Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

4 Temmuz 2026 Tarihli Gelir ve Kurumlar Vergisi Tebliğleri ile Varlık Barışına Bakış – Faruk TAŞYÜREK, YMM

Faruk TAŞYÜREK
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
E.Vergi Müfettişi
erkbilgif@gmail.com

Giriş

04 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan vergi düzenlemeleri tekil teknik değişikliklerden ibaret değildir. Bir yandan Türkiye’ye yerleşen gerçek kişiler, nitelikli hizmet merkezleri, teknogirişimler, üretici-ihracatçı şirketler ve serbest bölge işletmeleri için cazip istisna ve indirim alanları açılmakta; diğer yandan bu avantajlar daha ayrıntılı belge, kayıt ayrımı, süre ve transfer şartlarına bağlanmaktadır. Bu nedenle düzenlemelerin ortak yönü, vergi teşvikini gerçek ekonomik faaliyet ve izlenebilir fon hareketiyle ilişkilendirmesidir.

En dikkat çekici başlık varlık barışıdır. Kapsam, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile Türkiye’de bulunup kanuni defterlerde yer almayan benzer varlıkları kapsıyor. Bildirim için ana son tarih 31 Temmuz 2027’dir. Standart vergi oranı %5 olmakla birlikte, varlıkların belirli vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulmasının taahhüt edilmesi halinde oran 1-5 yıllık taahhüt süresine göre %4’ten %0’a kadar düşmektedir.

Gelir vergisi tarafında üç ayrı eksen vardır: Türkiye’ye yerleşen ve önceki üç yılda Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler için yurt dışı kazanç ve iratlarda 20 yıllık istisna; nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personel ücretlerinde brüt asgari ücretin üç veya beş katına kadar istisna; teknogirişim şirketlerince personele verilen pay senetlerinde yıllık brüt ücretin iki katına kadar ücret istisnası. Kurumlar vergisi tarafında ise serbest bölge üretim kazançları, yurt dışı alım-satım ve aracılık kazançları, nitelikli hizmet merkezi kazançları ve üretim/ihracat oran indirimleri yeniden çerçevelenmiştir.

Düzenleme Esas konu İlk etki
GV Tebliği 333 Yurt dışı kazanç ve iratlar için 20 yıllık gerçek kişi istisnası Türkiye’ye dönüş yapan nitelikli gerçek kişiler için geniş kişisel vergi kalkanı
GV Tebliği 334-335 Nitelikli hizmet personeli ücretleri ve teknogirişim pay senedi menfaatleri Ücret maliyeti ve çalışan ortaklığı planlarında daha hedefli teşvik
KV Tebliği 26 Serbest bölge, nitelikli hizmet merkezi, ihracat/üretim oran indirimi Üretim, dış ticaret ve hizmet ihracı yapılarında kayıt ayrımı zorunlu hale geliyor
Varlık Barışı Tebliği Yurt dışı/yurt içi varlık bildirimi ve tarhiyat yapılmaması güvencesi Likiditeyi sisteme alma, ama süre/taahhüt/defter kaydı şartlarına bağlı koruma

Gelir Vergisi Düzenlemeleri: İnsan Sermayesi ve Yerleşim Teşviki

Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 333), 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 20/D maddesinin uygulamasını açıklamaktadır. Düzenleme, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratları yirmi yıl boyunca gelir vergisinden istisna etmektedir. Bu, klasik tam mükellefiyet ilkesine önemli ve hedefli bir istisna getirir; fakat istisna yalnız yurt dışı kaynaklı gelirler içindir, Türkiye’de elde edilen gelirler bakımından genel vergileme devam eder.

İstisnanın etkin kullanılabilmesi için süresinde başvuru ve istisna belgesi alınması gerekir. Türkiye’de yerleşik sayılan yılın sonuna kadar, yerleşiklik yılın son iki ayında doğmuşsa takip eden yılın ikinci ayı sonuna kadar vergi dairesine başvuru yapılmalıdır. Tebliğ, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artış kazancı nedeniyle önceden mükellefiyet bulunmasının istisnaya engel olmayacağını; buna karşılık ücret, ticari kazanç gibi daha kapsamlı mükellefiyet hallerinin son üç yıl şartını bozabileceğini örneklerle ayırmaktadır.

Bu düzenleme, Türkiye’ye taşınmayı düşünen yüksek gelirli gerçek kişiler, uluslararası yatırımcılar ve girişimciler için güçlü bir ikamet teşvikidir. Ancak istisna, yabancı ülkelerde ödenen vergilerin Türkiye’de mahsup edilemeyeceğini ve istisna kazançlara ilişkin giderlerin Türkiye’deki vergiye tabi kazançlardan indirilemeyeceğini de açıkça belirtir. Dolayısıyla sistem, çifte avantaj yaratmak yerine yurt dışı gelirleri Türkiye beyan sisteminin dışında bırakmayı amaçlamaktadır.

Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 334), nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinde istisna getirmektedir. Temel kural, ücretin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmının gelir vergisinden istisna olmasıdır. Cumhurbaşkanınca uygun bulunan endüstri bölgeleri ile İstanbul Finans Merkezinde katılımcı belgesiyle faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezlerinde bu sınır brüt asgari ücretin beş katına yükselmektedir. Tebliğde 2026 brüt asgari ücreti üzerinden üç kat için 99.090 TL, beş kat için 165.150 TL örneklenmiştir.

Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 335) ise teknogirişim şirketlerinde çalışanlara bedelsiz veya indirimli pay senedi verilmesiyle sağlanan ücret niteliğindeki menfaatlerde istisna sınırını yıllık brüt ücretin iki katına bağlamaktadır. Pay senetleri iki tam yıl içinde elden çıkarılırsa istisna edilen verginin tamamı, üç ila dört yıl içinde çıkarılırsa %75’i, beş ila altı yıl içinde çıkarılırsa %25’i gecikme faiziyle işverenden tahsil edilir; vergi ziyaı cezası uygulanmaz. Bu yapı, çalışan ortaklığı planlarını teşvik ederken kısa vadeli nakde dönüşü sınırlayan bir elde tutma disiplini kurmaktadır.

Gelir vergisi paketinin ana hedefi, Türkiye’ye bilgi, sermaye ve yüksek nitelikli emek çekmektir. Fakat istisnalardan yararlanmak isteyenler için zamanında belge alma, ücret bordrosu ayrımı, pay senedi rayiç değer tespiti ve elde tutma sürelerinin izlenmesi zorunludur.

Kurumlar Vergisi Düzenlemeleri: Teşvik Var, Ama Kayıt Ayrımı Şart

Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 26), 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde çok sayıda bölüm değişikliği yapmaktadır. İlk önemli değişiklik, vakıf üniversiteleri bünyesinde bedel karşılığı sağlık hizmeti veren ve iktisadi işletme niteliğinde olan hastane, poliklinik, tıp merkezi, diyaliz merkezi ve benzeri sağlık kurumlarının 1 Ocak 2027’den itibaren muafiyet hükümlerinden yararlanamayacak olmasıdır. Bu kurumlar bakımından kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekecektir. Düzenleme, kamu yararı ile ticari sağlık hizmetinin vergisel ayrımını keskinleştirmektedir.

Serbest bölgelerde imalat faaliyeti yürüten mükellefler bakımından önemli bir genişleme vardır. Üretilen ürünlerin yalnızca yurt dışına satışından değil, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere satışından elde edilen kazançlar da istisna kapsamına alınmıştır. Buna karşılık yurt içine satıştan doğan kazanç istisna kapsamında değildir. Bu değişiklik, serbest bölgeler arası üretim zincirlerini desteklerken Türkiye iç pazarına satışta genel vergileme mantığını korur.

Tebliğde en teknik başlıklardan biri, Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılan mallar veya yurt dışında gerçekleşen mal alım-satımına aracılık edilmesinden doğan kazançlardaki indirimdir. Genel olarak bu kazançların %95’i kurum kazancından indirilebilir. Cumhurbaşkanınca uygun bulunan endüstri bölgelerinde veya İstanbul Finans Merkezinde ilgili şartları sağlayan kurumlarda oran %100’e çıkmaktadır. Ancak alıcı ve satıcının Türkiye’de bulunmaması, kazancın yıllık kurumlar vergisi beyannamesi verilene kadar Türkiye’ye transfer edilmesi ve faaliyet gelir/giderlerinin ayrı izlenmesi şarttır.

Dijital ürün kodları, e-pin, oyun kodu, lisans veya abonelik kodu gibi varlıklar ile telif hakkı, marka, patent ve benzeri gayrimaddi hakların yurt dışında alınıp Türkiye’de kullanılmadan yurt dışına satılması da belirli koşullarla kapsamda değerlendirilmektedir. Buna karşılık hediye kartı, cüzdan kodu, ödeme aracı niteliğindeki bakiyeler gibi ileride teslim veya hizmet alım gücü sağlayan değerler kapsam dışıdır. Bu ayrım, vergi avantajının gerçek ticari emtia veya hak devrine uygulanacağını, finansal ödeme aracı ticaretine otomatik taşınmayacağını göstermektedir.

Nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumların yurt dışından elde ettikleri kazançlarda da benzer bir model kurulmuştur: genel oran %95 indirim, uygun endüstri bölgeleri ve İstanbul Finans Merkezi için %100 indirimdir. Bu indirim, merkezin faaliyete geçtiği hesap dönemi dahil yirmi hesap dönemi boyunca uygulanır; kıst dönem tam dönem sayılır. Kazancın beyanname verme tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi ve indirim kapsamındaki faaliyetlerin ayrı kayıtlarda izlenmesi gerekir. Faiz, kur farkı ve duran varlık satış geliri gibi esas faaliyet dışı gelirler bu indirim kapsamında değildir.

Kurumlar vergisi oran indirimi tarafında ihracat kazançları için 5 puanlık indirim düzenlenmiş; imalatçı veya tedarikçilerin dış ticaret sermaye şirketleri ya da sektörel dış ticaret şirketleri üzerinden yaptıkları ihracat kazançları da kapsama alınmıştır. Sanayi sicil belgesi bulunan ve fiilen üretim yapan kurumların üretim kazançları ile zirai üretim faaliyeti yapan kurumların ilgili kazançlarında ise 2027’den itibaren kurumlar vergisi oranı 12,5 puan indirimli uygulanacaktır. 2026 üretim kazançlarında eski 1 puanlık indirim devam eder.

Üretilen ürünlerin ihraç edilmesi halinde indirimler üst üste binmez. Kendi üretiminden doğan ihracat kazancı için 12,5 puanlık üretim indirimi uygulanır; aynı kazanca ayrıca 5 puanlık ihracat indirimi eklenmez. İlk kez halka arz edilen ve belirli şartları sağlayan kurumlarda 2 puanlık indirim ise önce genel matraha uygulanır, ardından üretim veya ihracat kazancına ilişkin 12,5/5 puanlık indirim hesaplanır. Bu sıralama, etkili vergi oranını belirlemede kritik hale gelmiştir.

Varlık Barışı: Ekonomiye Kazandırma, Ama Şartlı Koruma

Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1), 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 19 uncu maddeye ilişkin uygulama esaslarını düzenlemektedir. Kapsam iki ana gruptur: yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları; Türkiye’de bulunup gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin kanuni defterlerinde yer almayan aynı türden varlıklar. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar da Türkiye’deki kapsam varlıklarını bildirebilir.

Yurt dışı varlıklar 4 Haziran 2026’dan 31 Temmuz 2027 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilebilir. Bildirilen varlıkların bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilmesi, banka veya aracı kurumlara yatırılması ya da Türkiye’deki hesaplara transfer edilmesi gerekir. Yurt dışındaki taşınmaz gibi doğrudan kapsam dışı varlıklar, 31 Temmuz 2027’ye kadar kapsamdaki varlıklara dönüştürülerek sisteme sokulabilir.

Standart vergi oranı %5’tir ve banka/aracı kurumlar bu vergiyi peşin tahsil ederek bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar sorumlu sıfatıyla beyan edip öder. Ancak bildirilen varlıkların vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulacağı taahhüt edilirse oran düşer: en az bir yıl için %4, iki yıl için %3, üç yıl için %2, dört yıl için %1, beş yıl için %0. 1 Ocak 2027-31 Temmuz 2027 arasında yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan eklenir; sürenin uzatılması halinde sonraki bildirimlerde toplam artış bir puan olur.

Bildirilen varlıkların 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi zorunludur. Bilanço esasına göre defter tutanlar pasifte özel fon hesabı açar; fon hesabı sermayenin cüz’ü sayılır, bildirimden itibaren iki yıl geçmeden işletmeden çekilemez ve sermayeye ilave dışında kullanılamaz. Bu fonun devir ve bölünme hallerinde vergilendirilmemesi, şirket yeniden yapılandırmalarında önemli bir güvence sağlar.

Vergisel koruma, mutlak ve koşulsuz değildir. Madde kapsamında bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar için vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması öngörülür; ancak yurt dışı varlıkların iki ay içinde Türkiye’ye getirilmesi, vergilerin süresinde ödenmesi, taahhüt şartlarına uyulması, defter kaydı ve iki yıllık fon/çekmeme şartının yerine getirilmesi gerekir. Şartlar ihlal edilirse koruma kaybedilir. Taahhüt süresi ihlalinde zamanında alınmayan vergi gecikme faiziyle tahsil edilir; vergi ziyaı cezası uygulanmaz.

Varlık barışının kritik tarafı, inceleme ile ilişkisidir. Bildirim dışı nedenlerle başlayan incelemede matrah farkı bulunursa ve bu farkın bildirilen varlıklarla bağlantılı olduğu tespit edilirse, bildirilen tutara kadar gelir veya kurumlar vergisi ile KDV yönünden tarhiyat yapılmaz. Fark bildirilen tutarı aşarsa yalnız aşan kısım vergilenir. Buna karşılık vergi incelemesine başlanıldıktan veya takdir komisyonuna sevkten sonra yapılan bildirim, bulunan matrah farkları için koruma veya mahsup sağlamaz. Bu nedenle zamanlama, korumanın özüdür.

Varlık barışı, düşük oranlı bir beyan kapısı olmanın ötesinde, varlığın kaynağına ilişkin vergi incelemesi riskini belirli şartlarla azaltan bir uyum mekanizmasıdır. Ancak bu mekanizmanın gerçek değeri, bildirim formu, banka hareketi, değerleme, defter kaydı, fon hesabı ve taahhüt süresi zincirinin eksiksiz kurulmasına bağlıdır.

Bütüncül Etki ve Uygulamaya Yönelik Uyarılar

4 Temmuz 2026 tarihli düzenlemeler birlikte okunduğunda, vergi politikasının üç hedefe yöneldiği görülür. Birincisi, sermaye ve nitelikli emeğin Türkiye’ye çekilmesi; ikincisi, üretim, ihracat, hizmet ihracı ve uluslararası ticaret faaliyetlerinin desteklenmesi; üçüncüsü, kayıtdışı veya yurt dışında tutulan finansal varlıkların bankacılık sistemi ve defter düzeni içine alınmasıdır. Bu hedefler teşvik edici görünse de düzenlemelerin tamamı sıkı koşul setleriyle çalışmaktadır.

Şirketler açısından en önemli görev, kayıt ayrımıdır. Serbest bölge kazancı, nitelikli hizmet merkezi kazancı, yurt dışı alım-satım kazancı, üretim kazancı, ihracat kazancı ve esas faaliyet dışı gelirler aynı muhasebe torbasına atılırsa indirim oranları doğru uygulanamaz. Özellikle karma faaliyet yürüten, hem üretip hem ihraç eden, hem yurt içi hem yurt dışı satış yapan veya hizmet merkezi faaliyetleri yanında yan gelir elde eden kurumlarda gelir, maliyet ve gider izleme altyapısı yeniden tasarlanmalıdır.

Gerçek kişiler açısından 20 yıllık yurt dışı gelir istisnası güçlüdür; fakat Türkiye’de yerleşiklik, son üç yıl mükellefiyet geçmişi ve istisna belgesi başvurusu doğru yönetilmezse avantaj kaybedilebilir. Ücret istisnaları bakımından işverenlerin bordro sistemlerinde istisna sınırını, aşan kısmı, damga vergisi etkisini ve aylık muhtasar beyan yansımalarını ayrı izlemesi gerekir. Teknogirişim pay senedi istisnasında ise rayiç değerleme ve pay senedinin elden çıkarılma tarihi ileride doğacak vergi riskinin merkezindedir.

Varlık barışında karar verirken yalnız vergi oranına bakmak eksik olur. %5 oranının %0’a kadar düşebilmesi caziptir; fakat uzun süreli tutma taahhüdü likidite maliyeti yaratır. Taahhüt ihlali korumayı riske atabilir. Ayrıca ödenen vergi gider yazılamaz ve başka vergiden mahsup edilemez. Bu nedenle her varlık için ayrı bir karar matrisi kurulmalıdır: varlığın türü, bulunduğu yer, banka/aracı kurum kanalı, Türkiye’ye getirme tarihi, değerleme kuru, defter kaydı, fon hesabı ve olası inceleme durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Uygulamada Süreç Takibi

Sonuç

Bugünkü düzenlemeler, yalnızca vergi yükünü azaltan hükümler değildir; sermaye hareketi, çalışan teşviki, üretim yapısı ve kayıt düzeni üzerinde davranış değişikliği yaratacak hükümler setidir. Etkili yararlanma için şirketlerin ve gerçek kişilerin bugünden belge, muhasebe, bordro ve banka akışı planı yapması gerekir. En büyük risk, teşvikin varlığını bilip şartlarını ihmal etmektir; en büyük fırsat ise bu şartları doğru kurgulayarak hem vergi avantajı hem de hukuki öngörülebilirlik sağlamaktır.

Kaynakça

1. T.C. Resmi Gazete, 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayı

2. Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1)

3. Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 26)

4. Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 333)

5. Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 334)

6. Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 335)

Exit mobile version