Mevzuatın Adı: Anayasa Mahkemesinin 29/1/2026 Tarihli ve 2021/11695 Başvuru Numaralı Kararı
16 Temmuz 2026 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 33311
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
KİNCİ BÖLÜM
KARAR
………………………… LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
Başvuru Numarası: 2021/11695
Karar Tarihi: 29/1/2026
| Başkan | : | Basri BAĞCI |
| Üyeler | : | Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
| Raportör | : | Mehmet ALTUNDİŞ |
| Başvurucu | : | ……………….. Ltd. Şti. |
| Vekili | : | Av. Ekin KIRAL |
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]ÖZET:
Anayasa Mahkemesi, hukuka aykırılığı kesinleşen ihaleden yasaklama kararına bağlı olarak irat kaydedilen teminatın zararının giderilmemesini mülkiyet hakkı ihlali saydı.
Anayasa Mahkemesi Mülkiyet Hakkı İhlaline Karar Verdi
Anayasa Mahkemesi, ihalelere katılmaktan yasaklama kararının idari yargı tarafından iptal edilmesine rağmen irat kaydedilen teminat nedeniyle oluşan zararın karşılanmamasını mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirdi.
……………………………. Ltd. Şti. tarafından yapılan 2021/11695 numaralı bireysel başvuruya ilişkin karar, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü tarafından 29 Ocak 2026 tarihinde oybirliğiyle alındı. Karar, 16 Temmuz 2026 tarihli ve 33311 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.
Şirket Hakkında İhaleden Yasaklama Kararı Verildi
Millî Savunma Bakanlığı, başvurucu şirket hakkında 9 Ekim 2012 tarihinde bir yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verdi.
Yasaklama kararının gerekçesi olarak şirketin Türkiye temsilcisi ve müdürü hakkında resmî belgede sahtecilik ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından kamu davası açılması gösterildi.
Şirket, yasaklama kararının iptali talebiyle Ankara 1. İdare Mahkemesinde dava açtı.
İhaleden Yasaklama Kararı İptal Edildi
Ankara 1. İdare Mahkemesi, 17 Nisan 2014 tarihinde ihaleden yasaklama kararını iptal etti.
Mahkeme, 6359 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında yalnızca ilgili kişi hakkında kamu davası açılmış olmasının ihaleden yasaklama kararı verilmesi için yeterli olmadığı sonucuna ulaştı.
İptal kararı temyiz ve karar düzeltme incelemelerinin ardından kesinleşti. Böylece başvurucu şirket hakkındaki ihaleden yasaklama işleminin hukuka aykırı olduğu kesinleşmiş bir yargı kararıyla belirlenmiş oldu.
Teminat Mektubu İrat Kaydedildi
Başvurucu şirketin ilgili ihale kapsamında sunduğu 10.210,62 TL tutarındaki teminat mektubu irat kaydedildi.
Şirket, ihaleden yasaklama kararının iptal edilmesinin ardından irat kaydedilen teminat nedeniyle uğradığı zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle Ankara 6. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açtı.
Ankara 6. İdare Mahkemesi, 25 Mart 2020 tarihinde davayı kabul etti. Mahkeme, teminatın irat kaydedilmesine dayanak oluşturan yasaklama kararının iptal edildiğini belirterek 10.210,62 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şirkete ödenmesine karar verdi.
Bölge İdare Mahkemesi Tazminat Talebini Reddetti
Millî Savunma Bakanlığının istinaf başvurusu üzerine dosya Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine taşındı.
Bölge İdare Mahkemesi, 31 Aralık 2020 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davayı kesin olarak reddetti.
Kararda, ihaleden yasaklama işlemi ile teminatın irat kaydedilmesi işleminin birbirinden farklı olduğu belirtildi. İki işlem aynı olaya dayansa da tabi oldukları şartların ve doğurdukları sonuçların farklı olduğu ifade edildi.
Bölge İdare Mahkemesi ayrıca yasaklama kararının iptaline ilişkin hükümde idarenin hizmet kusurunun tespit edilmediğini ve bu nedenle idarenin iadeyle veya tazminle yükümlü tutulamayacağını kabul etti.
Başvurucu şirket bu karar üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.
Teminat Mektubu Mülk Olarak Kabul Edildi
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında inceledi.
Kararda, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen mal varlığı haklarının mülkiyet hakkının koruması altında olduğu belirtildi.
Başvurucu şirketin sunduğu teminat mektubunun da mülk niteliğinde olduğu kabul edildi. Teminatın irat kaydedilmesinin şirketin mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu tespit edildi.
Mahkeme, kamu ihaleleri için getirilen yükümlülüklere aykırılık hâlinde teminatın gelir kaydedilmesinin mali nitelikte bir yaptırım olduğunu belirtti. Bu nedenle müdahaleyi mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrol edilmesi kapsamında değerlendirdi.
İptal Kararının Sonuçları Giderilmedi
Anayasa Mahkemesi, teminat mektubunun irat kaydedilmesine neden olan ihaleden yasaklama işleminin kesinleşmiş bir yargı kararıyla hukuka aykırı bulunduğuna dikkat çekti.
Kararda, bir idari işlemin iptal edilmesiyle işlemin ve bu işleme bağlı hukuki sonuçların geriye etkili olarak ortadan kalktığı belirtildi. İptal edilen idari işlemin hukuk düzeninde hiç tesis edilmemiş sayıldığı ifade edildi.
AYM, hukuka aykırı işlemin yalnızca iptal edilmesinin her durumda oluşan mağduriyeti bütünüyle ortadan kaldırmayacağını kaydetti.
İhlalin tam olarak giderilebilmesi için hukuka aykırı işlem nedeniyle meydana gelen parasal zararların da karşılanması gerektiği belirtildi.
İdare Eski Hâle Getirme Yükümlülüğü Altında
Anayasa Mahkemesi kararında, hukuk devleti ilkesine göre idarenin hukuka aykırı işlemlerinin yol açtığı ihlalleri giderme yükümlülüğü bulunduğu vurgulandı.
Eski hâle getirme ilkesi uyarınca kişinin, hukuka aykırı işlem hiç yapılmamış olsaydı bulunacağı duruma mümkün olduğunca yaklaştırılması gerektiği ifade edildi.
Bu kapsamda ihaleden yasaklama kararının iptal edilmesine rağmen şirketin irat kaydedilen teminat nedeniyle uğradığı zararın karşılanmamasının ihlalin tam olarak giderilmesini engellediği sonucuna ulaşıldı.
Danıştay Kararlarına Dikkat Çekildi
Anayasa Mahkemesi, konuya ilişkin Danıştay içtihatlarını da inceledi.
Kararda, ihaleden yasaklama işlemlerinin mahkeme kararıyla iptal edildiği durumlarda teminatın irat kaydedilmesine ilişkin hukuki sebebin de ortadan kalktığının Danıştay kararlarında kabul edildiği belirtildi.
İrat kaydedilen teminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği yönündeki yaklaşımın Danıştay Onüçüncü Dairesinin yerleşik uygulaması hâline geldiği kaydedildi.
AYM, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin bu yerleşik içtihattan ayrılmasını haklı gösterecek somut ve özgün bir gerekçe ortaya koymadığını belirledi.
Şirkete Aşırı Külfet Yüklendi
Anayasa Mahkemesi, yasaklama işleminin iptal edilmesiyle belirlenen hukuka aykırılığın sonuçlarının Bölge İdare Mahkemesi kararı nedeniyle bütünüyle giderilemediğini tespit etti.
Teminat nedeniyle meydana gelen zararın başvurucu şirket üzerinde bırakılmasının şirkete aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği belirtildi.
Bu durumun kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi şirket aleyhine bozduğu sonucuna varıldı.
AYM, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğuna ve Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi.
Yeniden Yargılama Kararı Verildi
Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.
Kararın bir örneğinin Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine iletilmek üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildi.
Yeniden yargılamada, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ilkeler ve gerekçeler dikkate alınarak hak ihlalinin nedenlerini ortadan kaldıracak yeni bir karar verilmesi gerekiyor.
AYM, teminat tutarının doğrudan şirkete ödenmesine karar vermedi. Teminat nedeniyle oluşan zarara ilişkin uyuşmazlık yeniden yapılacak yargılamada karara bağlanacak.
Tazminat Talebi Reddedildi
Başvurucu şirket, yeniden yargılama yanında miktar belirtmeksizin maddi tazminat da talep etti.
Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılamanın ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeterli bir giderim sağlayabileceğini belirterek tazminat talebini reddetti.
Şirkete 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama gideri ödenmesine karar verildi.
Ödemenin, kararın tebliğinden sonra şirketin Hazine ve Maliye Bakanlığına başvurduğu tarihten itibaren dört ay içinde yapılması hükme bağlandı. Ödemenin gecikmesi hâlinde sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanacak.
AYM Kararının Sonucu
Anayasa Mahkemesi oybirliğiyle;
- Başvurucunun kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulmasına,
- Mülkiyet hakkı ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna,
- Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine,
- İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına,
- Maddi tazminat talebinin reddine,
- Toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine
karar verdi.[/vc_message][vc_column_text]
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
- Başvuru, ihaleden yasaklama kararının yargı kararıyla iptal edilmesine rağmen teminat mektubunun irat kaydedilmesi sonucu uğranılan zararın tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. İhaleden Yasaklama Kararına İlişkin Yargısal Süreç
- Başvurucu Şirket hakkında Millî Savunma Bakanlığı (İdare) tarafından 9/10/2012 tarihinde 1 yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmiştir. İhaleden yasaklama kararının gerekçesi başvurucu Şirketin Türkiye temsilcisi ve müdürü olan T.G. hakkında Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinde resmî belgede sahtecilik, edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından 26/4/2012 tarihinde kamu davası açılmasıdır.
- Başvurucu Şirket ihaleden yasaklama kararının iptali için Ankara 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.
- Mahkeme 17/4/2014 tarihinde ihaleden yasaklama kararını iptal etmiştir. Mahkeme, iptal kararının gerekçesinde 1/11/2012 tarihli ve 6359 sayılı Kanun‘un 1. maddesiyle yapılan değişiklikten sonra “Bu Kanun ve diğer kanunlardaki hükümler gereğince geçici veya sürekli olarak idarelerce veya mahkeme kararıyla kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmış olanlar ile 12.04.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan veya örgütlü suçlardan veyahut kendi ülkesinde ya da yabancı bir ülkede kamu görevlilerine rüşvet verme suçundan dolayı hükümlü bulunanlar” hakkında ihaleden yasaklama kararı verilebileceği, haklarında kamu davası açılmasına karar verilenler yönünden ise bu kararın verilemeyeceğini açıklamıştır.
- İptal kararı temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
B. Bireysel Başvuru Konusu Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç
- Başvurucu Şirket, ihaleden yasaklama kararının yargı kararıyla iptal edilmesi sonrasında anılan ihalede 10.210,62 TL tutarındaki teminat mektubunun irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın irat kaydedilme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde teminat mektubunun irat kaydedilmesine gerekçe gösterilen ihaleden yasaklama kararının yargı kararıyla iptal edildiğini belirterek zararının giderilmesini istemiştir.
- İdare Mahkemesi 25/3/2020 tarihinde davanın kabulüne, işlem nedeniyle uğradığı 10.210,62 TL zararın davanın açıldığı tarihten (20/9/2019) itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte başvurucu Şirkete ödenmesine karar vermiştir. İdare Mahkemesi, gerekçesinde dava konusu maddi zararı doğuran teminat mektubunun gelir kaydedilmesi işleminin dayanağı olan ihaleden yasaklama kararının yargı kararı ile iptal edildiğini, böylece zarara sebep olan idari işlemin hukuka aykırı olduğunun ortaya konulduğunu ifade etmiştir.
- İdare, İdare Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 31/12/2020 tarihinde istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi gerekçesinde, ihalelere katılmaktan yasaklama işlemi ile geçici teminatın irat kaydedilmesi işleminin birbirinden farklı olduğunu, sebepleri aynı olaya dayansa da şartların ve doğurduğu sonuçların farklı olacağını, bu sebeple işlemlerden biri hakkında verilmiş yargı kararının diğeri yönünden bağlayıcılığı olmadığını, ihaleden yasaklama kararının iptaline yönelik yargı kararının 6359 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrası lehe düzenleme yapılması gerekçesine dayandığını, idarenin tazminle veya iadeyle yükümlü tutulmasını gerektirecek herhangi bir hizmet kusuru tespiti içermediğini açıklamıştır.
- Başvurucu, nihai kararı 25/2/2021 tarihinde öğrendikten sonra 23/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
- Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
- Başvurucu, hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla tespit edilen ihaleden yasaklama işlemine dayanılarak irat kaydedilen teminat mektubu nedeniyle uğradığı zarar tazmin edilmediğinden adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
- Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığının kabul edilebilirlik açısından değerlendirilmesi gerektiği, yargı mercilerinin kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum olmadığı, somut başvuruda idari yargı mercilerinin dava konusu maddi olay ve olgular ile delilleri değerlendirdiği, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardıkları sonucu ve kullandıkları takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdikleri bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
- Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
- Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
- Anayasa’nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Başvurucu Şirketin yatırdığı teminat mektubunun mülk teşkil ettiği hususunda tartışma bulunmamaktadır (Doğcan İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş. [2. B.], B. No: 2014/1759, 11/12/2018, § 48).
- Malikin mülkünü kullanma, mülkün semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa’nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği hatırlatılmalıdır (Anayasa’nın 35. maddesinin yapısı ve içerdiği üç kural ile ilgili olarak bkz. Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58). Somut olayda İdarenin teminat mektubunu irat kaydetmesi nedeniyle başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edilmiştir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin türü belirlenirken sonucu yanında müdahalenin amacının da dikkate alınması gerekir. Yetkili kamu otorite ve organlarınca getirilen yasak ve önlemlere aykırı davranılması karşılığında mali nitelikte yaptırım öngörülmesi, ilgili yasak veya önlemle korunan hukuki yararın temas ettiği ekonomik ve sosyal alanın kontrolü amacına yöneliktir. Burada devlet, koyduğu yasak veya öngördüğü yükümlülüğe aykırı davranışı yaptırıma bağlamak suretiyle kurduğu sosyal ve ekonomik düzenin devamlılığını ve korunmasını hedeflemektedir. Bu nedenle kamu yükümlülük ve yasaklarına aykırı davranış nedeniyle mali nitelikte yaptırım uygulanması suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahale mülkiyetin kontrolü kapsamında görülmelidir (Sedat Haspolat [2. B.], B. No: 2014/12849, 20/7/2017, § 68). Kamu ihaleleri için getirilen koşullara aykırı davranılması durumunda ise yaptırım olarak teminatın gelir kaydedilmesi öngörülmüştür. Dolayısıyla müdahalenin amacı gözetildiğinde başvurunun mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi biçimindeki üçüncü kural kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
- Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
- Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği 13. maddesinde de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Ford Motor Company [2. B.], B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49).
- Başvuru konusu olayda teminat mektubunun irat kaydedilmesi işleminin sebep unsuru olan ihaleden yasaklama kararı hukuka aykırı bulunarak Mahkemece iptal edilmiş, bu karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir. Dolayısıyla başvurucunun teminat mektubunun irat kaydedilmesine neden olan idari işlemin hukuka aykırı olduğu yargılama süreci sonunda kesinleşmiş bir yargı kararıyla tespit edilmiştir. Bu aşamadan sonra Anayasa Mahkemesince yapılacak inceleme iptal kararı sonrası ihlalin giderilip giderilmediğine yönelik olacaktır.
- İdari bir işlemin iptali yönünde verilen mahkeme kararı, söz konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit etmekte ve işlemi ortadan kaldırmaktadır. Karara konu idari işlem ve bu işlemin doğurduğu hukuksal sonuçlar iptal kararı üzerine geriye etkili olarak ortadan kalkmakta ve idari işlem hiç alınmamış sayılmaktadır (İrfan Şen [2. B.], B. No: 2019/39177, 11/1/2023, § 52). Anayasa Mahkemesi iş müfettişliğine atamanın geciktirilmesinin hukuka aykırı olduğunun mahkemelerce tespit edilmesine karşılık uğranılan parasal hak kayıplarının karşılanmadığı şikâyetine ilişkin bir başvuruyu Demet Demirel ve diğerleri ([GK], B. No: 2019/12998, 1/12/2022) kararında incelemiştir. Anılan kararda idari işlemin iptal edilmesi ve başvurucuların atanma işlemlerinin tamamlanması mağduriyetlerini hafifletse de tam olarak gidermediği, mağduriyetin gerçek manada ortadan kalkabilmesi için başvurucuların mülkiyet hakkının ihlali sebebiyle oluşan zararlarının da karşılanması gerektiği belirtilmiştir (Demet Demirel ve diğerleri, § 42; sürücü belgesinin alıkoyulmasına yönelik işlemin mahkeme kararıyla iptali sonrası uğranılan zararların tazmin edilmemesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğine yönelik olarak bkz. Ali Örs [2. B.], B. No: 2020/17774, 18/9/2024).
- İncelenen olayda başvurucu, ihaleden yasaklama işleminin yargı kararıyla iptal edilmesi sonucunda uğradığı zararların tazmini talebiyle tam yargı davası açmıştır. İdare Mahkemesi davayı kabul etmesine karşın Bölge İdare Mahkemesi ihalelere katılmaktan yasaklama işlemi ile geçici teminatın irat kaydedilmesi işleminin birbirinden farklı olduğunu ve işlemlerden biri hakkında verilmiş yargı kararının diğeri yönünden bağlayıcılığı olmadığını, idarenin tazminle veya iadeyle yükümlü tutulmasını gerektirecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir (bkz. § 8).
- Hukuk devletinde idare, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu ihlalleri giderme yükümlülüğü altındadır. İdare, eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesi gereğince kişiyi, hukuka aykırı işlem tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacaksa ona mümkün olduğunca en yakın konuma getirmekle yükümlüdür. Bu bağlamda İdarenin ihaleden yasaklama kararının yargı kararıyla iptal edilmesine karşılık başvurucu Şirketin teminatının gelir kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararları tazmin etmediği hâllerde yükümlülüklerini bütünüyle ifa ettiği söylenemeyecektir. İhlalin tam olarak giderilebilmesi için hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla tespit edilen işlem nedeniyle başvurucunun uğradığı zararlar da tazmin edilmelidir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Demet Demirel ve diğerleri, § 45; Ali Örs, § 20). Danıştay içtihatları incelendiğinde ihaleden yasaklamaya ilişkin işlemlerin hukuka aykırı bulunarak yargı kararıyla iptal edildiği hâllerde iptal kararıyla birlikte teminatın irat kaydına yönelik hukuki sebebin de yargı kararlarıyla ortadan kalktığı, bu nedenle irat kaydedilen teminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin yerleşik bir uygulama hâlini aldığı görülmüştür (Danıştay Onüçüncü Dairesinin 6/6/2023 tarihli ve E.2023/1629, K.2023/2891; 4/4/2023 tarihli ve E.2020/625, K.2023/1603; 17/6/2021 tarihli ve E.2015/4183, K.2021/2363; 5/3/2019 tarihli ve E.2013/754, K.2019/663; 2/10/2023 tarihli ve E.2017/727, K.2023/3826 sayılı kararları). Bölge İdare Mahkemesi davanın reddine ilişkin kararında yukarıda belirtilen yerleşik içtihattan sapılmasını haklı kılacak nitelikte somut ve özgün herhangi bir gerekçe ortaya koyamamıştır.
- Dolayısıyla ihaleden yasaklama kararının yargı kararıyla iptali suretiyle tespit edilen ihlalin yol açtığı sonuçların tam olarak giderilmesi Bölge İdare Mahkemesinin kararı nedeniyle önlenmiştir. Bu durumda başvurucu Şirkete aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiğinden kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin başvurucu Şirket aleyhine bozulduğu, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
- Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
- Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
- Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa’nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
- İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine (E.2020/1237, K.2020/2771) iletilmek üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine (E.2019/1833, K.2020/740) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”]FAQ – Sık Sorulan Sorular
Anayasa Mahkemesi hangi hak yönünden ihlal kararı verdi? Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
İhaleden yasaklama kararı neden iptal edildi? İdare Mahkemesi, ilgili kanun değişikliğinden sonra şirket yöneticisi hakkında yalnızca kamu davası açılmış olmasının ihaleden yasaklama kararı verilmesi için yeterli olmadığı sonucuna ulaştı.
AYM Teminatın İadesine Doğrudan Karar Verdi Mi? Hayır. Anayasa Mahkemesi doğrudan teminatın iadesine veya zarar tutarının ödenmesine karar vermedi. İhlalin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.
Yeniden Yargılamayı Hangi Mahkeme Yapacak? Karar, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine iletilmek üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine gönderildi.
Şirkete Maddi Tazminat Ödenecek Mi? Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle şirketin maddi tazminat talebini reddetti.
Şirkete Herhangi Bir Ödeme Yapılmasına Karar Verildi Mi? Evet. Başvurucu şirkete 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama gideri ödenmesine karar verildi.
İptal Edilen İdari İşlemin Sonuçları Da Ortadan Kalkar Mı? Anayasa Mahkemesi, idari işlemin iptal edilmesiyle işlemin ve buna bağlı hukuki sonuçların geriye etkili olarak ortadan kalktığını belirtti. Ancak meydana gelen parasal zararların ayrıca giderilmesi gerekebilir.
AYM Neden Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine Karar Verdi? Mahkeme, hukuka aykırılığı kesinleşen yasaklama işlemi nedeniyle oluşan zararın karşılanmamasının şirkete aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirledi. Bu nedenle müdahaleyi ölçüsüz buldu.
Karar Oybirliğiyle Mi Alındı? Evet. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü kararı 29 Ocak 2026 tarihinde oybirliğiyle aldı.[/vc_message][vc_column_text]
