan bazı sorular var. Önce bunları netleştirirsek sağlıklı ilerleyebiliriz. Önceliğimiz alıcının kim olduğunu iyi belirlemek. Yani gerçek kişimi, tam mükellef mi dar mükellef mi. Sonra ödeme kısmında acaba hizmet mi alıyorum yoksa kullanım hakkı mı elde ediyorum ya da bunlar dışında bir faiz-kira-hak ediş-temettü mü söz konusu. Buraya kadar sorunsuz geldiysek bundan sonra ödemenin nakden mi hesaben mi olduğu, brütleştirmenin yapılıp yapılmadığı, yurtdışı kaynaklı alımlarda ÇVÖA, işyeri/şube, mukimlik belgesinin olup olmadığı gibi sorulara cevap bulup süreci tamamlayabiliriz.

Kaynakça

* 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (özellikle md. 94 ve ilgili hükümler)
* 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (özellikle md. 15 ve md. 30)
* 9286 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (kâr payı stopaj oranının %15’e yükseltilmesi)
* 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (internet ortamında reklam hizmetlerine ilişkin stopaj düzeni)
* 9284 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (e-ticarette %1 tevkifat)
* KDVK madde 9
* Türkiye’nin taraf olduğu Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (mukimlik belgesi, işyeri/daimi temsilci değerlendirmeleri)

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”] Sorumluluk Beyanı ve Hukuki Haklarımız [/vc_message][vc_column_text]

Exit mobile version