Mevzuatın Adı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesine Ait Karar. E. 2026/5101, K. 2026/3617
24 Temmuz 2026 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 33319
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLÂMI
Esas No : 2026/5101
Karar No: 2026/3617
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İzmir 7. Tüketici Mahkemesi
TARİHİ: 30.10.2025
SAYISI: 2025/465 E„ 2025/478 K.
DAVACI: Seher ………………… vekili Avukat Ercan ……………………..
DAVALI: Onur Kalaycı vekili avukat Zülküf Koçoğlu
DAVA TARİHİ: 04.10.2025
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]
ÖZET:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tüketici hakem heyeti parasal sınırı içinde kalan bir alacak için icra takibi başlatılmasının hakem heyetine yapılan başvuruyla derdestlik oluşturmayacağına karar verdi. İşin esası incelenmeden verilen tüketici mahkemesi kararı kanun yararına bozuldu.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, emlak komisyonu alacağından kaynaklanan uyuşmazlıkta icra takibi ile tüketici hakem heyeti başvurusu arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Daire, aynı alacak için daha önce icra takibi yapılmasının tüketici hakem heyetine başvurulmasına engel olmadığına hükmetti.
Uyuşmazlık Emlak Komisyonu Alacağından Doğdu
Davacı emlakçı, davalının İzmir’in Aliağa ilçesinde bulunan bir daireyi satın almak amacıyla kendisine başvurduğunu ve taşınmazın satışı için aracılık hizmeti verdiğini ileri sürdü.
Emlakçı, davalının ödemesi gereken komisyon ücretini ödemediğini belirterek 104.250 TL alacağın tahsili için icra takibi başlattı. Borçlunun itirazı üzerine icra takibi durdu.
Davacı daha sonra Menemen Tüketici Hakem Heyetine başvurdu. Hakem heyetinin başvuruyu reddetmesi üzerine kararın iptali ve 104.250 TL komisyon ücretinin icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili talebiyle İzmir 7. Tüketici Mahkemesinde dava açıldı.
Davalı Komisyon Talebine İtiraz Etti
Davalı, tüketici hakem heyetinin kararında hukuka aykırılık bulunmadığını savundu. Davacı emlakçının taşınmazın satışına aracılık etmediğini ileri süren davalı, sunulan sözleşmede satıcı olarak görünen kişinin taşınmazın hiçbir zaman maliki olmadığını belirtti.
Bu nedenle sözleşmenin geçerli olamayacağını savunan davalı, davanın reddini talep etti.
Tüketici Mahkemesi Derdest İcra Takibini Gerekçe Gösterdi
İzmir 7. Tüketici Mahkemesi, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacak için daha önce Aliağa İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığını belirledi.
Mahkeme, devam eden icra takibi nedeniyle tüketici hakem heyetine yapılan başvurunun incelenemeyeceği sonucuna vardı. Menemen Tüketici Hakem Heyeti kararını gerekçesini değiştirerek onayan Mahkeme, davacının itirazını reddetti.
İlk derece mahkemesinin 30 Ekim 2025 tarihli kararı kesin olarak verildi.
Adalet Bakanlığı Kanun Yararına Temyize Başvurdu
Adalet Bakanlığı, tüketici mahkemesinin kesin kararının kanun yararına bozulmasını istedi.
Başvuruda, 2025 yılında değeri 149.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında tarafların hem İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki haklarını kullanabileceği hem de tüketici hakem heyetine başvurabileceği belirtildi.
Bu iki hukuki yolun birbirine derdestlik oluşturmayacağı, bu nedenle tüketici mahkemesinin uyuşmazlığın esasını incelemesi gerektiği ileri sürüldü.
Yargıtay Derdestliğin Şartlarını Açıkladı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın icra takibi yapılan bir alacak için tüketici hakem heyetine başvurulmasının derdestlik oluşturup oluşturmadığı noktasında toplandığını belirtti.
Kararda derdestliğin, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine ve aynı talep sonucuna dayanan bir davanın daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olması durumunda ortaya çıkacağı ifade edildi.
Derdestliğin kabul edilebilmesi için şu şartların birlikte bulunması gerektiği kaydedildi:
- Daha önce açılmış bir davanın bulunması,
- Önceki ve sonraki davaların taraflarının aynı olması,
- Davaların konularının ve dayandığı sebeplerin aynı olması,
- Daha önce açılan davanın kesin hükümle sonuçlanmamış olması.
Yargıtay, dava şartlarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve mahkemeler tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden incelenmesi gerektiğini de belirtti.
İcra Takibi Devam Eden Bir Dava Sayılmadı
Dosyaya göre davacı, komisyon alacağı için 8 Mayıs 2025 tarihinde icra takibi başlattı. Borçlunun itirazı üzerine takip 10 Haziran 2025 tarihinde durdu.
Davacı, itirazın iptali davası açmadan 20 Haziran 2025 tarihinde aynı alacak için tüketici hakem heyetine başvurdu.
Yargıtay, tüketici hakem heyeti kararına karşı tüketici mahkemesine başvurulduğu sırada devam eden bir davanın bulunmadığını tespit etti. İcra takibinin başlatılmış olması, tek başına derdest bir davanın varlığı için yeterli kabul edilmedi.
Kararda ayrıca icra takibi yapılmasının, İcra ve İflas Kanunu’nun 67’nci maddesi uyarınca alacak davası açılmasına engel olmadığı belirtildi.
2025 Yılı Parasal Sınırı 149 Bin TL Olarak Uygulandı
Uyuşmazlık konusu 104.250 TL’lik komisyon alacağı, başvurunun yapıldığı 2025 yılı için geçerli olan tüketici hakem heyeti parasal sınırının altında kaldı.
2025 yılında değeri 149.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında il veya ilçe tüketici hakem heyetleri görevliydi. Söz konusu sınır, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren uygulanmak üzere belirlenmişti. Ticaret Bakanlığının 2025 yılı parasal sınır duyurusu.
Yargıtay, tarafların İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki haklarının saklı olduğunu ve icra takibi ile tüketici hakem heyeti başvurusunun birbirine derdestlik oluşturmayacağını belirtti.
Tüketici Mahkemesi Kararı Kanun Yararına Bozuldu
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tüketici mahkemesinin derdestlik gerekçesiyle davacının itirazını reddetmesini usul ve yasaya aykırı buldu.
Daire, Mahkemenin uyuşmazlığın esasına girerek emlak komisyonu alacağı hakkında karar vermesi gerektiğini belirtti. Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz talebi kabul edilerek İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin kararı, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozuldu.
Karar, 8 Haziran 2026 tarihinde oy birliğiyle verildi.
Komisyon Alacağının Esası Hakkında Karar Verilmedi
Yargıtay kararında, davacının komisyon ücretine hak kazanıp kazanmadığı veya davalının 104.250 TL ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı değerlendirilmedi.
Bozma kararı yalnızca icra takibi ile tüketici hakem heyeti başvurusunun derdestlik oluşturup oluşturmadığına ilişkin usul meselesi hakkında verildi.[/vc_message][vc_column_text]
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının İzmir İli Aliağa İlçesi Yeni Mahalle 1469 ada 3 parselde kayıtlı 2. kat 8 no.lu dairenin satın alınması için emlakçı olan müvekkiline başvurduğunu, müvekkilinin aracılık hizmeti verdiğini, davalının müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu komisyon ücretini ödemediğini, bu nedenle müvekkilinin Tüketici Hakem Heyetine başvurduğunu, Tüketici Hakem Heyetince şikayetin reddine karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, Menemen Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının 12.09.2025 tarihli ve 054620250003817 sayılı kararın iptalini, uyuşmazlığın esastan incelenerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 104.250,00 TL komisyon ücreti alacağının icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Tüketici Hakem Heyetince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık olmadığını, davacının taşınmazın satışına aracılık etmediğini, ibraz edilen sözleşmede satıcı konumunda yer alan Canip Yağmur isimli şahsın hiçbir zaman taşınmazın maliki olamadığını, bu haliyle sözleşmenin geçerli olmasının imkansız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; şikayet konusu simsarlık sözleşmesinden kaynaklı alacak yönünden davalı aleyhine şikayet öncesi Aliağa İcra Müdürlüğünün 2025/3179 E. sayılı dosyası ile başlatılan derdest takip nedeniyle Tüketici Hakem Heyeti kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle Menemen Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının 12.09.2025 tarihli ve 054620250003817 sayılı kararının onanmasına, davacının itirazının reddine karar verilmiştir.
(Derdest takip: Zaten başlatılmış ve halen devam etmekte olan icra takibi, Yani dava veya takip henüz sonuçlanmamış, mahkeme/icra dairesi tarafından işlem görmeye devam eden. www.alomaliye.com)
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; Mahkemece, 2025 yılı itibarıyla 149.000,00 TL altındaki uyuşmazlıklar için 6502 sayılı Kanunun 68/5. maddesine göre davacının hem İcra ve İflas Kanunundaki haklarını kullanabileceği hem de Hakem Heyetlerine başvuru yapabileceği, her iki yasal imkânın birbirine derdestlik oluşturmayacağı dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkin olup kanun yararına temyiz aşamasında uyuşmazlık davacının icra takibi yaptığı alacak için Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapmasının derdestlik olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1. Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartlan dava açılabilmesi için değil, Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir.
2. Dava şartlan dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, Mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.
3. Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar olup, derdestlik ve kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında yer alır.
4. Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka Mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasında hukukî yararı olmadığı gerekçesi ile HMK’nın 114. maddesiyle derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması ” düzenlemesine yer verilmiştir.
5. Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 2007, s. 8 vd.). Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir.
6. Derdestlik anlamında görülmekte olan dava, yargılamanın başlaması anından hüküm verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreçte görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir (Mazlum, İsmet: Medenî Usûl Hukukunda Aslî Müdahale, Ankara 2019, s, 126; Tannver, s. 49).
7. HMK’nın 303/1. maddesinde; “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır.
8. Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMKm. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, HMK’nın 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E. – 2013/421 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
9. Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001,C.V,s.4980 vd.).
10. Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Kuru, C. V, s. 5051- 5053).
11. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 01.10.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7392 sayılı Kanunla değişik 68/1. maddesine göre tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla; değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz; dördüncü fıkrasına göre de bu maddede belirtilen parasal sınırlar her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.
12.20.12.2024 tarihli ve 32758 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68. ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği‘nin 6. maddelerinde yer alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğin 3. maddesine göre, 2025 yılı için yapılacak başvurularda değeri 149.000,00 (yüz kırk dokuz bin) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda, İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetleri görevlidir.
13. Dava dosyasının incelenmesinde; dava konusu alacağa ilişkin davalı/borçlu aleyhine 08.05.2025 tarihinde başlattığı takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin 10.06.2025 tarihinde durduğu, itirazın iptali davası açılmadığı, kanun yaranna temyize konu olan aynı alacağa ilişkin davacı tarafından davalı aleyhine talep edilen bedelin tüketici hakem heyetine başvuru sınırında kalması nedeniyle tüketici hakem heyetine 20.06.2025 tarihinde başvuru yapıldığı, tüketici hakem heyetince başvurunun reddine karar verildiği, bunun üzerine Tüketici Hakem Heyeti kararına karşı itiraz yoluna başvurulduğu, itiraz yoluna başvurulduğu sırada devam eden dava olmadığından derdestlik olmayacağı, icra takibi yapılmasının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/4. maddesi gereğince alacak davası açılmasına engel teşkil etmediği anlaşılmaktadır (Dairemizin 04.12.2023 tarihli ve 2023/3118 E., 2023/3489 K. Sayılı ilamı).
14. O hâlde Mahkemece, 2025 yılı itibarıyla 149.000,00 TL altındaki uyuşmazlıklar için 6502 sayılı Kanunun 68/5. maddesine göre davacının hem İcra ve İflas Kanunundaki haklarını kullanabileceği hem de Hakem Heyetlerine başvuru yapabileceği, her iki yasal imkânın birbirine derdestlik oluşturmayacağı dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının HMK’nın 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere HMK’nın 362/2 hükmü gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”]FAQ – Sık Sorulan Sorular
İcra takibi tüketici hakem heyetine başvuruya engel midir? Yargıtay kararına göre icra takibi başlatılması, tüketici hakem heyetine başvurulmasına tek başına engel değildir.
İcra takibi ile tüketici hakem heyeti başvurusu derdestlik oluşturur mu? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, incelenen uyuşmazlıkta icra takibi ile tüketici hakem heyeti başvurusunun birbirine derdestlik oluşturmadığına karar verdi.
Yargıtay neden derdestlik bulunmadığı sonucuna vardı? İcra takibine yapılan itirazın ardından takip durmuş, ancak itirazın iptali davası açılmamıştı. Tüketici mahkemesine başvurulduğu sırada aynı alacak hakkında devam eden bir dava bulunmuyordu.
Uyuşmazlık konusu alacak ne kadardı? Davacı emlakçı, 104.250 TL komisyon ücreti alacağının yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etti.
2025 yılında tüketici hakem heyeti başvuru sınırı ne kadardı? 2025 yılında değeri 149.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında il veya ilçe tüketici hakem heyetleri görevliydi.
Yargıtay emlak komisyonunun ödenmesine karar verdi mi? Hayır. Yargıtay, komisyon alacağının haklı olup olmadığı hakkında karar vermedi. İnceleme, icra takibi ile tüketici hakem heyeti başvurusunun derdestlik oluşturup oluşturmadığıyla sınırlı kaldı.
Tüketici mahkemesi nasıl karar vermeliydi? Yargıtay’a göre tüketici mahkemesi, icra takibini derdestlik gerekçesi saymadan uyuşmazlığın esasını incelemeliydi.
Kanun yararına bozma kararı sonuca etkili oldu mu? Hayır. Yargıtay kararında bozmanın sonuca etkili olmamak üzere verildiği açıkça belirtildi.[/vc_message][vc_column_text]
