Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

İşgücü Piyasasındaki Gelişmelerin Makro Analizi – 2025 IV. Çeyrek Raporu

İşgücü Piyasasındaki Gelişmelerin Makro Analizi – 2025 IV. Çeyrek Raporu

İşgücü Piyasasında 2025 Sonu Tablosu: İşsizlik Tek Hanede, Atıl İşgücü Yüksek Seyrini Koruyor

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlanan “İşgücü Piyasasındaki Gelişmelerin Makro Analizi 2025-IV” raporuna göre Türkiye ekonomisi 2025’in son çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,4 büyüdü. Aynı dönemde toplam istihdam yıllık olarak neredeyse yatay seyretti ve 32 milyon 657 bin kişi oldu. Ancak mevsim etkisinden arındırılmış veriler, çeyreklik bazda 136 bin kişilik artışla 32 milyon 686 bin kişilik bir istihdam seviyesine işaret etti. Bu durum, manşet verilerde sınırlı görünse de çeyrek bazında işgücü piyasasında kısmi bir toparlanma olduğunu gösteriyor.

Rapordaki en dikkat çekici başlıklardan biri işsizlik oranı oldu. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı, 2025’in dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,2 puan azalarak yüzde 8,2’ye indi ve tek haneli görünümünü korudu. Buna karşılık aynı dönemde genç işsizlik yüzde 14,9, kadın işsizlik oranı yüzde 11,1, erkek işsizlik oranı ise yüzde 6,7 olarak gerçekleşti. Raporda ayrıca atıl işgücü oranının yüzde 29 olduğu vurgulandı. Bu tablo, resmi işsizlik oranı gerilese de işgücü piyasasında tam kapasite kullanımının henüz sağlanamadığına işaret ediyor.

İşgücüne katılım oranı da sınırlı bir artış gösterdi. 2025’in son çeyreğinde mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılım oranı yüzde 53,5’e yükseldi. Erkeklerde bu oran yüzde 71,5 iken kadınlarda yüzde 35,9’da kaldı. Benzer ayrışma istihdam oranında da görüldü: genel istihdam oranı yüzde 49,1 olurken erkeklerde yüzde 66,7, kadınlarda yüzde 31,9 seviyesinde gerçekleşti. Bu veriler, Türkiye’de kadın istihdamı ve kadınların işgücüne katılımı açısından yapısal farkın sürdüğünü açık biçimde ortaya koyuyor.

Sektörel görünümde ise hizmetler öne çıktı. Yıllık bazda istihdam hizmetler sektöründe 530 bin kişi, inşaatta 29 bin kişi artarken; sanayide 290 bin, tarımda 270 bin kişi azaldı. Mevsim etkisinden arındırılmış çeyreklik verilerde hizmetler ve sanayi 83’er bin kişilik artış gösterirken, inşaatta 3 bin kişilik artış ve tarımda 33 bin kişilik düşüş kaydedildi. Faaliyet bazında bakıldığında son çeyrekte en güçlü artış konaklama ve yiyecek hizmetlerinde 38 bin, kamu yönetimi ve savunmada 36 bin kişi olurken; en sert düşüş 71 bin kişi ile inşaatta görüldü. Bu tablo, işgücü piyasası içinde sektörler arasında dengesiz bir toparlanmanın sürdüğünü düşündürüyor.

Raporda yüksek frekanslı öncü göstergeler de yer aldı. Aralık ayında sanayi üretim endeksi yüzde 1,2 artarken, imalat PMI’ın Ocak ayında 48,1’e gerilemesi sanayi tarafında temkinli bir görünüm ortaya koydu. Buna karşılık hizmet üretim endeksi ve perakende satış hacmi endeksi Aralık ayında sırasıyla yüzde 1 ve yüzde 1,7 arttı. 2026 yılı birinci çeyrek ortalamasında kapasite kullanım oranının yüzde 74,2, istihdama duyarlı kapasite kullanım oranının ise yüzde 72,7 olduğu belirtildi. Bu göstergeler, sanayide baskının sürdüğünü; hizmetler tarafının ise görece daha dirençli kaldığını gösteriyor.

Raporun öne çıkan özel kutularından biri de çalışma sürelerine ilişkin oldu. Türkiye’de haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2015’te 46,7 saat iken 2024’te 43,3 saate geriledi. Aynı dönemde erkeklerde 49,3 saatten 45 saate, kadınlarda ise 40,7 saatten 39,7 saate düşüş yaşandı. Rapora göre 2015-2024 arasındaki 3,4 saatlik toplam düşüşün 2,3 saati tam zamanlı çalışanların çalışma süresindeki azalıştan, 1,1 saati ise tam zamanlı çalışan payındaki düşüşten kaynaklandı. Sektörel olarak en belirgin gerileme, hizmetler içindeki GHI faaliyetlerinde 7 saat olarak ölçüldü. Bu bölüm, yalnızca istihdam sayısına değil, işin niteliğine ve çalışma yoğunluğuna da bakılması gerektiğini gösteriyor.

Genel tabloya bakıldığında rapor, Türkiye işgücü piyasasında 2025 sonunda manşet işsizlik oranı açısından iyileşme yaşandığını; ancak atıl işgücü, genç işsizlik, kadın istihdamı ve sektörler arası ayrışma nedeniyle daha temkinli bir okumanın gerekli olduğunu ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle, rakamlar işgücü piyasasında niceliksel dayanıklılığa işaret ederken, kalite ve kapsayıcılık tarafında sorunların sürdüğünü gösteriyor. Bu nedenle 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde yalnızca işsizlik oranı değil, işgücüne katılım oranı, sektörel istihdam yapısı ve atıl işgücü göstergesinin birlikte izlenmesi kritik önem taşıyor.

Rapor İçin Tıklayınız

Exit mobile version