Grup Şirketlerinde Organik Bağ Yeterli Değil, İşçi Alacaklarında Şirketler Arası Sorumluluk Sınırlandı
T.C
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
Esas No. 2025/6197
Karar No. 2025/7421
Tarihi: 06.10.2025
ÖZET: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2025 tarihli kararı (Esas No. 2025/6197, Karar No. 2025/7421), grup şirketleri ve holdinglerdeki işçilik alacakları konusunda önemli bir içtihat oluşturuyor. Kararda, grup şirketleri arasında yalnızca organik bağ bulunmasının, işçilik alacaklarından şirketler arası sorumluluk doğurmayacağı vurgulanıyor. İşçi, farklı tüzel kişiliklere sahip şirketlerde çalışsa bile, hizmet sürelerinin birleştirilmesi ve müteselsil sorumluluk için somut olgular aranmalı: işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam gibi durumlar. Sadece organik bağın varlığı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yetersizdir. Somut davada, davacı işçi Zorgün İnşaat şirketinde ve dava dışı Miray şirketinde çalışmış; ancak Zorgün ile Miray arasında iddia edilen organik bağ, Zorgün’ün Miray’daki dönemden sorumlu tutulması için yeterli görülmemiş. Bu nedenle karar bozulmuş ve alacaklar yalnızca Zorgün’deki çalışma dönemleri (21.04.2014-29.12.2015, 30.12.2015-28.02.2017, 01.03.2017-21.11.2017) için değerlendirilmelidir.
Karar, işçilerin SGK kayıtları dışındaki hizmetlerini dikkate alırken, grup şirketlerindeki giriş-çıkış işlemlerinin sıklığını ve işçinin bilgisi dışı hareketleri ele alıyor, ancak salt bağlantı ile sorumluluk kabul etmiyor. Bu içtihat, iş hukuku uygulamalarında işçilik alacaklarının hesaplanmasında net sınırlar çizerek, şirketler arası sorumluluk konusunda dengeli bir yaklaşım getiriyor.
Kararın Genel Bilgileri: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2025 tarihli kararı (Esas No. 2025/6197, Karar No. 2025/7421), grup şirketleri ve holdinglerdeki işçilik alacakları konusunda önemli bir içtihat oluşturuyor.
Ana Kural: Grup şirketleri arasında yalnızca organik bağ bulunması, işçilik alacaklarından şirketler arası sorumluluk doğurmaz; bu bağ olağan bir durumdur ve tek başına yeterli değildir.
Hizmet Sürelerinin Birleştirilmesi: Farklı tüzel kişiliklere sahip şirketlerde geçen hizmet süreleri, kural olarak birleştirilemez; işçilik alacaklarının hesaplanmasında somut olgular aranmalıdır.
Gerekli Somut Olgular: Şirketler arası sorumluluk için işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam gibi hukuki ilişkilerin varlığı belirlenmelidir.
Tüzel Kişilik Perdesi: Sadece organik bağın varlığı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yetersizdir; müteselsil sorumluluk doğurmaz.
Somut Dava Detayları: Davacı işçi, Zorgün İnşaat şirketinde ve dava dışı Miray şirketinde çalışmış; SGK kayıtlarına göre belirli dönemler Zorgün’de geçmiş (21.04.2014-29.12.2015, 30.12.2015-28.02.2017, 01.03.2017-21.11.2017).
Mahkeme Hataları: İlk Derece Mahkemesi, organik bağ gerekçesiyle Zorgün’ü Miray’daki dönemden sorumlu tutmuş; ancak Yargıtay bu kabulü hatalı bulmuş ve kararı bozmuştur.
Sorumluluk Sınırı: Zorgün, yalnızca kendi nezdindeki çalışma dönemlerinden sorumlu tutulmalı; dava dışı Miray dönemi hariç tutulmalıdır.
Genel Uygulama: Karar, işçilerin SGK kayıtları dışındaki hizmetlerini, grup içindeki giriş-çıkış işlemlerini ve işçinin bilgisi dışı hareketleri dikkate alır, ancak salt bağlantı ile sorumluluk kabul etmez.
Etki ve Yaklaşım: Bu içtihat, iş hukuku uygulamalarında işçilik alacaklarının hesaplanmasında net sınırlar çizerek, şirketler arası sorumluluk konusunda dengeli bir yaklaşım getiriyor. .
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Zorgün İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi (Zorgün Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.04.2014-20.05.2019 tarihleri arasında Zihni Üstün Oğulları İnşaat Taahhüt Turizm ve Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin ( Zihni Üstün Oğulları Şirketi) alt işveren şirketleri olan diğer davalı Şirketlerde harita şefi- takograf başı olarak, 8.000,00 TL ücret ile yemek, servis ve benzeri haklarla çalıştığını, 20.05.2019 tarihinde, “Yeni yatırım alamadık, çalışma sona erdi.” denilerek iş sözleşmesine son verildiğini, Miray Tünel Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Miray Şirketi) tarafından işine son verilirken birtakım evraklar imzalaması gerektiğinin söylendiğini, 31.07.2019 tarihinde 20.518,00 TL “arabuluculuk ile anlaşılan tutar” açıklaması ile hesabına para gelince durumu anladığını, arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını, müvekkilinin arabulucuyu görmediğini, çıkış belgeleri arasında muhasebeci tarafından arabuluculuk tutanağının imzalatıldığını ileri sürerek arabuluculuk tutanağının iptali ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Çelikler Taahhüt İnşaat ve Sanayi Anonim Şirketi (Çelikler Şirketi), YSE Yapı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (YSE Yapı Şirketi), Petsan İnşaat Turizm ve Rent A Car Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (Petsan Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının 20.05.2019 tarihinde arabulucuya başvurduğunu, kendisi ile anlaşma sağlandığını, anlaşılan tutarın kendisine ödendiğini, bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının müvekkili Şirketlerin çalışanı olmadığını, Zorgün Şirketi ile Miray Şirketinin personeli olduğunu, müvekkili Şirketler sözleşmenin tarafı olmadığından fesih ile gündeme gelebilecek alacaklardan sorumlu olmadıklarını, arabuluculuk tutanağı kapsamında davacıya hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, müvekkili Şirketler nezdinde başkaca alacağı bulunmadığını, davacının 07.11.2017 tarihli kendi imzasını taşıyan istifa dilekçesi bulunduğunu, müvekkili Şirketlerde kural olarak fazla çalışma yapılmadığını, nadiren de olsa fazla çalışma yapılması durumunda karşılığının bordroya yansıtıldığını, bordroların imzalı olduğunu, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını, davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacının imzalamış olduğu ihtiyari arabuluculuk tutanağı ile anlaşmaya varıldığını, dava konusu alacaklardan müvekkilinin sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, davacının Çelikler Şirketi ile YSE Yapı Şirketi iş oraklığının alt yüklenicisi olan Zorgün Şirketi ile Miray Şirketi bünyesinde çalıştığını savunarak davanın husumetten reddini istemiştir.
3. Davalı Gülermak Ağır Sanayi İnşaat ve Taahhüt Anonim Şirketi (Gülermak Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuğa konu edilen alacaklar bakımından dava açılamayacağını, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının fazla çalışma, hafta tatili, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını, davacının yaptığı fazla çalışmaların kayıt altına alındığını, karşılıklarının ödendiğini, ücret bordrolarının imzalı olduğunu, davacının kıdem tazminatı hakkının bulunmadığını, ihbar öneli verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
4. Davalı Zorgün Şirketi vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk görüşmesinde taraflar arasında anlaşma sağlandığını, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının usule uygun hazırlandığını, davacı tarafın kendi iradesi ile tutanağı imzaladığını, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde taraflarca dava açılamayacağını, dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zamanaşımı def’inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
5. Davalı Zihni Üstün Oğulları Şirketi, süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuk tutanağında taraf olarak gösterilen Petsan Şirketi ve Çelikler Şirketi yetkililerinin tutanakta imzalarının bulunmadığı, diğer taraf temsilcilerinin ise ad soyadlarının belirtilmediği, ayrıca tutanakta açıkça toplantının nerede ve hangi saatte yapıldığının belirtilmediği, davacı vekilinin müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispatlandığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 39. maddesi gereğince davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, bu hâli ile taraflar arasında yapılan davaya konu 14.05.2019 tarihli, 2019/49800 sayılı ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçersizliğinin tespiti ile iptaline karar verilmesi gerektiği, davacının bünyesinde çalıştığı Zorgün Şirketinin farklı projelerde farklı asıl işverene veya asıl işverenlere/adi ortaklıklara hizmet verdiği, davacının da bu farklı projelerde çalıştığı, bu kapsamda son olarak organik bağ bulunduğu belirtilen Miray Şirketinde çalıştığı, hizmet süresinin 21.04.2014-17.05.2019 tarihleri arasında toplam 5 yıl 26 gün olduğu, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün ihale makamı olduğu ve bu davalı bakımından davanın reddi gerektiği, dinlenen tanıkların kayıt dışı ödemenin varlığını doğruladığı, emsal ücret yazı cevapları ve tanık anlatımlarının davacının iddiasını doğruladığı, davacının 364,06 TL günlük brüt ücret, 372,73 TL günlük brüt giydirilmiş ücret ile çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin tazminata hak kazanılacak şekilde sona erdiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davacının yıllık ücretli izin alacağının olduğu, imzalı bordroların bulunduğu dönemlerin hesaplamadan dışlandığı, davacının tanık beyanlarına göre hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Zorgün Şirketi vekili ve davalı Gülermak Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu, davacının davalı işyerinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedilerek ayrılışının Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) Kod 04 (işveren tarafından haklı neden bildirilmeden fesih) olarak bildirildiği ve davacıya kısmi kıdem ve ihbar tazminatı ödendiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının hizmet süresi nazara alındığında 70 günlük yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu, bu iznin kullanıldığı ya da ücretinin ödendiğinin usulünce kanıtlanamadığı, Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu, davalı tarafından sunulan ücret bordroları, dinlenen taraf tanıkların beyanları dikkate alındığında, davacının ara dinlenmeler ve tahakkuk bulunan aylar düşüldükten sonra haftalık 45 saatin üzerinde dönem dönem değişen sürelerle fazla çalışma yaptığı, bir kısım ulusal bayram genel tatil günlerinde ve hafta tatili günlerinde çalıştığının anlaşıldığı, davalı işverenin bu çalışmaların karşılığının ödendiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalı Zorgün Şirketinin ve davalı Gülermak Şirketinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Zorgün Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
1. İhtiyari arabuluculukta anlaşma sağlandığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, usulüne uygun düzenlenen son tutanağın tarafların özgür iradeleri ile imzalandığını,
2. Müvekkili Şirketin, davacının Miray Şirketindeki çalışma süresinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu,
3. Giydirilmiş ücret hesabının hatalı olduğunu,
4. Davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,
5. Davacının fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacağının bulunmadığını,
6. Ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
7. Yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığı, davalı Zorgün Şirketinin davacının dava dışı Miray Şirketindeki çalışmasından sorumlu olup olmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, ücret ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
Davalı Zorgün Şirketinin davacının dava dışı Miray Şirketinde geçen çalışmasından sorumlu olup olmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu Şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir.
Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 21.04.2014 tarihinde Zihni Üstün Oğulları Şirketinin alt işverenleri olan Zorgün Şirketinde harita şefi topograf başı olarak çalışmaya başladığını, 29.12.2015 tarihinde çıkışının yapılarak 30.12.2015 tarihinde Çelikler Şirketi, Gülermak Şirketi, Petsan Şirketi ve YSE Yapı Şirketinde giriş çıkış yapılarak çalışmasının sürekli ve hiç ara vermeden devam ettiğini, 20.05.2019 tarihinde “Yeni yatırım alamadık, çalışma durduruldu.” denilerek müvekkilinin iş sözleşmesine son verildiğini iddia etmiştir. SGK kayıtlarına göre davacının 30.01.2013-13.03.2014, 21.04.201429.12.2015, 30.12.2015-28.02.2017, 01.03.2017-21.11.2017 tarihleri arasında Zorgün Şirketinde, 22.11.2017-17.05.2019 tarihleri arasında dava dışı Miray Şirketinde çalıştığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince Şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile davacının Miray Şirketinde geçen çalışmasından da davalı Zorgün Şirketi sorumlu tutulmuş ise de bu kabul şekli hatalıdır.
Dairemiz uygulamasına göre aralarında organik bağ bulunan işverenler arasında birlikte işverenlik, işyeri devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi gibi bir hukuki ilişki varsa birlikte sorumluluk söz konusu olabilir. Bunun dışında tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınmanın hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebileceği gibi bir durum bulunmadıkça salt organik bağdan hareketle işçi işveren ilişkisinin kabul edilmesi doğru olmaz. Dava dilekçesinde Zorgün Şirketi ile Miray Şirketi arasında organik bağ bulunduğu iddiasında da bulunulmamıştır. Birlikte işverenlik, işyeri devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi gibi bir hukuki ilişkinin ispatlanmadığı somut davada, davalı Zorgün Şirketinin, davacının dava dışı Miray Şirketindeki çalışma dönemlerinden kaynaklanan işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmadığından, davalı Zorgün Şirketinin yazılı şekilde sorumluluğuna hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Davacının talebi ile bağlı kalınarak, davacı işçinin sadece davalı Zorgün Şirketi nezdinde sigortalı olarak çalıştığı dönemler olan 21.04.2014-29.12.2015, 30.12.201528.02.2017, 01.03.2017-21.11.2017 tarihleri arasındaki çalışmaları yönünden davalı Zorgün Şirketinin sorumluluğu bulunduğu kabul edilmek suretiyle dava konusu alacaklar bakımından bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı Zorgün Şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
FAQ – Sık Sorulan Sorular
Grup şirketlerinde organik bağ nedir ve işçilik alacaklarında nasıl etkiler?
Organik bağ, aynı holding veya gruba ait şirketler arasındaki doğal bağlantıyı ifade eder. Ancak Yargıtay kararı uyarınca, bu bağ tek başına işçilik alacaklarından müteselsil sorumluluk doğurmaz. Alacaklar için işyeri devri veya asıl işveren alt işveren ilişkisi gibi somut hukuki ilişkiler aranmalıdır.
İşçinin farklı grup şirketlerinde geçen hizmet süreleri birleştirilebilir mi?
Kural olarak hayır. Farklı tüzel kişiliklere sahip şirketlerdeki hizmetler, ancak iş sözleşmesi devri, birlikte istihdam veya benzeri olgular varsa birleştirilebilir. Kararda, sadece organik bağın bu birleştirmeye yetmediği belirtilmiştir.
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için ne gerekir?
Sadece organik bağ yeterli değildir. Hakkın kötüye kullanılması gibi durumlar varsa değerlendirilebilir, ancak karar, salt bağlantının perdenin kaldırılması için yetersiz olduğunu hükmetmiştir.
Bu karar işçilerin kıdem tazminatı gibi haklarını nasıl etkiler?
İşçiler, yalnızca çalıştıkları şirketin dönemlerinden alacak talep edebilir. Grup içindeki diğer şirketler, somut ilişki yoksa sorumlu tutulamaz. Kararda, davacının Miray’daki dönemi Zorgün’e yüklenememiştir.
İşverenler bu karardan nasıl etkilenir?
Grup şirketleri, işçilik alacaklarında bireysel sorumluluklarını koruyabilir. Ancak asıl işveren alt işveren ilişkisi varsa birlikte sorumluluk gündeme gelebilir, bu da holding yapılarını daha dikkatli yönetmeyi gerektirir.