Konkordato Uygulamasında Ücret Sorunu ve Üst Sınır İhtiyacı
Engin GÜL
SMMM
[email protected]
Konkordato müessesesi; ekonomik darboğaza giren şirketlerin faaliyetlerini sürdürebilmesi, istihdamın korunması ve iflasların önlenmesi amacıyla hukuk sistemimizde önemli bir işlev üstlenmektedir. Ancak uygulamada, özellikle konkordato komiserliği ve bilirkişilik ücretleri, bu kurumun amacına hizmet etmekten ziyade, süreci ağırlaştıran ve şirketleri daha da çıkmaza sürükleyen bir maliyet unsuruna dönüşmüştür.
Uygulamadaki Tablo: Rakamlar Sistemi Zorluyor
Uygulamada, konkordato ilan eden firmaların grup şirketi olarak başvuruda bulunmaları halinde çoğunlukla üç konkordato komiseri atanmaktadır. Her bir konkordato komiseri için vergi dahil aylık yaklaşık 320.000 TL ücret takdir edilmesi, konkordato talebinde bulunan bir şirketin yalnızca komiser ücretleri bakımından:
- Aylık toplam: 960.000 TL
- Yıllık bazda: 11.500.000 TL’yi aşan bir yük
altına girmesi anlamına gelmektedir.
Buna ek olarak, şirket malvarlığının tespiti amacıyla görevlendirilen bilirkişilere ödenen ücretlerin toplamının 1.000.000 TL’yi aştığı dosyalar uygulamada istisna olmaktan çıkmış durumdadır.
Ekonomik sıkıntı nedeniyle konkordato yoluna başvuran şirketlerin, böylesine yüksek ve kontrolsüz maliyetlere katlanmak zorunda bırakılması, konkordatonun “iyileştirici” ve “koruyucu” ruhuyla açıkça çelişmektedir.
Serbest Piyasa Gerçeği ile Kopukluk
Serbest piyasa koşullarında, çok daha zahmetli, riskli ve uzun süreli işlerde dahi bu düzeyde gelir elde edilmesi son derece güçtür. Buna karşın, devletin verdiği yetkiye dayanılarak, sınırlı bir süre ve çoğu zaman sınırlı bir iş yükü karşılığında bu bedellerin tahsil edilmesi, sistemin ekonomik ve etik boyutunun yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu durum yalnızca konkordato talep eden şirketleri değil;
- gelir algısının bozulmasını,
- sürdürülemez yaşam standartlarının oluşmasını,
- ilerleyen süreçte etik ve mesleki sorunların ortaya çıkmasını
da beraberinde getirmektedir.
Sessiz Kalınan Bir Sorun
Serbest piyasa şartlarında hiçbir işverenin sürdürülebilir şekilde ödeyemeyeceği bu rakamlar karşısında, konkordato talep eden şirketlerin ve alacaklıların büyük ölçüde sessiz kaldığı görülmektedir. Bu sessizliğin temel sebebi, konkordato sürecinin zarar görmemesi ve olası olumsuz sonuçlardan kaçınılmasıdır.
Ancak bu sessizlik, kısa vadede süreci kurtarır gibi görünse de, uzun vadede sistemin adalet duygusunu ve meşruiyetini zedelemektedir.
Geçici Mühlet Döneminde Ölçülülük Sorunu
Özellikle geçici mühlet döneminde, konkordato komiserlerinin iş yükünün oldukça sınırlı olduğu bilinmektedir. Buna rağmen;
- bir asgari ücretlinin yaklaşık bir yılda elde ettiği gelirin,
- konkordato komiserlerine bir ayda ödenmesi,
ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
İflastan kurtulmak amacıyla ihdas edilen bir kurumun, bu aşamada şirketlerin nakit akışını böylesine zorlaması, konkordatonun varlık sebebini tartışmalı hale getirmektedir.
Görevlendirmelerde Tekrar Eden İsimler
Bir diğer dikkat çekici husus ise, yüksek ücretli bu görevlerde aynı kişilerin sürekli olarak görevlendirilmesi, buna karşın listelerde yer almasına rağmen hiç görev alamayan çok sayıda kişinin bulunmasıdır. Bu durum;
- objektiflik,
- eşitlik,
- şeffaflık
ilkeleri açısından sistemin yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Çözüm Önerileri
Mevcut tablo karşısında, konkordato müessesesinin etkinliğinin artırılabilmesi için aşağıdaki adımların atılması kaçınılmaz görünmektedir:
1. Konkordato komiserliği ve bilirkişilik ücretlerine makul bir üst sınır getirilmesi,
2. Ücretlerin; dosyanın büyüklüğü, iş yükü ve fiili çalışma süresi ile orantılı hale getirilmesi,
3. Geçici mühlet ve kesin mühlet dönemleri için ayrı ve kademeli ücretlendirme sistemi oluşturulması,
4. Görevlendirmelerde rotasyon ve dengeli dağılımın sağlanması,
5. Şeffaflığı artıracak denetim ve raporlama mekanizmalarının güçlendirilmesi.
Sonuç ve Çağrı
İstihdamın korunması, ekonomik faaliyetin devamlılığı ve iflasların önlenmesi amacıyla oluşturulan konkordato müessesesi; konkordato komiserliği ve bilirkişilik ücretlerine üst sınır getirilmemesi nedeniyle, ne yazık ki kendi amacına zarar veren bir yapıya dönüşme riski taşımaktadır.
Bu nedenle, başta Adalet Bakanlığı ve HSK olmak üzere, ilgili tüm kurumların, konkordato uygulamasını hem kamu yararı hem de ekonomik gerçekler çerçevesinde yeniden değerlendirmesi; sistemi daha rasyonel, ölçülü ve hakkaniyetli bir zemine oturtması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.