Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararı Esas No : 2026/2877, Karar No: 2026/2766
18 Temmuz 2026 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 33313
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLÂMI
Esas No : 2026/2877
Karar No: 2026/2766
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Manavgat 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 03.07.2025
SAYISI: 2024/248 E., 2025/977 K.
DAVACI: Mustafa Metin Tanır vekili Avukat Muhammed Şevket Tombul
DAVALI: Sagun Tur Seyahat Acenteliği Turizm Hiz. Ltd. Şti. vekili Avukat Soner Sözen
DAVA TARİHİ: 18.12.2023
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]ÖZET:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tahliye taahhüdünden sonra taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi imzalanmasının, önceki taahhüdü hükümsüz kılacağını değerlendirmeyerek tahliyeye hükmeden yerel mahkeme kararını kanun yararına bozdu.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bir tahliye davasında, tahliye taahhüdünden sonra taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi imzalanmasının taahhüdü hükümsüz kılabileceğini gözetmeden tahliyeye hükmeden yerel mahkeme kararını kanun yararına bozdu.
Dava Süreci Nasıl İşledi?
Davacı vekili, davalının 28 Eylül 2022 tarihli kira sözleşmesi uyarınca dava konusu iş yerinde kiracı olduğunu, 23 Kasım 2022 tarihinde düzenlediği tahliye taahhütnamesiyle iş yerini 28 Eylül 2023 tarihinde tahliye edeceğini beyan ettiğini belirtmiştir. Bu taahhüde dayanılarak başlatılan tahliye talepli icra takibine davalının, taahhütnamenin içeriğine ve altındaki imzaya haksız şekilde itiraz ettiği ileri sürülerek itirazın iptali ile kiralananın tahliyesi talep edilmiştir.
Davalı vekili ise yaklaşık üç yıldır kiracı olduğu taşınmazda mevcut kira ilişkisi sürerken baskı, tehdit ve hile ile yeni kira sözleşmesi ve tahliye taahhüdü imzalamaya zorlandığını, iradesinin fesada uğratıldığını, kiraya verenin sözleşme ve taahhütname üzerinde tahrifat yaparak kira bedelini gerçeğe aykırı şekilde değiştirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Manavgat 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu incelemesiyle taahhütnamedeki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile kiralananın tahliyesine karar vermiştir.
Adalet Bakanlığı Kanun Yararına Temyiz Talebinde Bulundu
Adalet Bakanlığına göre; davalı vekili, tahliye taahhüdünden sonra taraflar arasında 11 Eylül 2024 başlangıç tarihli ve noter tasdikli yeni bir kira sözleşmesi imzalanarak kira ilişkisinin yenilendiğini ileri sürmüş, davacı vekili de tarafların anlaştığını ve davanın konusuz kaldığını bildirmiştir. Buna rağmen ilk derece mahkemesinin, davacı tarafça inkâr edilmeyen bu yeni sözleşme nedeniyle tahliye taahhüdünün hükümsüz kalıp kalmadığını değerlendirmeden karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi: Yeni Sözleşme Taahhüdü Hükümsüz Kılar
Yargıtay, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1. maddesine göre kiracının, kiralananın tesliminden sonra belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesine rağmen boşaltmaması hâlinde kiraya verenin, bu tarihten itibaren bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak sözleşmeyi sona erdirebileceğini hatırlatmıştır. Kararda, tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması, kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmesi, tahliye tarihinin açıkça belirtilmesi ve kiralananın tesliminden makul bir süre sonra düzenlenmiş olması gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda, takibe dayanak yapılan tahliye taahhüdünün düzenlenme tarihinden sonra taraflar arasında 11 Eylül 2024 tarihli yeni bir kira sözleşmesi imzalandığı, davacı vekilinin de bu sözleşmeyi kabul ederek tarafların anlaştığına ve davanın konusuz kaldığına dair beyan dilekçesi sunduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin, davacı tarafça itiraz edilmeyen bu yeni sözleşme ile kira ilişkisinin yenilendiğini ve tahliye taahhüdünün hükümsüz kaldığını gözetmeden karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Sonuç: Karar Kanun Yararına Bozuldu
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz talebini kabul ederek yerel mahkeme kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363/2. maddesi uyarınca sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar vermiştir. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına, dava dosyasının ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiştir. Karar, 5 Mayıs 2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiş olup 18 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
[/vc_message][vc_column_text]
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının 28.09.2022 tarihinde düzenlenen kira sözleşmesi uyarınca dava konusu iş yerinde kiracı olarak bulunduğunu, 23.11.2022 tarihinde düzenlediği tahliye taahhütnamesi ile iş yerini 28.09.2023 tarihinde tahliye edeceğini beyan etmiş olmasına rağmen, başlatılan tahliye talepli icra takibine karşı davalının tahliye taahhütnamesinin içeriğine ve altındaki imzaya haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; davalının itirazının iptali ile kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yaklaşık üç yıldır kiracı olduğu dava konusu taşınmazda mevcut kira ilişkisi devam ederken baskı, tehdit ve hile ile yeni kira sözleşmesi ve tahliye taahhüdü imzalamaya zorlandığını, iradesinin fesada uğratıldığını, tahliye taahhüdünün serbest iradesiyle verilmediğini, kiraya verenin taahhütname ve kira sözleşmeleri üzerinde tahrifat yaptığını, kira bedelini gerçeğe aykırı şekilde değiştirdiğini, hile, tehdit ve muvazaa sonucu düzenlenen tahliye taahhüdünün geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 28.09.2022 başlangıç tarihli kira ilişkisinin bulunduğu, davalının kira sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra 23.11.2022 tanzim tarihli ve 28.09.2023 tahliye tarihli yazılı tahliye taahhüdü verdiği, bu taahhüde dayanılarak süresinde icra takibi başlatıldığı, baskı ve zorlamayla imza attığı yönündeki savunmasına rağmen Adli Tıp Kurumu incelemesiyle imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, itirazın iptali ile kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; davalı vekilince, tahliye taahhüdünden sonra taraflar arasında 11.09.2024 başlangıç tarihli ve noter tasdikli yeni kira sözleşmesi imzalanarak kira ilişkisinin yenilendiği ileri sürülmüş, davacı vekilince de tarafların anlaştığı ve davanın konusuz kaldığı bildirilmiş olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince tahliye taahhüdünden sonra düzenlenen ve davacı tarafça inkâr edilmeyen yeni kira sözleşmesi nedeniyle tahliye taahhüdünün hükümsüz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tahliye taahhütnamesi nedeniyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun (6098 sayılı Kanun) 352/1 maddesinde; “Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için; yazılı şekilde yapılması, taahhüdün kiracı ya da yetkili temsilcisi vasıtasıyla verilmesi, tahliye taahhüdünde tahliye tarihinin belirtilmiş olması ve taahhüdün kiralananın teslim edilmesinden makul bir süre sonra verilmesi gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı vekili tarafından takibe dayanak yapılan dava konusu tahliye taahhüdünün keşide tarihinden sonra, taraflar arasında 11.09.2024 tarihli kira sözleşmesi imzalanarak kira sözleşmesinin yenilendiği ileri sürülmüş, davacı vekili tarafından da sunulan sözleşme kabul edilerek tarafların anlaştığı ve davanın konusuz kaldığına dair 22.10.2024 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiş olmakla, İlk Derece Mahkemesince tahliye taahhüdünden sonra, davacı tarafça itiraz edilmeyen 11.09.2014 başlangıç tarihli sözleşme ile kira sözleşmesinin yenilendiği ve tahliye taahhüdünün hükümsüz kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz talebinin kabulüne karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363/1 maddesine dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere aynı Kanunun 363/2 maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”]FAQ – Sık Sorulan Sorular
Tahliye taahhüdünden sonra yeni kira sözleşmesi yapılırsa taahhüt geçerliliğini korur mu? Yargıtay’ın bu kararına göre, tahliye taahhüdünden sonra taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi imzalanması hâlinde, bu durum önceki taahhüdün hükümsüz kalıp kalmadığının değerlendirilmesini gerektirir.
Tahliye taahhüdünün geçerli olması için hangi şartlar aranır? Taahhüdün yazılı şekilde yapılması, kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmesi, tahliye tarihinin açıkça belirtilmesi ve kiralananın tesliminden makul bir süre sonra düzenlenmiş olması gerekmektedir.
6098 sayılı Kanunun 352/1. maddesi ne düzenlemektedir? Bu madde, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesine rağmen boşaltmaması hâlinde kiraya verenin, bu tarihten itibaren bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak sözleşmeyi sona erdirebileceğini düzenlemektedir.
Kanun yararına temyiz nedir? Kanun yararına temyiz, kesinleşmiş bir mahkeme kararının Adalet Bakanlığı tarafından, kararın sonucunu etkilememek kaydıyla, hukuka uygunluğunun denetlenmesi amacıyla Yargıtaya taşınmasıdır.
Bu bozma kararı davanın taraflarını etkiler mi? Hayır. Kanun yararına bozma kararları, 6100 sayılı Kanunun 363/2. maddesi uyarınca davanın taraflarını ve önceki kararın sonucunu etkilemez; yalnızca içtihat oluşturma amacı taşır.
Yerel mahkeme tahliyeye hangi gerekçeyle hükmetmişti? Manavgat 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu incelemesiyle tahliye taahhütnamesindeki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile kiralananın tahliyesine karar vermişti.[/vc_message][vc_column_text]
