Site icon Alomaliye.com Güncel Mevzuat, Muhasebe, Ekonomi, Vergi, SGK Haberleri

Ücretin Korunması

Türk Borçlar Kanunu’nda Çalışan Hakları Yazı Dizisi – 6

Ücretin Korunması

Mevzuat Kesim Tarihi: 29 Eylül 2026

Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 407, 410 ve 144; ücretin ödeme biçimini, hesap pusulasını, işverenin takas yetkisinin sınırlarını ve ücretin haciz, devir ve rehin karşısındaki korumasını birlikte kurar. İşveren, salt zarar iddiasına veya önceden hazırlanmış genel bir sözleşme kaydına dayanarak ücretten tek taraflı kesinti yapamaz; kast ve yargı kararı istisnası da yalnız haczedilebilir bölümle sınırlıdır.

Yazı Dizisinin Altıncı Makalesi Bu çalışma, Türk Borçlar Kanunu’nda çalışan haklarını inceleyen yazı dizisinin altıncı makalesidir. Önceki makalede (Yazı Dizisi 5: Ücret Ve Ücret Niteliğindeki Çalışan Alacakları) alacakların doğumu ve ödeme zamanı ele alınmıştı. Bu bölüm, hak edilen tutarın işçiye gerçekten, izlenebilir biçimde ve kanunun koruduğu sınırlar içinde ulaşmasını konu almaktadır.

Türk Borçlar Kanunu’nda Çalışan Hakları Yazı Dizisi
Türk Borçlar Kanunu’nun Çalışanlara Uygulanması: İşçi, İşveren Ve Hizmet Sözleşmesi (1) Türk Borçlar Kanunu’nun Çalışanlara Uygulanması: Hizmet Sözleşmesinin Tanımı Ve Kurulması (2) Hizmet Sözleşmesi Türleri: Süre, Çalışma Biçimi Ve Ücret Modeli (3) TBK İşçinin Temel Borçları: Özen, Sadakat, Talimat Ve Sorumluluk (4) Ücret Ve Ücret Niteliğindeki Çalışan Alacakları (5) Ücretin Korunması (6)

Özet

Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 407, ücret, prim, ikramiye ve benzeri istihkakların banka aracılığıyla ödenmesini düzenleme yetkisi verir; yükümlülüğe tabi ödemelerin banka hesabı dışında yapılmasını yasaklar ve her ödeme döneminde hesap pusulası verilmesini emreder. Banka zorunluluğunun somut kapsamı ikincil mevzuattan belirlenir.[1][2]

1 Temmuz 2025’ten itibaren Yönetmeliğin m. 6, 7, 8 ve 10 hükümlerindeki eşik beşten üçe indirilmiştir. Bununla birlikte, Yönetmelik m. 5’te salt TBK kapsamındaki hizmet ilişkileri için ayrı bir belirleme mekanizması korunmuştur. Bu nedenle Yönetmelik m. 10’daki üç çalışan eşiği, çalışanın önce hangi kanuna tabi olduğu saptanmadan bütün hizmet ilişkilerine otomatik uygulanamaz; somut ödeme tarihinde ayrıca yürürlükte bulunan idari düzenlemeler de kontrol edilmelidir.[3][4]

İşveren, işçiden olan alacağını ücret borcuyla kural olarak ancak işçinin rızasıyla takas edebilir. Rıza aranmayan tek kanuni istisna; işçinin kasten sebep olduğu, yargı kararıyla sabit zarar alacağının ücretin haczedilebilir kısmı kadar takasıdır. İhmal iddiası, işyeri tutanağı, sayım açığı veya genel bir sözleşme maddesi bu koşulların yerine geçmez.[5][6]

TBK m. 410, aylık ücretin dörtte birinden fazlasının haczedilmesini, devredilmesini ve rehnedilmesini önler; gelecekteki ücret alacağının devrini ve rehnini bütünüyle geçersiz sayar. Nafaka alacaklılarının hakları ile hâkimin aile bireyleri için takdir edeceği miktar ayrıca korunur. TBK m. 144 ise geçim için zorunlu işçi ücretinin takasını, takas hakkı doğduktan sonraki rızaya bağlayan genel korumayı tamamlar.[7][8][9]

Giriş

Ücretin doğmuş olması, tek başına etkili koruma sağlamaz. Ödeme elden ve kayıtsız yapılmışsa ispat güçleşir; ücret pusulası verilmemişse brüt tutar, eklemeler ve kesintiler görünmez; işveren zarar iddiasını tek yanlı kesintiye dönüştürürse işçi geçim aracından mahrum kalabilir; haciz, devir veya rehin yoluyla gelecekteki ücret üzerinde tasarruf kurulursa işçinin ekonomik bağımlılığı ağırlaşır. TBK bu riskleri birbirini tamamlayan kurallarla sınırlar.

Bu makale 29 Eylül 2026 itibarıyla TBK m. 407, m. 410 ve m. 144’ü merkez alır. 4857 sayılı İş Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, banka ödemesi Yönetmeliği ve özel iş kanunları yalnız TBK korumasının uygulamadaki sınırlarını açıklamak için kullanılmıştır. İşçinin tabi olduğu kanun ve somut ödeme dönemi belirlenmeden yalnız ‘personel’ veya ‘maaş’ etiketine göre sonuç kurulamaz.

Ücret Korumasının TBK’daki Sistematiği

İş Kanunu’nun genel kapsamı dışında kalan bazı işyerlerinde de ücret korumasına ilişkin hükümler uygulanır. 4857 sayılı Kanun m. 113 uyarınca, m. 4/1-b ve m. 4/1-ı bentlerinde belirtilen işyerlerinde çalışan işçiler hakkında m. 32, 35, 37 ve 38 ile bunlara ilişkin ceza hükümleri geçerlidir. Bu nedenle ücret koruması yalnız genel kapsam ayrımına göre belirlenmemelidir. Banka aracılığıyla ödeme zorunluluğunun kapsamı ise ayrıca ilgili Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilir.

Koruma Alanı Dayanak Temel Sonuç
Ödeme kanalı TBK m. 407/1 ve Yönetmelik Zorunluluğa tabi ödemeler özel banka hesabı dışında yapılamaz; istisnai imkânsızlıkta PTT kullanılır.
Hesap pusulası TBK m. 407/1; 4857 m. 37 Her ödeme döneminde işçiye hesap verilir; İş Kanunu m. 37’nin uygulandığı ilişkilerde dönem, eklemeler ve kesintiler ayrıca gösterilir.
Takas TBK m. 407/2 ve m. 144 İşçinin rızası olmadan ücret işveren alacağıyla takas edilemez; dar bir kast ve yargı kararı istisnası vardır.
Ücretin kullanım özgürlüğü TBK m. 407/3 Ücretin işveren yararına kullanılmasını zorunlu kılan anlaşma geçersizdir.
Haciz, devir ve rehin TBK m. 410; İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 83 Aylık ücrette dörtte birlik sınır, nafaka/aile koruması ve sıra düzeni birlikte uygulanır.
Gelecek ücret TBK m. 410/2 Henüz doğmamış ücret alacağının devri veya rehni geçersizdir.

Tablo 1 — TBK’daki ücret koruması, aynı ödemenin farklı risklerine karşı kurulan tamamlayıcı bir bütündür.

Ücret, Prim, İkramiye Ve Benzeri Alacakların Banka Aracılığıyla Ödenmesi

TBK m. 407/1, ücretin bankadan ödenmesine ilişkin çerçeveyi kanun düzeyinde kurar. Hangi işveren veya üçüncü kişilerin zorunlu tutulacağı; işletme büyüklüğü, çalışan sayısı, işyerinin bulunduğu yer ve benzeri ölçütlerle ikincil mevzuatta somutlaştırılır. 700 sayılı KHK‘nin 190. maddesinden sonra TBK m. 407/1’in güncel lafzında bu belirleme yetkisi Cumhurbaşkanlığına aittir; Yönetmelikteki eski idari makam adları güncel kanuni yetkiyi değiştirmez. Zorunluluğa giren işveren, ücret, prim, ikramiye ve aynı nitelikteki istihkakı özel olarak açılan hesap dışında ödeyemez.[10][11]

Banka kanalı, ücret borcunu yalnızca ‘şeklen’ yerine getiren bir araç değildir. Ödeme tarihi, tutarı, göndereni ve alıcısı bakımından iz bırakır. Bununla birlikte dekonttaki toplam tutar, hangi dönemin temel ücreti, primi, ikramiyesi veya fazla çalışma karşılığı olduğunu her zaman açıklamaz. Bu nedenle hesap açıklaması ve hesap pusulası, banka kaydının ayrılmaz tamamlayıcılarıdır.[12][13]

Temel Ayrım: Bankadan ödeme, ücretin doğru hesaplandığını kendiliğinden kanıtlamaz. İşverenin tek taraflı düzenlediği hesap pusulası veya tahakkuk bordrosu da tek başına fiilî ödemenin yapıldığını kanıtlamaz. İşçinin imzasını taşıyan ve ödemenin alındığını gösteren belgelerin ispat değeri ise belgenin içeriği, ihtirazi kayıt, imza uyuşmazlığı ve diğer delillerle birlikte ayrıca değerlendirilir.

Banka Zorunluluğunun İkincil Mevzuatla Belirlenmesi

Yönetmelik, çalışan grubuna göre farklı maddeler kurar. 4 Haziran 2025 tarihli değişiklik yalnız m. 6, 7, 8 ve 10’daki sayısal eşikleri üçe indirmiştir. Değişiklik m. 5’i değiştirmediği için ‘Türkiye genelinde en az üç çalışanı olan her işveren’ biçimindeki genelleme, salt TBK kapsamındaki ilişkiler yönünden isabetli değildir. Yönetmelik m. 5, bu ilişkiler bakımından ayrı bir idari belirleme mekanizması öngörür; somut ödeme tarihinde yürürlükte bulunan ayrıca yayımlanmış düzenlemeler kontrol edilmelidir.[14][15]

Çalışan Grubu 29.09.2026 İtibarıyla Kural Dikkat
4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki işçi İşverenin Türkiye genelindeki işçi sayısı en az üçse net ödemeler bankadan yapılır (Yön. m. 10). Eşik işyeri bazında değil, Türkiye genelindeki toplam sayı üzerinden değerlendirilir.
5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna tabi gazeteci Türkiye genelinde en az üç gazeteci çalıştırılıyorsa banka zorunluluğu vardır (Yön. m. 6). Kanunun tam adı: Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun.
Gazeteci ve 4857 işçisinin birlikte çalıştığı basın işyeri Gazeteci ve işçi toplamı en az üçse banka zorunluluğu vardır (Yön. m. 7). Toplama hangi çalışanların dâhil olduğu kanuni statüye göre belirlenir.
854 sayılı Deniz İş Kanununa tabi gemiadamı Türkiye genelinde en az üç gemiadamı çalıştırılıyorsa banka zorunluluğu vardır (Yön. m. 8). Hizmet akdinde ödeme yeri, zamanı ve hesap numarası bakımından m. 9 da incelenir.
Yalnız TBK kapsamındaki hizmet ilişkisi Yön. m. 5, zorunluluğun getirilip getirilmeyeceğini ve kapsamını ayrı idari belirlemeye bırakır. Yönetmelik m. 10’daki üç kişi eşiği doğrudan kopyalanmamalı; önce tabi olunan kanun ve somut ödeme tarihinde yürürlükte bulunan idari düzenlemeler saptanmalıdır.

Tablo 2 — Eşikler 01.07.2025’ten beri üçtür; ancak Yönetmelik m. 5’in ayrı yapısı korunmuştur.

Banka şubesinin bulunmaması veya banka aracılığıyla ödeme yapılmasına imkân olmaması hâlinde Yönetmelik, ödemelerin T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü şubeleri aracılığıyla yapılmasını öngörür (m.11). Bu istisna dar yorumlanmalıdır; işveren yalnız ‘nakit ödeme daha kolaydı’ gerekçesiyle banka zorunluluğunu bertaraf edemez. Ayrıca ödeme açıklamasında ödemenin niteliği belirtilmelidir.[16]

Her Ödeme Döneminde Hesap Pusulası Verilmesi

TBK m. 407/1’in ‘her ödeme döneminde’ hesap pusulası verilmesini istemesi, bu belgenin yıllık veya işten ayrılışta topluca düzenlenmesini yeterli kılmaz. Aylık ödeme yapılıyorsa her ay; daha kısa kararlaştırılmış ödeme döneminde ise her dönem için ayrı pusula verilmelidir.[17]

TBK hükmü hesap pusulasının bütün sütunlarını tek tek saymaz. 4857 sayılı Kanun m. 37 ise bu hükmün uygulandığı ilişkilerde işçi için ödeme gününü, ilgili dönemi, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil gibi eklemeleri; vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi kesintileri ayrı ayrı göstermeyi gerektirir. TBK’ya tabi bir ilişkide de belgenin ‘hesap’ işlevini yerine getirebilmesi için en azından dönemi, brüt veya kararlaştırılmış tutarı, eklemeleri, yasal/diğer kesintileri ve net ödemeyi anlaşılır biçimde göstermesi gerekir.

Banka dekontunun bulunması hesap pusulası verme borcunu ortadan kaldırmaz. İşverenin tek taraflı pusula düzenlemesi de ödemenin yapıldığını tek başına göstermez; ödemenin alındığını gösteren imzalı belgelerin ispat değeri ayrıca değerlendirilir. Bordro, hesap pusulası, banka kaydı ve muhasebe kaydı arasındaki tutarsızlık somut uyuşmazlıkta açıklanmalıdır.[18][19]

Ücret Borcunun İşveren Alacağıyla Takası

Takas, karşılıklı ve muaccel aynı cins borçların, gerekli koşullarda daha az olan borç tutarınca sona ermesidir. ‘Mahsup’, ‘zarar kesintisi’, ‘cari hesap düzeltmesi’ veya ‘emanet kapatma’ gibi başka bir etiket kullanılması, işlem gerçekte işverenin kendi alacağını ücret borcundan düşürmesi ise TBK m. 407/2 korumasını ortadan kaldırmaz.[20][21]

Vergi ve sosyal güvenlik primi gibi kanuni kesintiler; icra müdürlüğünün ücret haczi yazısı; geçerli bir ücret kesme cezası ve işverenin kendi zarar alacağını takas etmesi aynı hukuki işlem değildir. Her birinin dayanağı, üst sınırı, bildirim ve ödeme usulü farklıdır.

İşlem Hukuki Nitelik Başlıca Koşul
Vergi ve SGK kesintisi Kanuni kesinti İlgili vergi ve sosyal güvenlik mevzuatına dayanır; işçi rızasına bağlı değildir.
İşverenin zarar alacağını düşmesi Takas Kural olarak işçinin rızası; istisnada kast + yargı kararı + haczedilebilir bölüm sınırı gerekir.
Ücret kesme cezası Disiplin yaptırımı 4857 sayılı Kanun m. 38 kapsamındaysa sözleşmesel sebep, bildirim, aylık üst sınır ve Bakanlık hesabına yatırma şartları uygulanır.
İcra müdürlüğü yazısı Cebri icra haczi İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve özel ücret koruma hükümleri uyarınca kesinti ve sıra uygulanır; kesilen tutar icra dosyasına gönderilir.
Avansın dönem ücretinden düşülmesi Ödeme hesabı / somut olaya göre takas Avansın gerçekten ödendiği, hangi döneme ait olduğu ve kesintinin hukuki dayanağı açıkça belgelenmelidir.

Tablo 3 — İşlemin bordrodaki adı değil, gerçek hukuki niteliği belirleyicidir.

İşçinin Rızası Olmadan Takas Yasağı

TBK m. 407/2’nin temel kuralı açıktır: İşveren, işçiden olan alacağını ücret borcuyla işçinin rızası olmadan takas edemez. İşverenin alacağı kira, borç, iş avansı, araç hasarı, stok açığı veya üçüncü kişiden tahsil edilemeyen satış bedeli iddiasından doğabilir; alacağın adı rıza şartını kendiliğinden kaldırmaz.[22]

Rıza, takas edilecek işveren alacağı ve ücret dönemi belirlenebilir hâle geldikten sonra, özgür ve somut olmalıdır. TBK m. 144’ün koruduğu geçimlik alacaklar bakımından rızanın takas hakkı doğduktan sonra verilmesi gerekir. İş sözleşmesine başlangıçta konulan ‘işveren bütün alacaklarını her zaman ücretten kesebilir’ şeklindeki genel kayıt, gelecekte doğacak belirsiz alacaklar için güvenli bir rıza sayılmaz. Kanun yazılı şekli açıkça geçerlilik şartı yapmasa da ispat için rızanın tarih, alacak, tutar ve ödeme dönemi gösterilerek yazılı alınması önerilir.[23][24]

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”orange” icon_fontawesome=”fa fa-gg”]Uygulama Notu:  İşçinin bordroyu sessizce alması veya iş ilişkisini sürdürmesi, tartışmalı zarar kesintisine otomatik rıza anlamına gelmez. Açık rıza ve kesintinin kapsamı ayrıca kanıtlanmalıdır.[/vc_message][vc_column_text]

Kasten Verilen Ve Yargı Kararıyla Belirlenen Zararın Takası

TBK m. 407/2, rıza aranmayan istisnayı üç kümülatif koşula bağlar: işçinin zarara kasten sebep olması, zarar alacağının yargı kararıyla sabit bulunması ve takasın ücretin haczedilebilir kısmını aşmaması. İşçinin rızası bulunmadığında bu koşullardan biri eksikse işveren ücretin tamamı veya bir bölümü üzerinde tek yanlı takas yapamaz.[25]

1. Kast: İşçinin zararlı sonucu bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir; ihmal veya dikkatsizlik tek başına yeterli değildir.

2. Yargı kararı: İşverenin tutanağı, disiplin kurulu kararı, bilirkişi dışı iç denetim raporu veya fatura tek başına kanunun aradığı yargısal tespitin yerine geçmez.

3. Haczedilebilir bölüm: Şartlar oluşsa bile aylık ücretin korunan kısmına dokunulamaz; kural olarak takas aylık ücretin dörtte birlik haczedilebilir bölümünü aşamaz.

İşveren alacağını dava veya icra yoluyla ileri sürebilir; ücret koruması işveren alacağını yok etmez, tahsil yöntemini sınırlar. Aynı biçimde işçinin zarardan sorumluluğu TBK m. 400 çerçevesinde doğsa bile, sorumluluğun doğması ücretin kendiliğinden kesilebileceği anlamına gelmez.

Yargıtay Kararlarında Ücretten Tek Taraflı Kesinti

Müşteriden Tahsil Edilemeyen Bedelin Ücretten Kesilmesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin E. 2016/12773, K. 2019/9949 sayılı ve 7 Mayıs 2019 tarihli kararında, iş sözleşmesindeki ‘75 günü geçmiş ve müşteriden tahsil edilmemiş alacaklar personelin maaşından kesilecektir’ hükmü incelenmiştir. Daire, işçinin kusurundan doğan somut zarar ispatlanmadıkça bu kayda hukuki geçerlilik tanınamayacağını; bordro ve makbuzlardaki kesintilerin dayanaklarının araştırılması gerektiğini belirtmiştir. İşçinin kusurunun ve somut zararın kanıtlanması, tek başına rızasız takas yetkisi doğurmaz; TBK m. 407/2 bakımından işçinin rızası veya kast, yargı kararı ve haczedilebilir bölüm koşullarını birlikte taşıyan istisna ayrıca değerlendirilmelidir.[26]

İç İnceleme Raporuna Dayanan Kesinti

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E. 2015/3083, K. 2015/9061 sayılı ve 14 Mayıs 2015 tarihli kararında, işverenin kendi incelemesiyle belirlediği zarar tutarını işçi ücretinden kesmesi değerlendirilmiştir. Kararda, işverenin iç incelemesine dayanarak ve mahkeme kararı bulunmadan yaptığı ücret kesintisi hukuka aykırı bulunmuştur. Somut olaya ilişkin bu değerlendirme, TBK m. 407/2’deki rızaya dayalı takas ve rızasız takas istisnasıyla birlikte okunmalıdır.[27]

Her iki karar da ücret kesintisinde sözleşme kaydının veya işveren iç belgesinin tek başına yeterli olmadığını gösterir. Bununla birlikte kararların olguları, talepleri ve dönem mevzuatı farklıdır; karar özetleri somut olaydan koparılarak ‘her türlü mahsup kesin olarak yasaktır’ biçiminde genellenmemelidir. Kapatılan veya iş bölümü değişen dairelerin adı tarihsel karar künyesinin parçasıdır.

Ücretin İşveren Yararına Kullanılmasını Öngören Anlaşmalar

TBK m. 407/3, ücretin işveren yararına kullanılacağına ilişkin anlaşmaları geçersiz sayar. İşçiye ödenen ücretin yeniden işverene döndürülmesini, işverenin mal veya hizmetlerini satın almak için kullanılmasını ya da görünüşte yapılan ödemenin işverene iadesini zorunlu kılan kayıtlar bu yasakla çatışır.[28]

Hüküm, işçinin ücretini aldıktan sonra özgür iradesiyle yaptığı her alışverişi yasaklamaz. Belirleyici olan, ücret üzerindeki tasarrufun hizmet ilişkisi veya işverenin üstün konumu kullanılarak işveren lehine zorunlu tutulup tutulmadığıdır. Kanuni kesintiler, geçerli icra haczi veya işçinin serbest ve somut rızasına dayanan işlem bu yasakla aynı değildir.

Ücret Alacağının Haczi

TBK m.410/1’e göre işçinin ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez. Bu düzenleme, adi alacaklıların işçinin bütün ücretine yönelmesini engelleyerek işçinin ve ailesinin geçimini korur. 4857 sayılı İş Kanunu m.35 de bu hükmün uygulandığı işçiler için aynı azami oranı benimser. Her iki düzenlemede, işçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkim tarafından takdir edilecek miktara ilişkin koruma ayrıca yer alır; nafaka alacaklılarının hakları saklı tutulur. Dolayısıyla dörtte bir sınırı, nafaka dâhil bütün borçlar için istisnasız uygulanabilecek bir sınır değildir.[29] [30] [31]

İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.83 ile işçi ücretlerini koruyan özel hükümler birlikte değerlendirilmelidir. İİK m.83, borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar ayrıldıktan sonra haciz yapılmasını düzenler ve haczedilecek miktarın dörtte birden az olamayacağını belirtir. Buna karşılık TBK m.410 ve İş Kanunu m.35, işçi ücretleri bakımından dörtte biri üst sınır olarak belirler. Bu nedenle İİK m.83’teki genel düzenleme, bu özel hükümlere tabi işçinin ücretinden adi alacaklar için dörtte birden fazla kesinti yapılmasının gerekçesi olamaz.

Birden fazla ücret haczi bulunması, her dosya için ayrı ayrı dörtte bir kesinti yapılmasını gerektirmez. İİK m.83/2 uyarınca hacizler sıraya alınır; önceki haczin kesintisi bitmeden sonraki haciz için kesintiye başlanmaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 20.10.2015 tarihli, E.2015/18836, K.2015/25179 sayılı kararında da bu sıra kuralı vurgulanmıştır. Aynı kararda ikramiye, toplu sözleşme farkı ve nemanın ücret kapsamında değerlendirilerek dörtte bir sınırına tabi olduğu belirtilmiştir. Ancak kıdem tazminatı gibi ücret niteliğinde olmayan ödemeler aynı korumadan yararlanmaz; karar, kıdem tazminatının tamamının haczedilebileceğini kabul etmektedir. Bu nedenle haciz uygulamasında ödeme kaleminin hukuki niteliği ayrıca belirlenmelidir.[32]

Nafaka bakımından cari aylık nafaka ile birikmiş nafaka alacağı ayrılmalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E.2010/20139, K.2011/681 sayılı kararında, öncelikle aylık nafakanın tamamının ücretten kesilmesi; birikmiş nafaka alacağı için ise kalan ücretin dörtte birinden, daha önce konulan hacizler sona erdikten sonra kesinti yapılması gerektiği açıklanmıştır. Bu ayrım, birikmiş nafakanın tamamının “nafaka istisnası” gerekçesiyle tek seferde ücretten kesilmesini önler.[32]

İcra müdürlüğünden gelen haciz yazısı üzerine işveren, İİK m.355 uyarınca haczin uygulandığını ve işçinin ücret miktarını en geç bir hafta içinde icra dairesine bildirmek; borç bitinceye kadar yazı doğrultusunda haczedilen miktarı keserek icra dairesine göndermekle yükümlüdür. İşçinin ücretinde veya çalışma durumunda meydana gelen değişiklikler de bildirilmelidir. Bu yükümlülüklere uyulmaması, İİK m. 356 uyarınca kesilmeyen veya gönderilmeyen tutarlar bakımından sorumluluk doğurabilir.

Bu kesinti, işverenin kendi alacağıyla takas yapması değildir. İşveren, kesilen tutarı kendi hesabında tutamaz veya kendi zarar iddiasını aynı bordroda “haciz” adı altında tahsil edemez. İşverenin işçiden olan alacağını ücretle takas etmesi TBK m.407’deki ayrı koşullara tabidir: İşçinin rızası bulunmadıkça takas yapılamaz; işçinin kasten sebep olduğu ve yargı kararıyla sabit zarar için ise yalnızca ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas mümkündür.

Örnek:  Aylık net ücretin 40.000 TL olduğu ve yalnız adi bir borç için geçerli ücret haczi bulunduğu varsayılırsa, özel bir istisna yokken aylık kesinti 10.000 TL’yi aşamaz. Nafaka veya hâkimce belirlenen aile desteği varsa aynı hesap otomatik uygulanmaz.

Ücret Alacağının Devri Ve Rehnedilmesi

TBK m. 410/1, yalnız haczi değil, aylık ücretin başkasına devrini ve rehnini de dörtte birlik azami sınıra bağlar. İşçi, doğmuş ve muaccel aylık ücretin en fazla dörtte birini devir veya rehin konusu yapabilir; kalan korunan bölüm için bunun aksi kararlaştırılamaz. Böylece alacaklı, işveren veya üçüncü kişi işçinin geçimini sağlayan ücretin tamamını sözleşme yoluyla ele geçiremez.[33]

Devir, ücret alacağının alacaklısının değiştirilmesi; rehin ise alacağın bir borcun teminatı yapılmasıdır. Banka hesabına otomatik ödeme talimatı, kredi taksiti veya işverenin ödeme emri gibi işlemler kendi hukuki niteliğine göre ayrıca incelenir; sözleşmenin adı değil, ücret alacağı üzerinde devir veya rehin etkisi doğurup doğurmadığı belirleyicidir.

Gelecekteki Ücret Alacağının Devredilememesi

TBK m. 410/2, gelecekteki ücret alacağının devrini veya rehnini geçersiz sayar. Burada dörtte birlik bir serbest alan yoktur: henüz doğmamış gelecek ücret, ‘yalnız yüzde yirmi beşi’ denilerek de önceden devredilemez veya rehnedilemez. Birinci fıkradaki dörtte birlik sınır doğmuş aylık ücret; ikinci fıkradaki geçersizlik ise gelecekteki ücret içindir.[34]

İş sözleşmesinde ‘çalışanın bundan sonraki bütün maaşları borca mahsup edilir’ veya ‘gelecek ücretin belirli bölümü işverene/üçüncü kişiye devredilmiştir’ biçimindeki kayıtlar bu nedenle geçersizdir. Gelecekte ücret doğduktan sonra yapılacak yeni işlemin de m. 407, m. 410 ve m. 144 sınırlarını taşıması gerekir.

İşçi Ücretinin Takasında TBK m.144 ve m.407/2’nin Koruması

TBK m. 144/1, b. 3, işçi ücreti gibi borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olan ve özel niteliği gereği doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacakların takasını sınırlar. Bu alacaklar, takas hakkı doğduktan sonra ancak alacaklının rızasıyla takas edilebilir. İşçi ücreti bakımından burada rızası aranan alacaklı, işçidir. Düzenleme, takas hakkı henüz doğmadan alınan genel bir onayın geçimlik alacağın korunmasını etkisizleştirmesini önler.[35]

Hizmet ilişkisinde TBK m.407/2, ücret borcuna özgü özel hükümdür. Buna göre işveren, işçiden olan alacağını işçinin rızası bulunmadıkça ücret borcuyla takas edemez. Ancak işçinin kasten sebep olduğu ve yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacak, ücretin haczedilebilir kısmıyla sınırlı olarak işçinin rızası aranmaksızın takas edilebilir. İşverenin tek taraflı zarar tespiti veya henüz yargı kararıyla sabit olmayan bir zarar iddiası bu istisnanın uygulanması için yeterli değildir.[35]

TBK m.144 ile m.407/2 birlikte değerlendirildiğinde, rızanın takas hakkı doğduktan sonra belirli alacaklar bakımından verilmesi gerekir. İşe girişte sözleşmeye konulan, gelecekteki bütün işveren alacaklarının ücretten kesilmesine izin veren belirsiz hükümler bu korumayı ortadan kaldırmaz. İş Kanunu’na tabi ilişkilerde de özel kanunda farklı veya bağdaşmaz bir düzenleme bulunmadığı ölçüde TBK m.407/2 tamamlayıcı hüküm olarak dikkate alınır.

Kıdem ve ihbar tazminatı gibi iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı tazminat alacaklarının takasında ise ayrı değerlendirme yapılmalıdır. TBK m.407/2’nin lafzı doğrudan “ücret borcu”na yöneliktir. Ücret için açıklanan rıza ve istisna sonuçları bu tazminatlara otomatik olarak aktarılmamalıdır. Bununla birlikte, tazminatın ücret niteliğinde olmaması da işverene her alacak veya zarar iddiasını kendiliğinden kesme yetkisi vermez; takasın genel koşulları, karşı alacağın hukuki dayanağı ve ilgili içtihat ayrıca değerlendirilmelidir.[36]

Kıdem ve İhbar Tazminatının Farklı Mevzuat Bakımından Niteliği

Kıdem ve ihbar tazminatının ücret sayılıp sayılmadığı, uygulanan mevzuata göre değerlendirilmelidir. Bir ödemenin gelir vergisi bakımından ücret kabul edilmesi, iş hukuku, SGK primi, takas ve haciz bakımından da aynı sonuçların doğacağı anlamına gelmez.

Değerlendirme alanı Kıdem tazminatı İhbar tazminatı
İş hukuku İş sözleşmesinin kanunda belirtilen koşullarla sona ermesine bağlı tazminat alacağıdır. Bildirim süresine uyulmamasından doğan tazminat alacağıdır.
Gelir vergisi Kanuni koşul ve sınırlar içindeki kısmı istisnadır; istisnayı aşan kısım ücret olarak vergilendirilir. GVK m.61 kapsamında ücret kabul edilerek vergilendirilir.
SGK primi Prime esas kazanca dâhil edilmez. Prime esas kazanca dâhil edilmez.

Gelir Vergisi Bakımından İhbar Tazminatı

GİB Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 13.12.2023 tarihli, E-90792880-155.01.05.02[DMG1-103]-584403 sayılı özelgesinde, ihbar tazminatı GVK m.61 uyarınca ücret niteliğinde bir ödeme olarak kabul edilmiştir. İlgili ayın ücret ödemeleriyle birlikte kümülatif matrah üzerinden vergilendirilmesi gerekir. Aylık ücrette tamamı kullanılamayan asgari ücret gelir vergisi istisnasının kalan kısmı, ilgili ayın istisna tutarını aşmamak üzere ihbar tazminatına uygulanabilir.

Kıdem Tazminatının Vergilendirilmesi

Aynı özelgede, 1475 sayılı Kanun m.14 kapsamında ödenen kıdem tazminatının kanuni hesaplama ve istisna sınırları içindeki kısmının gelir vergisinden istisna olduğu; bu sınırları aşan kısmın ise ücret olarak vergilendirileceği açıklanmıştır. Dolayısıyla kıdem tazminatının hiçbir durumda gelir vergisine tabi olmayacağı söylenemez.

SGK Bakımından Kıdem ve İhbar Tazminatı

5510 sayılı Kanun m.80/1-b kapsamında kıdem ve ihbar tazminatları prime esas kazanca dâhil edilmez. SGK’nın açıklamalarında, iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle ödenen ihbar tazminatının ücret niteliğinde olmadığı ve prime tabi tutulmayacağı belirtilmektedir.

Bildirim süresinde ödenen normal ücret ayrıca ayrılmalıdır. İş sözleşmesi bildirim süresince devam ediyorsa bu dönemin ücreti SGK primine tabidir. İhbar tazminatı ile bildirim süresine ait ücretin peşin verilerek sözleşmenin feshedildiği uygulama ise SGK açıklamasında prim dışında değerlendirilmektedir.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”#09bffb” icon_fontawesome=”fa fa-gg”]Kıdem ve İhbar Tazminatı Hesaplama Aracı İçin Tıklayınız [/vc_message][vc_column_text]

Takas ve Haciz Ayrımı

İşverenin kendi alacağını işçinin alacağıyla takas etmesi ile icra dairesinin işçinin alacağı üzerine haciz koyması farklı işlemlerdir. Bir alacağın haczedilebilir olması, işverenin aynı tutarı kendi alacağı için doğrudan kesebileceği anlamına gelmez.

20.10.2015 tarihli, E.2015/18836, K.2015/25179 sayılı Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararında, kıdem tazminatının tamamının haczedilebileceği belirtilmiştir. Bu ifade, usulüne uygun haciz kapsamında takip borcunu karşılayacak miktarla sınırlı olarak anlaşılmalıdır. Karardaki kıdem tazminatı açıklaması, ihbar tazminatı hakkında aynı açıklıkta verilmiş ayrı bir hüküm olarak sunulmamalıdır.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”orange” icon_fontawesome=”fa fa-gg”]Değerlendirmemiz: İhbar tazminatının gelir vergisi bakımından ücret kabul edilmesi, takas ve haciz bakımından aynı ücret korumasından yararlanmasını kendiliğinden sağlamaz. Her ödeme kalemi, ilgili mevzuatın amacı ve uygulanacak işlemin koşulları çerçevesinde ayrı değerlendirilmelidir.[/vc_message][vc_column_text]

Disiplin Cezası Olarak Ücret Kesintisi İle Takasın Ayrılması

4857 sayılı İş Kanunu m. 38 kapsamındaki ücret kesme cezası, işverenin kendi zararını tahsil etmesi değildir. Kesinti sebebi iş veya toplu iş sözleşmesinde gösterilmiş olmalı; işçiye nedenleri derhâl bildirilmeli; bir ayda iki gündelik veya parça başına çalışmada iki günlük kazanç sınırı aşılmamalı ve kesilen para kesinti tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlığın belirlediği hesaba yatırılmalıdır.[37]

İşverenin kesilen parayı kendi malvarlığında tutması veya zarar alacağına sayması, işlemi m. 38 anlamında disiplin kesintisi olmaktan çıkarır ve takas/eksik ödeme denetimini gündeme getirir. Ayrıca yalnız işçi aleyhine düzenlenen ceza koşulları TBK m. 420/1 uyarınca geçersizdir; ‘ceza’ başlığı ücret korumasını dolanma aracı olamaz.[38]

Hukuki Sonuçlar Ve Başvuru Yolları

Banka zorunluluğuna rağmen elden ödeme, hesap pusulasının verilmemesi, rızasız takas veya dörtte birlik sınırı aşan devir/haciz; olayın niteliğine göre ödemenin ispatı, kesilen tutarın ücret alacağı olarak talebi, geçersiz sözleşme kaydının uygulanmaması, temerrüt faizi ve idari yaptırım sonuçları doğurabilir. Geçersiz kayıt ücret borcunu sona erdirmez.

İşçi talebini dönem, brüt/net tutar, kesinti kalemi ve ödeme kaydı bakımından somutlaştırmalıdır. Banka ekstresi, hesap pusulası/bordro, iş sözleşmesi, ücret yazışmaları, icra yazıları, zarar tutanağı ve rıza belgesi birlikte korunmalıdır. İşveren de kesintinin kanuni dayanağını ve ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğunu açıklayabilmelidir.

İşçi veya işveren alacağına ilişkin dava açılmadan önce, 7036 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlıklarda kural olarak zorunlu arabuluculuk uygulanır. Zamanaşımı, faiz türü ve başlangıcı, görevli mahkeme ve ispat yükü her alacak kalemi ile tabi olunan özel kanuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.[39]

Ücret haczinin oranına veya hacizlerin sırasına ilişkin icra müdürlüğü işlemleri için İİK m. 16 kapsamında icra mahkemesine şikâyet yolu ayrıca değerlendirilmelidir. Şikâyetin süresi, işlemin ve ileri sürülen hukuka aykırılığın niteliğine göre belirlenir; bütün ücret haczi şikâyetleri için tek bir süre kabul edilmemelidir. Bu başvuru, işverene karşı ücret alacağı davasından farklıdır ve işçilik alacağı davasına ilişkin zorunlu arabuluculuk kuralı icra mahkemesine şikâyete otomatik olarak uygulanmaz.[39]

Ceza Sorumluluğu Ve İdari Para Cezaları

TBK m. 407, 410 ve 144, özel hukuk hükümleridir; ihlalleri tek başına ayrıca adlandırılmış bir suç oluşturmaz. Somut olay başka bir suçun bütün unsurlarını taşıyorsa ceza sorumluluğu o suç tipi üzerinden ve bağımsız biçimde incelenir. Salt ücret uyuşmazlığı ceza yaptırımına dönüştürülmemelidir.[40]

TBK’da m. 407’ye özgü bağımsız bir idari para cezası cetveli yoktur. Buna karşılık 4857 sayılı İş Kanunu m. 102’de idari para cezaları düzenlenmiştir. Kanunun m. 113’te belirtilen işyerlerine genişlettiği ücret hükümleri ve bunlara ilişkin ceza hükümleri de göz önünde tutulmalıdır. Aşağıdaki 2.734 TL ve 9.943 TL tutarlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 yılı resmî idari para cezası çizelgesindeki nominal tutarlardır. İhlal tarihi, fiilin niteliği ve uygulanacak özel kanun işlemden önce yeniden kontrol edilmelidir.[41]

Fiil Dayanak 2026 Tutarı Uygulama Ölçüsü
Zorunlu olduğu hâlde ücret, prim, ikramiye ve benzeri istihkakı özel banka hesabına ödememek 4857 m. 32; m. 102/1-a 2.734 TL Bu durumda olan her işçi ve her ay için
Ücret hesap pusulası düzenlememek 4857 m. 37; m. 102/1-b 9.943 TL Fiil başına; somut uygulama ve tespit şekli ayrıca incelenir
Kanuna aykırı ücret kesme cezası vermek veya kesintinin sebep ve hesabını bildirmemek 4857 m. 38; m. 102/1-b 9.943 TL Fiil başına; kesinti yapılan dönem ve denetim ayrıca incelenir

Tablo 4 — Cezalar işverene/işveren vekiline veya kanunda sayılan üçüncü kişiye uygulanır; işçiye uygulanmaz. Tutarlar yıllık yeniden değerleme nedeniyle değişir.

5953 ve 854 sayılı özel kanunlara tabi çalışanlar için Yönetmelik m. 14 ve 15, ilgili özel kanunların ceza hükümlerine gönderme yapar. Bu gruplarda 4857 m. 102 tutarı otomatik uygulanmaz; özel kanunun 2026 cetveli ayrıca kontrol edilmelidir.

Sonuç

TBK’da ücretin korunması, yalnız ‘maaşın ödenmesi’ talebinden ibaret değildir. m. 407 ödeme kanalını, hesap pusulasını, takas sınırını ve işveren yararına kullanım yasağını; m. 410 haciz, devir, rehin ve gelecek ücret korumasını; m. 144 ise geçim için zorunlu ücretin takasında rızanın zamanını tamamlayıcı biçimde düzenler.

Uygulamadaki en önemli üç sonuç şudur: Banka dekontu hesap pusulasının yerine geçmez; işverenin zarar iddiası rızasız ücret kesintisine kendiliğinden yetmez; gelecekteki ücret alacağı dörtte birlik oranla dahi önceden devredilemez veya rehnedilemez. Haciz, disiplin kesintisi, kanuni kesinti ve takas ayrı işlemler olarak belgelenmelidir.

Yazı dizisinin bu altıncı makalesi, ücret alacağı doğduktan sonra onu koruyan mekanizmaları ele almıştır. Yazı Dizisi 7’de ‘Çalışmanın Engellenmesi Hâlinde Ücret’ başlığı altında TBK m. 408 ve 409 çerçevesinde işverenin kabul temerrüdü ile işçinin kusuru olmaksızın kısa süre çalışamaması hâlinde ücret hakkı ele alınacaktır. Sonraki bölümlerde hizmet ilişkisinin sona ermesindeki parasal sonuçlar kendi özel hükümleri içinde incelenecektir.

Kaynakça

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu — özellikle m. 139-145, 407, 410 ve 420.

4857 Sayılı İş Kanunu — özellikle m. 4, 32, 35, 37, 38, 102 ve 113.

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu — özellikle m. 16, 83, 355 ve 356.

7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — özellikle m. 3.

Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik

Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik, RG 04.06.2025/32920.

4857 Sayılı İş Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak İdari Para Cezaları.

Yargıtay 7. HD, E. 2015/3083, K. 2015/9061, 14.05.2015

Yargıtay 22. HD, E. 2016/12773, K. 2019/9949, 07.05.2019

Yargıtay 12. HD. E.2015/18836, K.2015/25179 20.10.2015

İşçi, Bülent Ferat, ‘İşçilik Alacaklarının Takası’, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Aralık 2024, C. 14, S. 2, s. 1169-1204

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 13.12.2023 tarihli, E-90792880-155.01.05.02[DMG1-103]-584403 sayılı özelgesi

1475 Sayılı Kanunun 14. Maddesi

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu — özellikle m. 80/1-b.

SGK Prime Esas Kazanç Miktarları 2026

Yargıtay 12. HD, E. 2010/20139, K. 2011/681

Dipnotlar

[1] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 407. Madde; banka aracılığıyla ödeme, her ödeme döneminde hesap pusulası, ücret borcunun takası ve ücretin işveren yararına kullanılmasını öngören anlaşmaların geçersizliğini aynı koruma başlığı altında düzenler. 700 sayılı KHK’nin 190. maddesiyle birinci fıkradaki eski müşterek idari yetki ibaresi değiştirilmiş ve güncel kanun metninde yetki Cumhurbaşkanlığına verilmiştir.

[2] Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik, RG 18.11.2008/27058. Yönetmelik metninde 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’na yapılan atıflar bulunsa da 6101 sayılı Kanun m. 8 uyarınca bu atıflar 6098 sayılı TBK’nın karşılık gelen hükümlerine yapılmış sayılır.

[3] 04.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik Yönetmeliği; m. 6, 7, 8 ve 10’daki ‘en az beş’ eşiklerini ‘en az üç’ olarak değiştirmiş, değişiklik 01.07.2025’te yürürlüğe girmiştir.

[4] Yönetmelik m. 5, salt Borçlar Kanunu kapsamındaki işçiler yönünden banka zorunluluğunun getirilip getirilmeyeceği ve kapsamı için ayrı bir idari belirleme mekanizması öngörür. Yönetmelik metni eski idari makam adlarını korumakla birlikte TBK m. 407/1’in güncel lafzında yetki Cumhurbaşkanlığına aittir. Bu nedenle Yönetmelik m. 10’daki üç işçi eşiği, önce 4857 sayılı Kanunun uygulanıp uygulanmadığı belirlenmeden bütün TBK hizmet ilişkilerine otomatik biçimde taşınamaz.

[5] TBK m. 139-145 genel takas rejimini; m. 407/2 ise hizmet ilişkisine özgü ücret korumasını düzenler. Özel hüküm gereğince işveren, işçinin rızası olmaksızın ücret borcunu kendi alacağıyla takas edemez.

[6] TBK m. 407/2’de rıza aranmayan istisna dar yorumlanmalıdır: zarar işçinin kastından doğmalı, zarar alacağı yargı kararıyla sabit olmalı ve takas ücretin haczedilebilir kısmını aşmamalıdır. İhmal, performans düşüklüğü, stok açığı iddiası veya işverenin tek yanlı raporu tek başına bu istisnayı oluşturmaz.

[7] TBK m. 144/1 ve b. 3’e göre nafaka ve işçi ücreti gibi borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu, doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar; takas hakkı doğduktan sonra ancak alacaklının rızasıyla takas edilebilir.

[8] TBK m. 410/1. İşçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, başkasına devredilemez ve rehnedilemez. İşçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkimce takdir edilen miktar, dörtte birlik haczedilebilir bölüme eklenmeyip ayrıca korunur; nafaka alacaklılarının hakları saklıdır.

[9] TBK m. 410/2 uyarınca gelecekteki ücret alacağının devri veya rehnedilmesi geçersizdir. Bu mutlak yasak, henüz doğmamış gelecek ücret için ‘dörtte bire kadar devir’ yapılabileceği biçiminde yorumlanamaz.

[10] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 407. Madde; banka aracılığıyla ödeme, her ödeme döneminde hesap pusulası, ücret borcunun takası ve ücretin işveren yararına kullanılmasını öngören anlaşmaların geçersizliğini aynı koruma başlığı altında düzenler. 700 sayılı KHK’nin 190. maddesiyle birinci fıkradaki eski müşterek idari yetki ibaresi değiştirilmiş ve güncel kanun metninde yetki Cumhurbaşkanlığına verilmiştir.

[11] Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik, RG 18.11.2008/27058. Yönetmelik metninde 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’na yapılan atıflar bulunsa da 6101 sayılı Kanun m. 8 uyarınca bu atıflar 6098 sayılı TBK’nın karşılık gelen hükümlerine yapılmış sayılır.

[12] Yönetmelik m. 11 ve 12. Banka şubesi bulunmaması veya banka aracılığıyla ödeme imkânı olmaması hâlinde ödemeler T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü şubeleri aracılığıyla yapılır; banka ödemesinin niteliği hesap açıklamasında belirtilir. İstisna dar yorumlanmalı ve salt kolaylık gerekçesiyle kullanılmamalıdır.

[13] Banka kaydı ödemenin yapıldığına güçlü delil sağlayabilir; ancak ödemenin hangi alacağa ve hangi döneme ait olduğunu tek başına her zaman göstermez. Açıklama, bordro/hesap pusulası, tahakkuk kayıtları ve sözleşme birlikte değerlendirilir.

[14] 04.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik Yönetmeliği; m. 6, 7, 8 ve 10’daki ‘en az beş’ eşiklerini ‘en az üç’ olarak değiştirmiş, değişiklik 01.07.2025’te yürürlüğe girmiştir.

[15] Yönetmelik m. 5, salt Borçlar Kanunu kapsamındaki işçiler yönünden banka zorunluluğunun getirilip getirilmeyeceği ve kapsamı için ayrı bir idari belirleme mekanizması öngörür. Yönetmelik metni eski idari makam adlarını korumakla birlikte TBK m. 407/1’in güncel lafzında yetki Cumhurbaşkanlığına aittir. Bu nedenle Yönetmelik m. 10’daki üç işçi eşiği, önce 4857 sayılı Kanunun uygulanıp uygulanmadığı belirlenmeden bütün TBK hizmet ilişkilerine otomatik biçimde taşınamaz.

[16] Yönetmelik m. 11 ve 12. Banka şubesi bulunmaması veya banka aracılığıyla ödeme imkânı olmaması hâlinde ödemeler T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü şubeleri aracılığıyla yapılır; banka ödemesinin niteliği hesap açıklamasında belirtilir. İstisna dar yorumlanmalı ve salt kolaylık gerekçesiyle kullanılmamalıdır.

[17] TBK m. 407/1 her ödeme döneminde hesap pusulası verilmesini emreder. 4857 sayılı İş Kanunu m. 37, uygulandığı ilişkilerde ödeme günü, dönem, eklemeler ve kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesini öngörür. Kanunun m. 113 hükmü, m. 4/1-b ve m. 4/1-ı bentlerinde belirtilen işyerlerinde de m. 32, 35, 37 ve 38 ile bunlara ilişkin ceza hükümlerini uygulanır kılar.

[18] Banka kaydı ödemenin yapıldığına güçlü delil sağlayabilir; ancak ödemenin hangi alacağa ve hangi döneme ait olduğunu tek başına her zaman göstermez. Açıklama, bordro/hesap pusulası, tahakkuk kayıtları ve sözleşme birlikte değerlendirilir.

[19] Banka hesabına ödeme zorunluluğunun ihlali ile ücret borcunun hiç veya eksik ödenmesi farklı fiillerdir. Bir tutarın bankadan yatırılması, ücretin doğru hesaplandığını veya bütün ücret eklerinin ödendiğini kendiliğinden ispatlamaz.

[20] TBK m. 139-145 genel takas rejimini; m. 407/2 ise hizmet ilişkisine özgü ücret korumasını düzenler. Özel hüküm gereğince işveren, işçinin rızası olmaksızın ücret borcunu kendi alacağıyla takas edemez.

[21] Bülent Ferat İşçi, ‘İşçilik Alacaklarının Takası’, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Aralık 2024, C. 14, S. 2, s. 1169-1204, DOI: 10.54704/akdhfd.1283996. Çalışma, rıza, kast, yargı kararı ve haczedilebilir bölüm ilişkisini ayrıntılı biçimde inceler.

[22] TBK m. 139-145 genel takas rejimini; m. 407/2 ise hizmet ilişkisine özgü ücret korumasını düzenler. Özel hüküm gereğince işveren, işçinin rızası olmaksızın ücret borcunu kendi alacağıyla takas edemez.

[23] TBK m. 144/1 ve b. 3’e göre nafaka ve işçi ücreti gibi borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu, doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar; takas hakkı doğduktan sonra ancak alacaklının rızasıyla takas edilebilir.

[24] Bülent Ferat İşçi, ‘İşçilik Alacaklarının Takası’, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Aralık 2024, C. 14, S. 2, s. 1169-1204, DOI: 10.54704/akdhfd.1283996. Çalışma, rıza, kast, yargı kararı ve haczedilebilir bölüm ilişkisini ayrıntılı biçimde inceler.

[25] TBK m. 407/2’de rıza aranmayan istisna dar yorumlanmalıdır: zarar işçinin kastından doğmalı, zarar alacağı yargı kararıyla sabit olmalı ve takas ücretin haczedilebilir kısmını aşmamalıdır. İhmal, performans düşüklüğü, stok açığı iddiası veya işverenin tek yanlı raporu tek başına bu istisnayı oluşturmaz.

[26] Yargıtay 22. HD, E. 2016/12773, K. 2019/9949, 07.05.2019. Kararda, müşteriden tahsil edilemeyen ve 75 günü aşan bedellerin personel ücretinden kesileceğine ilişkin sözleşme kaydına; işçinin kusurundan doğan somut zarar kanıtlanmadıkça geçerlilik tanınamayacağı belirtilmiştir.

[27] Yargıtay 7. HD, E. 2015/3083, K. 2015/9061, 14.05.2015. İşverenin iç incelemesine dayanarak, mahkeme kararı olmadan yaptığı zarar kesintisi hukuka aykırı bulunmuştur. Kararın somut gerekçesi ile TBK m. 407/2’deki genel rıza kuralı ayrı değerlendirilmelidir. Daire adları kararların tarihsel künyesinin parçasıdır.

[28] TBK m. 407/3. Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. Koruma, işçinin ücret üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini amaçlar.

[29] TBK m. 410/1. İşçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, başkasına devredilemez ve rehnedilemez. İşçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkimce takdir edilen miktar, dörtte birlik haczedilebilir bölüme eklenmeyip ayrıca korunur; nafaka alacaklılarının hakları saklıdır.

[30] 4857 sayılı İş Kanunu m. 35 de aylık ücretin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceğini, devredilemeyeceğini veya başkasına temlik olunamayacağını düzenler. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 83, ücret haczinde geçim ihtiyacının gözetilmesini ve birden çok haczin sıraya konulmasını tamamlayıcı biçimde düzenler.

[31] TBK m. 410/1. İşçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, başkasına devredilemez ve rehnedilemez. İşçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkimce takdir edilen miktar, dörtte birlik haczedilebilir bölüme eklenmeyip ayrıca korunur; nafaka alacaklılarının hakları saklıdır.

[32] İİK m. 83 ve İş Kanunu m. 35 birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay 12. HD, E. 2015/18836, K. 2015/25179, 20.10.2015: haciz sırası, ücret niteliğindeki ödemelerin dörtte bir sınırı ve kıdem tazminatının haczi. Yargıtay 12. HD, E. 2010/20139, K. 2011/681: cari aylık nafaka ile birikmiş nafaka alacağının kesinti ve sıra bakımından ayrılması. Karar bağlantıları aşağıdadır.

[33] TBK m. 410/1. İşçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, başkasına devredilemez ve rehnedilemez. İşçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkimce takdir edilen miktar, dörtte birlik haczedilebilir bölüme eklenmeyip ayrıca korunur; nafaka alacaklılarının hakları saklıdır.

[34] TBK m. 410/2 uyarınca gelecekteki ücret alacağının devri veya rehnedilmesi geçersizdir. Bu mutlak yasak, henüz doğmamış gelecek ücret için ‘dörtte bire kadar devir’ yapılabileceği biçiminde yorumlanamaz.

[35] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 144/1, b. 3 ve m.407/2.

[36] Tazminat alacaklarının takası bakımından TBK m. 139–145’teki genel takas hükümleri ile m. 407/2’nin uygulama kapsamı birlikte değerlendirilmelidir. Öğretideki değerlendirmeler için bkz. Bülent Ferat İşçi, ‘İşçilik Alacaklarının Takası’, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Aralık 2024, C. 14, S. 2, s. 1169–1204, DOI: 10.54704/akdhfd.1283996. Gelir vergisi yönünden GVK m. 25 ve 61 ile metinde bağlantısı verilen 13.12.2023 tarihli GİB özelgesi; prim yönünden 5510 sayılı Kanun m. 80/1-b ve SGK açıklamaları ayrıca dikkate alınmıştır.

[37] 4857 sayılı İş Kanunu m. 38’deki ücret kesme cezası, işverenin zarar alacağını takas etmesinden farklıdır. Disiplin kesintisi ancak sözleşmede gösterilen sebeplerle, işçiye derhâl nedenleri bildirilerek ve aylık üst sınıra uyularak uygulanabilir; kesilen tutar kesinti tarihinden itibaren bir ay içinde Bakanlık hesabına yatırılır.

[38] TBK m. 420/1 uyarınca hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. İşverenin, ücret kesintisini ‘ceza’ adıyla sözleşmeye yazması m. 407 ve uygulanıyorsa 4857 m. 38 korumasını bertaraf etmez.

[39] 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvuru kural olarak dava şartıdır. İcra müdürlüğünün haciz işlemlerine ilişkin şikâyet ise İİK m. 16 çerçevesinde ayrı bir başvuru yoludur; süre ve görev değerlendirmesi şikâyetin niteliğine göre yapılır.

[40] TBK m. 407, 410 ve 144’ün ihlali tek başına özel bir suç tipi oluşturmaz. Somut olayda sahte belge, tehdit, cebir, dolandırıcılık veya başka bir suçun unsurları ayrıca gerçekleşmişse ceza hukuku değerlendirmesi bağımsız yapılır.

[41] Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ‘4857 Sayılı İş Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak İdari Para Cezaları’ çizelgesinde banka hesabına ödeme ihlali m. 102/1-a; hesap pusulası ve ücret kesme cezası ihlalleri m. 102/1-b kapsamında gösterilmiştir. 2026 tutarları sırasıyla 2.734 TL ve 9.943 TL’dir; tutarlar fiilin işlendiği yıl ve uygulanacak özel kanuna göre yeniden kontrol edilmelidir.

[vc_row][vc_column][vc_message message_box_color=”juicy_pink”]FAQ – Sık Sorulan Sorular

TBK’ya tabi her işveren ücretleri bankadan ödemek zorunda mı? Hayır. Banka zorunluluğu ikincil mevzuata göre belirlenir. Yönetmelik m. 10’daki üç işçi eşiği 4857 kapsamındaki işverenler içindir; salt TBK kapsamındaki ilişkilerde m. 5’in ayrı belirleme mekanizması dikkate alınır.

Üç çalışan eşiği ne zamandan beri uygulanıyor? Yönetmeliğin m. 6, 7, 8 ve 10 hükümlerindeki eşik 1 Temmuz 2025’ten itibaren beşten üçe indirilmiştir.

Çalışan sayısı işyeri bazında mı hesaplanır? İlgili Yönetmelik maddeleri Türkiye genelindeki çalışan sayısını esas alır. Hangi çalışanların hesaba katılacağı, tabi olunan kanun ve çalışan grubu belirlenerek saptanır.

Banka şubesi yoksa ücret elden ödenebilir mi? Yönetmelik kapsamındaki imkânsızlık hâlinde ödeme PTT şubeleri aracılığıyla yapılır. Salt kolaylık gerekçesi banka zorunluluğunu kaldırmaz.

Banka dekontu hesap pusulası yerine geçer mi? Hayır. Dekont ödemenin yapıldığını gösterebilir; hesap pusulası ise dönem, ücret unsurları ve kesintilerin hesabını açıklar. İki belge farklı işlev görür.

İşveren zarar gördüğünü söyleyerek maaştan kesinti yapabilir mi? Kural olarak hayır. İşçinin rızası gerekir. Rıza yoksa yalnız işçinin kasten verdiği ve yargı kararıyla sabit zarar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir.

İş sözleşmesindeki genel kesinti maddesi yeterli midir? Gelecekte doğacak belirsiz işveren alacakları için önceden yazılmış genel yetki güvenli bir rıza sayılmaz. Rıza, takas hakkı doğduktan sonra somut alacak, tutar ve dönem için verilmelidir.

İşçinin ihmaliyle oluşan zarar ücretten kesilebilir mi? İhmal, TBK m. 407/2’deki rızasız takas istisnasını oluşturmaz. İşveren alacağını hukuki yollardan talep edebilir; işçinin rızası yoksa tek yanlı ücret kesintisi yapamaz.

Maaşın ne kadarı haczedilebilir? Adi alacaklarda aylık ücretin dörtte birinden fazlası haczedilemez. Hâkimce bakmakla yükümlü olunan aile bireyleri için takdir edilen miktar dörtte birlik haczedilebilir bölüme eklenmez; ayrıca korunur. Nafaka alacaklılarının hakları saklıdır.

Birden fazla maaş haczi varsa ne olur? Hacizler kural olarak sıraya konur; önceki haciz kesintisi bitmeden sonraki hacze geçilmez. Nafaka alacaklarına özgü haklar saklıdır.

Gelecekteki maaşın dörtte biri devredilebilir mi? Hayır. TBK m. 410/2 gelecekteki ücret alacağının devrini ve rehnini bütünüyle geçersiz sayar. Dörtte birlik sınır, doğmuş aylık ücret bakımındandır.

Ücret kesme cezası ile zarar kesintisi aynı mıdır? Hayır. 4857 m. 38’deki disiplin kesintisi özel sebep, bildirim, üst sınır ve Bakanlık hesabına yatırma şartlarına tabidir. Zararın tahsili ise takas kurallarıyla değerlendirilir.

Kıdem ve ihbar tazminatı ücret gibi takas korumasında mıdır? İş hukuku bakımından sözleşmenin sona ermesine bağlı tazminat alacaklarıdır. İhbar tazminatı gelir vergisi bakımından ücret kabul edilir; bu nitelendirme takas ve haciz korumasına otomatik aktarılmaz. TBK m. 407/2’nin ücret için kurduğu sonuçlar tazminatlara kendiliğinden uygulanmamalı; genel takas koşulları ve ilgili içtihat ayrıca değerlendirilmelidir.

TBK m. 407’nin ihlali suç mudur? Tek başına özel bir suç değildir. Ancak somut olay başka bir suçun bütün unsurlarını taşıyorsa ceza sorumluluğu ayrıca incelenir; 4857 sayılı Kanunun ilgili ücret hükümlerinin uygulandığı ilişkilerde bazı ihlaller için idari para cezaları vardır.

Ücret kesintisi uyuşmazlığında dava öncesi arabuluculuk gerekir mi? İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı taleplerinde 7036 sayılı Kanun uyarınca kural olarak dava şartı arabuluculuk uygulanır.[/vc_message][vc_column_text]

Sorumluluk Beyanı: Bu çalışma genel bilgilendirme ve makale hazırlığı amacıyla, 29 Eylül 2026 itibarıyla erişilebilen mevzuat ve belirtilen kaynaklar esas alınarak hazırlanmıştır. Hukuki görüş veya somut olaya özgü danışmanlık değildir. İş ilişkisinin tabi olduğu kanun, ödeme dönemi, iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi, işyeri uygulaması, icra dosyası ve güncel mevzuat birlikte incelenmelidir. İdari para cezaları ihlal yılına göre değişir; yayımdan ve işlemden önce Resmî Gazete, Mevzuat Bilgi Sistemi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı cetvelleri ve kararların tam metinleri yeniden doğrulanmalıdır.

Exit mobile version