Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Vergi İncelemesi, Yoklama, Defter ve Belge İsteme İle İlgili Bilgi İsteme Müesseselerinin Hukuki Niteliği ve Sınırları – Faruk TAŞYÜREK, YMM

Vergi incelemesi, yoklama, defter ve belge isteme ile bilgi isteme; vergi idaresinin vergilendirmeye ilişkin olayları ortaya çıkarmak ve doğru vergilendirmeyi sağlamak amacıyla başvurduğu,

Faruk TAŞYÜREK
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
E.Vergi Müfettişi
erkbilgif@gmail.com

Her Defter ve Belge Talebi Vergi İncelemesi midir?

ÖZET

Vergi incelemesi, yoklama, defter ve belge isteme ile bilgi isteme; vergi idaresinin vergilendirmeye ilişkin olayları ortaya çıkarmak ve doğru vergilendirmeyi sağlamak amacıyla başvurduğu, ancak hukuki nitelikleri birbirinden farklı olan müesseselerdir. Uygulamada bu ayrımın yeterince gözetilmemesi; bilgi isteme adı altında geniş kapsamlı defter ve belge talep edilmesi, yoklamanın geçmiş dönem hesaplarının denetimine dönüştürülmesi veya her ibraz talebinin vergi incelemesine başlanıldığı şeklinde değerlendirilmesi sonucunu doğurabilmektedir. Çalışmada, söz konusu müesseseler Vergi Usul Kanunu ve ilgili ikincil düzenlemeler esas alınarak karşılaştırılmakta; özellikle vergi incelemesinde genel inceleme yetkisi ile somut inceleme görevlendirmesi arasındaki fark üzerinde durulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Vergi incelemesi, yoklama, görevlendirme yazısı, defter ve belge ibrazı, bilgi isteme, mükellef hakları.

I- GİRİŞ

213 sayılı Vergi Usul Kanununda vergilendirmeye ilişkin maddi olayların araştırılması, beyanların doğruluğunun denetlenmesi ve gerekli bilgilerin toplanması için birbirinden farklı usuller öngörülmüştür. Yoklama VUK’un 127 ilâ 133’üncü maddelerinde, vergi incelemesi 134 ilâ 141’inci maddelerinde, bilgi toplama 148 ve devamı maddelerinde, defter ve belgelerin muhafaza ve ibrazı ise 253 ilâ 256’ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu sistematik dahi kanun koyucunun söz konusu müesseseleri aynı hukuki işlem olarak kabul etmediğini göstermektedir.

Bununla birlikte, bu müesseselerin tamamında bilgiye ve belgeye ulaşılması söz konusu olduğundan, uygulamada sınırlar birbirine yaklaşabilmektedir. Yoklama sırasında bazı kayıtlar kontrol edilebilmekte, vergi incelemesinde bilgi istenebilmekte, bilgi isteme yazısına belge örneklerinin eklenmesi talep edilebilmekte ve vergi incelemesi dışında da belirli belgelerin ibrazı istenebilmektedir. Bu nedenle ayrım, yalnızca talep edilen evrakın adına göre değil; işlemin amacı, kapsamı, hukuki dayanağı, işlemi yapan kişi ve ulaşılmak istenen sonuç birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”orange” icon_fontawesome=”fa fa-gg”]İşlemin hukuki niteliğini yazının başlığı değil; amacı, kapsamı, dayanağı ve doğurduğu sonuç belirler.[/vc_message][vc_column_text]

Bu çalışmanın temel amacı; yoklamanın hangi noktada vergi incelemesine yaklaştığını, defter ve belge istemenin hangi hâllerde bağımsız bir ibraz yükümlülüğü olduğunu, bilgi isteme yetkisinin sınırlarını ve özellikle vergi incelemesine başlamak için neden somut bir görevlendirmenin zorunlu bulunduğunu mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde ortaya koymaktır.

II- YOKLAMA MÜESSESESİ

1. Yoklamanın amacı ve kanuni kapsamı

VUK’un 127’nci maddesinde yoklamanın amacı; mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve konuları araştırmak ve tespit etmek olarak belirlenmiştir. Düzenlemenin ağırlık noktası “araştırma ve tespit”tir. Yoklama, çoğunlukla işyerindeki mevcut fiilî durumun, faaliyetin, mükellefiyetle bağlantılı maddi olayların ve belge düzeninin yerinde belirlenmesine hizmet eder.

Aynı maddede yoklamaya yetkili kişilere, belirlenen usuller dâhilinde günlük hasılatı tespit etme; ödeme kaydedici cihaz kullanımına ve günlük kayıt düzenine ilişkin kontroller yapma; faturasız mal bulunup bulunmadığını araştırma; nakil vasıtalarını durdurma ve taşıma belgelerini kontrol etme gibi özel yetkiler verilmiştir. Bu yetkilerin her biri, yoklamanın yalnızca “işyerinin açık olup olmadığını” belirleyen dar bir işlem olmadığını, ancak yine de kanunda çizilmiş bir tespit alanı içinde yürütülmesi gerektiğini göstermektedir.

2. Yoklamaya yetkili olanlar ve şekle ilişkin güvenceler

VUK’un 128’inci maddesine göre yoklama; vergi dairesi müdürleri, yoklama memurları, yetkili makamlarca yoklama işiyle görevlendirilenler, vergi incelemesine yetkili olanlar ve gelir uzmanları tarafından yapılabilir. Vergi Müfettişlerinin yoklamaya yetkili kişiler arasında sayılması, yaptıkları her tespitin vergi incelemesi olduğu anlamına gelmez. Yapılan işlemin hukuki niteliği, kullanılan unvandan değil, işlemin amacı ve dayanağından hareketle belirlenmelidir.

VUK’un 129’uncu maddesi uyarınca yoklama yapanların, yoklama yetkisini gösteren fotoğraflı resmî belgeyi kendilerinden sorulmasa dahi ilgililere göstermeleri gerekir. VUK’un 130’uncu maddesinde yoklamanın her zaman yapılabileceği ve zamanının ilgiliye önceden bildirilmeyeceği; 131’inci maddesinde ise yoklama sonuçlarının tutanak niteliğindeki yoklama fişine geçirileceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla yoklama, şekilsiz ve kayıtsız bir gözlem değil, kanunda belirtilen yetkili kişilerce ve belirli usule bağlı olarak yapılan idari bir tespit işlemidir.

3. Yoklamanın vergi incelemesinden ayrıldığı nokta

Yoklama sırasında işyerindeki emtia, çalışan sayısı, faaliyet konusu, belge düzeni, günlük hasılat veya belirli bir maddi olay tespit edilebilir. Buna karşılık birden fazla hesap dönemine ait bütün alış ve satışların, maliyet unsurlarının, KDV indirimlerinin, giderlerin ve beyan edilen matrahın doğruluğunun bütün yönleriyle araştırılması, yoklamanın tespit fonksiyonunu aşarak vergi incelemesinin amacına yaklaşır.

Yoklama fişinde yer alan tespitlerin daha sonra vergi tarhına, cezaya, mükellefiyet tesisine veya vergi incelemesine dayanak teşkil edebilmesi mümkündür. Ancak yoklama fişinin başka bir idari işleme dayanak olması, yoklamayı geriye dönük olarak vergi incelemesine dönüştürmez. Yoklama ile vergi incelemesi arasındaki temel fark, tespitin kullanılacağı yerden önce tespitin hangi amaç ve kapsamda yapıldığıdır.

Bu nedenle yoklama yetkisi, vergi incelemesi için öngörülen görevlendirme, konu ve dönem sınırı ile mükellefe bildirim yükümlülüğünü etkisiz bırakacak biçimde kullanılamaz. Vergi Müfettişinin yoklama yapmaya da yetkili olması, görevlendirme bulunmayan bir mükellefin bütün hesaplarını yoklama adı altında inceleme imkânı vermez.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”success” icon_fontawesome=”fa fa-gg”]Yoklama maddi durumu tespit eder; vergi incelemesi ise ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırır.[/vc_message][vc_column_text]

III- VERGİ İNCELEMESİ VE GÖREVLENDİRME ŞARTI

1. Vergi incelemesinin amacı ve incelemeye yetkili olanlar

VUK’un 134’üncü maddesine göre vergi incelemesinin amacı, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Gerekli görülmesi hâlinde inceleme, işletmeye dâhil iktisadi kıymetlerin fiilî envanterine ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine kadar genişleyebilir. Bu kapsam, vergi incelemesini yoklamadan daha derin, geçmiş dönem kayıtları ve vergisel sonuçlar üzerinde yoğunlaşan bir denetim faaliyeti hâline getirmektedir.

Vergi incelemesini yapabilecek kişiler VUK’un 135’inci maddesinde sayılmıştır. Ancak bir kişinin kanun gereğince vergi incelemesi yapmaya yetkili olması, istediği mükellef hakkında, istediği konu ve dönem yönünden kendiliğinden inceleme başlatabileceği anlamına gelmez. Vergi incelemesinde “genel yetki” ile “somut görevlendirme” birbirinden ayrılmalıdır.

2. Vergi incelemesi yazılı görev üzerine yürütülür

Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde vergi inceleme görevinin yazı ile verileceği; görev yazısında nezdinde inceleme yapılacak kişi veya konuya, incelemenin türüne, gerekçesine, dönemine ve süresine ilişkin hususların yer alacağı düzenlenmiştir. Aynı maddede incelemenin yalnızca görev yazısında belirtilen konu ve dönemle sınırlı yürütüleceği, konu ve dönem dışında kalan hususlar için mükelleften bilgi ve belge istenemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinin 36’ncı maddesinin ikinci fıkrası da aynı ilkeyi Vergi Müfettişleri yönünden açık biçimde ortaya koymaktadır. Buna göre görevler Vergi Müfettişlerine Başkanlıkça veya uygun görülen hâllerde ilgili Daire Başkanlığınca verilir; usulüne uygun görevlendirme yapılmadıkça Vergi Müfettişleri kendiliklerinden vergi incelemesi, teftiş, denetim ve soruşturma yapamazlar.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”blue” icon_fontawesome=”fa fa-gg”]Yetkili olmak, görevlendirilmiş olmak değildir; unvan, görev yazısının yerine geçmez.[/vc_message][vc_column_text]

Bu düzenleme, vergi incelemesinin denetim elemanının kişisel tercihine bırakılmadığını göstermektedir. İncelemeye alınacak mükellefin, konunun ve dönemin idari iş bölümü ve görev verme süreci içerisinde belirlenmesi gerekir. Böylece hem inceleme yetkisinin sınırı çizilmekte hem de aynı mükellef üzerinde sebebi ve kapsamı belirsiz bir denetim yürütülmesinin önüne geçilmektedir.

3. “Re’sen inceleme yetkisi” görevlendirmesiz inceleme anlamına gelmez

Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinin 27’nci maddesinde, yetki sınavında başarılı olan Vergi Müfettiş Yardımcılarına re’sen inceleme, teftiş ve soruşturma yetkisi verileceği belirtilmiştir. Buradaki “re’sen” ifadesi, müfettiş yardımcısının verilen görevi bir Vergi Müfettişinin refakati olmaksızın yürütebilmesini ifade eder. Bu yetki, mükellefi ve inceleme konusunu kendiliğinden seçme veya herhangi bir görev olmadan inceleme başlatma yetkisi değildir. Nitekim aynı Yönetmeliğin 36’ncı maddesi, usulüne uygun görevlendirme bulunmadıkça re’sen vergi incelemesi yapılamayacağını ayrıca düzenlemiştir.

4. Görev yazısı ile incelemeye başlama bildirimi aynı belge değildir

Görevlendirme yazısı idare içinde düzenlenen ve inceleme elemanının görev alanını belirleyen işlemdir. Mükellefe yapılacak bildirim ise VUK’un 140’ıncı maddesine dayanır. Bu madde uyarınca incelemeye tabi olana incelemenin konusu ve incelemeye başlanıldığı hususu yazıyla bildirilir. 1 Temmuz 2022’den itibaren incelemeye başlama tutanağı kaldırılmış, incelemeye yazılı bildirimle başlanması esası benimsenmiştir.

Mükellefe mutlaka görev yazısının bir örneğinin verilmesi ile idari kayıtlarda geçerli bir görevlendirmenin bulunması farklı hususlardır. Mükellefe verilmesi gereken belge kural olarak incelemeye başlama bildirimidir; buna karşılık inceleme elemanının somut konu ve dönem bakımından usulüne uygun görevlendirilmiş olması zorunluluğu devam eder.

5. İnceleme sırasında yeni bir hususun ortaya çıkması

Yürütülen inceleme sırasında görev yazısındaki konu veya dönemden farklı bir hususta eleştiriyi gerektiren durum tespit edilirse, inceleme elemanının incelemeyi tek taraflı olarak genişletmesi değil, durumu görevi veren makama bildirmesi gerekir. Yeni konu, dönem veya başka bir mükellef yönünden inceleme ihtiyacı doğması hâlinde ek ya da yeni görevlendirme süreci işletilmelidir. Bununla birlikte görev yazısındaki inceleme konusuna giren aynı tespitin farklı bir vergi türünde rapor düzenlenmesini gerektirmesi, Yönetmelikte belirtilen şartlarla yeni görevlendirme gerektirmeyebilir.

Dolayısıyla görevlendirme şartı yalnızca incelemeye başlanılan ilk anda değil, incelemenin kapsamı genişletilmek istendiğinde de önem taşır. Görev sınırlarının aşılması, buna dayanılarak düzenlenen rapor ve yapılan tarhiyatın yetki ve usul yönünden hukuka uygunluğu konusunda ciddi tartışma doğurur.

IV- DEFTER VE BELGE İSTEMENİN HUKUKİ NİTELİĞİ

1. Muhafaza ve ibraz yükümlülüğü

VUK’un 253’üncü maddesi, tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter ve belgelerin ilgili bulundukları yılı izleyen takvim yılından başlayarak kanunda öngörülen süre boyunca muhafaza edilmesini düzenlemektedir. VUK’un 256’ncı maddesi ise muhafaza edilen defter, belge ve karneler ile elektronik ortamdaki kayıtların ve bunlara erişim için gerekli bilgi ve şifrelerin, muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve incelemeye sunulmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu düzenleme bir vergi denetim türü değil, mevcut kayıtların yetkili kişilere sunulmasına ilişkin bir ödevdir. Defter ve belge isteme; vergi incelemesi, KDV iadesi, mükellefiyet tesisi, belirli bir işlemin doğrulanması veya kanunun izin verdiği başka idari süreçlerde kullanılabilir. Bu nedenle bir yazıda belge istenmiş olması, tek başına vergi incelemesine başlanıldığı sonucunu doğurmaz.

2. Talebin dayanağı ve kapsamı belirleyicidir

Bir ibraz talebinin hukuki niteliği belirlenirken öncelikle talepte bulunan makamın yetkisi, gösterilen kanuni dayanak, istenen belgelerin dönemi ve kapsamı ile belgelerin hangi işlemde kullanılacağı incelenmelidir. Belirli bir faturanın, ödeme belgesinin veya sözleşmenin bir başvurunun sonuçlandırılması için istenmesi ile birden fazla hesap dönemine ait bütün yasal defterlerin, alış-satış faturalarının, banka hareketlerinin ve maliyet kayıtlarının ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak üzere istenmesi aynı nitelikte değildir.

Vergi incelemesi kapsamında defter ve belge istenmesi hâlinde VUK’un 139 ve 140’ıncı maddeleri ile ilgili Yönetmelik hükümleri birlikte uygulanır. Güncel düzenlemeye göre incelemeler esas itibarıyla dairede yapılır; incelemeye tabi olanın defter ve belgelerini ibraz etmesi yazılı olarak istenir. İbraz yazısında istenen defter ve belgelerin, ibraz süresinin, yerinin ve ibraz edilmemesinin sonuçlarının açıkça gösterilmesi hukuki güvenlik bakımından önem taşır. Elektronik tutulmasına izin verilen defter ve belgelerin Bakanlıkça oluşturulan sistem üzerinden elektronik ortamda ibrazı esastır.

3. Defter-belge talebi ile bilgi talebi arasındaki fark

Defter ve belge istemede talebin konusu daha önce oluşturulmuş, mevcut ve muhafazası zorunlu kayıtların kendisidir. Bilgi istemede ise belirli bir olay, işlem veya ticari ilişki hakkında açıklama ve veri edinilmesi ön plandadır. Bununla birlikte bilgi talebinin doğrulanması için fatura, dekont veya sözleşme örneği istenmesi mümkündür. Bu nedenle ayrım, yazıya belge eklenip eklenmediğine göre değil, talebin ağırlık merkezine göre yapılmalıdır.

4. Yeminli Mali Müşavirlerin belge talebi

VUK’un 256’ncı maddesinde ibraz yükümlülüğünün, tasdike konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere Yeminli Mali Müşavirlerin talepleri bakımından da geçerli olduğu düzenlenmiştir. Bu yetki, tasdike konu işleme doğrudan veya silsile yoluyla taraf olan kişilerden, yalnızca doğrulama için gerekli kayıt ve belgelerin talep edilmesini kapsar.

YMM tarafından yapılan karşıt inceleme veya belge teyidi, VUK’un 134’üncü maddesi anlamında vergi incelemesi değildir. YMM’nin yetkisi tasdik konusu ve bu konunun doğrulanması için gerekli kayıtlarla sınırlıdır; karşıt inceleme yapılan kişinin bütün hesap dönemlerinin ve vergi matrahının genel olarak denetlenmesi sonucunu doğurmaz. Burada da yetkinin amacı ve sınırı, talep edilebilecek belgelerin kapsamını belirlemektedir.

5. Her ibraz etmeme fiili aynı sonucu doğurmaz

Kanuni defterlerin vergi incelemesine yetkili kişilere usulüne uygun inceleme talebine rağmen ibraz edilmemesi ile bir bilgi isteme yazısına destekleyici belge eklenmemesi aynı fiil değildir. Talebin dayanağı, usulü, tebliği, verilen süre, istenen belgenin varlığı ve ibrazı engelleyen mücbir sebep ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu ayrım, uygulanacak idari ceza, re’sen tarh nedeni ve ceza hukuku bakımından doğabilecek sonuçların belirlenmesinde önem taşır.

V- BİLGİ İSTEME MÜESSESESİ VE SINIRLARI

1. VUK’un 148 ve devamı maddelerindeki düzenleme

VUK’un 148’inci maddesine göre kamu idare ve müesseseleri, mükellefler ile mükelleflerle işlemde bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler; Bakanlığın veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermekle yükümlüdür. Bilgi yazılı veya sözlü olarak istenebilir. Sözlü talebe cevap verilmemesi hâlinde talebin yazıyla tekrarlanması ve cevap için uygun süre verilmesi gerekir. Sadece bilgi alınması amacıyla ilgilinin vergi dairesine zorla getirilmesi mümkün değildir.

VUK’un 149’uncu maddesi, kamu idareleri ile gerçek ve tüzel kişilere Bakanlıkça veya vergi dairesince yazılı olarak istenecek bilgileri belirli aralıklarla ve devamlı olarak verme yükümlülüğü getirilebilmesine imkân tanımaktadır. VUK’un 151’inci maddesinde ise bilgi vermekten kaçınılamayacağı genel kuralı yanında haberleşme, sağlık ve mesleki sır gibi alanlara ilişkin sınırlı istisnalar düzenlenmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde bilgi isteme yetkisinin geniş olmakla birlikte sınırsız olmadığı görülmektedir.

2. Bilgi istemenin konusu

Bilgi isteme; belirli bir kişiyle ticari ilişki bulunup bulunmadığı, malın kimden teslim alındığı, ödemenin hangi yöntemle yapıldığı, faturanın hangi mal veya hizmete ilişkin olduğu, sevkin hangi adrese yapıldığı veya belirli bir dönemdeki işlem tutarlarının ne olduğu gibi hususları kapsayabilir. Talebin cevaplandırılabilmesi için mevcut kayıtlardan liste hazırlanması veya açıklamayı destekleyen belge örneklerinin sunulması da istenebilir.

Buna karşılık bilgi isteme adı altında mükellefin birden fazla döneme ait bütün yasal defterlerinin, faturalarının, banka hesaplarının, stok ve maliyet kayıtlarının alınarak bu veriler üzerinden beyan edilen matrahın ve ödenmesi gereken verginin doğruluğunun bütün yönleriyle araştırılması hâlinde, işlemin salt bilgi isteme sınırında kalıp kalmadığı değerlendirilmelidir.

3. Bilgi isteme yetkisi inceleme görevlendirmesinin yerine geçmez

VUK’un 148’inci maddesinin vergi incelemesine yetkili kişilere bilgi isteme yetkisi vermesi, somut inceleme görevi bulunmayan bir mükellef nezdinde fiilen vergi incelemesi yürütülebileceği anlamına gelmez. Vergi Müfettişi, başka bir mükellef hakkında yürüttüğü görevlendirilmiş inceleme kapsamında karşıt bilgi isteyebilir; belirli bir işlem, fatura veya ticari ilişki hakkında açıklama talep edebilir. Ancak bu yetki, hakkında inceleme görevi bulunmayan kişinin bütün hesaplarının denetlenmesi amacıyla kullanılamaz.

Aksi yorum, Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliğinin 36’ncı maddesindeki görevlendirme zorunluluğunu ve Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesindeki konu-dönem sınırını işlevsiz hâle getirir. Kanunun bilgi toplama için verdiği araç, vergi incelemesine özgü usul ve mükellef güvencelerini dolanmanın yöntemi olarak kullanılamaz.

4. Dört müessesenin temel ayrımı

Müessese Ağırlık Merkezi Temel Sonuç
Yoklama Mevcut maddi olayın ve fiilî durumun tespiti Yoklama fişi ve idari tespit
Vergi incelemesi Ödenmesi gereken verginin doğruluğunun araştırılması İnceleme raporu veya kabul raporu
Defter-belge isteme Mevcut ve muhafazası gereken kayıtların ibrazı Kayıtların ilgili süreçte değerlendirilmesi
Bilgi isteme Olay, işlem veya ilişki hakkında veri ve açıklama Bilgi cevabı, liste veya destekleyici belge

Bu ayrım mutlak ve mekanik değildir. Aynı süreçte hem bilgi hem belge talep edilebilir; yoklama tespiti daha sonra incelemeye sebep olabilir; vergi incelemesi sırasında yoklama niteliğinde fiilî tespit yapılabilir. Önemli olan, her yetkinin kendi kanuni amacı, yetkili kişisi, usulü ve kapsamı içinde kullanılmasıdır.

VI- TALEBE UYULMAMASININ SONUÇLARI VE GENEL DEĞERLENDİRME

1. Özel usulsüzlük cezası yönünden

VUK’un mükerrer 355’inci maddesinde, Kanunun bilgi verme ve ibraz yükümlülüklerine ilişkin hükümlerine uyulmaması hâlinde özel usulsüzlük cezası öngörülmüştür. Bununla birlikte ceza uygulanabilmesi için talebin yetkili makam tarafından, hukuki dayanağı ve kapsamı belirli şekilde yöneltilmiş olması; tebliğ, süre ve yaptırım uyarısına ilişkin şartların somut olayda değerlendirilmesi gerekir. Düzenleyici işlemlerle önceden duyurulan yükümlülüklere ilişkin özel hükümler saklıdır.

Bilginin hiç verilmemesi, eksik veya yanıltıcı verilmesi, belirli bir belge örneğinin sunulmaması ve kanuni defterlerin ibraz edilmemesi aynı davranışlar değildir. Fiilin doğru nitelendirilmesi, uygulanacak yaptırımın da doğru belirlenmesini sağlar.

2. Gizleme suçu ve re’sen tarh yönünden

VUK’un 359’uncu maddesinde düzenlenen gizleme fiili bakımından, varlığı noter tasdik kayıtları veya diğer suretlerle sabit olan defter ve belgelerin vergi incelemesi sırasında vergi incelemesine yetkili kişilere ibraz edilmemesi önem taşır. Bu nedenle her bilgi vermeme veya her belge sunmama fiili kendiliğinden kaçakçılık suçu oluşturmaz. Vergi incelemesinin bulunması, talebin yetkili kişi tarafından yapılması, ibrazı istenen defter ve belgelerin varlığı ve diğer kanuni unsurlar birlikte aranmalıdır.

Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi aynı zamanda VUK’un re’sen tarha ilişkin hükümleri ve özellikle KDV indirimlerinin belgelendirilmesi bakımından vergisel sonuçlar doğurabilir. Ancak mücbir sebep, defter ve belgelerin zayi olması, talebin usulsüz tebliği veya talep edilen kaydın kanunen muhafaza yükümlülüğü kapsamında bulunmaması gibi durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

3. Gelen yazının değerlendirilmesinde izlenecek sıra

Mükellefe veya meslek mensubuna gelen bir yazı yalnızca başlığına bakılarak değerlendirilmemelidir. Öncelikle yazıyı gönderen makam ve kişinin yetkisi, dayanak gösterilen madde, istenen bilgi veya belgelerin dönemi, cevap süresi, yaptırım uyarısı ve talebin hangi işlem kapsamında yöneltildiği belirlenmelidir. Vergi incelemesine başlanıldığı bildiriliyorsa konu ve dönem açık olmalı; talep görev kapsamını aşmamalıdır. Bilgi isteme yazısı ise sorulan olay veya ilişkinin sınırları anlaşılabilir biçimde ortaya konulmalıdır.

Kapsamı belirsiz veya birbiriyle ilgisiz çok sayıda dönem ve hesabı içeren taleplerde, cevap süresi kaçırılmadan mevcut bilgi ve belgeler sunulmalı; aynı zamanda talebin kapsamı ve hukuki dayanağına ilişkin açıklama yazılı olarak istenmelidir. Sunulan belgeler listeye bağlanmalı, teslim veya elektronik gönderim kaydı saklanmalı ve mükellefin katılmadığı değerlendirmeler açıkça belirtilmelidir.

VII- SONUÇ

Vergi incelemesi, yoklama, defter ve belge isteme ile bilgi isteme aynı genel amaca hizmet etmekle birlikte hukuken birbirinden farklı müesseselerdir. Yoklama, mükellefiyetle ilgili maddi olayları ve fiilî durumu tespit eder. Vergi incelemesi, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırır. Defter ve belge isteme, mevcut kayıtların ibrazına ilişkin bir yükümlülük; bilgi isteme ise belirli olay ve işlemler hakkında veri ve açıklama edinme yöntemidir.

Her defter ve belge talebi vergi incelemesi olmadığı gibi, her bilgi isteme yazısı da incelemeye başlanıldığı anlamına gelmez. Ancak idarenin işleme verdiği ad tek başına belirleyici değildir. Bilgi isteme adı altında mükellefin bütün hesapları inceleniyor veya yoklama adı altında geçmiş dönem matrahı baştan sona denetleniyorsa, işlemin gerçek hukuki niteliği amacı ve kapsamı esas alınarak değerlendirilmelidir.

Vergi incelemesi yönünden en önemli husus, incelemeyi yapan kişinin yalnızca VUK’un 135’inci maddesi kapsamında genel yetkiye sahip olması değildir. Somut mükellef, konu ve dönem bakımından usulüne uygun biçimde görevlendirilmiş olması da gerekir. Vergi Müfettişleri dahi geçerli bir görevlendirme olmadan kendiliklerinden vergi incelemesine başlayamazlar. İnceleme sırasında farklı konu, dönem veya mükellef yönünden eleştiri ihtiyacı doğduğunda görev kapsamı tek taraflı genişletilmemeli, yeni veya ek görevlendirme süreci işletilmelidir.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”green” icon_fontawesome=”fa fa-gg”]Bilgi isteme ve yoklama yetkisi, vergi incelemesine ilişkin görevlendirme ve usul güvencelerini aşmanın aracı hâline getirilemez. [/vc_message][vc_column_text]

Sonuç itibarıyla doğru vergilendirme kadar, doğru usulle vergilendirme de hukuk devletinin gereğidir. İdarenin denetim ve bilgi edinme yetkisi korunurken, her müessese için kanunda öngörülen yetki, görev, konu, dönem ve şekil sınırlarının gözetilmesi; hem kamu alacağının hem de mükellefin hak ve hukukunun birlikte korunmasını sağlar.

YARARLANILAN MEVZUAT:

– 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (özellikle md. 127-141, 148-152, 253-256, mükerrer 355 ve 359);

– Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği (RG: 07.04.2021, Sayı: 31447), md. 27 ve 36;

– Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik (RG: 31.10.2011, Sayı: 28101), özellikle md. 5, 6, 9 ve 12 ile ilgili değişiklikler;

7338 sayılı Kanun ve 28.06.2022 tarihli Yönetmelik değişiklikleri.

Exit mobile version