Mevzuatın Adı: Anayasa Mahkemesinin 16/4/2026 Tarihli ve E: 2026/34, K: 2026/81 Sayılı Kararı
14 Temmuz 2026 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 33310
Esas Sayısı : 2026/34
Karar Sayısı : 2026/81
Karar Tarihi: 16/4/2026
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]ÖZET:
Anayasa Mahkemesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunun şikâyet aranmadan resen soruşturulmasını Anayasa’ya uygun buldu.
Anayasa Mahkemesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasında şikâyet şartı aranmamasını öngören düzenlemenin iptali talebini oybirliğiyle reddetti.
Anayasa Mahkemesinin 16 Nisan 2026 tarihli, E.2026/34 ve K.2026/81 sayılı kararı, 14 Temmuz 2026 tarihli ve 33310 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.
İptal Başvurusu Ceza Davasında Yapıldı
İtiraz başvurusu, Osmaniye 13. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapıldı.
Mahkeme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan açılan bir ceza davasında uygulanması gereken Türk Ceza Kanunu hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine vardı.
Başvuruda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde yer alan “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ibaresinin iptali istendi.
TCK’nın 139. Maddesi Ne Düzenliyor?
Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesi, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı işlenen suçlardan hangilerinin soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğunu düzenliyor.
Maddeye göre kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları dışında kalan bu bölümdeki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunuyor.
Bu nedenle kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçu, mağdurun şikâyeti aranmadan soruşturma ve kovuşturma konusu yapılabiliyor.
Anayasa Mahkemesi de incelemesini, bu suçun şikâyete bağlı suçların dışında bırakılması yönünden gerçekleştirdi.
Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Verme Suçunun Cezası
Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesine göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Suçun konusunun, belirli cinsel saldırı veya çocukların cinsel istismarı suçlarından mağdur olan çocukların soruşturma ya da kovuşturma sırasında kayda alınan beyan ve görüntüleri olması durumunda ceza bir kat artırılıyor.
Anayasa Mahkemesi kararında, kişisel verilerin hukuka uygun veya hukuka aykırı biçimde kaydedilmiş olmasının, TCK’nın 139. maddesindeki soruşturma usulü bakımından sonucu değiştirmediği belirtildi.
Bir kişinin kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, verilmesi veya yayılması hâlinde soruşturma ve kovuşturma resen yürütülüyor.
Başvuruda Eşitlik İlkesine Aykırılık İleri Sürüldü
Başvuru kararında, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun soruşturulmasının şikâyete bağlı olmadığına dikkat çekildi.
Buna karşılık özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğu belirtildi.
Başvuruyu yapan mahkeme, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun daha nitelikli bir suç olmasına rağmen şikâyete tabi tutulduğunu, kişisel veri suçunun ise resen soruşturulduğunu ileri sürdü.
Bu farklılığın, korunan hukuki değer bakımından benzer durumda bulunan kişiler arasında eşitsizliğe neden olduğu savunuldu.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın;
- Hukuk devleti ilkesini düzenleyen 2. maddesine,
- Kanun önünde eşitliği düzenleyen 10. maddesine,
- Özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin 20. maddesine
aykırı olduğu iddia edildi.
AYM Şikâyet Kurumunun İşlevini Açıkladı
Anayasa Mahkemesi kararında şikâyet, mağdurun veya suçtan zarar gören kişinin yetkili makamlara başvurarak belirli bir fiil hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını istemesi olarak tanımlandı.
Ceza davalarının kamusallığı ilkesi gereğince adli makamların, kural olarak bir suç şüphesini öğrendiklerinde kendiliğinden soruşturmaya başlamaları gerektiği belirtildi.
Bununla birlikte kanun koyucunun bazı suçların soruşturulmasını mağdurun şikâyetine bağlayabileceği ifade edildi.
Anayasa Mahkemesine göre kanun koyucu bu ayrımı yaparken;
- Suçun ağırlığını,
- Kamu düzeni bakımından önemini,
- Korunan hukuki değeri,
- Özel hayatın gizliliğini,
- Mağdurun hukuki menfaatlerini
dikkate alabilir.
Bir suçun şikâyete bağlı olup olmayacağının belirlenmesi, anayasal sınırlar içinde kalmak şartıyla kanun koyucunun suç ve ceza politikasına ilişkin takdir yetkisi kapsamında değerlendirildi.
Kişisel Verilerin Korunmasında Kamu Yararı Bulundu
Anayasa Mahkemesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun şikâyet şartına bağlanmamasıyla kişilerin mahremiyet alanına yönelik müdahalelerin önlenmesinin amaçlandığını belirtti.
Kişisel verilerin yetkisiz biçimde elde edilmesinin veya üçüncü kişilere aktarılmasının yalnızca suç mağdurunun bireysel menfaatlerini etkilemediği ifade edildi.
Bu tür fiillerin, toplumda kişisel verilerin korunmasına yönelik güven duygusunu ve kamu düzenini de zedeleyebileceği kaydedildi.
Karara göre düzenleme ile bir yandan mağdurun mahremiyet hakkının etkili biçimde korunması, diğer yandan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak dolaşıma sokulmasının önlenmesi amaçlanıyor.
Anayasa Mahkemesi, bu amaçların kamu yararına yönelik olduğunu belirledi.
Özel Hayata Karşı Suçlar Arasındaki Ayrım İncelendi
Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nda özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı işlenen suçlar arasında soruşturma yöntemi bakımından ikili bir ayrım yapıldığını belirtti.
Haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunuyor.
Mahkeme, bu suçlarda mağdurun çoğunlukla belirli bir kişi veya birkaç kişiyle sınırlı kalabileceğine işaret etti.
Buna karşılık;
- Kişisel verilerin kaydedilmesi,
- Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesi,
- Kişisel verilerin yok edilmemesi
suçlarının takibi resen yapılıyor.
Anayasa Mahkemesine göre kişisel verilere yönelik bu suçlar aynı fiille çok sayıda kişinin mağdur olmasına neden olabiliyor.
Bu suçlar yalnızca bireysel mahremiyeti değil, kişisel verilerin toplu güvenliğini ve kamu düzenini de ilgilendiriyor.
Resen Soruşturma Kamu Düzenine Yönelik Bir Tedbir
Anayasa Mahkemesi, mağdurun bireysel menfaatinin yanı sıra kamunun da hukuki menfaatinin bulunduğu suçların şikâyet aranmadan soruşturulmasının suçlarla etkili mücadeleye katkı sağlayacağını belirtti.
Kişisel veri suçlarının resen soruşturulmasının;
- Suç ve suçlularla etkili mücadele edilmesine,
- Yeni suçların önlenmesine,
- Kişisel verilerin korunmasına,
- Kamu düzeninin sağlanmasına
hizmet ettiği değerlendirildi.
Bu nedenle kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun şikâyete bağlı tutulmamasında kamu yararı dışında bir amaç bulunmadığı sonucuna ulaşıldı.
Kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı olmadığına karar verildi.
Eşitlik İlkesinin İhlal Edilmediğine Karar Verildi
Anayasa Mahkemesi, kanun önünde eşitlik ilkesinin aynı hukuki durumda bulunan kişiler için geçerli olduğunu vurguladı.
Eşitlik ilkesinin herkesin her durumda aynı kurallara tabi tutulması anlamına gelmediği belirtildi.
Hukuki durumların farklı olması hâlinde kişilerin farklı kurallara bağlanmasının eşitlik ilkesini ihlal etmeyeceği ifade edildi.
Mahkeme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediği iddia edilen herkes hakkında aynı soruşturma ve kovuşturma kuralının uygulandığını belirledi.
Ayrıca farklı hukuki menfaatleri korumayı amaçlayan suçların takibinin farklı usullere bağlanmasının eşitlik ilkesine aykırı olmayacağı belirtildi.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun failleri ile şikâyete bağlı diğer özel hayat suçlarının faillerinin aynı hukuki durumda bulunmadığı sonucuna varıldı.
Bu nedenle düzenlemenin eşitlik ilkesiyle çelişmediğine karar verildi.
Anayasa’nın 20. Maddesi Yönünden İnceleme Yapılmadı
Başvuruda düzenlemenin, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasını güvence altına alan Anayasa’nın 20. maddesine de aykırı olduğu ileri sürüldü.
Anayasa Mahkemesi, itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 20. maddesiyle ilgili olmadığına karar verdi.
Bu nedenle söz konusu madde yönünden ayrıca bir Anayasa’ya uygunluk incelemesi yapılmadı.
İptal Talebi Oybirliğiyle Reddedildi
Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde yer alan “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ibaresini Anayasa’ya uygun buldu.
Düzenlemenin Anayasa’nın hukuk devleti ilkesini düzenleyen 2. maddesine ve eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesine aykırı olmadığına hükmedildi.
İptal talebi, 16 Nisan 2026 tarihinde oybirliğiyle reddedildi.
Buna göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunun soruşturulması ve kovuşturulması için mağdurun şikâyeti aranmayacak. Soruşturma ve kovuşturma, yetkili makamlar tarafından resen yürütülecek.[/vc_message][vc_column_text]
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Osmaniye 13. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde yer alan “…verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 10. ve 20. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 139. maddesi şöyledir:
“Şikayet
Madde 139- (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 12/2/2026 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anlam ve Kapsam
3. 5237 sayılı Kanun’un İkinci Kitabı’nın Birinci Kısmı’nın Dokuzuncu Bölümü’nde 132 ila 140. maddelerinde özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlara yer verilmiştir. Anılan Kanun’un 132. maddesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal; 133. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, 134. maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal, 135. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, 136. maddesinde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, 138. maddesinde ise verileri yok etmeme suçları düzenlenmiştir.
4. Kanun’un 136. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişinin iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı belirtilmiştir. Söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasında ise suçun konusunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek cezanın bir kat artırılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla anılan fıkralar uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 102. ve 103. maddelerinin (2) numaralı fıkralarında düzenlenen cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarından mağdur olan çocukların soruşturma ve kovuşturma aşamasında kayda alınan beyan ve görüntülerinin verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi hâli suçun ağırlaştırıcı sebebi olarak düzenlenmiştir.
5. 139. maddede kişisel verilerin kaydedilmesi -verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları hariç- özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçların soruşturulması ve kovuşturmasının şikâyete bağlı olduğu hükme bağlanmıştır. Anılan maddede yer alan “…verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır. Buna göre kural uyarınca hukuka uygun olarak kaydedilsin veya kaydedilmesin bir kişinin kişisel verilerinin ele geçirilmesi, verilmesi veya yayılması suçunun takibi şikâyete bağlı olmayıp soruşturma veya kovuşturma makamlarınca resen yürütülecektir.
B. İtirazın Gerekçesi
6. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kural gereğince kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı kılınmazken daha nitelikli bir suç olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun takibinin şikâyete tabi olmasının korunan hukuki (alomaliye.com) değer bakımından benzer durumda olan kişiler arasında eşitsizlik meydana getirdiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 20. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
7. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
8. Hukuk devleti ilkesi gereğince kanunların kamu yararı amacını gerçekleştirmek için yapılması gerekir. Anayasa Mahkemesince kamu yararı konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde yer alan kamu yararı kavramının Anayasa’da bir tanımı yapılmamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi kamu yararı; bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlar için veya sadece belli kişilerin yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesin olarak saptanması hâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın 2. maddesine aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun hükmünün gereksinimlere uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 102).
9. Şikâyet, mağdur veya suçtan zarar görenin yetkili merciye başvurarak suç teşkil eden belli bir fiil dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma yapılması yönünde irade açıklamasıdır. Ceza davasının kamusallığı ilkesi gereği kural olarak adli makamların suç şüphesini öğrenmeleriyle birlikte kendiliğinden soruşturmaya başlamaları gerekir. Bununla birlikte kanun koyucu; suçların ağırlığı, kamu düzeni açısından önemi, özel hayatın gizliliği gibi unsurları gözeterek doğrudan takip edilmesi gereken suçlarla soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları birbirinden ayırabilir. Bu anlamda bir muhakeme şartı olarak şikâyet kurumunun suçun mağdurunu da koruyan fonksiyonu bulunmaktadır. Zira suçun önem derecesi itibarıyla yalnızca mağdurun hukuki menfaatini ihlal edeceği durumlarda bir adli sürecin yürütülmesi kamu yararına dönük olmayabileceği gibi suçun mağdurunun hukuki menfaatini de olumsuz yönde etkileyebilir. Dolayısıyla takibi şikâyete bağlı olan suçlar ile kendiliğinden soruşturulacak suçlar arasında yapılan bu ayrım, anayasal kurallar çerçevesinde suç ve ceza siyasetini belirleyen kanun koyucunun takdirindedir (AYM E.2024/173, K.2025/277, 25/12/2025, § 45).
10. İtiraz konusu kuralla kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyet şartına bağlanmamıştır. Bu suretle kanun koyucunun, bireylerin özel hayatının korunması kapsamında yer alan kişisel verilerin yetkisiz şekilde elde edilmesi veya üçüncü kişilerin bilgisine sunulması suretiyle mahremiyet alanına yönelen müdahaleleri önlemeyi amaçladığı anlaşılmaktadır. Kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde verilmesinin ya da ele geçirilmesinin yalnızca ilgili kişinin (mağdurun) bireysel menfaatlerini değil aynı zamanda toplumda kişisel verilerin korunmasına ilişkin güven duygusunu ve kamu düzenini zedeleyebilecek nitelikte olduğu açıktır.
11. Bu itibarla kuralın bir yandan mağdurun mahremiyet hakkının etkin biçimde korunmasını sağlamak diğer yandan kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde dolaşıma sokulmasını önlemek suretiyle kamu düzeninin ve kişisel verilerin korunmasına yönelik anayasal güvencelerin teminat altına alınmasını amaçladığı anlaşılmaktadır.
12. Nitekim özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlarda ikili bir ayrıma gidildiği, mağdurun çoğunlukla belirli bir veya birkaç kişiyle sınırlı kalabileceği ve bireyin mahremiyetini korumayı amaçlayan haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesi, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi, kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi suçlarının soruşturulması ve kovuşturulmasında şikâyet şartının arandığı görülmektedir. Buna karşılık çok sayıda kişinin aynı fiille mağdur olabileceği bireysel mahremiyetin ötesinde kişisel verilerin toplu güvenliğini ve dolayısıyla kamu düzenini korumayı amaçlayan kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi veya ele geçirilmesi ve verileri yok etmeme suçlarının takibinin ise resen yapılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
13. Bu bağlamda takibinde mağdurun yanı sıra kamunun da hukuki menfaatinin söz konusu olduğu durumlarda suçun şikâyet şartı aranmaksızın doğrudan soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmasının suç ve suçlularla etkin mücadele edilmesine, suç işlenmesinin önlenmesine ve kamu düzeninin sağlanmasına katkı sunacağı açıktır. Bu itibarla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında hukuka aykırı olarak kişisel verileri verme veya ele geçirme suçuyla ilgili soruşturma ve kovuşturma usulünü düzenleyen kuralda kamu yararı dışında bir amaç gözetildiği söylenemez. Dolayısıyla kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
14. Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir … Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz … Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz … Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz … Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
15. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 25; E.2022/65, K.2022/102, 8/9/2022, § 11).
16. Kuralda hukuka aykırı olarak kişisel verileri verme veya ele geçirme suçunun takibinde şikâyet şartının aranmayacağının açık şekilde düzenlendiği ve söz konusu suçu işlediği iddia edilen kişilerin tümü yönünden kuralın aynı şekilde uygulandığı anlaşılmaktadır. Ceza hukukunda kanun önünde eşitlik ilkesinin uygulanması farklı hukuksal menfaatleri korumayı amaçlayan suç tiplerinin takibinin farklı usul kurallarına bağlı tutulmasına engel teşkil etmez. Bu bağlamda kural kapsamındaki suç ile 5237 sayılı Kanun’un İkinci Kitabı’nın Birinci Kısmı’nın kuralın da yer aldığı Dokuzuncu Bölümü’ndeki takibi şikâyete bağlı olan özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçların faillerinin aynı hukuksal durumda bulunmadıkları açıktır. Farklı hukuksal konumda olanların farklı hukuksal düzenlemelere tabi tutulmalarının eşitsizliğe yol açtığı söylenemez. Bu itibarla kuralda eşitlik ilkesiyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.
17. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 20. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde yer alan “…verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 16/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan: Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili: Basri BAĞCI
Başkanvekili: İrfan FİDAN
Üye: Engin YILDIRIM
Üye: Rıdvan GÜLEÇ
Üye: Recai AKYEL
Üye: Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye: Yıldız SEFERİNOĞLU
Üye: Selahaddin MENTEŞ
Üye: Kenan YAŞAR
Üye: Yılmaz AKÇİL
Üye: Ömer ÇINAR
Üye: Metin KIRATLI
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”]FAQ – Sık Sorulan Sorular
AYM Hangi Kişisel Veri Düzenlemesini İnceledi? Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu şikâyete bağlı suçların dışında bırakan düzenlemeyi inceledi.
Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Verme Suçu Şikâyete Bağlı Mı? Hayır. Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir.
Şikâyet Olmadan Soruşturma Başlatılabilir Mi? Evet. Yetkili makamlar suç şüphesini öğrendiğinde, mağdurun şikâyeti bulunmasa da resen soruşturma başlatabilir.
Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Vermenin Cezası Nedir? Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesine göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
AYM Düzenlemeyi Neden Kamu Yararına Uygun Buldu? Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde dolaşıma sokulmasının mağdurun bireysel menfaatlerinin yanı sıra toplumdaki güven duygusunu ve kamu düzenini de etkileyebileceğini belirtti.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Şikâyete Bağlı Mı? Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesine göre özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.
Suçlar Arasındaki Farklı Soruşturma Usulü Eşitliğe Aykırı Bulundu Mu? Hayır. Anayasa Mahkemesi, farklı hukuki menfaatleri koruyan suçların farklı soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırı olmadığına karar verdi.
AYM İptal Talebini Kabul Etti Mi? Hayır. Anayasa Mahkemesi iptal talebini oybirliğiyle reddetti.
Karar Ne Zaman Verildi? Karar 16 Nisan 2026 tarihinde verildi ve 14 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.[/vc_message][vc_column_text]
