Gözetim ve Uyum Kapsamında Uyumlu Vergi Beyanı mı, Yoksa Ceza Uygulamalı Zora Dayalı Uyum mu?
Naci KESKİN
Yeminli Mali Müşavir
naci.keskin@nacikeskin.com.tr
Artık eskiden olduğu gibi defter belge getir vergi inceleme yönetimine ara mı verildi yoksa, tam inceleme yönetiminden vaz mı geçiliyor?
Vergi Usul Kanununa baktığımızda 134-141 maddeler arasında vergi incelemesi kapsamında öncelikle vergi incelemesinin ne olduğu anlatılmış, yetkili olanlar da 135 maddede belirtilmiş ve geniş yetkilerle donatılmışlardır. Sağlanan imkanlar devam etmektedir.
Hal böyle iken, daha az maliyetli fakat büyük matrah doğrucu ve yapay zeka uygulamalarından yararlanılarak -Ben nasılsa mükellefi görüyorum ne yaptığını tespit edebilirim- mantığıyla gözetim ve uyum yöntemiyle vergi incelemesi başlatmadan vergi mükelleflerine VERGİ DENETİM KURULLARI tarafından yazılar gönderilmektedir. Bu yazıda mükelleflerin ortak oldukları şirketlerle bağlantıları da ortaya çıkarılmaktadır.
Ülkemizde 2003 yılından 2023 mart ayına kadar 10 yıl boyunca 6 kez matrah artırımı, 9 kez yapılandırma ve 7 kez varlık barışı kanunu çıkartılmıştır. Hele 7440 sayılı Kanunla 2022 yılı Kurumlar vergisi beyanı yapılmadan 2022 yılı için geriye doğru 5 yıl matrah artırımı çıkarılmıştır. Alışkanlık kadar kötü bir beklenti yoktur. Ekonomik, sosyal, kültürel beklentiler vergide uyuma ve tahsilata ve gerçek beyana zarar vermektedir. Bu gerçeği saklamaya gerek yoktur. Mükellef hala umut içindedir. Bu bir Hükümet politikasıdır. Maliye Bakanlığı ile ilgisi yoktur.
Yüksek gelir gruplarına ait bu şahısların genelde şirketle bağlantılı oldukları hesaplar 131 ortaklardan alacaklar ve 331 ortaklara borçlar hesaplarıdır. Zaten borç alışveriş işlemleri muhasebe kayıtları ile kıymet hareketleri muhasebeleştirilmektedir. Bunlar kar payı, avans dağıtımı veya dağıtılması gereken geçmiş dönem karları dağıtımı tahakkuku yapılarak kullanılmaktadır.
Ancak mükelleflere gelen yazılardaki sorularda ortaklar cari hesaplarından da farklı olarak özel sorulara girilmekte, harcamalar üzerinden vergi kayıp ve kaçağı yakalanma hedeflenmektedir. Bu yöntem uygulanabilir mi? Tabi uygulanılır. İstendikten sonra, ancak yumuşak geçiş sağlanmalıdır. Buradaki amaç HIZLI TAHSİLAT, GÖNÜLLÜ UYUM, İNCELEME SAYISINI AZALTMAK ise süreci fazla uzatmamak, erken müdahale etmek gerekir. Ölçülülük ilkesi, mülkiyet hakkını gözetmek, ceza-fiil dengesini çok iyi ayarlamak gerekmektedir. Gelen yazıda bunun bir vergi incelemesi olmadığı ancak makul bir izahat verilmediği takdirde mükelleflerin risk değerlendirilmesine tabi olacağı endişesi yaratılıyor. Sonucunda vergi incelemesi olabileceği belirtiliyor.
Bakınız gelen yazı ekinde hazırlanan tabloda şahısların banka hesaplarına bakılarak, şirket ortağı ise şirketteki ilişkileri gözden geçirilerek şunlardan izahat istenmektedir. Bilgi talep edilen kişiler önceden vergi mükellefi olabileceği gibi, aday vergi mükellefi de olabilir.
Hesaptan giden havale, hesaptan nakit çekilen para, kredi kartı harcamaları, hesaba nakit yatan para, hesaba gelen faiz, kar payı, temettü gelirleri, kira geliri, huzur hakkı vs. bu bilgilerin çok boyutlu araştırılması ve mükellef tarafından verilecek bilgilere göre derinleştirilmesi çok özen gerektirilmesi konulardır. Bunların hepsinin bir açıklaması tabii ki vardır. Önemli olan kişinin doğru bilgi vermesi Vergi müfettişinin de bu cevaplardan ikna olması gerekmektedir.
Bu şekilde izahata çağırılacak kişinin şirket ortağı olması ve olmaması durumuna göre olaylar farklılık gösterecektir. Örneğin kişi arazi sahibidir. Küçük çiftçidir. Emeklidir. Eskiden birikimleri vardır. Miras yoluyla elde ettiği gayrimenkul sahibidir. (İvazsız intikal eden mal mülk sahibidir.) Banka çok güvenli görüp yüksek limitli kredi kartı vermiştir. Eşten dosttan, akrabadan borç almıştır. Sonra ödemiştir. Bu durumda vergi müfettişi borç veren kişiyi VUK 148 maddesine göre ifadeye çağıracak mıdır? Ya da bundan 7-8 yıl evvelki ivazsız intikal eden gayrimenkul kira gelirlerini mi araştırıp soracaktır? Tabi kişi doğru ve dürüstçe tüm belgelerini müfettişe sunmalıdır. Bilhassa 5 yıl içinde yaptığı gayrimenkul satışı varsa GVK mükerrer 8. maddesine göre değer artış kazançlar; yine GVK 82. Maddesinde yazılı arızi kazançlar da gündeme gelebilecektir.
Şayet bilgi talep edilen şahıs bir şirketin ortağı ise şahsi bankasındaki bu kıymet hareketlerinin şirketle bağlantılı olup olmadığını ispatla yükümlüdür. Kâr payı aldığını, şirkette fiilen çalışıyorsa vergisi ödenmiş huzur hakkının belgelerini, hesabına gelen paranın şahsi kira geliri olduğunu, kredi kartı ödemelerini emekli maaşı veya huzur hakkı gelirlerinden karşılayarak ödediğini veya herhangi bir şahıstan borç alarak ödediğini (ad soyadı belirterek) Şirketinden borç para aldıysa şirkete faiz ödeyip ödemediğini veya şirketten alacağı varsa alacağını tahsil ettiğini belirtmesi ve belgelemesi gerekmektedir.
Subjektif açıklanması zor, gerçek mahiyetinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı zaman mükellef vergi incelemesi zahmetinden çekinip vergi ödeyecek midir? Yoksa dik durup beni risk değerlendirilmesine tabi tutun mu diyecektir?
Türkiye’de vergi mükellef beyanı esas alınarak kazanç üzerinden alınır. Harcama ve servet artışı üzerinden nereden buldun diyerek vergi alınmamaktadır. Ancak bir şahsın şirket ortağı olarak kredi kartı üzerinden yaptığı yüksek harcamalarını ve kredi kartı ödemesini hangi gelirle ödediğini ispatlayamazsa bu mükellefe harcamaları üzerinden veri beyanı istemesi anlamına gelinmeyecek mi? Nereden buldun denmesi anlamına gelmeyecek mi? 4369 sayılı Yasa ile eski Maliye bakanı Zekeriya TEMİZEL zamanında nereden buldun yasası tartışmalara neden olmuş sonra ertelenmiş ve hükümet tarafından kaldırılmıştı. 213 sayılı VUK 30/7 fıkrasında vergi incelemeleri sırasında her türlü harcamanın veya tasarrufun vergisi ödenmiş veya vergiye tabi olmayan kazançtan sağladıklarını açıklamayan mükelleflere vergi tarhı düşünülmüştür. Bu hüküm yasaldı. Şimdiki uygulamalar ise idari tasarruftur.
Biz YMM’ler olarak bu yüksek gelir grupları gözetim ve uyumun denetiminin neresindeyiz. Biz meslek mensubu olarak şahıslara değil belli büyüklüğü aşan şirketlere veya ferdi işletmelerle tam tasdik yaparak ödenecek verginin doğruluğunu araştırıyoruz. Mükellef şirket ortağı ise bize hiçbir zaman şahsi banka hesaplarını vermez ve bizde etik olarak istemeyiz. Bu TAM TASDİK açısından etik midir? Çözüm olarak bize Maliye Bakanlığı şirket ortaklarının şahsi banka hesaplarını isteme yetkisi versin ve vergi mahremiyetini YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER üzerinden kaldırsın çok daha iyi sonuçlar alınacaktır.
Şimdi Yeminli Mali Müşaviri olan şirket ortakları bizden bilgi isteyecek ne yapalım diye, bana bu yazı geldi, bana özel danışmanlık yap diyecek. Olay boyutlanacak. Hata mı var, kasıt mı var? Bazen şekli hatalar bile cezaya dönüşüyor. Faiz ve ceza birleşince aşırı yük oluşturuyor. Sistemde ve teoride Ceza-Caydırıcı olmalı. Ama bakın gönüllü uyum kapıyı çalıyor ve yüksek risk korkusu devreye giriyor. İyi yönetilirse risk kontrol edilebilir. Kötü yönetilirse krize dönüşür. Biz, somut bir olayda teknik hata olup olmadığına, bir yorum farkı bulunup bulunmadığına, olayın gerçek mahiyetinin ne olduğuna, matraha etkisinin bulunup bulunmadığına ve bunun düzeltilebilir bir hata sayılıp sayılamayacağına bakarız. Meslek mensupları açısından artık beyan değil, risk yönetimi dönemi başlamıştır.”
Maliye ve Hazine Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının uygulamaya koyduğu Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı-2 nin eğitici olmasını ve hazineye katkı sağlaması temennisiyle başarılar dileriz.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”danger”] Site Sorumluluk Beyanı ve Hukuki Haklarımız [/vc_message][vc_column_text]
