Engin GÜL
SMMM
smmmengingull@gmail.com
Emsal Yargı Kararı Çerçevesinde Esnaf–Tacir Ayrımı
Konumuza geçmeden önce, incelenen emsal yargı kararlarından birinde esnaf ve tacir ayrımının açık ve sistematik biçimde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu kapsamda T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 2025/250 Esas ve 2025/244 Karar sayılı ilamında esnaf ve tacir ayrımına ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.
Söz konusu kararda özetle;
“Esnaf tanımına girenlerin işletme hesabına göre, tacir tanımına girenlerin ise bilanço esasına göre defter tutmaları gerekmektedir.”
Şeklinde. bir tespit yapılmıştır.
Bu ayrım, vergi ve ticaret hukuku uygulamalarında mükellefiyetin niteliği, defter tutma yükümlülüğü ve ticari organizasyon yapısının belirlenmesi açısından önem arz etmektedir.
Giriş
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte anonim şirketlerin tek pay sahipli olarak kurulabilmesine imkân tanınmıştır. 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu döneminde anonim şirketlerin en az beş ortakla kurulması zorunluluğu bulunduğundan, şirketleşme yapıları daha sınırlı bir çerçevede gelişmekteydi.
Yeni düzenleme ile birlikte tek pay sahipli anonim şirketlerin kurulabilmesi, şirketleşme modellerinde esneklik sağlamış; pay devri, şirket birleşmeleri ve sermaye hareketleri açısından farklı vergisel planlama imkânlarını gündeme getirmiştir.
Tek Paylı Anonim Şirket Yapısının Vergisel Çerçevesi
Tek paylı anonim şirket yapısı, özellikle pay devirleri ve bu devirlerden doğan kazançların vergisel niteliği bakımından önem arz etmektedir. Belirli süre elde tutulan payların elden çıkarılması durumunda, vergi mevzuatı kapsamında (2 Yıldan Fazla) istisna ve vergilendirme rejimi açısından farklı sonuçlar doğabilmektedir.
Bu yapı, sermaye hareketlerinin planlanması ve likidite yönetimi açısından uygulamada farklı kurgulara konu olabilmektedir.
İki Tek Paylı Anonim Şirket Üzerinden Kurgulanan Yapı
Uygulamada, yüksek nakit ile ticari faaliyete başlayan bir gerçek kişinin iki adet tek paylı anonim şirket kurduğu varsayılacaktır. Bu şirketler A Anonim Şirketi ve B Anonim Şirketi olup, her iki şirketin başlangıç sermayesinin 50 milyon TL olduğu kabul edilmiştir.
Faaliyet süreci içerisinde şirketlerin özkaynaklarının artarak her birinin 200 milyon TL seviyesine ulaştığı, toplam şirket değerinin ise yaklaşık 500 milyon TL olduğu varsayılmıştır.
Buna ek olarak, şirketlerin banka hesaplarında toplam 300 milyon TL nakit bulunduğu; bunun 120 milyon TL’sinin A Anonim Şirketi’nde, 180 milyon TL’sinin ise B Anonim Şirketi’nde yer aldığı kabul edilmiştir.
Hisse Devri Yoluyla Yapılan İşlem Kurgusu
Bu yapı kapsamında A Anonim Şirketi’ndeki 2 yıldan fazla beklemiş olan nama yazılı tüm payların B Anonim Şirketi’ne devredildiği varsayılmaktadır. Bu işlem sonucunda A Anonim Şirketi’nin ortağı B Anonim Şirketi haline gelmiştir.
Hisse devri bedeli olarak 180 milyon TL’nin B Anonim Şirketi tarafından A Anonim Şirketi’nin gerçek kişi ortağına bankadan ödendiği kabul edilmiştir. Bu işlem sonucunda gerçek kişi ortak, başlangıçta koyduğu sermayeyi önemli ölçüde aşan bir tutarda likiditeye erişmiştir.
Bununla birlikte A Anonim Şirketi üzerindeki ekonomik kontrolün dolaylı olarak aynı gerçek kişi bünyesinde devam ettiği varsayılmaktadır.
Yeni Şirket Kuruluşu ve Sermaye Kullanımı
Hisse devri sonrasında gerçek kişi, elde edilen 180 milyon TL’nin 50 milyon TL’si ile C Anonim Şirketi’ni kurmuştur. Bu işlem ile birlikte yeni bir sermaye yapısı oluşturulmuş ve elde edilen likidite yeniden şirketleşme sürecine dahil edilmiştir.
Bu aşamada, nakdi sermaye indirimi uygulaması hakkını kaybetmiş sermayenin yeniden sermaye indirim hakkı değerlendirilmesine imkân sağlayan bir yapı ortaya çıkmıştır.
Yeniden Yapılandırma ve Birleşme Süreci
Devam eden süreçte, A ve B Anonim Şirketleri arasında kolaylaştırılmış birleşme hükümleri kapsamında yeniden yapılandırma yapıldığı varsayılmıştır. Bu kapsamda bir tüzel kişinin %100 pay sahibi olduğu diğer tüzel kişiyi devralması suretiyle şirket yapısı sadeleştirilmiştir.
Bu işlemler sonucunda B ve C Anonim Şirketleri üzerinden devam eden bir yapı oluşmuş ve gerçek kişi ortak açısından likidite ve kontrol yapısı yeniden şekillenmiştir.
Sonuç
Tek paylı anonim şirket yapıları, pay devri ve yeniden yapılandırma işlemleri ile birlikte değerlendirildiğinde, şirketleşme modelleri içerisinde, vergi planlamaları, farklı sermaye hareketleri ve likidite yönetimi imkânlarını gündeme getirmektedir.
Bu tür yapıların vergisel sonuçları, Türk vergi mevzuatı ve ilgili yargı içtihatları çerçevesinde; özellikle ekonomik öz, işlemlerin bütünlüğü ve gerçek faydalanıcı ilkeleri kapsamında somut olay bazında değerlendirilmesi gereken teknik bir alan niteliği taşımaktadır.
