Evren KURŞUNLU
Yeminli Mali Müşavir
evren.kursunlu@interwise.com.tr
1. Giriş
Yapay zekanın her alanda hızlı bir şekilde hayatımıza girmesiyle birlikte, söz konusu teknolojilerin vergi denetiminde de aktif bir şekilde kullanılmasına tanık olmaya başladık. Vergi Denetim Kurulunun özellikle KURGAN ve KAŞİF sistemleriyle çok sayıda mükellefi kısa süre içerisinde analiz edip, ulaşılan verilerle gönüllü uyum kapsamında ilgili mükelleflere yazılar göndermesi vergi idaresinin risk odaklı ve proaktif yaklaşımının yeni bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Vergi Denetim Kurulunun yayımladığı faaliyet raporları incelendiğinde; 2018’de risk modeli kapsamında 4.494 mükellef analiz edilmişken, 2020’de 7.491, 2022’de 57.732, 2024’te ise 708.344, 2025 yılında potansiyel mükellefler de dahil olmak üzere toplam 13.044.456 analiz işlemi yapılmıştır. Ülkemizde toplam 3 Milyon Gelir Vergisi, 1.2 milyon Kurumlar Vergisi mükellefi olduğunu düşündüğümüzde, yeni sistemin artık potansiyel mükellefleri de içine alan çok fazla sayıda veriyi doğru bir şekilde analiz ederek sorunları erkenden tespit edip aksiyon aldığı görülmektedir.
Geçtiğimiz süreçte sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımına yönelik olarak riskli mükelleflerden yapılan alımlara ilişkin başlatılan uygulama, ilerleyen dönemde mükelleflerin devreden KDV ve ödenecek KDV tutarlarının analizine dayanan KDV risk analiz yazıları, banka tahsilatları ile beyannamelerde yer alan hasılat tutarları arasındaki farklılıklara ilişkin Banka-Hasılat Uyumsuzluğu yazıları ve son olarak Stok Gözetim Programı kapsamında mükelleflerin stoklarının miktar ve tutar bilgilerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespitine yönelik gönderilen yazılarla devam etmiştir.
Bu kapsamda; Stok Gözetim Programı kapsamında gönderilen söz konusu yazılar ile ilgili yapılması gerekenler ve atılması gereken adımlar yazımızın konusunu oluşturacaktır.
2. Stok Gözetim Programı Nedir?
Stok gözetim programı, Vergi Denetim Kurulu tarafından başlatılan, mükelleflerin stok hareketlerini, satış ve stokları arasındaki ilişkiyi, stok-maliyet-karlılık üçgeninde tespit edilen uyumsuzluklara yönelik olarak geliştirilen bir uygulamadır. Sistem belirli parametrelerle riskli mükellefleri tespit ederek, gönüllü uyum kapsamında söz konusu risklerin düzeltilmesi yöntemiyle stoklar nezdinde kayıt dışılığın ve vergi kaybının azaltılmasını hedeflemektedir.
Bu kapsamda söz konusu yazılar şuan için bir vergi incelemesi değil, gönüllü uyum kapsamında riskli görülen mükelleflerden öncelikle cevap toplanması, daha sonrasında söz konusu cevapların yeterli görülmemesi halinde fiili envantere dayalı bir vergi incelemesine uzanacak bir sürecin başlangıcıdır.
Bu aşamada; stok devir hızı içinde bulundukları sektörden büyük oranda sapma gösteren, kapasiteleri ve stok miktarları arasında ciddi fark bulunan, özellikle depo hacmi, şube sayısı, çalışan sayısı gibi parametrelerle stok kapasitesi arasında büyük uyumsuzluk olan, brüt kar marjları ve net kar marjları sektörlerine göre sapma gösteren mükellefler riskli durumda bulunmaktadır.
Tüm bunların yanında IMF verilerine göre kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, gelişmiş ülkelerde ortalama %15, gelişmekte olan ülkelerde %30, az gelişmiş ülkelerde ise %50 seviyelerinde seyretmektedir. E-Fatura ve E-Defter gibi dijital uygulamaların yaygınlaşmasıyla son yirmi yılda kayıt dışı ekonominin azaltılması yönünde önemli mesafeler kat edilmiş olunmasına rağmen, ülkemizde kayıt dışı ekonominin halen %25 civarında olduğu değerlendirilmektedir. Bu durum, kayıt dışılıkla mücadele ve vergi uyumunun artırılması bakımından gelişmiş bir ekonomi seviyesine ulaşma yolunda ülkemizin kat etmesi gereken bir mesafe daha bulunduğunu göstermektedir.
3. Gözetim Yazılarının Hukuki Niteliği ve Yazıların Cevaplanması
Vergi Usul Kanununun 148. maddesine göre; “Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.”
İstenen bilgilerin verilmemesi halinde 2026 yılı için, aynı kanunun mükerrer 355. maddesi gereğince;
– Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 35.000,00-TL
– İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 17.000,00-TL
Özel usulsüzlük cezası kesilebilecektir.
Bunun yanında söz konusu yazılara cevap vermek için VDK Dilekçe ve Bilgi Verme Uygulaması kullanılacaktır. Uygulama şuan için sadece Gözetim Programı kapsamında Vergi Müfettişleri tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin mükellefler tarafından elektronik ortamda iletilmesi için pilot olarak kullanılmaktadır. Uygulama üzerinden dilekçe veya bilgi verme yazsının iletilebilmesi için; uygulamaya erişim sağlayan kişinin 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 4 üncü maddesine uygun güvenli elektronik imzasının bulunması zorunludur. Söz konusu uygulamada mali mühür kullanılamayacak olup, geçerli bir elektronik imza bulunmalıdır.
4. İstenen Bilgiler
Stok gözetim programı kapsamında mükelleflere gönderilen yazılarda aşağıdaki bilgiler talep edilmektedir:
a. Sicil-Faaliyet ve Kârlılık Bilgisi (Brüt ve Net Kâr Oranları).
b. İlişkili Kişi Bilgisi (Grup Şirketi ve Ortaklık Yapısı).
c. Stok Yönetim Yöntemi ve Devir Hızı
d. Üretim ve Ticaret İşletmeleri İçin Kaydi Stok Bilgileri.
e. Fiili Sayım vs. Kaydi Durum: Farkların Nedenleri (Fire, Zayiat, Belgesiz Satış).
f. Dönem sonu stok kalemleri itibarıyla miktar-birim fiyat-tutar bilgisi
g. Kesin Mizan Mutabakatı
Bu kapsamda ilgili yazıların ekinde yer alan excel dosyasında yukarıdaki konularda bilgiler talep edilmekte, gerekli bilgilerin ayrıntılı ve dikkatli bir şekilde doldurulması önem arz etmektedir.
5. Yapılması Gereken Kontroller
Öncelikle firmanın faaliyetlerinin NACE koduyla uyumlu olmadığı kontrol edilmelidir. Sonrasında karlılık çalışması yapılarak brüt kar marjı ve net kar marjı tespiti yapılmalıdır.
Daha sonra varsa ilişkili kişiler tespit edilmeli, ilişkili kişilerle yapılan alım-satım işlemleri analiz edilmeli, söz konusu işlemlerde emsallere uygunluk ilkesine uyulup uyulmadığı noktasında gerekli kontroller yapılmalıdır.
Üçüncü olarak firmada kullanılan stok yönetim yöntemi tespit edilmeli, stok devir hızı ölçülerek yorumlanmalıdır. Stok devir hızı işletmelerde Satılan Malın Maliyetinin ortalama stoklara bölünmesi ile bulunur. Ortalama stok ise firmanın dönem başı ve dönem sonu stoklarının aritmetik ortalamasıdır. Örneğin bir firmanın Satılan Malın Maliyeti tutarı 20.000.000-TL, Dönem Başı Stokları 6.000.000-TL, Dönem Sonu Stokları 4.000.000-TL ise; [Satılan Malın Maliyeti/(Dönem Başı Stok+Dönem Sonu Stok/2)] 20.000.000/5.000.000=Stok Devir Hızı 4’tür. Yani şirket stokları yılda 4 kez devretmiştir. Bulunan bu 4 rakamı 360’a bölünürse, 360/4=90 gün, yani firmanın ürünlerinin stokta 90 gün kaldığı tespit edilmektedir.
Stok devir hızının firmanın içinde bulunduğu sektörle uyumlu olması beklenir. Çok yüksek stok devir hızı satışların maliyetinin olduğundan yüksek gösterilmiş olabileceği yorumunun yapılmasına neden olabilecekken, tam tersi çok düşük stok devir hızları da firmada kayıt dışı satışların varlığına işaret edebilir. Dolayısıyla stok gözetim programı özelinde stok devir hızı oranı önemli bir parametre olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dördüncü olarak Dönem Başı Stok + Dönem İçi Alışlar/Girişler – Dönem İçi Satışlar/Çıkışlar = Dönem Sonu Kaydi Stok denklemi işletmede sağlanmalıdır. Stoklarda kaydi envanter dengesi sağlanamıyorsa, fiili envanter yapılarak, kayıtlı durum fiili durumla uyumlu hale getirilmeli ve denklik sağlanmalıdır.
Son olarak fiili envanter ve kaydi envanter arasında fark varsa söz konusu farkın nedeni (kayıt hatası, fire, zayiat, çalınma vb.) açıklanmalı, açıklanamayan durumlarla ilgili defter kayıtları düzeltilmeli, vergi matrahını etkileyen durumların bulunması halinde düzeltme beyannamesi verilmelidir.
6. Sonuç
Sonuç olarak, stok gözetim yazıları Vergi Denetim Kurulu’nun stoklarla ilgili olarak risk analizine dayalı olarak yürüttüğü gönüllü uyum kapsamındaki süreçlerden biridir. Bu aşamada yukarıda da bahsedildiği üzere; yapılacak izahatların yetersiz görülmesi sonucunda mükelleflerin fiili envantere dayalı bir vergi incelemesine sevk edilmesi ihtimali ortaya çıkabilecektir. Dolayısıyla stok kayıtlarının doğruluğu ve muhasebe verileriyle uyumu büyük önem taşımaktadır. Bu risklerin azaltılabilmesi için işletmelerin düzenli olarak stok sayımı yapması, stok sayım sonuçlarını muhasebe kayıtlarıyla karşılaştırmaları, brüt kâr oranlarını analiz etmeleri ve stok devir hızını izlemeleri gerekmektedir. Bu dört temel kontrol mekanizması, stok hareketlerinin gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı noktasında firmalara yol gösterici olacak ve olası risklerin erken aşamada tespit edilmesine yardımcı olacaktır.
Kaynakça:
— Vergi Denetim Kurulu 2018, 2020, 2022, 2024, 2025 Faaliyet Raporları
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”danger”] Site Sorumluluk Beyanı ve Hukuki Haklarımız [/vc_message][vc_column_text]
