Mevzuatın Adı: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı (E: 2025/19, K: 2025/21)
12 Şubat 2026 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 33166
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulundan:
Esas No: 2025/19
Karar No : 2025/21
ÖZET:
12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı (E: 2025/19, K: 2025/21), taşınmaz satışlarında KDV istisnası uygulaması konusunda önemli bir düzenleme getirdi. Kararda, kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde en az iki tam yıl süreyle kayıtlı bulunan taşınmazların müzayede mahallerinde yapılan satışlarının Katma Değer Vergisi’nden (KDV) istisna tutulması gerektiği vurgulandı.
Danıştay, bu konuda Konya ve İstanbul Bölge İdare Mahkemeleri arasındaki kararsızlığı giderdi. Konya Bölge İdare Mahkemesi, kurumların taşınmazları müzayede mahallerinde satışa sunması durumunda, taşınmazın iki yıl süreyle aktiflerinde bulundurulmuş olması koşuluyla KDV istisnası uygulanacağına karar verdi. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ise müzayede mahallinde yapılan satışları KDV istisnası kapsamına almadı. Danıştay, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin kararını reddederek, müzayede yoluyla yapılan satışların da KDV istisnası kapsamında olması gerektiğine hükmetti.
Kararın dayandığı hukuki düzenleme, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde yer alan, taşınmazların kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde en az iki tam yıl süreyle bulundurulması ve bu taşınmazların satışının KDV’den istisna tutulması şartını içermektedir. Ancak, bu satışların yalnızca kurumlar vergisi mükelleflerinin kendi rızalarıyla yapacağı satışlarla sınırlı olduğu belirtilmiştir. Bu doğrultuda, müzayede mahallerinde yapılan satışların da istisna kapsamına dahil olduğu ifade edilmiştir.
Danıştay, kararında, KDV istisnasının sadece kurumların kendi iradeleriyle yaptığı satışlar için değil, aynı zamanda müzayede mahallerinde yapılan satışları da kapsayacağını belirterek, taşınmaz ticaretiyle uğraşmayan kurumların müzayede yoluyla yaptığı taşınmaz satışlarının KDV’den muaf tutulması gerektiği sonucuna vardı. Bu karar, 7456 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesindeki düzenlemeyi esas alarak verildi. Bu düzenleme, 15 Temmuz 2023 tarihine kadar yürürlükte olan hükümlere dayanıyor.
Ayrıca, Danıştay, müzayede mahallinde yapılan satışlar ile diğer satışlar arasında vergi istisnası açısından bir fark olmadığını belirterek, müzayede satışlarıyla ilgili olarak KDV istisnasının geçerli olduğunu vurgulamıştır. Bu istisna, taşınmazın en az iki yıl süreyle kurumun aktifinde bulunması ve satışının ticari olmayan bir faaliyet olarak yapılması koşuluyla uygulanmaktadır.
Sonuç olarak, Danıştay, KDV istisnasının taşınmaz satışları için genişletilerek müzayede mahallerinde yapılan satışların da kapsama alınması gerektiğini belirlemiştir. Bu karar, mükellefler açısından taşınmaz satışlarının KDV’den muaf tutulacağına dair önemli bir içtihat oluşturmuştur ve KDV uygulamaları konusunda netlik sağlamaktadır.
ÖZET: Kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulunan taşınmazların müzayede mahallerinde yapılan satış yoluyla devir ve teslimlerinin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâli uyarınca katma değer vergisinden istisna olduğu hakkında
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR
I, AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİNDE BULUNAN; Konya Bölge idare Mahkemesi Başkanlar Kurulu
II. İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulundurduğu taşınmazların müzayede mahallerinde yapılan satış yoluyla devir ve teslimleri nedeniyle kendilerinden tahsil edilen katma değer vergilerinin kaldırılması ve ödenen vergilerin hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davalarda verilen Konya Bölge idare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 30/04/2025 tarih ve E:2025/221, K:2025/382 sayılı kararı ile İstanbul Bölge idare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2023/3663, K:2023/3982 sayılı kararı arasındaki aykırılığın, 2576 sayılı Bölge idare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendi uyarınca, Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 30/04/2025 tarih ve E:2025/221, K:2025/382 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi, istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanın bu yöndeki talebini uygun gören Konya Bölge idare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 03/06/2025 tarih ve E:2025/15, K:2025/15 sayılı kararıyla istenmiştir.
III. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:
A. Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2025/221 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Bir anonim şirket tarafından 21/10/2020 tarihinde belirli payı iktisap edilen ve aktifinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulundurulan taşınmazın Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunca 05/06/2024 tarihinde yapılan ihale sonucu davacıya devir ve teslimi nedeniyle davacıdan tahsil edilen katma değer vergisinin şirketin taşınmaz üzerindeki hissesinden kaynaklanan kısmının kaldırılması ve ödenen verginin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
Konya 1. Vergi Mahkemesinin 28/01/2025 tarih ve E:2024/312, K:2025/43 sayılı kararının özeti:
i. Katma değer vergisi yönünden yapılan değerlendirme:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “İstisnalar” başlıklı ikinci kısmının “Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar’1 başlıklı altıncı bölümünde yer alan 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin Kanun’un geçici 43. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen hâline göre, taşınmaz ticaretiyle iştigal etmeyen kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların bağış ve hibe şeklinde olmayan ve “satış” yoluyla devir ve teslimlerinin katma değer vergisinden istisna tutulması gerekmekte olup bu satışın icra yoluyla yapılıp yapılmaması, anılan kuralda yer alan istisnanın uygulanması bakımından önem arz etmemektedir.
Olayda, davacı tarafından ihale yoluyla satın alınan taşınmazın, ilgili makamca yapılan ihaleden önce şirketin, iki tam yıldan fazla bir süreyle aktifinde bulundurduğu ve bu şirketin münhasıran taşınmaz ticareti faaliyetiyle iştigal etmediği hususları birlikte dikkate alındığında, anılan taşınmazın Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunca 05/06/2024 tarihinde yapılan ihale sonucu devir ve tesliminin, şirketin taşınmaz üzerindeki hissesinden kaynaklanan kısmının, 3065 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin Kanun’un geçici 43. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen hâline göre katma değer vergisinden istisna tutulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle dava konusu katma değer vergisinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
ii. Faiz talebi yönünden yapılan değerlendirme:
Tahsil edilen verginin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca tecil faiziyle birlikte iadesi gerekmektedir.
iii. Karar sonucu:
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu verginin kaldırılmasına ve verginin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine karar vermiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 30/04/2025 tarih ve E:2025/221, K:2025/382 sayılı kararının özeti:
Uyuşmazlığın çözümü için 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (d) alt bendi ile aynı Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâlinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kanun’un 17. maddesinde bulunan söz konusu kuralın lafzından, iki tam yıldan fazla bir süreyle elde tutulan taşınmazın satışının artık ticari nitelikte olmadığının anlaşılmasının gerektiği; bu istisnanın, bankalar tarafından müzayede mahallinde yapılan satışları belli şartlar dâhilinde kapsamına aldığı, bir kurumun iki tam yıldan fazla bir süreyle aktifinde bulundurduğu taşınmazın icra yoluyla satışını ise kapsamına almadığı sonucuna varılmıştır. Çünkü cebri icra yoluyla yapılan bir satış, kurum İçin yapılmayıp kurum malının cebri icra yoluyla “sattırılması” niteliğindedir. Anılan istisna kuralının ise, kurumun kendi iradesi doğrultusunda anlaşma yoluyla yaptığı satışlara yönelik devir ve teslimler için öngörüldüğü açıktır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 135. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Taşınmaz alıcıya ihale edilip bedeli alındıktan sonra alıcı namına tescil edilmesi için (134) üncü maddede yazılı müddete riayet edilerek tapuya müzekkere yazılır” şeklindeki kurala göre bir taşınmazın alıcıya ihale edilmesi hâlinde, bu taşınmazın tapuya tescili icra müdürlüğünün müzekkeresi ile sağlanmaktadır. 3065 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde öngörülen durumda ise satılan taşınmazın devir ve teslimine göre tapu tescili gerçekleşmektedir. Diğer taraftan 3065 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde bankalar için yapılan “müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil şeklindeki açık belirlemeye, bankalar dışındaki kurumlar için yer verilmemesi, kanun koyucunun bu kurumlara ait taşınmazların icra yoluyla satışını istisna kapsamına almadığını kanıtlar niteliktedir.
Bu nedenle, anılan istisna, bir kurumun iki tam yıldan fazla süreyle aktifinde bulundurduğu taşınmazını rızasıyla satması hâlini kapsadığından ve bu istisnanın kıyas yoluyla genişletilerek icra yoluyla yapılan satışlara uygulanması mümkün bulunmadığından olayda, ihale yoluyla satın alınan taşınmaz nedeniyle davacıdan tahsil edilen katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle istinaf isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararını kaldırdıktan sonra davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.
B. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2023/3663 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Bir anonim şirket tarafından iktisap edilen ve aktifinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulundurulan taşınmazın İcra Dairesi Müdürlüğünce 19/10/2020 tarihinde yapılan ihale sonucu davacıya devir ve teslimi nedeniyle davacıdan tahsil edilen katma değer vergisinin kaldırılması ve ödenen verginin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle iadesi istemiyle dava açılmıştır.
Adli ve idari yargı mercilerince olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarılan işbu davada, davanın çözümünde idari yargı mercii görevli olduğundan görevsizlik kararının kaldırılması yolundaki Uyuşmazlık Mahkemesinin 27/02/2023 tarih ve E:2023/67, K:2023/99 sayılı kararı üzerine dosyayı inceleyen İstanbul 10. Vergi Mahkemesinin 22/06/2023 tarih ve E:2023/768, K:2023/1477 sayılı kararının özeti:
i. Katma değer vergisi yönünden yapılan değerlendirme:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “İstisnalar” başlıklı ikinci kısmının “Sosyal ve Askeri Amaçlı istisnalarla Diğer İstisnalar” başlıklı altına bölümünde yer alan 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin Kanun’un geçici 43. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen hâline göre, taşınmaz ticaretiyle iştigal etmeyen kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların bağış ve hibe şeklinde olmayan ve “satış” yoluyla devir ve teslimlerinin katma değer vergisinden istisna tutulması gerekmekte olup bu satışın icra yoluyla yapılıp yapılmaması, anılan kuralda yer alan istisnanın uygulanması bakımından önem arz etmemektedir. Diğer taraftan, anılan kuralda yer alan “satış” ibaresinin müzayede mahallinde yapılan satışları kapsamadığına yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, anılan kuralın bu satışlara da uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Olayda, davacı tarafından ihale yoluyla satın alınan taşınmazın, ilgili makamca yapılan ihaleden önce şirketin, iki tam yıldan fazla bir süreyle aktifinde bulundurulduğu sabit olduğundan ve 3065 sayılı Kanun’un 17, maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâlinde istisnanın müzayede mahallerinde yapılan satışları kapsamadığına yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, anılan taşınmazın icra Dairesi Müdürlüğünce 19/10/2020 tarihinde yapılan ihale sonucu devir ve tesliminin katma değer vergisinden istisna tutulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle dava konusu katma değer vergisinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
ii. Faiz talebi yönünden yapılan değerlendirme:
Tahsil edilen verginin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca tecil faiziyle birlikte iadesi gerekmektedir.
iii. Karar sonucu:
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu verginin kaldırılmasına ve verginin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine karar vermiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2023/3663, K:2023/3982 sayılı kararının özeti:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemi kesin olarak reddetmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE:
A. İLGİLİ MEVZUAT:
1, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Verginin konusunu teşkil eden işlemler” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (d) alt bendinin 5904 sayılı Kanun ile değiştirildikten sonraki hâli şu şekildedir:
“Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir:
d) Müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile 10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi”
2. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “İstisnalar” başlıklı ikinci kısmının “Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar” başlıklı altıncı bölümünde yer alan 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değiştirilmeden önceki birinci paragrafı şu şekildedir:
“4. Diğer İstisnalar:
r) (Ek: 30/12/2004-5281/33 md.; Değişik: 28/3/2007-5615/13 md.) Kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimleri ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketlerince devir ve teslimi.”
3. Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının {r) bendi, 7456 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değiştirilmiş olup bu değişiklik 15/07/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanun’un 7. maddesi şu şekildedir:
“25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin birinci paragrafında yer alan “iştirak hisseleri ile taşınmazların” ibaresi “iştirak hisselerinin” şeklinde değiştirilmiş, ikinci ve dördüncü paragraflarında yer alan ‘taşınmaz ve” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.”
4. Katma Değer Vergisi Kanunu’na 7456 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile eklenen ve 15/07/2023 tarihinde yürürlüğe giren geçici 43. madde şu şekildedir:
“Bu maddenin yürürlük tarihinden önce kurumların aktifinde yer alan taşınmazlar için bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde yapılan değişiklik öncesi hükümler uygulanır. ”
B. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576 sayılı Bölge idare Mahkemeleri, idare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:
1. Usul Yönünden:
Bölge idare Mahkemesi Vergi Dava Dairelerince kesin olarak verilen kararlar arasındaki aykırılık, kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulundurduğu taşınmazların müzayede mahallerinde yapılan satış yoluyla devir ve teslimlerinin, 3065 sayılı Kanun’un 17, maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâli uyarınca katma değer vergisinden istisna tutulup tutulamayacağı hususunda ortaya çıkmıştır.
Anılan kararlar arasında, müzayede mahallerinde satın alınan taşınmazlar nedeniyle hesaplanan katma değer vergilerine karşı nihai yüklenicisi olanların vergi mahkemesinde dava açma hakkının bulunup bulunmadığı hususunda bir aykırılık bulunmadığından aykırılığın giderilmesi istemi hakkındaki işbu karar dava açma ehliyeti yönünden herhangi bir değerlendirme içermemektedir.
2. Esas Yönünden:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası, katma değer vergisinin konusunu oluşturan işlemleri, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan teslim ve hizmetler; her türlü mal ve hizmet ithalatı ve diğer faaliyetlerden kaynaklanan teslim ve hizmetler olmak üzere üç ana başlık altında ele almıştır. Diğer faaliyetlerden kaynaklanan teslim ve hizmetlerin kapsamı, anılan fıkranın (3) numaralı bendinde sayılmış olup bunların arasında müzayede mahallinde yapılan satışlarda yer almaktadır.
3065 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâlinde kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler vergiden istisna edilmiştir.
Bölge idare Mahkemeleri kararları arasındaki aykırılık, söz konusu istisna kuralındaki “satış” ibaresinin, müzayede mahallerinde yapılan satışları kapsayıp kapsamadığına ilişkindir.
3065 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâlinde düzenlenen istisna, 3065 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesiyle yürürlüğe girdiği tarihten, anılan Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirildiği tarihe kadar, kurumların aktiflerinde en az iki tam yıl süreyle bulundurdukları taşınmazlar bakımından kesintisiz bir şekilde uygulanmış olup 3065 sayılı Kanun’un geçici 43. maddesi uyarınca 15/07/2023 tarihinden önce kurumların aktiflerinde bulundurdukları taşınmazların teslimleri bakımından da günümüzde uygulanmaya devam etmektedir.
Bu istisna hükmüne göre anılan taşınmaz teslimlerinin katma değer vergisinden istisna tutulabilmesi için bitlikte gerçekleşmesi gereken şartlar şu şekildedir:
a) Teslime konu edilen taşınmaz, emtia vasfına sahip olmayan bir iktisadi kıymet olmalıdır.
b) Taşınmazın mülkiyetine sahip olan kişinin, kurum sıfatını haiz olması gerekli olup bu kurum taşınmaz ticareti dışındaki bir faaliyetle iştigal etmelidir.
c) Taşınmaz, asgari iki tam yıl kurumun aktifinde bulunmalıdır.
d) Taşınmazın devir ve teslimi, satış suretiyle gerçekleşmelidir.
e) Söz konusu taşınmazlar, kurumların 15/07/2023 tarihinden önce aktiflerinde kayıtlı bulunmalıdır.
Satış, satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya devredilmesi ve bunun karşılığında bir ekonomik değerin alınması yoluyla yapılmakta olup özel borç ilişkisi bağlamında tarafların karşılık irade beyanına bağlı olarak meydana gelebileceği gibi malikin iradesi dışında cebri ve kamu icra hukukuna göre yapılan ihale sonucu da yapılabilir. Buna göre bir iktisadi kıymet, maliki tarafından satılabileceği gibi malikin iradesi dışında bu konuda mevzuat ile yetkilendirilenler kişiler tarafından da satılabilir. Dolayısıyla satış ifadesi geniş anlamda sadece tarafların iradelerine bağlı olarak ortaya çıkan bir durum olmayıp müzayede mahallerinde yapılan satışları da kapsamaktadır.
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda müzayede mahallerinde yapılan satışlar ile diğer satışlar arasında vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi bakımından farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirecek herhangi bir kurala yer verilmemiştir. Her iki hâlde de, vergisel yönden meydana gelen hukuki sonuç aynıdır. Açıklanan bu durumun, vergi istisnaları bakımından da geçerli olduğu şüphesizdir.
Bu durumda anılan istisna hükmünde yer alan şartların gerçekleşmesi kaydıyla taşınmaz satışının müzayede mahallerinde yapılması ile malikin iradesiyle gerçekleşmesi arasında vergi istisnasının uygulanması bakımından farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından ve her iki durumda da meydana gelen hukuki işlem “satış” olduğundan, müzayede mahallinde yapılan satış yoluyla gerçekleşen taşınmaz tesliminin 3065 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâli uyarınca katma değer vergisinden istisna olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin “I. Mükellefiyet/B. Verginin Konusu İle İlgili Çeşitli Hususlar/6. Müzayede Mahallinde Yapılan Satış/ar/6.1. Genel Olarak” başlıklı kısmının birinci paragrafında “3065 sayılı Kanunun (1/3-d) maddesine göre, cebri icra, izale-i şüyu, ipoteğin paraya çevrilmesi, tasfiye gibi nedenlerle yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışlar da dahil olmak üzere, müzayede mahallerinde yapılan her türlü satışlar KDV’ye tabidir. Kanunun istisna ve vergi oranlarına ilişkin hükümleri bu satışlar için de geçerlidir.” şeklinde bir açıklamaya yer verildiği görülmüştür. Bu idari yorumda, 3065 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde düzenlenen vergi istisnasına yönelik kuralların, müzayede mahallerinde yapılan satışlar için de uygulanacağı açıkça kabul edilmiştir.
V. SONUÇ:
Açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde iki tam yıldan fazla bir süreyle kayıtlı bulunan taşınmazların müzayede mahallerinde yapılan satış yoluyla devir ve teslimlerinin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin 7456 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâli uyarınca katma değer vergisinden istisna olduğu yönünde giderilmesine, 03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
FAQ – Sık Sorulan Sorular
- Katma Değer Vergisi (KDV) istisnası nedir?
KDV istisnası, belirli işlemlerden Katma Değer Vergisi alınmaması anlamına gelir. Bu düzenleme, taşınmazların müzayede mahallerinde satışını kapsar.
- Hangi taşınmazlar KDV istisnasından faydalanır?
Kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde en az iki tam yıl süreyle bulundurdukları taşınmazlar, müzayede mahallerinde satışa sunulursa, KDV istisnası uygulanır.
- Danıştay Kararı neyi belirtiyor?
Danıştay, kurumlar vergisi mükelleflerinin aktiflerinde iki tam yıl süreyle bulundurdukları taşınmazların müzayede mahallerinde yapılan satışlarının KDV’den istisna tutulacağını karara bağladı.
- Katma Değer Vergisi Kanunu’nda hangi değişiklikler oldu?
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda, 7456 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, taşınmaz satışlarının KDV istisnası kapsamında olup olmadığını etkileyen önemli bir düzenleme getirdi.
- Karar hangi tarihte yayımlandı?
Bu karar, 12 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi.