“Nakit” Kavramı ve Yönetimi*
Yavuz AKBULAK
SPK Başuzmanı
[email protected]
Giriş
“Nakit” terimi, çoğu zaman dar bir anlamda algılansa da, daha geniş bir kavramdır. Nakdin ekonomik tanımı, para birimini, bankalardaki tasarruf hesaplarındaki mevduatı ve henüz yatırılmamış çekleri içerir.
Ancak, finans yöneticileri genellikle nakit terimini kısa vadeli pazarlanabilir menkul kıymetleri de kapsayacak şekilde kullanırlar. Kısa vadeli pazarlanabilir menkul kıymetler sıklıkla nakit eşdeğerleri olarak adlandırılır ve Hazine bonoları, mevduat sertifikaları ve geri satın alma anlaşmalarını içerir.
Bilanço kalemi olan “nakit” genellikle nakit eşdeğerlerini de içerir. Yüksek kârlılığa sahip bir şirket, alacak hesaplarına bağlı olarak şirket fonlarının bloke olması ve ücret, kira ve fatura, vergi gibi düzenli ödemelerin yapılması gerekliliği nedeniyle yeterli nakit akışı olmadan çökebilir. Bu nedenle nakit akışını yönetmek önemli bir görevdir.
İşletme sermayesi yönetiminin temel amacı, firmanın likiditesinin korunabilmesi için cari varlıkların her bir bileşenini verimli bir şekilde yönetmektir. Belirli bir varlığın yönetimindeki ana görev ise, o varlığa yapılacak yatırımın optimum seviyesini belirlemektir.
Nakit, işletmenin faaliyetleri için en önemli cari varlık olup işletmenin sürekli olarak devam etmesinin temelidir ve en likit varlıktır. İşletme, ne ihtiyaçlardan fazla ne de yetersiz olacak şekilde yeterli miktarda nakit bulundurmalıdır.
Nakit sıkıntısı, işletmenin üretim sürecinde engellere yol açabilir ve fazla nakit işe yaramaz hale gelerek kârlılığı olumsuz etkileyebilir. Herhangi bir işletmede nakit kendi başına kâr getirmez.
Nakit, işletmenin en az verimli varlığıdır. İşletme yükümlülüklerini ödemek için kullanıldığı için önemlidir. Bu nedenle, nakit yönetiminin temel amacı, likiditeyi optimum seviyede tutmak ve fazla nakdi kârlı bir şekilde yatırmaktır.
1. Nakdin ve Nakit Yönetiminin Anlamı
Nakit, bir firmanın veya bireyin sahip olduğu en likit varlıktır. Bu varlığı harcayarak, işletmedeki diğer tüm varlıklar edinilebilir. Başka bir deyişle, nakit her türlü varlığa dönüştürülebilir. Dar anlamda nakit, madeni paraları, banknotları, banka bakiyesini ve çek ve banka havalesi gibi diğer bankacılık araçlarını içerir.
Daha geniş anlamda ise bankalardaki vadeli mevduat, Hazine bonoları, pazarlanabilir menkul kıymetler gibi nakde yakın varlıkları da içerir. Nakde yakın varlıklar kolayca nakde dönüştürülebilir. Bir firmadaki nakit, insan vücudundaki kana benzetilebilir. Bir işletme, nakit ihtiyacını doğru bir şekilde yönetmeden ayakta kalamaz. Bu nedenle, nakit bir işletmenin ödeme gücü için çok önemlidir.
Nakit yönetimi ise, nakdin toplanması, yoğunlaştırılması ve dağıtılmasını ifade eden geniş bir terimdir. Bir firmanın likidite seviyesini, nakit bakiyesinin yönetimini ve kısa vadeli yatırım stratejilerini kapsar. Bazı açılardan, nakit akışını yönetmek bir finans yöneticisinin en önemli görevidir.
Eğer bir firma herhangi bir zamanda nakit yetersizliği nedeniyle vadesi gelen bir yükümlülüğünü ödeyemezse, firma iflas etmiş sayılır. Açıkçası, böylesine vahim bir sonucun olasılığı, firmaları nakitlerini dikkatle yönetmeye zorlamalıdır. Dahası, etkili nakit yönetimi sadece iflası önlemekten daha fazlasını ifade eder. Kârlılığı artırır ve firmanın maruz kaldığı riski azaltır.
2. Nakit Yönetiminin Amacı
Nakit yönetiminin temel amacı, işletmenin uzun vadeli kârını maksimize etmek için likidite ve kârlılık arasında denge sağlamaktır. Nakit bakiyesi ne kadar yüksek olursa, firmanın likiditesi o kadar yüksek, kârlılığı ise o kadar düşük olur. Öte yandan, nakit bakiyesi ne kadar az olursa, kârlılık o kadar yüksek, işletmenin likiditesi ise o kadar düşük olur. Bu durum belirli bir sınıra kadar geçerlidir. Bu sınırdan sonra, düşük likidite kârlılığı azaltır.
Nakit yönetiminin iki temel amacı şunlardır: (i) Ödeme planına göre ödeme yapılmasını temin etmek. (ii) Nakit bakiyesinin en aza indirilmesini sağlamak.
Nakit yönetiminin temel amaçlarından biri, işletmenin nakit ihtiyaçlarını karşılamak, yani yükümlülüklerini zamanında ödemektir. Başka bir deyişle, firma ücret, maaş, faiz, temettü, vergi gibi rutin giderlerini karşılamak için nakde ihtiyaç duyar.
Yeterli miktarda nakit paranın başlıca avantajları şunlardır:
- Şirketin iflas etmesini önler.
- Firmanın bankalarla ilişkisinin bozulmasını önler.
- Firmanın tedarikçilerle iyi ilişkiler sürdürmesine yardımcı olur.
- Vadesinde ödeme yapılmasını sağlayarak ticari indirimlerden yararlanılabilmesini temin eder.
- Olumlu iş fırsatlarından yararlanılabilmesini sağlar.
- Beklenmedik durumların kolaylıkla karşılanabilmesini temin eder.
Nakit yönetiminin ikinci amacı ise nakit bakiyesini en aza indirmektir. Nakit bakiyesini en aza indirmek için iki zıt unsurun dengelenmesi gerekir. Aşırı miktarda nakit bakiyesi daha hızlı ödemelere olanak sağlar ve bu ödemelerle ilgili tüm avantajlardan yararlanılabilir. Ancak bu, büyük miktarda nakit fonunun kullanılmadan kalacağı anlamına gelir. Bu da işletmenin kârlılığını azaltır. Tam tersine, firmanın elindeki nakit miktarı az olduğunda, firma yükümlülüklerini zamanında ödeyemez. Bu nedenle, firmanın nakit seviyesi optimum düzeyde olmalıdır. Firma, bu nedenle, nakit ihtiyacını etkileyen tüm faktörleri göz önünde bulundurarak belirlemelidir.
3. Nakit Yönetiminin Önemi
Nakit yönetimi, diğer cari varlıklara göre daha büyük önem taşır çünkü nakit, firmanın sahip olduğu en önemli ve en az verimli varlıktır. Önemlidir çünkü firmanın yükümlülüklerini ödemek için kullanılır. Ancak nakit verimsizdir ve bu nedenle nakit yönetiminin amacı, firmanın yeterli likiditeye sahip olmasını ve fazla nakdi kârlı bir şekilde kullanabilmesini sağlamak için yeterli nakit pozisyonunu korumaktır.
Nakit yönetimi önemlidir çünkü nakit akışlarını doğru bir şekilde tahmin etmek zordur ve nakit girişleri ile çıkışları arasında mükemmel bir örtüşme yoktur. Bu nedenle, bazı dönemlerde nakit çıkışları nakit girişlerini aşabilir; bunun nedeni vergi, temettü, özel tüketim vergisi, mevsimsel stok artışı vb. ödemelerdir. Diğer zamanlarda ise nakit girişleri nakit çıkışlarından fazla olabilir; çünkü büyük nakdi satışlar olabilir ve alacaklar büyük miktarlarda ve hızlı bir şekilde tahsil edilebilir.
Nakit yönetimi önemlidir çünkü nakit, toplam cari varlıkların en küçük bölümünü oluşturur; buna rağmen, yönetimine önemli ölçüde zaman ayrılır.
Şirket tarafından nakit yönetiminin aşağıdaki dört faktörüne ilişkin stratejiler geliştirilmelidir:
- Nakit planlaması (cash planning): Her planlama dönemi için nakit fazlası veya açığı öngörmek amacıyla nakit giriş ve çıkışları planlanmalıdır. Bu amaçla nakit bütçesi hazırlanmalıdır zira nakit fazlası veya açığının tahmini, nakit planlaması yapılarak, yani bütçe hazırlanarak elde edilebilir.
- Nakit akışlarının yönetimi (managing the cash flows): Nakit akışı, nakit girişleri ve nakit çıkışları anlamına gelir. Nakit akışları düzgün bir şekilde yönetilmeli, nakit girişleri hızlandırılmalı (mümkün olan en kısa sürede tahsil edilmeli) ve nakit çıkışları yavaşlatılmalıdır (şirketin itibarını etkilemeden nakit ödemeleri geciktirilmelidir).
- Optimum nakit seviyesi (optimum cash level): Firma, uygun nakit bakiyesi seviyesine karar vermelidir. Fazla nakdin maliyeti ve nakit açığının tehlikesi, optimum nakit bakiyesi seviyesini belirlemek için dengelenmelidir. Optimum nakit dengesi, fazla nakit maliyeti ile nakit açığı riskinin eşit olduğu dengedir. Başka bir deyişle, toplam maliyetin (toplam maliyet, işlem maliyeti ve fırsat maliyetine eşittir) asgari olduğu nakit dengesidir. Firma, optimum nakit dengesini belirlemek zorundadır.
- Atıl nakdin yatırılması (investing idle cash): Atıl nakit veya ihtiyati nakit bakiyeleri, kâr elde etmek için uygun şekilde yatırılmalıdır. Firma, bu nakit bakiyelerinin banka mevduatı ve pazarlanabilir menkul kıymetler arasında nasıl bölüneceğine karar vermelidir. Firmalar uzun vadeli menkul kıymetlere yatırım yapmamalıdır, çünkü bunlar kısa sürede nakde çevrilemez.
4. Nakit İhtiyacını Belirleyen Faktörler
Bir firmanın nakit ihtiyacını belirlerken dikkate alınması gereken faktörlerden bazıları şunlardır:
- İşletmenin niteliği ve büyüklüğü (nature and size of business): Bir firmanın nakit ihtiyacı esas olarak işletmenin niteliğine ve büyüklüğüne bağlıdır. Ticaret ve imalat işletmeleri daha fazla nakde ihtiyaç duyarken, hizmet işletmelerinin nakit ihtiyacı çok daha azdır. İşletme faaliyetlerinin büyüklüğü de bir firmanın nakit ihtiyacını etkiler.
- Üretim politikaları (production policies): Bir firmanın üretim politikaları, malzeme ve diğer bileşenlerin satın alınmasını ve nihai ürün seviyesini etkiler. Stok için daha fazla üretim yapılması, daha fazla hammadde satın alınması ve dolayısıyla daha yüksek nakit ihtiyacı anlamına gelir.
- Kredi politikaları (credit policies): Ticari alacaklara ilişkin politikalar, örneğin tanınan kredi süresi, sunulan nakit indirimi, bir firmanın nakit akışını etkiler. Ayrıca, bir firmanın malzeme ve hizmet tedarikçilerinden uygun kredi koşulları elde etme yeteneği de, firmanın belirli bir zamandaki nakit ihtiyacını etkiler. Borçlulara yönelik sıkı bir kredi politikası ve tedarikçilerden gelen uygun kredi politikaları, bir firmanın nakit ihtiyacını azaltır.
- Üretim döngüsü (manufacturing cycle): Bir firmanın nakit ihtiyacı, firmanın üretim döngüsünün uzunluğuna da bağlıdır. Daha uzun bir üretim döngüsü, hammaddeye, yarı mamule ve nihai ürünlere daha fazla yatırım yapılmasını gerektirir ve bu da daha yüksek nakit ihtiyacına yol açar. Daha uzun bir nakit döngüsü, üretim ve nakit döngülerinden geçtikten sonra nakdin tekrar dönüştürülmesinden önce alacaklara yatırım yapılmasını gerektirir.
- Büyüme ve genişleme politikaları (growth and expansion policies): Bir firma aktif büyüme ve genişleme stratejileri izliyorsa, nakit ihtiyacı da kat kat artar. İstikrar stratejisi ise firmanın nakit ihtiyacını dengeler. Dolayısıyla, bir firmanın nakit ihtiyacı, benimsediği iş stratejisinin türünden etkilenir.
- Para ve maliye politikaları (monetary and fiscal policies): Hükümetlerin para ve maliye politikaları, ülkedeki para arzının kullanılabilirliğini etkiler. Bu politikalar, bankacılık sisteminden sanayiye sağlanan para miktarını etkiler. Bankalar işletmelere kredi verme konusunda cömert davranırsa, bu firmalar nakitlerini yalnızca işlem amaçlı olarak tutacaklardır. Firmalar, diğer amaçlar için bankalara başvurabilir ve kısa sürede gerekli nakdi temin edebilirler.
- Nakit akışlarının senkronizasyonu (synchronisation of cash flows): Bir firma belirli bir dönem için nakit giriş ve çıkışlarını doğru bir şekilde planlamışsa, o dönem için nakit fazlası veya açığını tespit edebilir. Bu nedenle, nakit bütçesi yoluyla doğru bir nakit planlaması, nakit ihtiyacının tam olarak belirlenmesine yardımcı olacak ve sistemdeki atıl nakdi de azaltacaktır.
- Kısa vadeli maliyetlerin değerlendirilmesi (consideration of short costs): Uygun nakit seviyesini belirlemek için, nakit açığı maliyetinin de dikkate alınması önemlidir. Nakit açığı maliyeti terimi, belirli bir zaman diliminde nakit yetersizliğinden kaynaklanan maliyet, gider veya kayıp olarak tanımlanabilir. Kısa vadeli maliyetlere dâhil edilebilecek bazı giderler şunlardır: (i) İndirim fırsatlarını kaybetme (loss of discounts): Bir firma, nakit sıkıntısı nedeniyle ticari ve nakit indirimlerinden yararlanma fırsatını kaybedebilir. (ii) Gerekli likiditenin yeniden sağlanmasıyla ilgili maliyet (cost associated with restoration of required liquidity): Bir firma nakit sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığında, daha yüksek faiz oranlarıyla acil borçlanmaya başvurmak zorunda kalır ve yükümlülüklerini zamanında yerine getirememesi durumunda ceza ödemek zorunda kalabilir. Ayrıca, piyasada işlem gören menkul kıymetlerini tasfiye ederken de zarar görebilir. Bunların hepsi firma için büyük maliyetlere yol açacaktır. (iii) Hukuk davasının savunma masrafları (costs of defending legal suit): Bir firma yükümlülüklerini zamanında yerine getiremediğinde, alacaklılardan yasal işlemle karşı karşıya kalabilir. Firma, itibar kaybını önlemenin yanı sıra, yasal işlemi savunmak için de masraflara katlanmak zorundadır.
5. Nakit Tutmaya İlişkin Motivasyonlar
Nakit, kendi başına herhangi bir kâr üretmese de, bazı firmalar belirli bir miktarda nakit bakiyesi bulundururlar. Bunun nedeni, çeşitli ödemeleri yapmak için nakit bulundurulmasıdır. Nakit tutmanın dört ana nedeni vardır.
- İşlem saiki (transaction motive): Nakit bulundurmanın önemli nedenlerinden biri ticari işlemleri kolaylaştırmaktır. İşletmeler, faaliyetlerinin olağan seyrinde çeşitli ödemeler için nakde ihtiyaç duyar. Bunlar arasında malzeme alımı, ücret, maaş, faiz, temettü, vergi ve diğer giderlerin ödenmesi yer alır. Benzer şekilde, işletmeler satış faaliyetlerinden ve diğer dış yatırımlardan nakit elde ederler. Ancak nakit giriş ve çıkışları arasında bir koordinasyon yoktur. Bazen nakit girişleri çıkışlardan fazla, bazen de nakit çıkışları girişlerden fazla olur. Beklenen nakit tahsilatı, gerekli ödemeden az olduğunda, firmanın yükümlülüklerini ödeyebilmesi için nakde ihtiyacı vardır. Nakit tahsilatları nakit ödemeleriyle eşleştiğinde ise işletmenin işlem amaçlı olarak nakde ihtiyacı yoktur.
- Önlem alma saiki (precautionary motive): Şirketin bazı beklenmedik durumlarla başa çıkmak için nakde ihtiyacı vardır ki; ilave nakit gerektiren bazı olası durumlar şunlardır: (i) Grevler, seller, önemli müşterilerin iflası. (ii) Borçlulardan nakit tahsilatının yavaş olması. (iii) Müşterilerin memnuniyetsizlikleri nedeniyle siparişleri reddetmeleri. (iv) Hammadde vb. maliyetlerdeki artış.
- Spekülatif saik (speculative motive): Bu, firmanın kârlı fırsatlardan yararlanması anlamına gelir. Bazen firma, işletme faaliyetlerinin dışında kalan bu tür kârlı fırsatlardan yararlanmak ister. Bu amaçla firma bir miktar nakit tutar ki; bu fırsatlardan bazıları şunlardır: (i) Hammaddeyi düşük fiyattan ve anında nakit ödeme yaparak satın alma fırsatı. (ii) Düşen fiyatlardan menkul kıymet satın alma fırsatı. (iii) Hammaddenin fiyatlarının en düşük olduğu zamanda satın alınması.
- Karşılık bulundurma saiki (compensation motive): Nakit bulundurmanın bir diğer amacı da bankaların işletmelere sunduğu ücretsiz hizmetlerin karşılığını ödemektir. Bankalar müşterilerine çek tahsilatı, diğer müşteriler hakkında kredi bilgisi, para transferi gibi çeşitli hizmetler sunmaktadır. Bankalar bazı hizmetler için komisyon alırken, bazı hizmetleri ise ücretsiz olarak sunmaktadır ve bu hizmetler için dolaylı olarak gelir elde etmektedirler. Bu amaçla, müşterilerinin asgari nakit bakiyesini korumalarını isterler. Bu banka bakiyesi firma tarafından ticari işlemlerinde kullanılamaz, ancak banka bunu kâr elde etmek ve böylece müşterilerine sunduğu hizmetlerin maliyetini karşılamak için kullanabilir.
6. Nakit Yönetiminin Fonksiyonları
Nakit planlaması, nakit akışlarının yönetimi, optimum nakit seviyesinin belirlenmesi ve fazla nakdin doğru kullanımı, nakit yönetiminin önemli alanları/işlevleridir.
- Nakit planlaması (cash planning): Planlama, yönetim alanındaki her faaliyetin ilk adımıdır. Bu nedenle, verimli nakit yönetimi için ilk adım olarak doğru bir nakit planlaması gereklidir. Nakit planlaması, planlama dönemi boyunca tüm nakit giriş ve çıkışlarının pozisyonunun kesin olarak belirlenmesini ve bu nakit giriş ve çıkışlarının uygun şekilde senkronize edilmesini ifade eder. Nakit planlaması yoluyla, bütçelenen dönem boyunca farklı zaman noktalarındaki tüm nakit girişleri (nakit gelirleri) ve ödemelerinin (nakit çıkışları) bir tablosu hazırlanır. Bu, yönetimin farklı zaman noktalarındaki nakit açığını veya fazlasını belirlemesine yardımcı olur. Bu şekilde hazırlanan tabloya “nakit bütçesi” denir.
- Nakit bütçesi (cash budget): Nakit bütçesi, nakit giriş ve çıkışlarını planlamak ve kontrol etmek için en önemli araçtır. Nakit bütçesi, firmanın bütçe dönemi için tahmini nakit giriş ve çıkışlarının özetini içeren bir tablo olarak tanımlanabilir. Belirli bir zaman dilimi boyunca gelecekteki tahmini gelir ve giderlerin özet bir tablosudur. Gelecek dönem için beklenen nakit giriş ve çıkışlarının zamanlaması ve miktarı hakkında ayrıntılı bilgi verir. Nakit bütçesi haftalık, aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hazırlanabilir. Daha uzun dönemli nakit tahminleri makul bir kesinlikle yapılıyorsa, daha uzun dönemli nakit bütçeleri de hazırlanabilir. Nakit akışı tahminleri, nakit bütçesi hazırlamak için gereklidir. Bu, gelecekteki bir dönem için nakit giriş ve çıkışlarını tahmin etme tekniğidir. Nakit bütçesi hazırlayarak, finans yöneticisi, bütçe döneminin farklı noktalarında firmanın nakit ihtiyaçlarını doğru bir şekilde tahmin edebilir. Beklenen nakit sıkıntısına karşı planlama yapabilir ve fazla nakdi kârlı bir şekilde yatırabilir. Nakit bütçesi sayesinde nakit üzerinde kontrol sağlayabilir ve firmanın ihtiyaç duyduğu likiditeyi koruyabilir. Nakit bütçesi genellikle açılış nakit bakiyesi başlangıç noktası olarak alınarak hazırlanır. Dönemlere ait tüm gelirler açılış bakiyesine eklenerek dönem boyunca mevcut toplam nakit bulunur. Gelirler hem gelir hem de sermaye niteliğinde olabilir. Bunlar gelecek, cari veya geçmiş herhangi bir döneme ait olabilir.
- Vadeli nakit akışlarının yönetimi (managing cash flows/floats): Nakit akışı yönetimi, nakit tahsilatı ve dağıtımının yönetimidir. Nakit akışları yandaki hedefler göz önünde bulundurularak yönetilmektedir: (i) Müşterilerden nakit girişlerinin mümkün olan en kısa sürede tahsil edilmesi, böylece fonların firmaya en kısa sürede kullanılabilir hale gelmesi. (ii) Alacaklılara ve diğer taraflara ödemelerin mümkün olduğunca yavaş yapılması, böylece fonların firmanın kullanımına mümkün olduğunca uzun süre devam etmesi. Etkin nakit akışı yönetiminin ilk amacı, nakit giriş sürecini hızlandırmaktır. Bu, müşterilerden mümkün olan en kısa sürede nakit tahsil ederek yapılabilir. Müşterilere faturalar derhal kesilmeli ve kendilerine tanınan ödeme süresi içinde ödeme yapmaları teşvik edilmelidir. Erken ödeme yapmak isteyenler için nakit indirimleri sunma olasılığı da değerlendirilebilir. Etkin nakit akışı yönetiminin ikinci amacı da, şirket için fonların mümkün olduğunca uzun süre kullanılabilir kalması için hesap ödemelerinin yavaşlatılmasıdır. Öncelikle, şirketler her durumda erken ödemeden kaçınmalıdır. Ayrıca, şirketler mümkün olan en geniş ölçüde kredi koşullarından yararlanmalıdır. Şirket, yükümlülüklerini vadesinde ödemelidir. İkinci olarak, şirket merkezi kontrollü bir ödeme sistemi benimsemelidir. Tüm ödemeler merkezi bir ödeme hesabı üzerinden yapılmalıdır. Bu, şirketin ödeme hızını yavaşlatmasına ve bu süreçte nakit tasarrufu sağlamasına da yardımcı olacaktır. Merkezi ödeme sistemi, çeklerin işlem süresini uzatacaktır. Bu durum, merkezi ödeme sisteminden uzakta bulunan tarafların çekleri tahsil etmek için ibraz etmelerinde gecikmelere yol açacaktır. Ödemelerin geciktirilmesi, belirli bir zamanda daha fazla fonun kullanılabilirliğini sağlar. Ancak firma, itibarını zedeleyecek şekilde ödemeleri geciktirmemelidir. Firma yükümlülüklerini zamanında yerine getiremediğinde, gerekli ticari krediyi elde etmekte zorluk çekebilir. Sonuç olarak, amaç, finansal yükümlülükleri en düşük maliyetle karşılamak için doğru miktarda ve doğru zamanda nakit bulundurmaktır.
- Tahsil edilen nakit akışının yönetimi (collection float management): Bir firma ödemelerinin çoğunu çek şeklinde alır. Çek alındıktan sonra, tahsilat süreci başlar. Çek şeklinde olan paraya “mevduat avansı” veya “tahsilat avansı” denir. Bu avansı azaltmak için çaba gösterilmelidir. Para yatırma işlemlerinin kaymasına neden olan faktörler şunlardır: (i) Posta gecikmesi (postal float): Bu durum, posta gecikmelerinden, yani çekin posta yoluyla ulaşması için geçen süreden kaynaklanmaktadır. (ii) Muhasebe kaydı kaynaklı gecikme (processing float): Bunun nedeni muhasebe süresidir; yani firmanın muhasebe defterlerine gerekli kayıtları yapması için geçen süredir. (iii) Bankacılık kaynaklı gecikme (processing float): Bunun nedeni, bankacılık sisteminin çeki tahsil edip firmanın hesabına yatırmasının zaman almasıdır.
- Yoğunlaştırılmış bankacılık (concentration banking): Farklı şehir veya kasabalarda geniş bir coğrafi alanda ticari çıkarları olan büyük bir firma, çeklerin tahsilinden fonların kullanılabilirliğine kadar geçen süreyi en aza indirmek için yoğunlaştırılmış bankacılık prosedürünü benimseyebilir. İlk olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde benimsenen yoğunlaştırılmış bankacılık, alacak tahsilatının merkezsizleştirilmesi sistemidir. Bu sistemde, firma tarafından farklı şehirlerde veya kasabalarda çok sayıda tahsilat merkezi kurulmaktadır. Tahsilat merkezlerinin, kendi bölgelerindeki müşterilerden çekleri toplamaları ve bu amaçla açılan yerel banka hesaplarına yatırmaları gerekmektedir. Bu şekilde yerel bankalar, bu yerel çeklere karşılık gelen fonları anında alacaklardır. Yerel banka, belirlenen asgari bakiyenin üzerinde olan fonları, genellikle şirketin genel merkezinde açılan bir toplama banka hesabına günlük olarak telgraf yoluyla gönderecektir. Dolayısıyla, bu prosedür, geniş bir coğrafi alandan çeklerin hızlı bir şekilde toplanmasına ve tahsil edilmesine ve bu fonların şirkete anında aktarılmasına yardımcı olacaktır. Bu, postalama, işlem süresi ve bankalar tarafından tahsilat süresinin azaltılması yoluyla gerçekleştirilecektir.
- Kilitli kasa ya da kasa kiralama sistemi (lock-box system): Bu, çeklerin tahsilatını hızlandırmanın bir başka sistemidir. Bu sistemde, bir firma kendi kurduğu önemli tahsilat merkezlerinde postane kilitli kasaları kiralar. İlgili merkezin bölgesindeki müşterilere çeklerini bu kutulara postalamaları talimatı verilir. Şirketin yerel bankasına, işlem hacmine bağlı olarak günlük veya günde birçok kez bu çek kasalarından çekleri toplamaları ve şirketin yerel banka hesabına yatırmaları talimatı verilir. Yerel bankalara, belirli bir bakiyenin üzerindeki fonları derhal genel merkez hesabına göndermeleri için sürekli talimatlar verilir. Bu sistem sadece postalama süresini kısaltmakla kalmaz, aynı zamanda bu çeklerin yatırılması için genellikle gereken işlem süresini de azaltmaya yardımcı olur. Kasa sistemi bir maliyete sahiptir. Sistemi benimseme kararı almadan önce bir fayda-maliyet analizi yapılabilir.
- Ödeme gecikmelerinin yönetimi (disbursement float management): Ödeme gecikmelerini yavaşlatmada, gecikmeli ödemelerin etkin yönetimi önemli bir adımdır. Ödeme gecikmesi terimi, yazılmış ancak henüz tahsil edilmemiş, ibraz edilmemiş veya tahsil edilmemiş çeklerde bulunan para miktarını ifade eder. Bu durum, çekin geçtiği şu aşamalardan kaynaklanabilir: (i) Faturalama gecikmesi (billing float): Satış işlemi ile fatura veya makbuzun gönderilmesi arasında geçen süreye “fatura gecikmesi” denir. Sonuç olarak ödeme birkaç gün gecikir. (ii) Posta gönderim gecikmesi (mailing float): Çek hazırlandıktan sonra, posta yoluyla alacaklıya gönderilir. Posta idaresinin çeki alıcıya teslim etmesi için geçen süreye “posta gecikme süresi” denir. Merkezi ödeme sistemi bu gecikme süresini artıracak ve dolayısıyla firmanın hesabında daha fazla fon bulunmasını sağlayacaktır. (iii) Çek işleme gecikmesi (cheque processing float): Bu süre, tedarikçi firmanın çekin tahsilat için banka hesabına yatırılmasından önce gerekli muhasebe kayıtlarını işleyip onaylaması için geçen süredir. (iv) Banka işlem avansı (bank processing float): Bu, bankanın işlemi bankacılık sistemi üzerinden takas edip nakde çevirmesi için geçen süreyi ifade eder.
- Optimum nakit seviyesi (optimum cash balance): Bir firmanın nakit bakiyesi düşük tutulursa likidite pozisyonu olumsuz etkilenir. Likidite pozisyonunu artırmak için, faiz ve işlem maliyetlerine katlanarak bazı pazarlanabilir menkul kıymetleri satması gerekir. Bununla birlikte, fonların azami düzeyde kullanılması nedeniyle kârlılık daha yüksek olabilir. Öte yandan, firmanın nakit bakiyesini artırması durumunda likiditesi artar ancak atıl fonlardan elde edilecek faiz kaybı nedeniyle kârlılığı azalır. Dolayısıyla, daha fazla likidite bir fırsat maliyeti içerir. Nakit yönetimini üstlenen bir finans yöneticisi için, optimum nakit seviyesini ve pazarlanabilir menkul kıymetlere yapılan yatırımı bilmek gereklidir. Nakit yönetiminde yer alan ilgili maliyetler (işlem maliyeti, fırsat maliyeti vb.) dikkate alındıktan sonra optimum nakit bakiyesi belirlenebilir.
Sonuç
Nakit yönetimi, nakdin toplanması, yoğunlaştırılması ve dağıtılmasını ifade eden geniş bir terimdir. Bir firmanın likidite seviyesini, nakit bakiyesinin yönetimini ve kısa vadeli yatırım stratejilerini kapsar. Bazı açılardan, nakit akışını yönetmek bir finans yöneticisinin en önemli görevidir.
Bir firmanın nakit yetersizliği nedeniyle vadesi gelen bir yükümlülüğünü ödeyememesi durumunda, firma iflas etmiş sayılır. Açıkçası, böylesine vahim bir sonucun olasılığı, firmaları nakitlerini dikkatle yönetmeye zorlamalıdır.
Dahası, etkili nakit yönetimi sadece iflası önlemekten daha fazlasını ifade eder. Kârlılığı artırır ve firmanın maruz kaldığı riski azaltır.
Nakit yönetiminin temel amacı, işletmenin uzun vadeli kârlarını maksimize etmek için likidite ve kârlılık arasında denge sağlamaktır. Nakit bakiyesi ne kadar yüksek olursa, firmanın likiditesi o kadar yüksek, kârlılığı ise o kadar düşük olur.
Öte yandan, nakit bakiyesi ne kadar az olursa, kârlılık o kadar yüksek, işletmenin likiditesi ise o kadar düşük olur. Bu durum belirli bir sınıra kadar geçerlidir. Bu sınırdan sonra, düşük likidite kârlılığı azaltacaktır.
Nakit yönetimi, diğer cari varlıklara göre daha büyük önem taşır çünkü nakit, firmanın sahip olduğu en önemli ve en az verimli varlıktır. Önemli olmasının nedeni, firmanın yükümlülüklerini ödemek için kullanılmasıdır.
Ancak nakit verimsizdir ve bu nedenle nakit yönetiminin amacı, firmanın yeterli likiditeye sahip olmasını ve fazla nakdi kârlı bir şekilde kullanabilmesini sağlamak için yeterli bir nakit pozisyonunu korumaktır.
Nakit yönetimi de önemlidir çünkü nakit akışlarını doğru bir şekilde tahmin etmek zordur ve nakit girişleri ile çıkışları arasında mükemmel bir örtüşme yoktur.
Dolayısıyla, bazı dönemlerde nakit çıkışları nakit girişlerini aşar; bunun nedeni vergi, temettü, özel tüketim vergisi ödemeleri, mevsimsel stok artışı vb. olabilir. Diğer zamanlarda ise nakit girişleri nakit çıkışlarından fazla olur; çünkü büyük nakdi satışlar gerçekleşebilir ve alacaklar büyük miktarlarda ve hızlı bir şekilde tahsil edilebilir.
* Bu derleme çalışmada yer alan görüşler derleyene ait olup derleyenin çalıştığı kurumu bağlamaz, derleyenin çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Derleme çalışmadaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler derleyene aittir. Bu derleme çalışmada yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir konuda hukuki ve/veya finansal tavsiye olarak yorumlanmamalıdır.
Notlar:
Finansal Destek: Bu derleme çalışmanın yazarı Yavuz Akbulak, bu çalışmanın araştırılması, yazarlığı veya yayınlanması için herhangi bir finansal destek almamıştır.
Yazarın Katkısı: Bu derleme çalışma yalnızca yazar tarafından hazırlanmıştır.
Çıkar Çatışması/Ortak Çıkar Beyanı: Yazar, derleme çalışmanın içeriğiyle ilgili herhangi bir çıkar çatışması olmadığını beyan eder.
Yapay Zekâ Kullanımı: Yazar, bu derleme çalışmanın oluşturulmasında hiçbir yapay zekâ aracı kullanılmadığını beyan eder.
İşbu derleme çalışmanın başlıca kaynakları şunlardır:
- [Temel kaynak] Cash Management, AccountingNotes, < https://www.accountingnotes.net/financial-management/cash-management/17819 > Erişim Tarihi: 02 Şubat 2026.
- Mason Scisco, Lacey H. Wismer, Billy Bennett, A. J. Wasserstein, Cash Management Principles in a Small Business, Yale Case, September 25, 2023, < https://som.yale.edu/sites/default/files/2025-04/Cash%20Management%20Principles%20in%20a%20Small%20Business.pdf > Erişim Tarihi: 02 Şubat 2026.
- Joseph Gaide, Cash management: the complete guide, Agicap, 15 Dec 2021, updated on 19 Jan 2026, < https://agicap.com/en-us/article/cash-management/ > Erişim Tarihi: 02 Şubat 2026.
- Cash Management, AFP – The Association for Financial Professionals, 6/24/2025, < https://www.financialprofessionals.org/training-resources/resources/articles/Details/cash-management > Erişim Tarihi: 02 Şubat 2026.
- Cash management 101: A quick guide for businesses, Stripe, October 2, 2024, < https://stripe.com/resources/more/cash-management-101-a-quick-guide-for-businesses > Erişim Tarihi: 02 Şubat 2026.