İşçinin hizmet süresinin yalnızca SGK kayıtlarına göre belirlenemeyeceğine ve akrabalığın tek başına tanık beyanını geçersiz kılmayacağına karar verdi.
T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/9317
Karar No: 2026/3959
Tarihi: 28.04.2026
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success”]ÖZET:
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin hizmet süresinin yalnızca SGK kayıtlarına göre belirlenemeyeceğine ve akrabalığın tek başına tanık beyanını geçersiz kılmayacağına karar verdi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 28 Nisan 2026 tarihli kararında, işçinin çalışma olgusu ile hizmet süresinin her türlü delille kanıtlanabileceğini belirtti. Yüksek Mahkeme, davacı tanığının işçiyle akraba olmasının, beyanının tek başına dikkate alınmaması için yeterli olmadığı sonucuna vardı.
Uyuşmazlık Hizmet Süresinden Kaynaklandı
Davacı işçi, 1994 yılında davalı işverenin yanında çalışmaya başladığını, 2017 yılında hastaneye gittiğinde sigortasının bulunmadığını öğrendiğini ve bunun üzerine iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürdü.
İşçi; kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, ödenmeyen ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etti.
Davalı işveren ise işçinin uzun yıllar sezonluk ve kesintili olarak çalıştığını, hizmet süresinin SGK kayıtlarına göre belirlenmesi gerektiğini ve işçinin 14 Nisan 2017 tarihli dilekçeyle istifa ettiğini savundu.
İlk Derece Mahkemesi Kesintisiz Çalışmayı Kabul Etti
İlk Derece Mahkemesi, davacının uzun süre kesintisiz çalıştığına ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğine hükmetti. İşçinin kıdem tazminatı, ücret ve yıllık ücretli izin alacağı taleplerini yerinde bulan Mahkeme, davayı kısmen kabul etti.
Bölge Adliye Mahkemesi SGK Kayıtlarını Esas Aldı
Davalı işverenin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, hizmet süresini ispat yükünün davacı işçide olduğunu belirtti.
Davacı tanıklarının işçinin yakın akrabaları olması ve fesih tarihine kadar işçiyle birlikte çalışmamaları gerekçe gösterilerek tanık anlatımlarına itibar edilmedi. Davacının hizmet süresi, SGK kayıtlarına göre kesintili olarak 13 yıl 2 ay 25 gün kabul edildi.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kurdu ve davanın kısmen kabulüne karar verdi.
Çalışma Olgusu Her Türlü Delille Kanıtlanabilir
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükünün, bu durumu ileri süren işçiye ait olduğunu belirtti. Ancak çalışma olgusunun yalnızca SGK kayıtlarıyla değil, her türlü delille kanıtlanabileceğini vurguladı.
Kararda, çalışma süresinin belirlenmesinde şu kayıt ve delillerin dikkate alınabileceği ifade edildi:
- SGK kayıtları
- İşveren ve işyeri kayıtları
- İşyerine giriş ve çıkışı gösteren belgeler
- İşyeri iç yazışmaları
- İşyerinde çalışan kişilerin tanıklıkları
- Komşu işyerlerinde çalışanların tanıklıkları
- Dosya kapsamındaki diğer deliller
Yargıtay ayrıca iddia edilen çalışma döneminde SGK kayıtlarında görünen işverenlerin araştırılması gerektiğini belirtti. İşçi ile kayıtlarda yer alan işverenler arasında fiilî bir çalışma ilişkisinin bulunup bulunmadığının ve SGK kaydının nasıl oluştuğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğine dikkat çekti.
Tanığın Çalıştığı Dönem Önem Taşıyor
Yargıtay kararında, işyerinde veya komşu işyerlerinde çalışan kişilerin tanıklıklarının, çalışma olgusunun belirlenmesinde önemli olduğu ifade edildi.
Tanıkların belirli bir dönemde çalışmış olmaları ve başka bir delilin bulunmaması halinde, tanık anlatımlarının yalnızca birlikte çalıştıkları dönemle sınırlı olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Akrabalık Tanık Beyanını Geçersiz Kılmaz
Dosyada dinlenen davacı tanığı İ.D., davacının kardeşi olduğunu, davalı işyerinde 1989 yılı sonlarında çırak olarak çalışmaya başladığını ve Şubat 2006 tarihine kadar işyerinde çalıştığını belirtti.
Tanık, davacının kendi aracılığıyla Nisan-Mayıs 1994 döneminde davalı işyerinde çalışmaya başladığını ve bu tarihten itibaren kesintisiz çalıştığını ifade etti.
Yargıtay, tanığın davacıyla akraba olmasının tek başına beyanına itibar edilmemesini gerektirmediğine hükmetti. Tanığın davalı işyerindeki çalışma süresi de dikkate alınarak beyanının birlikte çalışılan dönem yönünden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldı.
2006 Yılına Kadar Kesintisiz Çalışma Kabul Edilecek
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki mevcut delillere göre davacının 1 Mayıs 1994 ile 31 Ocak 2006 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığının kabul edilmesi gerektiğine karar verdi.
Davacının 31 Ocak 2006 tarihinden sonraki çalışma dönemlerinin ise SGK kayıtları esas alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
Böylece Yargıtay, hizmet süresinin tamamının yalnızca SGK kayıtlarına göre 13 yıl 2 ay 25 gün olarak kabul edilmesini hatalı buldu.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Bozuldu
Yargıtay, davacının hizmet süresinin yalnızca SGK kayıtları esas alınarak belirlenmesi ve akraba tanık beyanının bu nedenle dikkate alınmamasının hatalı olduğuna hükmetti.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı oy birliğiyle bozularak dosya yeniden karar verilmek üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.[/vc_message][vc_column_text]
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1994 yılında davalı işverenin yanında işe başladığını, 2017 yılı Temmuz ayında hastalığı sebebiyle hastaneye gittiğinde artık sigortası olmadığını öğrendiğini, bunun üzerine iş sözleşmesini feshettiğini ve işten ayrıldığını, ücret bordrolarının asgari ücretten düzenlendiğini, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğunu, davalı işverene ait işyerinde zaman zaman fazla saatlerde çalışıldığını, çok uzun yıllardan beri yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, ücret ve yıllık ücretli izi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı işverenin işi esnaf statüsünde olduğundan davanın görev yönünden reddi gerektiğini, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıklamasının mümkün olmadığını, davacının sigorta işe giriş bildirgeleri ile işten çıkış bildirgeleri arasındaki dönemlerde, bordrolarda gösterilen ve sigortaya bildirilen asgari ücret ile çalıştığını,
14.04.2017 tarihli dilekçe ile istifa ettiğini, davalı işverenin işlerinin az olması nedeni uzun yıllardır sezonluk olarak çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 01.05.1995-14.04.2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak 23 yıl 2 ay çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, ayrıca ücret ve yıllık ücretli izin talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hizmet süresini ispat yükünün davacıda olduğu ve yazılı delil bulunmadığında tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesi gerektiği, davacı tanıklarının davacının yakın akrabası olduğu ve fesih dönemine kadar davacı ile birlikte çalışmalarının da bulunmadığı, bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre davacının kesintili olarak 13 yıl 2 ay 25 gün çalışması bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesinin, müvekkilinin hizmet süresini yalnızca SGK kayıtlarıyla sınırlaması ve yasal olarak her türlü delille ispatı mümkün olan fiilî çalışma olgusunu salt SGK kayıtlarına göre tayin etmesinin hatalı olduğunu,
2. Tanık beyanlarına yakın akraba olmaları ve fesih dönemine kadar çalışmamaları gerekçesiyle itibar edilmemesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı işyerindeki hizmet süresinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İş hukukunda çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükü, bunu iddia eden işçiye düşer. Çalışma olgusu her türlü delille kanıtlanabilir. Çalışmanın ispatı konusunda, SGK ve işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Özellikle iddia edilen çalışma döneminde SGK kayıtlarındaki işverenlerin araştırılması ve kayden görünen işverenlerle işçi arasında iş görme ediminin yerine getirilip getirilmediği, kaydın ne şekilde oluştuğu araştırılmalıdır.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerlerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirttikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 1994 yılında işe başladığını ve iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği 2017 yılı Temmuz ayına kadar kesintisiz şekilde çalıştığını iddia etmiş, davalı vekili ise davacının çalışmasının kesintili olduğunu ve SGK kayıtlarına itibar edilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre 1. seçenekte davacı iddiası gibi 01.05.199401.07.2017 tarihleri arasında 23 yıl 2 ay ve 2. seçenekte SGK kayıtları doğrultusunda 01.05.1995-14.04.2017 tarihleri arasında kesintili olarak 13 yıl 2 ay ve 25 gün üzerinden hesaplama yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince davacının çalışmasının tanık beyanlarına göre kesintisiz olarak 23 yıl 2 ay olduğu kabul edilen 1. seçeneğe itibar edilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı tanıklarının davacının yakın akrabası olduğu ve fesih dönemine kadar davacı ile birlikte çalışmalarının da bulunmadığı, bu nedenle SGK kayıtlarına göre davacının kesintili olarak 13 yıl 2 ay 25 gün çalıştığı kabul edilerek bilirkişi raporundaki 2. seçeneğe göre sonuca varılmıştır.
Dosya kapsamında davacının kardeşi olduğunu beyan eden davacı tanıklarından İ.D, davalı işyerinde 1989 yılı sonlarında çırak olarak çalışmaya başladığını, 1993 yılından Şubat 2006 tarihine kadar üretim bölümünde kesici olarak çalıştığını, davacının davalı işyerinde kendisi aracılığıyla Nisan-Mayıs 1994 aylarında çalışmaya başladığını ifade etmiş; davacının ilk işe giriş tarihi ve davalı işyerinde kesintisiz çalışma olgusunu doğrular mahiyette beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı İ.D’nin davacıyla akrabalık ilişkisi tek başına tanık olarak beyanına itibar edilmemesini gerektiren bir husus olmadığından ve tanığın davalı işyerindeki hizmet süresi nazara alındığında dosyadaki mevcut ispat durumuna göre; davacının davalı işyerinde 01.05.1994 tarihinden 31.01.2006 tarihine kadar kesintisiz şekilde çalıştığı kabul edilmeli ve sonraki çalışma dönemleri için SGK kayıtlarına itibarla sonuca gidilmelidir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”]FAQ – Sık Sorulan Sorular
İşçinin hizmet süresi yalnızca SGK kayıtlarına göre mi belirlenir? Hayır. Yargıtay kararına göre çalışma olgusu ve hizmet süresi her türlü delille kanıtlanabilir. SGK kayıtları önemli bir delil olmakla birlikte tek başına ve mutlak biçimde belirleyici değildir.
Hizmet süresini ispat yükü kime aittir? İşçinin belirli bir dönemde çalıştığını ve hizmet süresini ispat yükü, bu durumu ileri süren işçiye aittir.
Çalışma süresinin ispatında hangi belgeler kullanılabilir? SGK kayıtları, işyeri kayıtları, giriş-çıkış belgeleri, işyeri iç yazışmaları, tanık anlatımları ve çalışma olgusunu gösteren diğer deliller kullanılabilir.
İşçinin akrabası tanık olabilir mi? Evet. Yargıtay kararına göre tanığın işçiyle akraba olması, beyanının kendiliğinden geçersiz sayılması için yeterli değildir. Tanığın güvenilirliği, işyerindeki çalışma dönemi ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Tanık, işçinin bütün çalışma dönemini kanıtlayabilir mi? Tanık yalnızca belirli bir dönemde işyerinde çalışmışsa ve başka bir delil bulunmuyorsa beyanı, tanığın işçiyle birlikte çalıştığı dönemle sınırlandırılır.
Komşu işyeri çalışanları tanık olarak dinlenebilir mi? Evet. Yargıtay, işyerinde veya komşu işyerlerinde çalışan kişilerin tanıklıklarının çalışma olgusunun belirlenmesinde önemli olduğunu belirtmiştir.
Yargıtay somut olayda hangi çalışma süresini kabul etti? Yargıtay, davacının 1 Mayıs 1994 ile 31 Ocak 2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabul edilmesi gerektiğine karar verdi. Sonraki çalışma dönemlerinin ise SGK kayıtlarına göre belirlenmesini istedi.
Yargıtay işçilik alacaklarının miktarı hakkında kesin karar verdi mi? Hayır. Yargıtay, hizmet süresinin belirlenmesinde hata yapıldığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozdu ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderdi.
Kararın temel sonucu nedir? Hizmet süresi yalnızca SGK kayıtlarına göre belirlenemez. Dosyadaki tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir. Tanığın işçiyle akraba olması da beyanının tek başına dışlanmasını gerektirmez.[/vc_message][vc_column_text]
