Bakan Bayraktar’dan Enerji Arzı Mesajı: Türkiye Ateş Çemberine Girmeden Süreci Atlatacak
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel enerji piyasalarında artan gerilim ve arz baskısına ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’nin bu dönemi enerji arz güvenliğini koruyarak geçirmeyi hedeflediğini söyledi. Vav TV’de yayımlanan Gençlerle Baş Başa programında konuşan Bayraktar, “ülkemizi bu ateş çemberine sokmadan bu süreci geçireceğiz” ifadesini kullanırken, mesajının merkezine enerji arz güvenliği, yerli üretim ve uzun vadeli enerji yatırımlarını yerleştirdi.
Bakan Bayraktar’ın açıklamaları, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin küresel petrol ve LNG akışına etkisinin tartışıldığı bir dönemde geldi. Bakanlık, 25 Mart 2026 tarihli resmi açıklamasında Türkiye’nin bu bölgeye bağımlılığının petrolde “yüzde 10 ile yönetilebilecek seviyede” olduğunu, doğal gazda ise Hürmüz geçişli bir alım bulunmadığını ve ülke açısından şu aşamada bir arz ya da tedarik sıkıntısı görülmediğini duyurmuştu. Bu çerçevede Bayraktar’ın son mesajları, piyasalara ve kamuoyuna verilen “kontrollü risk, aktif hazırlık” mesajı olarak öne çıktı.
Bayraktar, programdaki değerlendirmesinde bugün yaşanan tablonun pandemi döneminden farklı olarak daha çok bir “arz krizi” karakteri taşıdığını söyledi. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin dünya enerji piyasaları üzerindeki etkisine dikkat çeken Bakan, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından yerli üretimin öneminin daha da arttığını vurguladı. Aynı konuşmada Türkiye’nin günlük petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 8’inin Gabar’dan karşılandığını belirten Bayraktar, milli üretimle elde edilen her varilin stratejik değer taşıdığını ifade etti.
Ekonomi açısından bakıldığında bu açıklamaların en kritik tarafı, enerji maliyetleri ile jeopolitik risk arasındaki bağın açık biçimde kurulması oldu. Bakanlığın resmi açıklamasına göre Hürmüz’den dünya petrolünün ve LNG akışının önemli bir bölümünün geçmesi, küresel ölçekte fiyat baskısı ve arz riski yaratıyor. Bayraktar, daha önce yaptığı açıklamada petrol fiyatındaki her 1 dolarlık artışın Türkiye’ye yaklaşık 400 milyon dolarlık ek maliyet anlamına geldiğini söylemişti. Bu nedenle enerji arz güvenliği artık yalnızca bir dış politika ya da teknik altyapı konusu değil; doğrudan enflasyon, cari denge, sanayi maliyetleri ve hane bütçeleriyle ilişkili bir ekonomi başlığı haline gelmiş durumda.
Programda yalnızca kısa vadeli arz riski değil, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli enerji vizyonu da öne çıktı. Bayraktar, yapay zekâ çağında veri merkezlerinin kritik hale geldiğini, bu alanda başarının iki temel unsuru olan “çip” ve “elektrik” kapasitesinin birlikte düşünülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan yatırımcı ilgisi bulunduğunu belirten Bayraktar, ülkenin “veri rafinerilerinin olduğu bir merkez” haline gelmesini istediklerini ifade etti. Bu vurgu, enerji politikasının artık yalnızca üretim ve dağıtım ekseninde değil, veri ekonomisi ve dijital altyapı yatırımlarıyla birlikte ele alındığını gösteriyor.
Nükleer enerji tarafında ise Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilerlediğini, ayrıca Sinop ve Trakya projelerinin gündemde olduğunu belirtti. Bakanlığın 19 Ocak 2026 tarihli resmi açıklamasına göre Akkuyu NGS’nin ilk reaktör inşaatı yüzde 99 seviyesine ulaştı; hükümetin 2050 perspektifinde ise toplam 20 bin megavat nükleer kapasite hedefi bulunuyor. Bayraktar ayrıca küçük modüler reaktörlerin yeni dönemin önemli başlıklarından biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin sadece kullanıcı değil, zamanla bu alanda teknoloji üreten ve ihraç eden ülke konumuna gelmesini hedeflediklerini söyledi.
Açıklamaların bir diğer önemli ayağını yerlileşme oluşturdu. Bayraktar, nükleer alanda yalnızca yakıt değil, ekipman ve teknoloji tarafında da dışa bağımlılığı azaltmak istediklerini belirtti. Resmi verilere göre Akkuyu’daki ekipman kullanımında yüzde 50’nin üzerinde yerlilik oranına ulaşıldı. Aynı yaklaşımın petrol ve doğal gaz aramalarında da geçerli olduğunu dile getiren Bakan, enerji teknolojilerinde yerlileşmenin Türkiye’nin en önemli stratejik hedeflerinden biri olduğunu söyledi.
