Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Enflasyon Tahminleri Yukarı Yönlü Güncellendi

Enflasyon Tahminleri Yukarı Yönlü Güncellendi

TCMB’nin 2026-II Enflasyon Raporu’nda, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki sert artış ve küresel belirsizliklerin etkisiyle enflasyon tahminleri yukarı yönlü revize edildi. Raporda, 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 26, 2027 yıl sonu tahmini ise yüzde 15 olarak açıklandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımladığı Enflasyon Raporu 2026-II’de, şubat ayı sonunda başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı’nın küresel ekonomi ve enflasyon görünümü üzerinde belirgin etkiler oluşturduğu belirtildi. Rapora göre savaşın ardından enerji fiyatları keskin şekilde artarken, küresel ekonomik görünüme ilişkin belirsizlikler de yükseldi. Enerji fiyatlarının yüksek seviyelerini koruduğu ve haber akışına bağlı olarak oynak bir seyir izlediği ifade edildi.

Raporda, öncü göstergelerin küresel iktisadi faaliyette yavaşlamaya, girdi maliyetlerinde artışa ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ettiği kaydedildi. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere birçok ekonomide büyüme tahminlerinin aşağı yönlü güncellendiği, küresel ölçekte manşet enflasyonun arttığı, çekirdek enflasyonun ise görece ılımlı seyrettiği belirtildi.

Finansal piyasalarda da rapor döneminde yüksek oynaklık yaşandığı aktarıldı. Başta emtia piyasaları olmak üzere finansal piyasalarda belirsizliğin arttığı, bu durumun finansal varlık fiyatlamaları ve portföy hareketleri üzerinde etkili olduğu ifade edildi. Türkiye’nin CDS primi, artan belirsizlikle birlikte gelişmekte olan ülke risk primlerine benzer şekilde yükselerek 11 Mayıs itibarıyla 226 baz puana çıktı. TCMB brüt uluslararası rezervleri ise 52,7 milyar ABD doları azalarak 165,5 milyar ABD doları seviyesine geriledi.

Raporda, mevcut dönemde finansal koşulların sıkılaştığı belirtildi. TCMB’nin jeopolitik gelişmeler karşısında sıkı para politikasını destekleyici kararlar aldığı, bu kararların mevduat ve kredi faizlerine yansıdığı ifade edildi. Para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle TL mevduat tercihinin devam ettiği, kur etkisinden arındırılmış toplam kredilerde ticari krediler kaynaklı artış görülürken, ihtiyaç kredisi büyümesindeki yavaşlamanın toplam kredi artışını sınırladığı kaydedildi.

2025 yılının dördüncü çeyreğinde iktisadi faaliyetin potansiyelinin altında büyüdüğü belirtildi. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yıllık bazda yüzde 3,4, çeyreklik bazda ise yüzde 0,4 arttığı açıklandı. 2025 yılı genelinde büyüme yüzde 3,6 olarak gerçekleşirken, özel tüketim ve yatırımlar büyümeye katkı verdi; net ihracat ise büyümeyi sınırladı.

2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin göstergelerin ise iktisadi faaliyette ivme kaybına işaret ettiği bildirildi. Raporda, talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin sürdüğü belirtildi. Altın hariç perakende satışların uzun dönem eğiliminin altında kaldığı, beyaz eşya ve otomobil satışlarının azaldığı, kartla yapılan harcamalarda ise çeyreklik büyümenin yavaşladığı ifade edildi. Nisan ayı verilerinin de kart harcamalarındaki zayıf seyrin sürdüğüne işaret ettiği kaydedildi.

İşgücü piyasasına ilişkin değerlendirmede, manşet işsizlik oranının ima ettiğine kıyasla piyasanın daha az sıkı olduğu belirtildi. Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre istihdamın 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 0,9 oranında, yani 301 bin kişi azaldığı açıklandı. Aynı dönemde işsizlik oranı sınırlı gerilerken, işgücüne katılım oranında azalma yaşandı.

Cari işlemler açığının 2026 yılının ilk çeyreğinde arttığı da raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Dış ticaret açığındaki yükseliş, hizmetler dengesi fazlasındaki gerileme ve gelir dengesindeki bozulmanın cari dengeyi olumsuz etkilediği belirtildi. Savaşın başlamasıyla mart ayında bölge ülkelerine yapılan ihracatta düşüş yaşanırken, enerji fiyatlarındaki hızlı yükseliş enerji ithalatında belirgin artışa yol açtı.

Tüketici enflasyonu nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşti ve bir önceki rapor döneminde sunulan tahmin aralığının üzerinde kaldı. Son üç aylık dönemde enerji ve gıda grupları yıllık enflasyona artırıcı yönde katkı verirken, temel mallar ile alkol-tütün-altın gruplarının katkısı azaltıcı yönde oldu. Jeopolitik gelişmelerin hem belirsizliği hem de arz şoklarını artırarak enflasyonist baskıları güçlendirdiği belirtildi.

Küresel enerji emtia fiyatlarındaki gelişmeler sonucunda yurt içi enerji fiyatlarının önemli ölçüde yükseldiği ifade edildi. Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına etkisini sınırlamak amacıyla akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sisteminin uygulanmaya başlandığı belirtildi. Ayrıca elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildiği, doğal gazda meskenler için kademeli fiyat uygulamasının da etkisiyle belirgin fiyat artışı yaşandığı kaydedildi.

Raporda, enerji ve hammadde akışındaki kesintilerin yalnızca enerji harcamalarını değil; nakliye, plastik, ambalaj, kimyasallar ve tarımsal girdi maliyetlerini de artırarak küresel ölçekte maliyet baskısı oluşturabileceği belirtildi. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin alternatif rota arayışlarını artırdığı, teslimat sürelerini uzattığı, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun maliyetlerinin yükseldiği ifade edildi.

TCMB, enflasyon ara hedeflerini 2026, 2027 ve 2028 yılları için sırasıyla yüzde 24, yüzde 15 ve yüzde 9 olarak güncelledi. Son dönemde yaşanan olağandışı jeopolitik gelişmelerin varsayım setinde olağanüstü güncellemelere neden olduğu ve bu kapsamda ara hedeflerde değişiklik ihtiyacı doğduğu belirtildi.

Enflasyon tahmini 2026 yıl sonunda yüzde 26, 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak yukarı yönlü güncellendi. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 hedefi etrafında istikrar kazanacağı öngörüldü. Tahminlerin yukarı yönlü revize edilmesinde, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle artan enerji fiyatları, TL cinsi ithalat fiyatları varsayımlarındaki yükseliş, gıda enflasyonu varsayımındaki güncelleme, yönetilen-yönlendirilen fiyat ayarlamaları ve enflasyon ana eğiliminin öngörülenden yüksek gerçekleşmesi etkili oldu.

Para politikası kararları bölümünde, TCMB’nin şubat ayı sonundaki jeopolitik gelişmelerin ardından parasal duruşu sıkılaştıran ve parasal aktarım mekanizmasını destekleyen adımlar attığı belirtildi. Bu kapsamda, bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verildiği, ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40 seviyesinde gerçekleşmesinin sağlandığı ve parasal sıkılığın makroihtiyati politikalarla güçlendirildiği ifade edildi.

TCMB, mart ve nisan aylarında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Raporda, TCMB’nin jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkilerini yakından takip ettiği belirtildi. Nisan ayında enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlendiği, yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon üzerindeki olası ikincil etkilerinin önem taşıdığı vurgulandı

Exit mobile version