Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Anayasa Mahkemesi, İşçilik Alacakları Davasında Mahkemeye Erişim Hakkı İhlali Kararını Verdi

Mevzuatın Adı: Anayasa Mahkemesinin 4/12/2025 Tarihli ve 2022/42158 Başvuru Numaralı Kararı

12 Şubat 2026 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 33166

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

OSMAN GÜNEŞ BAŞVURUSU

Başvuru Numarası: 2022/42158

Karar Tarihi: 4/12/2025

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler

 

 

 

: Yusuf Şevki HAKYEMEZ
  Selahaddin MENTEŞ
  İrfan FİDAN
  Muhterem İNCE
Raportör : Mutlu ALAF
Başvurucu : Osman GÜNEŞ
Vekili : Av. Bilge TOSUN BAŞLAMIŞLI

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]

ÖZET:

Anayasa Mahkemesi, Osman Güneş Başvurusunda Mahkemeye Erişim Hakkı İhlali Tespit Etti
4 Aralık 2025 tarihinde, Anayasa Mahkemesi, Osman Güneş’in işçilik alacaklarına dair açtığı davada mahkemeye erişim hakkı ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Başvurucu, iş akdinin feshi sonrası alacak taleplerinin zaman aşımına uğraması nedeniyle mağdur olduğunu iddia etti. Mahkeme, başvurucunun taleplerinin uzun süren yargılama süreci ve zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin, başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine karar verdi.

Başvuru Özeti:
Başvurucu, işçilik alacaklarının artırılan kısmının zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesi sonucu, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü. Yargılama süreci 2011’de başladı, ancak dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi ve davanın zaman içinde defalarca bilirkişi raporu almasıyla süreç uzadı. Mahkeme, artırılan taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin başvurucuyu hukuki belirsizlik içinde bıraktığını vurguladı.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun talep artırımında bulunmasının ardından, artan taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin, başvurucuya orantısız bir külfet yüklediğine ve mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olduğuna hükmetti. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığın etkili bir şekilde çözülmesi için kritik bir öneme sahiptir ve Anayasa Mahkemesi, sürecin başvurucu için aşırı uzun olmasının hukuki güvenliği ihlal ettiğini belirtti.

Makul Sürede Yargılanma Hakkı İhlali:
Başvurucu ayrıca, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini savundu. Ancak Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonu’na başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle bu iddianın kabul edilemez olduğuna karar verdi.

Giderim ve Tazminat Talepleri:
Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının ihlaline dair kararın yeniden yargılama yapılması için ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmetti. Başvurucunun tazminat talepleri ise reddedildi, ancak başvurucuya yargılama giderleri olarak 40.664,10 TL ödeme yapılması kararlaştırıldı.

[/vc_message][vc_column_text]

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; işçilik alacaklarına ilişkin açılan davada talebin artırılan kısmının zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucunun iş akdi 1/11/2006 tarihinde feshedilmiştir. Başvurucu 22/6/2011 tarihinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının tazmini hususunda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açmıştır.

3. İskenderun İş Mahkemesi 24/5/2012 tarihli kararı ile yetkisizliğine ve dosyanın nöbetçi Ankara İş Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Başvurucu, 18/7/2012 tarihinde dosyanın yetkili iş mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.

4. Ankara 46. İş Mahkemesi (Mahkeme) davada 10/7/2013 tarihli kararla dosyanın süresinde yetkili mahkemeye gönderilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Başvurucu, bu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 29/6/2020 tarihli kararı ile kararı bozmuştur. Gerekçesinde, dosyanın süresinde yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edildiğini belirtmiştir.

5. 7/4/2021 tarihli duruşmada Mahkeme, bozma ilamına uyulmasına ve dosyanın hesap bilirkişisine gönderilmesine karar vermiştir. 14/6/2021 tarihli bilirkişi raporunda başvurucunun 1.553,64 TL fazla mesai ücreti, 68,15 TL ulusal bayram ve tatil günleri, 661,66 TL hafta tatili alacağı olduğu hesaplanmıştır. İhbar tazminatı hesaplanmamıştır. Başvurucunun bir yıllık çalışma süresini doldurmadığı için kıdem tazminatını ve yıllık izin alacağını hak etmediği değerlendirmesi yapılmıştır.

6. 6/10/2021 tarihli duruşmada tarafların rapora itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiştir. 19/11/2021 tarihli ek raporda bir öncekinden farklı olarak ihbar tazminatı hesaplanmış ve başvurucunun 608,68 TL ihbar tazminatı alacağı olduğu tespit edilmiştir.

7. 8/12/2021 tarihli duruşmada tarafların rapora itirazlarının reddine ve başvurucuya ıslah yapması için bir haftalık süre verilmesine karar verilmiştir. Başvurucu 13/12/2021 tarihli ıslah dilekçesini sunmuştur. Taleplerini 19/11/2021 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda artırmıştır. Fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve tatil günleri ücreti ve hafta tatili ücreti yönünden ise davanın belirsiz alacak davası olduğuna işaret etmiştir.

8. Mahkeme 7/2/2022 tarihli duruşmada davanın kısmen kabulüne miktar itibarıyla kesin olmak üzere karar vermiştir. Kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarını tamamen reddetmiş, diğer alacak kalemleri yönünden ise 10 TL üzerinden davayı kabul etmiştir. Islahla artırılan kısımları ise zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Mahkeme, gerekçesinde fesih tarihinin 1/11/2006 olduğu tespitini yapmış ve ıslahla artırılan talepler yönünden beş yıllık zamanaşımının dolduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.

9. Başvurucu, nihai kararı 7/3/2022 tarihinde öğrendikten sonra 5/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

  1. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  2. Başvurucu; uzun süren yargılama nedeniyle alacaklarının zamanaşımına uğradığını, mahkeme kararının anlamsız hâle geldiğini, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
  3. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
  4. Somut olayda bir kısım işçilik alacağının zamanaşımı nedeniyle reddedilerek uyuşmazlığın esası incelenmediğinden başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmüştür.
  5. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin son fıkrasında ücret alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
  6. Hukuki işlem ve kuralların sürekli dava tehdidi altında olması hukuk devletinin unsurları olan hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkı ile hukuki güvenlik ve istikrar gerekleri arasında makul bir denge gözetilmelidir (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015). Dava açılmasının belli bir süre koşuluna bağlanmasının hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması ile mahkemeye erişim hakkı arasında makul bir denge kurulması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple dava hakkının beş yıllık zamanaşımı koşuluyla sınırlandırılmasının meşru bir amaca yönelik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  7. Ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
  8. Öncelikle elverişlilik ve gereklilik yönünden tartışılması gereken bir husus bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulması gereken husus, müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.
  9. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
  10. Dava açmayı imkânsız kılacak ya da aşırı zorlaştıracak ölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvurma için belli sürelerin öngörülmesi hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve tek başına bu durum mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi Durmaz [2. B.], B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27). Bu nedenle usul kurallarını uygularken mahkemelerin yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten ve kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak aşırı esneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
  11. Başvuru konusu olayda başvurucunun iş akdi 1/11/2006 tarihinde sonlandırılmıştır. Başvurucu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak işçilik alacaklarına ilişkin olarak 22/6/2011 tarihinde dava açmıştır. İlk olarak Mahkemede görülen davada 24/5/2012 tarihinde yetkisizlik kararı verilmiştir. Yetkili mahkemede yapılan yargılamada ise 10/7/2013 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 29/6/2020 tarihli kararı ile mahkeme kararını bozmuş ve bozma sonrasında Mahkeme dosyanın esasını incelemeye başlamıştır. Yargılama süresince başvurucunun alacak taleplerine ilişkin olarak 14/6/2021 ve 6/10/2021 tarihli bilirkişi raporları alınmıştır. Başvurucu 13/12/2021 tarihinde bilirkişi raporunda belirlenen miktarları dikkate alarak alacak taleplerini artırdığını belirten ıslah ve talep artırım dilekçesi sunmuştur. Mahkeme; davalı tarafın zamanaşımı defini dikkate alarak ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve tatil günleri ile hafta tatili ücreti alacaklarının artırılan kısımları yönünden başvurucunun talebini reddetmiştir.
  12. Uyuşmazlığın işçilik alacağından kaynaklandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Davaya konu işçilik alacakları için zamanaşımı süresi beş yıl olarak öngörülmüştür.
  13. Anayasa Mahkemesi, zararın tamamının yargılamanın başlangıcında bilinmesinin başvurucudan beklenemeyeceği durumlarda yani davaya konu zararın tespit edilmesinin belli bir uzmanlık gerektirmesi ve mahkemenin de bilirkişi incelemesiyle alacağın miktarını belirleyebildiği uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin başlangıcının davanın açıldığı tarih dikkate alınarak davanın ıslah ile arttırılan kısmının reddedilmesinin başvurucuya ağır bir külfet yüklediğini kararlarında ifade etmiştir. Nitekim bu durumun başvurucunun bilirkişi raporuyla belirlenen tazminat tutarının tamamını talep edebilme imkânını ortadan kaldıran orantısız bir müdahale olduğunu da vurgulamıştır (benzer değerlendirmeler için bkz. Çetin Akboğa [GK] B. No: 2019/430, 23/3/2023; Hüseyin Berat Şengül [2. B.], B. No: 2019/22031, 10/7/2024, §§ 22-46).
  14. Somut olayda başvurucunun iş akdinin feshi nedeniyle açtığı alacak davasında alacak miktarlarının davanın açıldığı tarihte belirli olmadığı, bu hususların yargılama sırasında olaya ilişkin alınan bilirkişi raporları neticesinde öğrenildiği görülmüştür. Nitekim uyuşmazlığa ilişkin iki ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Teknik hesaplama gerektiren uyuşmazlık konusu alacak miktarı belirlendikten sonra başvurucu talep artırım talebinde bulunmuş, dava konusu alacak talebini arttırmıştır. Birçok defa bilirkişi raporunun alındığı davada alacak kalemlerinin başvurucu tarafından bilinebilir olmamasına rağmen Mahkemenin arttırılan bir kısım alacak yönünden başvurucunun talebini zamanaşımı nedeniyle reddetmesi başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemiştir. Başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla karşılaştırıldığında orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
  15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

  1. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
  2. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun’da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
  3. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucu; ihlalin tespiti ve 11.691,49 TL maddi, 90.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
  2. Başvuruda, tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa’nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
  3. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
  4. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Ankara 46. İş Mahkemesine (E.2021/435, K.2022/58) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/12/2025tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”orange”]

FAQ – Sık Sorulan Sorular

  1. Osman Güneş’in başvurusuyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararı nedir?
    Anayasa Mahkemesi, Osman Güneş’in işçilik alacakları davasında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Yargılama sürecinin uzun sürmesi ve zamanaşımı nedeniyle alacaklarının reddedilmesi, başvurucunun haklarını ihlal etti.
  2. Başvurucu ne tür alacaklar talep etti?
    Başvurucu, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve tatil ücreti, hafta tatili ücreti gibi alacaklar talep etti.
  3. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ne zaman verildi?
    Karar, 4 Aralık 2025 tarihinde verildi.
  4. Mahkemeye erişim hakkının ihlali ne demektir?
    Mahkemeye erişim hakkı, bireylerin adil yargılanma ve haklarını savunma hakkını kullanabilmelerini sağlar. Bu hakkın ihlali, bireyin dava açmasını engelleyen veya mahkeme kararını etkisiz kılan bir durumdur.
  5. Yeniden yargılama yapılacak mı?
    Evet, Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının ihlali nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına karar verdi ve dosyanın Ankara 46. İş Mahkemesi’ne gönderilmesini sağladı. [/vc_message][vc_column_text]

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”danger”] Site Sorumluluk Beyanı ve Hukuki Haklarımız [/vc_message][vc_column_text]

Exit mobile version