T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
Esas No. 2026/368
Karar No. 2026/2807
Tarihi: 30.03.2026
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”] ÖZET:
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işe iade davasından önce veya dava devam ederken yapılan arabuluculuk başvurusunun, işçinin daha sonra işe başlatılmaması nedeniyle doğan kıdem ve ihbar tazminatı talepleri bakımından yeterli olmadığına karar verdi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 30 Mart 2026 tarihli kararında, kesinleşen işe iade kararının ardından işveren tarafından işe başlatılmayan işçinin feshe bağlı alacakları için yeniden arabulucuya başvurması gerektiğini belirtti.
Daireye göre işe iade sürecinden önce veya işe iade davası devam ederken yapılan arabuluculuk görüşmeleri, henüz gerçekleşmemiş olan işe başlatmama işleminden kaynaklanan kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarını kapsamaz.
Uyuşmazlık Nasıl Ortaya Çıktı?
Davacı işçinin iş sözleşmesi 14 Eylül 2021 tarihinde feshedildi. İşçi, feshin geçersiz olduğu iddiasıyla işe iade davası açtı.
Diyarbakır 6. İş Mahkemesi, 14 Şubat 2022 tarihinde davayı kabul etti. Karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 22 Haziran 2023 tarihinde feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine kesin olarak karar verdi.
İşçi, 3 Temmuz 2023 tarihli ihtarnameyle işverene başvurarak işe başlatılmasını istedi. İşverenin işçiyi işe başlatmaması üzerine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti talepli dava açıldı.
Davacı, bu davayı açarken işe iade davasının devam ettiği sırada düzenlenen 28 Aralık 2022 tarihli arabuluculuk son tutanağını sundu.
Sürecin Kronolojisi
| Tarih | İşlem |
| 14.09.2021 | İş sözleşmesinin feshedilmesi |
| 14.02.2022 | İlk Derece Mahkemesinin işe iade kararı |
| 28.12.2022 | İşe iade davası devam ederken arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesi |
| 22.06.2023 | Bölge Adliye Mahkemesinin kesin işe iade kararı |
| 03.07.2023 | İşçinin ihtarnameyle işe iade başvurusunda bulunması |
| 31.07.2023 | Kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti talepli davanın açılması |
İlk Derece Mahkemesi Davayı Kısmen Kabul Etti
İlk Derece Mahkemesi, davacının 3 Haziran 1996 ile 14 Eylül 2021 tarihleri arasında davalı belediyede çalıştığını belirledi.
Mahkeme, işe iade kararından kaynaklanan dört aylık boşta geçen süreyi de hizmet süresine ekleyerek toplam hizmet süresini 25 yıl 5 ay 12 gün olarak hesapladı.
Davacının kesinleşen işe iade kararından sonra süresinde işverene başvurduğu ancak işe başlatılmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı kabul edildi. Yapılan ödemeler ve kullanılan izinler dikkate alınarak yıllık izin ücreti talebi ise reddedildi.
Davalı işverenin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedildi.
Yargıtay Önceki Arabuluculuk Başvurusunu Yeterli Bulmadı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı arabuluculuk dava şartı yönünden değerlendirdi.
Kararda, Dairenin Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin 18 Nisan 2024 tarihli ve 2024/5116 Esas, 2024/7086 Karar sayılı kararında benimsenen ilkelere yer verildi.
Buna göre işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğu sırada şu konular henüz belirsizdir:
- Feshin geçerli olup olmadığı,
- İşe iade kararı verilip verilmeyeceği,
- İşçinin kesinleşen karar üzerine işverene başvurup başvurmayacağı,
- İşverenin işçiyi işe başlatıp başlatmayacağı,
- İşe başlatmama nedeniyle yeni bir feshin ortaya çıkıp çıkmayacağı.
Yargıtay, bu belirsizlikler devam ederken işe başlatmama işleminden kaynaklanan kıdem ve ihbar tazminatı alacakları üzerinde arabuluculuk görüşmesi yapıldığının kabul edilemeyeceğini belirtti. Çünkü söz konusu aşamada işe başlatmama işlemi gerçekleşmemiş ve buna bağlı alacaklar henüz doğmamıştır.
İşe İade Kararı Feshi Kendiliğinden Hükümsüz Kılmıyor
Kararda, işe iade kararında belirtilen geçersizliğin mutlak ve kendiliğinden sonuç doğuran bir geçersizlik olmadığı vurgulandı.
İşe iade kararı verilmesinden sonra ortaya çıkabilecek durumlar şöyle açıklandı:
- İşçi kanuni süresi içinde işe iade başvurusunda bulunmazsa ilk fesih geçerli hâle gelir.
- İşçi süresinde işe iade başvurusunda bulunursa ilk fesih hükümsüz hâle gelir ve iş sözleşmesi hiç sona ermemiş gibi devam eder.
- İşveren, süresinde başvuran işçiyi işe başlatmazsa bu işlem yeni bir işveren feshi niteliği taşır.
Bu nedenle işe başlatmama sonucunda doğan kıdem, ihbar ve diğer feshe bağlı alacaklar, ilk fesih sırasında yapılan arabuluculuk başvurusundan farklı bir hukuki olaya dayanır.
İşe İade Davası Sürerken Yapılan Başvuru Neden Yetersiz Kaldı?
Somut olayda arabuluculuk son tutanağı 28 Aralık 2022 tarihinde düzenlendi. Bu tarihte işe iade davası henüz kesinleşmemişti.
Kesin işe iade kararı 22 Haziran 2023 tarihinde verildi. İşçi 3 Temmuz 2023 tarihinde işe başlatılmak üzere işverene başvurdu. İşverenin işe başlatmama işlemi ise bu başvurudan sonra gerçekleşti.
Yargıtay, 28 Aralık 2022 tarihli arabuluculuk faaliyetinin daha sonra gerçekleşen işe başlatmama işleminden doğan kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini kapsamadığı sonucuna ulaştı.
Önceki arabuluculuk başvurusunda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya yıllık izin ücreti taleplerine yer verilmiş olması da sonucu değiştirmedi. Çünkü bu talepler, işe başlatmama nedeniyle gerçekleşen yeni feshe değil, 14 Eylül 2021 tarihli ilk feshe dayanıyordu.
Kıdem ve İhbar Tazminatı Talepleri Usulden Reddedilmeliydi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin işe başlatılmamasından sonra doğan kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin yeni bir arabuluculuk faaliyetine konu edilmesi gerektiğine hükmetti.
Bu dava şartı yerine getirilmeden açılan davada kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin esasının incelenmesi ve bu alacakların hüküm altına alınması hatalı bulundu.
Daire, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin usulden reddedilmesi gerekirken davanın kısmen kabul edilmesini bozma nedeni saydı.
Kararda, işçinin kıdem ve ihbar tazminatına maddi hukuk bakımından hak kazanmadığı yönünde bir hüküm kurulmadı. Bozma, işe başlatmama işleminden sonra yeniden arabulucuya başvurulmamış olması nedeniyle dava şartı yönünden gerçekleştirildi.
Yargıtay’ın Kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi oy birliğiyle;
- Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ortadan kaldırılmasına,
- İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına,
- Dosyanın yeniden karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine
karar verdi.[/vc_message][vc_column_text]
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin 14.09.2021 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, işe iade davası açtıklarını, Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 2021/521 Esas, 2022/69 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulduğunu, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2022/1601 Esas, 2023/ 968 Karar sayılı kararı ile davanın kesin olarak kabulüne karar verildiğini, işe iade başvurusunda bulunduklarını, ancak müvekkilinin işe iade başlatılmadığını ve tespit niteliğindeki bir kısım alacaklarının ödendiğini, müvekkilinin sendika üyesi olduğunu ileri sürerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının iş sözleşmesi emeklilik nedeniyle sona erdiğinden ihbar tazminatına hak kazanmadığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Belediye nezdinde 03.06.1996-14.09.2021 tarihleri arasında çalıştığı, işe iade davası kesinleştikten sonra 4 aylık boşta geçen süre dâhil olmak üzere 03.06.1996-14.01.2022 tarihleri arasında toplam hizmet süresinin 25 yıl 5 ay 12 gün olduğu, kesinleşen işe iade kararı üzerine davacının işe iade başvurusunda bulunduğu, davalı tarafça davacının yasal süresi içerisinde işe başlatılmadığı ve kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacıya yapılan ödemeler ile kullandığı izinler dikkate alındığında davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Ücret tespitinin hatalı olduğunu,
2. Davacının ihbar tazminatına hak kazanmadığını, kıdem tazminatının ödendiğini,
3. Davacının hizmet süresinin hatalı bir şekilde tespit edildiğini,
4. Yapılan kıdem tazminatı ödemesinin faiziyle birlikte mahsup edilmesi gerektiğini,
5. Müvekkili İdarece davacıya kullanmış olmasına rağmen yapılan yıllık izin ödemesinin diğer alacak taleplerinden mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet süresi, hesaba esas ücret miktarı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile tazminatların hesaplanmasına ve arabuluculuk dava şartına ilişkindir.
Dairemizin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 18.04.2024 tarihli ve 2024/5116 Esas, 2024/7086 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şu şekildedir: …
5. Bu açıklamalara göre uyuşmazlık; işe iade talebinin yanında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti gibi sözleşmenin sona ermesine bağlı alacaklar bakımından arabuluculuğa başvurmuş olan işçinin, kesinleşen işe iade kararı üzerine başvurusuna rağmen işe başlatılmaması durumunda açtığı alacak davasından önce yeniden arabuluculuk başvurusunda bulunması gerekip gerekmediği noktasındadır.
6. 4857 sayılı Kanun‘un 20. maddesine göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Bu başvurunun yapılması ve anlaşmama üzerine işe iade davası açılması hâlinde feshin geçerli olup olmadığı konusunda Mahkemece bir değerlendirme yapılmalıdır.
7. 4857 sayılı Kanun’un ‘… mahkemece veya özel hakem tarafından feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işverenin, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorunda olduğu’ yönündeki 21 inci maddesinde sözü edilen geçersizlik ise mutlak anlamda bir geçersizlik olmayıp kendine özgü bir geçersizlik hâlidir. Çünkü mahkemenin kararı ile geçersizlik kendiliğinden ve hemen devreye girmez (Sarper Süzek, İş Hukuku, İstanbul, Yenilenmiş 21. Baskı, 2021, s.652). Bir diğer ifade ile mahkeme kararıyla geçersizliği askıda olan fesih, kendiliğinden hükümsüz hâle gelmez. Buna karşılık feshin geçersiz hâle gelmesinde tarafların davranışı önemli bir rol oynar.
8. Askı hâlinin ortadan kalkmasında belirleyici olan unsur, işçinin süresinde yaptığı işe iade başvurusudur. Buna göre işe iade kararı üzerine işçi Kanun’da öngörülen süre içinde işverene başvurmamışsa fesih geçerli hâle gelecek, başvurması durumunda ise fesih hükümsüz hâle gelerek sözleşme hiç son bulmamış gibi bir durum ortaya çıkacaktır (Hamdi Mollamahmutoğlu, Muhittin Astarlı, Ulaş Baysal, İş Hukuku, Ankara, Güncellenmiş 7. Baskı, 2022, s.1111).
9. İşçinin süresinde işe iade başvurusunda bulunması hâlinde, feshin hükümsüz hâle geldiği ve iş sözleşmesinin devam ettiği noktasında tereddüt bulunmadığından işverenin işe iade başvurusunda bulunan işçiyi işe başlatmaması işverenin feshi olarak değerlendirilmelidir. Dairemizce işe iade davası ile birlikte sözleşmenin feshine bağlı kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacakların birlikte açılması hâlinde işe iade davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği yönünde karar verilmesi de bu kabulün doğal bir sonucudur (22HD,2016/32395 E, 2020/4288 K).
10. Diğer taraftan arabuluculuk bir yargılama faaliyeti olmadığından, başvurucunun işe iade talebinin yanında sözleşmenin sona ermesine bağlı alacaklarını talep etmesine engel bir durum bulunmamaktadır. Ancak, bu alacak talepleri ancak işe iade talebine konu edilen ve geçersiz olduğu iddia edilen fesih anına kadar doğmuş alacakları kapsar.
İşe iade talebiyle arabuluculuk faaliyetine konu edilen feshin geçersiz olup olmadığı, geçersizliği durumunda işçinin işe iade başvurusunda bulunup bulunmayacağı ve sonuç olarak işverence işe başlatılıp başlatılmayacağı henüz belirsiz olduğundan, bu aşamada sözleşmenin başlatmama suretiyle feshine bağlı alacaklar üzerinde müzakere edildiğini söylemek fiilen imkânsızdır. Çünkü henüz hak doğmamıştır. Hâl böyle olunca iş sözleşmesinin işe başlatılmamak suretiyle feshedildiği iddiasında olan işçinin bu feshe bağlı alacaklarını talep edebilmesi için, öncelikle sözleşmenin usulüne uygun işe iade başvurusuna rağmen işçinin işe başlatılmaması suretiyle sona ermesi ve ardından doğmuş alacakların arabuluculuk faaliyetine konu edilmeleri gerekmektedir
11. Somut olaylarda işe iade talebiyle arabuluculuk başvurusunun yapıldığı tarihte henüz feshin geçerli olup olmadığı belirsiz olduğu gibi iş sözleşmesinin akibeti de belirsizdir. Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına konu davaların sonucunda işe iade kararı verildiği ve işçilerin yasal süre içinde işverenlere başvurdukları uyuşmazlık dışıdır. Böylece her iki davada işçilerin başvurusu ile feshin hükümsüz hâle geldiği ve iş sözleşmelerinin hiç feshedilmemiş gibi devam ettiği ortadadır. İşverenlerin başvuruya rağmen işçileri işe başlatmamaları ise işveren feshi niteliğinde olup işe iade davasından önceki arabuluculuk faaliyetinin sonradan ortaya çıkan feshe bağlı alacakları kapsadığından söz edilemez.
12. Açıklanan nedenlerle, işe iade davasından önce düzenlenen ve işe iade talebi ile birlikte kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya yıllık izin ücreti taleplerini içeren arabuluculuk tutanağı; işçinin işe başlatılmaması suretiyle iş sözleşmesinin feshine bağlı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarını talep ettiği alacak davasında dava şartının sağlanması bakımından yeterli değildir “
Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin 14.09.2021 tarihinde feshedildiği, davacı tarafından işe iade davası açıldığı, Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 14.02.2022 tarihli ve 2021/521 Esas, 2022/69 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2022/1601 Esas, 2023/968 Karar sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine kesin olarak karar verildiği, davacının 03.07.2023 tarihli ihtarname ile işe iade başvurusunda bulunduğu; işe başlatılmaması üzerine 28.12.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağı eklenmek suretiyle eldeki davanın 31.07.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar da dikkate alınarak somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; işe iade davası devam ederken yapılan arabuluculuk başvurusunun, işçinin işe başlatılmaması suretiyle iş sözleşmesinin feshine bağlı alacakları kapsadığından söz edilemeyeceğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”]FAQ – Sık Sorulan Sorular
İşe iade davasından önce yapılan arabuluculuk başvurusu kıdem ve ihbar tazminatı için yeterli midir? İşe iade kararından sonra işçinin işe başlatılmaması nedeniyle doğan kıdem ve ihbar tazminatı bakımından yeterli değildir. Bu alacakların işe başlatmama işleminden sonra arabuluculuk görüşmesine konu edilmesi gerekir.
Önceki arabuluculuk tutanağında kıdem ve ihbar tazminatı yazıyorsa yeniden başvuru gerekir mi? Yargıtay kararına göre gerekir. Önceki tutanakta bu taleplerin yer alması tek başına yeterli değildir. İşe başlatmama işlemi o tarihte henüz gerçekleşmemişse bu yeni feshe bağlı alacaklar da doğmamıştır.
İşe iade kararından sonra işe başlatmama yeni bir fesih midir? Evet. İşçi kesinleşen işe iade kararı üzerine süresinde başvurmasına rağmen işe başlatılmazsa işverenin bu işlemi yeni bir fesih olarak değerlendirilir.
İşçi işe iade başvurusunda bulunmazsa ne olur? İşçi kanuni süresi içinde işverene başvurmazsa ilk fesih geçerli hâle gelir. İş sözleşmesinin işe başlatmama yoluyla yeniden feshedilmesi söz konusu olmaz.
İşçi süresinde işe iade başvurusu yaparsa ilk fesih ne olur? Süresinde yapılan işe iade başvurusuyla ilk fesih hükümsüz hâle gelir ve iş sözleşmesi hiç sona ermemiş gibi devam eder. İşverenin işçiyi işe başlatmaması yeni bir işveren feshi oluşturur.
Yeniden arabulucuya ne zaman başvurulmalıdır? İşçinin süresinde yaptığı işe iade başvurusuna rağmen işveren tarafından işe başlatılmaması ve buna bağlı alacakların doğmasından sonra arabulucuya başvurulmalıdır.
Arabuluculuk dava şartı yerine getirilmezse ne olur? İşe başlatmama feshinden doğan alacaklar için gerekli arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açılırsa ilgili talepler dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.
Usulden ret, işçinin tazminata hak kazanmadığı anlamına gelir mi? Hayır. Usulden ret, alacağın esasına ilişkin bir değerlendirme değildir. Yargıtay bu kararında kıdem ve ihbar tazminatına maddi hukuk bakımından hak kazanılıp kazanılmadığından önce arabuluculuk dava şartını incelemiştir.
Karar yıllık izin ücreti taleplerini de kapsıyor mu? Kararda aktarılan genel ilke; işe başlatmama nedeniyle doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı alacakları kapsamaktadır. Somut bozma gerekçesinde ise özellikle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay hangi kararları bozdu? Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararını ortadan kaldırdı ve İlk Derece Mahkemesinin davayı kısmen kabul eden kararını bozdu.[/vc_message][vc_column_text]
