Engin GÜL
SMMM
smmmengingull@gmail.com
Tapu harcı, emsale aykırılığı meşrulaştıran resmî belge haline getirildiğini biliyor muydunuz? Fiilen uygulanan bir durumdur. (Birden Fazla Kez Tanık Olunmuştur)
Yüksek Bedelli Taşınmaz Satışları, Transfer Fiyatlandırması ve Adat İhlali Bağlamında Bir Değerlendirme
1. Giriş
Taşınmaz satışlarında vergi idaresinin ve denetim birimlerinin odak noktası genellikle tapuda düşük bedel beyanı olmaktadır. Ancak uygulamada bunun tam tersi yönde gelişen ve yüksek bedelli tapu satışları üzerinden yürütülen, vergi kaybına yol açan işlemler neredeyse hiç irdelenmemektedir.
Oysa bazı durumlarda tapu harcı eksik ödenen bir kamu geliri değil, aksine bilinçli şekilde fazla ödenerek vergi suçunun işlenmesinde kullanılan bir araç hâline gelmektedir. Bu yazıda, özellikle beş yıllık iktisap süresi dolmuş taşınmazlar üzerinden kurgulanan ve adat, KDV ve transfer fiyatlandırması hükümlerini bertaraf eden bir uygulama ele alınacaktır.
2. Beş Yıllık İktisap Süresi ve “Vergisel Güvenli Alan” Algısı
Gelir Vergisi Kanunu uyarınca, gerçek kişilerin taşınmaz satışlarında beş yıllık iktisap süresi dolmuşsa elde edilen kazanç değer artış kazancı kapsamında vergilendirilmemektedir. Bu düzenleme, uygulamada bu tür satışların “vergisel açıdan risksiz” olduğu algısını doğurmaktadır.
Ancak bu vergisel güvenli alan, bazı durumlarda vergiden kaçınma amaçlı kurguların taşıyıcısı hâline gelmektedir.
3. Asıl Sorun: Şirket Kasası, Ortak Cari Hesabı ve Adat İhlali
Uygulamada sıkça rastlanan durum şudur:
- Şirket ortağı, şirketten fiilen para çekmekte,
- Bu tutarları altın, döviz veya benzeri araçlarla şahsi menfaatine kullanmakta,
- Ancak muhasebe kayıtlarında bu çekişler ortak cari hesabı veya şişirilmiş kasa yoluyla gizlenmektedir.
Normal şartlarda bu durumun sonucu:
- Ortak cari hesabı için adat hesaplanması,
- Hesaplanan adat faizi üzerinden KDV beyanı,
- Süreklilik ve emsallere aykırılık hâlinde örtülü kazanç değerlendirmesidir.
Ne var ki, bu vergisel sonuçlar bilinçli şekilde doğurtulmamakta, bunun yerine farklı bir hukuki kılıf kullanılmaktadır.
4. Taşınmaz Satışı Kurgusu ve Üçüncü Kişi Faktörü
Vergiden kaçınma kurgusu şu şekilde işlemektedir:
- Beş yıllık iktisap süresi dolmuş, düşük maliyetli bir taşınmaz,
- Şirket ortağına ait veya fiilen kontrolündeki üçüncü bir kişi üzerinden,
- Şirkete emsaline açıkça aykırı ve çok yüksek bir bedelle satılmaktadır.
Bu satışta:
- Bedel tapuda aynen gösterilmekte,
- Yüksek tapu harcı eksiksiz şekilde ödenmektedir,
- Böylece işlem “dürüst ve şeffaf” bir görünüm kazanmaktadır.
Ancak gerçekte bu işlem:
- Şirket kasasındaki fiilî olmayan tutarların kapatılmasına,
- Ortak cari hesabının vergisiz şekilde tasfiyesine,
- Adat ve buna bağlı KDV yükümlülüğünün bertaraf edilmesine hizmet etmektedir.
5. Transfer Fiyatlandırması Boyutu
Bu noktada işlem artık yalnızca bir taşınmaz satışı değildir.
- İlişkili kişiler arasında,
- Emsaline aykırı bedelle gerçekleştirilen,
- Ekonomik gerçekliği kasa ve ortak cari hesabı temizlemek olan
bir işlem söz konusudur.
Dolayısıyla bu yapı, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı niteliği taşımaktadır. Üçüncü kişi kullanımı ise işlemin doğrudan ilişkili kişi işlemi olarak görünmesini engelleyen bir perde işlevi görmektedir.
6. Tapu Harcı Neden “Vergi Suçuna Sürüklenmiştir”?
Bu kurgunun en dikkat çekici yönü şudur:
- Tapu harcı eksik değil, bilinçli olarak fazla ödenmektedir.
- Yüksek tapu harcı, emsale aykırı bedelin meşruiyet belgesi gibi kullanılmaktadır.
- “Bu bedel gerçek olmasa bu kadar harç ödenir miydi?” algısı yaratılmaktadır.
Bu nedenle tapu harcı:
- Vergi suçunun konusu değil,
- Vergi suçunun işlenmesinde kullanılan bir araç hâline gelmektedir.
Başka bir ifadeyle, tapu harcı kamu gelirini artıran masum bir unsur olmaktan çıkmakta, adat ve KDV başta olmak üzere vergisel yükümlülüklerin peçelenmesine hizmet eden bir unsura dönüşmektedir.
7. Sonuç ve Değerlendirme
Uygulamada tapu işlemlerine yönelik denetimler çoğunlukla düşük bedel ekseninde yürütülmektedir. Oysa beş yıllık iktisap süresi dolmuş taşınmazların bilinçli şekilde yüksek bedelle, özellikle üçüncü kişiler aracılığıyla şirkete devredildiği durumlarda, tapu harcı vergi suçuna sürüklenen bir araç hâline gelebilmektedir.
Bu tür işlemlerde:
- Tapu harcının ödenmiş olması tek başına masumiyet karinesi oluşturmamakta,
- İşlemin ekonomik amacı ve sonuçları VUK’un 3. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.
Aksi hâlde, tapu harcının fazla ödenmesi suretiyle adat, KDV ve transfer fiyatlandırması hükümlerinin etkisizleştirildiği bir alan oluşmakta ve ciddi vergi kayıpları gözden kaçırılmaktadır.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”] Sorumluluk Beyanı ve Hukuki Haklarımız [/vc_message][vc_column_text]
