YASED Genel Kurulu’nda Yatırım Mesajı: Türkiye Üretim, Teknoloji ve Teşvik Gücüyle Öne Çıkıyor
YASED 45. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, jeopolitik risklere rağmen Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar için güvenilir, dirençli ve öngörülebilir bir merkez olmayı sürdürdüğünü vurguladı. Toplantıda, doğrudan yatırım, teşvik politikaları, sanayi üretimi, Ar-Ge, yeşil dönüşüm ve “Made in EU” düzenlemesi öne çıkan başlıklar oldu.
YASED Genel Kurulu’nda ekonomi ve yatırım gündemi öne çıktı
Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) 45. Olağan Genel Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, YASED Başkanı Tolga Demirözü ve iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının ana gündemini, küresel belirsizliklerin gölgesinde Türkiye’nin yatırım iklimi, üretim gücü, uluslararası doğrudan yatırım performansı ve yeni teşvik mekanizmaları oluşturdu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz konuşmasında, son dönemde artan jeopolitik gerilimlerin hem bölgesel hem de küresel istikrarı olumsuz etkilediğini söyledi. Özellikle İsrail/ABD ile İran arasında yaşanan çatışmaların yarattığı risklere dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin kriz üreten değil, çözüm arayan bir ülke olarak diplomatik çabalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Bakan Kacır: Türkiye yatırımcılar için güvenilir merkez olmayı sürdürüyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise konuşmasında, Türkiye’nin üretim kapasitesi, stratejik konumu ve teşvik araçlarıyla uluslararası yatırımcılar açısından güvenilir bir merkez olmayı sürdürdüğünü belirtti. Kacır, İran merkezli çatışmaların Türkiye’ye etkilerini azaltmak için yoğun çaba gösterildiğini, ihracat pazarlarındaki gelişmelerin yakından takip edildiğini ve özellikle “Made in EU” düzenlemesinin Türk sanayisine olumsuz yansımaması için kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü söyledi.
Haberde dikkat çeken unsurlardan biri, Kacır’ın yatırım ortamını sadece bugünkü ekonomik veriler üzerinden değil, aynı zamanda hukuki koruma ve uzun vadeli öngörülebilirlik üzerinden tanımlaması oldu. Bakan, 115 ülke ile imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları sayesinde yatırımcılara uluslararası standartlarda hukuki güvence ve öngörülebilir bir zemin sunulduğunu ifade etti.
“Korumacı ticaret politikaları” ve yeni küresel düzen vurgusu
Kacır’ın konuşmasında küresel ekonomideki dönüşüme ilişkin değerlendirmeler de dikkat çekti. Bakan, liberal ticaret döneminin dönüşmekte olduğunu, yerinde üretim, yakın coğrafyadan tedarik ve dost ülkelerden tedarik yaklaşımının daha görünür hale geldiğini belirtti. Jeopolitik krizler, enerji ve hammadde tedariğinde yaşanan kırılganlıklar ile dijital ve yeşil dönüşümün önemi, konuşmanın temel çerçevelerinden biri oldu.
23 yılda sanayi, ihracat ve milli gelirde büyüme mesajı
Bakan Kacır, Türkiye’nin son 23 yılda sanayi ve teknolojide “muazzam mesafe” katettiğini savundu. Konuşmasında, Türkiye’nin askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada; ticari araç, güneş paneli, otobüs, beyaz eşya, tekstil, ağaç ürünleri ve çelik üretiminde Avrupa’da lider konumda olduğunu söyledi. Ayrıca alüminyum, düz cam, seramik, plastik mamul, motorlu taşıtlar ve rüzgâr türbini üretiminde de Avrupa’nın önde gelen merkezlerinden biri olunduğunu ifade etti.
Kacır konuşmasında ekonomik büyüklüklere ilişkin de dikkat çekici veriler paylaştı. Buna göre Türkiye’nin ürün ihracatının 36 milyar dolardan 273 milyar dolara, milli gelirinin ise 239 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara yükseldiği belirtildi. Kişi başına milli gelirin 18 bin doların üzerine çıktığı, geçen yıl sanayi katma değerinin yüzde 2,9 ile son dört yılın en hızlı artışını kaydettiği ve makine-teçhizat yatırımlarının yüzde 5 yükseldiği ifade edildi.
Ar-Ge, inovasyon ve uluslararası doğrudan yatırım vurgusu
Kacır, Türkiye’de son 23 yılda güçlü bir Ar-Ge ve inovasyon altyapısı kurulduğunu, özel sektörün yatırım iştahını destekleyen bir teşvik zemini oluşturulduğunu belirtti. Ulaştırmadan enerjiye, eğitimden sağlığa kadar birçok alanda altyapı yatırımlarının hayata geçirildiğini, yerli-yabancı ayrımı yapılmaksızın Türkiye’de üretim yapan, istihdam oluşturan, teknoloji geliştiren ve ihracata katkı sunan tüm yatırımların desteklendiğini söyledi.
Konuşmanın en dikkat çekici başlıklarından biri de uluslararası doğrudan yatırım rakamları oldu. Kacır, 2002 yılında 14 milyar dolar olan uluslararası doğrudan yatırım stokunun, son 23 yılda 290 milyar dolara yaklaştığını açıkladı. Ayrıca 1990’larda yüzde 0,2 seviyesinde olan küresel doğrudan yatırım payının yüzde 1’in üzerine taşındığını; bugün 88 bin uluslararası firmanın Türkiye’de faaliyet gösterdiğini ve yaklaşık 800 küresel firmanın Ar-Ge ve tasarım merkezleriyle ülkenin teknoloji kapasitesine katkı sağladığını söyledi.
Yeni teşvik sistemi, HIT-30 ve stratejik yatırım programları
Toplantıda yatırım teşvikleri de geniş yer buldu. Kacır, geçen yıl devreye alınan yeni teşvik sistemiyle Milli Teknoloji Hamlesi ve bölgesel kalkınmayı hızlandıracak yatırımlara kapsamlı destek verildiğini söyledi. Türkiye’yi yüksek teknoloji yatırımlarının merkezi haline getirme hedefi doğrultusunda, tarihin en büyük ölçekli teşvik programı olarak tanımlanan HIT-30 programının devreye alındığını belirtti. Program kapsamında mobilite, güneş enerjisi ve sağlık teknolojileri gibi alanlarda yatırımların önünün açıldığı, ayrıca veri merkezi, yapay zekâ, kuantum altyapısı ve endüstriyel robot yatırımlarına yönelik 4,4 milyar dolarlık destek öngörüsüyle yeni çağrılar başlatıldığı aktarıldı.
Bununla birlikte Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı kapsamında, Merkez Bankası iş birliğiyle kritik ve stratejik alanlardaki yatırımlara özel finansman sağlandığı ifade edildi. Kacır, program çerçevesinde yüksek katma değerli 73 projede toplam 397 milyar liralık yatırımın önünün açıldığını söyledi.
Dijital ve yeşil dönüşüm başlıkları öne çıktı
Kacır’ın konuşmasında öne çıkan bir diğer başlık, dijital ve yeşil dönüşüm oldu. Sanayiyi çevre dostu yatırımlarla büyütmek ve üretimi daha akıllı hale getirmek için Dijital ve Yeşil Dönüşüm Programları’nın uygulamaya alındığını söyleyen Bakan, Dünya Bankası ile yürütülen projeler kapsamında 1 milyar doların üzerinde finansmanın sanayicilere, KOBİ’lere ve yeşil teknoloji girişimlerine sunulduğunu belirtti.
Ayrıca Türkiye’nin Avrupa’nın en dinamik ve büyük ekonomileri arasında yer aldığı, Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşmaları sayesinde yatırımcılar için 1 milyar nüfusluk pazara gümrük engeli olmaksızın erişim sağladığı vurgulandı. Üç kıtanın kesişimindeki coğrafi konum, lojistik üstünlük ve İstanbul Havalimanı üzerinden dört saatlik uçuşla 32 trilyon dolarlık ekonomik alana erişim gibi başlıklar da Türkiye’nin yatırım cazibesini destekleyen unsurlar olarak öne çıkarıldı.
115 ülke ile yatırım koruma anlaşması ve yeni sanayi koridorları
Konuşmada, Türkiye’nin genç nüfusu, rekabetçi enerji maliyetleri ve yenilenebilir enerji yatırımları da yatırım ortamının güçlü yönleri arasında gösterildi. 115 ülkeyle imzalanan YKTK anlaşmalarının yatırımcılara güçlü bir hukuki koruma sağladığı tekrar vurgulanırken; düşük karbonlu üretim, fiber altyapı, 5G ve ötesi, bulut teknolojileri gibi alanlarda yeni yatırımların hedeflendiği kaydedildi.
Ayrıca Sanayi Alanları Master Planı kapsamında Samsun-Mersin, Sivas-Iğdır, Mersin-Şırnak ve Trabzon-Şırnak sanayi gelişim koridorlarının hayata geçirilmesinin planlandığı, bu sayede Anadolu şehirlerinde sanayileşmenin hızlandırılacağı ve Marmara Bölgesi üzerindeki yükün azaltılmasının amaçlandığı açıklandı. Kacır, bu çerçevede Türkiye’nin geleceğin yatırım haritasında öne çıkan ülkelerden biri olacağını söyledi.
İş dünyasıyla yakın diyalog ve “Made in EU” düzenlemesi mesajı
Toplantıda iş dünyasıyla kurulan diyalog mekanizmaları da öne çıktı. Kacır, Türkiye Yüzyılı’nı “yatırım yüzyılına” dönüştürme hedefi doğrultusunda, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) çatısı altında iş dünyası temsilcileriyle yakın çalışma yürütüldüğünü belirtti. Bu mekanizmanın yapısal sorunların tespiti, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve daha öngörülebilir bir hukuki zeminin kurulması açısından önemli olduğu vurgulandı. YASED’in de uluslararası yatırımcıların taleplerini karar alma süreçlerine taşıyan etkin bir aktör olduğu ifade edildi.
“Made in EU” düzenlemesine ilişkin mesajlar da sanayiciler açısından öne çıkan bölümler arasında yer aldı. Kacır, düzenlemenin AB menşei şartının Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’yi de kapsamasını sağlayan mevcut taslakta önemli mesafe alındığını ve yasalaşma sürecinin teknik yönleriyle yakından takip edildiğini söyledi.
