Faruk TAŞYÜREK
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
E.Vergi Müfettişi
erkbilgif@gmail.com
1. Giriş
Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, finansal piyasalardaki dalgalanmalar ve alternatif yatırım araçlarına yönelimin artması sonucunda yatırım fonları, şirketlerin nakit yönetiminde en fazla kullanılan finansal araçlardan biri haline gelmiştir.
Özellikle;
- Para piyasası fonları,
- Borçlanma araçları fonları,
- Değişken fonlar,
- Hisse senedi yoğun fonlar,
- Serbest fonlar,
- Altın fonları,
- Girişim sermayesi yatırım fonları,
- Gayrimenkul yatırım fonları,
şirketlerin kısa ve orta vadeli yatırım tercihlerinde önemli yer tutmaktadır.
Ancak yatırım fonlarının yaygınlaşmasına paralel olarak bu fonlardan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine ilişkin hatalı uygulamalar da artmaktadır.
Uygulamada en sık rastlanan yanlış değerlendirme;
“Yatırım fonlarından elde edilen gelirlerin tamamının kurumlar vergisinden istisna olduğu”
şeklindeki hatalı kabuldür.
Oysa yatırım fonlarının vergilendirilmesinde;
- Fonun hukuki niteliği,
- Gelirin elde edilme şekli,
- Fonun SPK sınıflandırması,
- İlgili fonun Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamındaki konumu,
- Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesi kapsamındaki stopaj rejimi,
birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle 7394 ve 7524 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler sonrasında yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarına ilişkin vergisel rejim önemli ölçüde değişmiştir.
Bu nedenle geçmiş dönem uygulamalarına dayanılarak yapılan değerlendirmeler ciddi vergi riskleri doğurabilmektedir.
Bu çalışmada yatırım fonlarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi, kurumlar vergisi istisnaları, 7524 sayılı Kanun sonrası yeni dönem ve uygulamada karşılaşılan riskler detaylı olarak ele alınacaktır.
2. Yatırım Fonlarının Hukuki Niteliği
Yatırım fonları Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında kurulan kolektif yatırım kuruluşlarıdır.
Fonlar tüzel kişiliğe sahip olmamakla birlikte yatırımcılar fon katılma payları aracılığıyla fon portföyüne iştirak etmektedir.
Vergisel açıdan yatırım fonlarının değerlendirilmesinde;
- Fonun yatırım stratejisi,
- Portföy yapısı,
- SPK sınıflandırması,
- Gelirin niteliği,
belirleyici olmaktadır.
Bu nedenle aynı muhasebe hesabında izlenen iki farklı fonun vergisel sonuçları birbirinden tamamen farklı olabilmektedir.
Örneğin;
- Para piyasası fonu,
- Altın fonu,
- Değişken fon,
- Girişim sermayesi yatırım fonu,
aynı hesapta izlenebilmesine rağmen vergisel sonuçları aynı değildir.
Vergi incelemelerinde de muhasebe hesabından çok fonun hukuki niteliği dikkate alınmaktadır.
3. Yatırım Fonlarından Elde Edilen Gelir Türleri
Vergisel açıdan yatırım fonlarından elde edilen gelirler genel olarak dört grupta değerlendirilebilir.
3.1. Katılma Payı Satış Kazançları
Fon katılma paylarının satılması veya fona iade edilmesi sonucu ortaya çıkan kazançlardır.
Örneğin; Alış Bedeli : 10.000.000 TL Satış Bedeli : 13.000.000 TL Kazanç : 3.000.000 TL
Vergisel sonuç fonun türüne göre değişmektedir.
3.2. Kâr Payları
Bazı yatırım fonları tarafından yatırımcılara dağıtılan gelirlerdir.
Kâr paylarının vergisel niteliği fon türüne göre farklılık gösterebilmektedir.
3.3. Değerleme Kazançları
Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi kapsamında yapılan değerleme işlemleri sonucunda oluşan gelirlerdir.
Özellikle girişim sermayesi yatırım fonlarında değerleme gelirleri önem taşımaktadır.
3.4. Diğer Gelirler
Fon birleşmeleri, tasfiyeler veya özel nitelikli işlemler sonucunda elde edilen gelirlerdir.
Bu gelirlerin vergisel durumu ayrıca değerlendirilmelidir.
4. Kurumlar Vergisi Kanunundaki İstisna Rejimi
Yatırım fonları açısından Kurumlar Vergisi Kanununda iki temel istisna düzenlemesi bulunmaktadır.
- KVK 5/1-a
- KVK 5/1-d
Uygulamada bu iki düzenleme sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.
Oysa her iki düzenleme farklı mükellef gruplarına yöneliktir.
5. KVK 5/1-a Kapsamındaki İstisna
KVK’nın 5/1-a maddesi iştirak kazançları istisnasını düzenlemektedir.
Bu kapsamda;
- Girişim sermayesi yatırım fonlarından elde edilen belirli gelirler,
- Katılma paylarının fona iadesinden doğan gelirler,
- VUK 279 kapsamında oluşan değerleme kazançları,
kanunda belirtilen şartların sağlanması halinde kurumlar vergisinden istisna olabilmektedir.
Burada istisnadan yararlanan taraf yatırım fonu değil, yatırımcı kurumdur.
Bu husus uygulamada sıklıkla gözden kaçırılmaktadır.
6. KVK 5/1-d Kapsamındaki İstisna
KVK’nın 5/1-d maddesi ise yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarının kendi kazançlarına ilişkin istisna düzenlemesidir.
Bu kapsamda;
- Menkul kıymet yatırım fonları,
- Altın ve kıymetli maden yatırım fonları,
- Girişim sermayesi yatırım fonları,
- Gayrimenkul yatırım fonları,
- Emeklilik yatırım fonları,
- Konut finansmanı fonları,
- Varlık finansmanı fonları,
belirli şartlarla kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.
Dolayısıyla bu düzenlemede vergi avantajından yararlanan taraf fonun kendisidir.
7. Fon Türlerine Göre Vergisel Değerlendirme
Uygulamada fonun adı yerine hukuki niteliği esas alınmalıdır.
Aşağıdaki tablo genel değerlendirme amacıyla hazırlanmıştır.
| Fon Türü | Vergisel Değerlendirme |
| Girişim Sermayesi Yatırım Fonu | Özel düzenlemeler kapsamında değerlendirilir |
| Para Piyasası Fonu | Genel rejim uygulanır |
| Borçlanma Araçları Fonu | Genel rejim uygulanır |
| Değişken Fon | Genel rejim uygulanır |
| Altın Fonu | Genel rejim uygulanır |
| Serbest Fon | Genel rejim uygulanır |
| Karma Fon | Genel rejim uygulanır |
| Gayrimenkul Yatırım Fonu | KVK 5/1-d kapsamında ayrıca değerlendirilir |
Bu nedenle istisna değerlendirmesi yapılırken yalnızca fonun ticari adına bakılması doğru değildir.
8. 7524 Sayılı Kanun Sonrası Yeni Dönem
7524 sayılı Kanun yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarının vergilendirilmesinde önemli değişiklikler getirmiştir.
Özellikle gayrimenkul yatırım fonları ve yatırım ortaklıkları bakımından istisna uygulaması yeni şartlara bağlanmıştır.
Bu düzenleme sonrasında fonların kurumlar vergisi istisnasından yararlanabilmeleri için yalnızca kazanç elde etmeleri yeterli olmaktan çıkmıştır.
Kanunda belirtilen ilave şartların da yerine getirilmesi gerekmektedir.
9. Kâr Dağıtım Şartı ve Gayrimenkul Yatırım Fonları
7524 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında;
Emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere fon ve ortaklıkların sahip oldukları taşınmazlardan elde ettikleri kazançların en az %50’sinin belirlenen süre içerisinde ortaklara dağıtılması gerekmektedir.
Özellikle yüksek portföye sahip gayrimenkul yatırım fonları açısından bu düzenleme yeni bir risk alanı oluşturmuştur.
10. Gelir Vergisi Kanunu Geçici 67 Rejimi ve Yatırım Fonları
Yatırım fonlarının vergilendirilmesinde yalnızca Kurumlar Vergisi Kanunu hükümlerine bakılması yeterli değildir.
Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesi kapsamında uygulanan stopaj rejimi de yatırım fonlarından elde edilen gelirlerin vergisel sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.
Geçici 67 nci madde ile sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlerin önemli bir kısmı kaynakta vergileme esasına bağlanmıştır.
Bu kapsamda yatırım fonlarından elde edilen gelirlerde;
- Fonun türü,
- Katılma payının elde tutulma süresi,
- Yatırımcının gerçek kişi veya kurum olması,
- Fon portföyünün niteliği,
vergisel sonucun belirlenmesinde etkili olmaktadır.
Özellikle son yıllarda Cumhurbaşkanı Kararları ile stopaj oranlarında yapılan değişiklikler nedeniyle geçmiş dönem uygulamalarına dayanılarak işlem yapılması önemli riskler doğurabilmektedir.
Bu nedenle fon gelirlerinin vergisel değerlendirmesinde yalnızca kurumlar vergisi istisnası değil stopaj rejimi de ayrıca analiz edilmelidir.
11. Gelir İdaresi Başkanlığının Yaklaşımı ve Özelgeler
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen özelgeler incelendiğinde yatırım fonlarından elde edilen gelirlerin vergisel niteliğinin belirlenmesinde üç temel unsurun esas alındığı görülmektedir.
Bunlar;
- Fonun hukuki niteliği,
- Gelirin elde edilme şekli,
- İlgili istisna hükmünün kapsamıdır.
İdarenin yerleşik yaklaşımına göre yatırım fonlarından elde edilen her gelir unsurunun otomatik olarak kurumlar vergisi istisnası kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Özellikle aşağıdaki hususlar önem taşımaktadır:
- Gelirin kâr payı mı yoksa satış kazancı mı olduğu,
- Gelirin hangi fondan elde edildiği,
- Fonun SPK sınıflandırması,
- İlgili kanun hükmünde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği.
Bu nedenle mükelleflerin yalnızca muhasebe kayıtlarına dayanarak istisna uygulamaları vergi incelemelerinde eleştiri konusu olabilmektedir.
12. Vergi İncelemelerinde Özellikle İncelenen Alanlar
Son yıllarda gerçekleştirilen vergi incelemelerinde yatırım fonlarına ilişkin işlemler daha detaylı incelenmeye başlanmıştır.
İnceleme elemanları tarafından sıklıkla aşağıdaki belgeler talep edilmektedir:
- Fon alış-satış ekstreleri,
- Banka yatırım hesap dökümleri,
- Takasbank ve saklama kuruluşu kayıtları,
- Fon portföy raporları,
- Muhasebe fişleri,
- Muavin hesap dökümleri,
- Beyanname çalışma kağıtları.
Özellikle yüksek tutarlı fon portföylerinde işlem bazında izlenebilirlik beklenmektedir.
13. YMM ve SMMM’ler İçin Kontrol Listesi
Beyanname verilmeden önce aşağıdaki kontrollerin yapılması önem arz etmektedir.
✓ Fonun tam adı tespit edilmeli
✓ Fonun SPK sınıflandırması belirlenmeli
✓ Gelirin niteliği analiz edilmeli
✓ Kâr payları ve satış kazançları ayrıştırılmalı
✓ Banka yatırım hesapları ile muhasebe kayıtları mutabık hale getirilmeli
✓ İstisna çalışma kağıdı hazırlanmalı
✓ Beyanname satırları kontrol edilmeli
✓ İnceleme halinde ibraz edilecek dosya önceden oluşturulmalı
✓ 7524 sayılı Kanun kapsamındaki şartlar ayrıca değerlendirilmeli
✓ Asgari Kurumlar Vergisi etkileri analiz edilmeli
15. Sonuç
Yatırım fonlarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi son yıllarda en hızlı değişen vergisel alanlardan biri haline gelmiştir.
Özellikle;
- 7394 sayılı Kanun,
- 7524 sayılı Kanun,
- Asgari Kurumlar Vergisi düzenlemeleri,
- Geçici 67 stopaj rejimindeki değişiklikler,
yatırım fonlarının vergilendirilmesini daha karmaşık hale getirmiştir.
Günümüzde milyonlarca liralık fon portföyü bulunan şirket sayısı hızla artmaktadır. Buna karşın birçok mükellef yatırım fonlarından elde edilen gelirleri yalnızca muhasebe kayıtlarına bakarak değerlendirmektedir.
Oysa vergi incelemelerinde;
- Fonun hukuki niteliği,
- Gelirin niteliği,
- SPK sınıflandırması,
- İstisna şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği,
esas alınmaktadır.
Bu nedenle yatırım fonlarından elde edilen gelirlerin vergisel değerlendirmesinde yalnızca muhasebe kayıtlarına değil, mevzuat hükümlerine ve işlem bazlı belgelere dayanılması gerekmektedir.
Aksi halde özellikle yüksek tutarlı fon portföylerinde önemli vergi, ceza ve faiz riskleriyle karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır.
Yatırım fonlarına ilişkin vergisel rejimin doğru analiz edilmesi, hem mükelleflerin vergi güvenliğini artıracak hem de olası vergi incelemelerinde savunma gücünü önemli ölçüde yükseltecektir.
Kaynakça
1. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
2. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
3. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
4. 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği
5. 7524 sayılı Kanun
6. 7394 sayılı Kanun
7. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu
8. Sermaye Piyasası Kurulu Yatırım Fonlarına İlişkin Düzenlemeler
9. Gelir İdaresi Başkanlığı Özelgeleri
10. Güncel Cumhurbaşkanı Kararları ve Stopaj Düzenlemeleri
