Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı, genel gerekçeler ve görüş bildirim formu aşağıda yer alan bağlantı adreslerinden erişime açılmıştır. Taslağa ilişkin görüş ve önerilerinizin 15/05/2026 tarihine kadar Bakanlığımız İç Ticaret Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerekmektedir. Görüşler fiziki olarak iletilebilmekle birlikte Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adresi üzerinden veya e-Devlet kanalıyla yapılabilmektedir. Bakanlığımızın KEP adresi [email protected]‘dir. Gelen görüşler dikkate alınarak Taslak metne son şekli verilecektir.
ÖZET:
Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanun Taslağı, ticari sır kavramını ilk kez bütüncül biçimde tanımlıyor; hukuka aykırı elde etme, kullanma ve ifşaya karşı hem hukukî hem cezai koruma getiriyor. Taslak ayrıca Türkiye’nin AB mevzuatına uyumunu, dijital ticaret altyapısını ve ihracatçının veri güvenliği beklentilerini güçlendirmeyi hedefliyor.
Düzenleme, ticari sırların korunmasına ilişkin dağınık hükümlerin tek bir özel kanun altında toplanmasını amaçlayan bir kanun taslağıdır; yani metin, mevcut haliyle yürürlükte bir kanundan çok, kapsamlı bir yasa önerisi niteliğindedir. Taslak; ticari sırrın ne olduğunu tanımlıyor, hangi fiillerin hukuka uygun veya hukuka aykırı sayılacağını belirliyor, istisnaları düzenliyor ve ihlal halinde başvurulabilecek dava, tedbir, tazminat ve ceza mekanizmalarını ayrıntılandırıyor.
Taslağın en önemli yönlerinden biri, ticari sır kavramını yalnızca “gizli bilgi” olarak değil; rakiplerce bilinmeyen veya kolayca erişilemeyen, sahibine ticari değer sağlayan, gizli kalmasında meşru menfaat bulunan ve korunması için makul tedbirler alınmış bilgi olarak tanımlamasıdır. Bu yaklaşım, sır korumasını otomatik değil, belirli şartlara bağlı bir hukukî statü haline getiriyor. Ayrıca “ihlal eden” ve “ihlal eden ürün” tanımlarıyla, sadece bilgiyi çalan veya sızdıran kişileri değil, bu sırdan önemli ölçüde yararlanılarak ortaya çıkan mal ve hizmetleri de düzenleme alanına alıyor.
Taslak, hukuka uygun elde etme halleri bakımından da dengeli bir çerçeve kuruyor. Buna göre ticari sır; sahibinin rızasıyla, bağımsız keşif veya yaratımla, kamuya açık hale gelmiş ya da hukuka uygun şekilde edinilmiş bir mal veya hizmetin gözlemlenmesi, incelenmesi, analiz edilmesi, test edilmesi veya parçalarına ayrılması yoluyla ve dürüstlük kuralına uygun biçimde edinilebiliyor. Bu yönüyle taslak, ticari sırrı mutlak tekel konusu yapmıyor; meşru rekabet, bağımsız geliştirme ve belirli ölçüde tersine mühendislik alanını koruyor.
Buna karşılık hukuka aykırı elde etme, kullanma ve ifşa oldukça geniş tanımlanmış. Yetkisiz erişim, belge veya elektronik verinin ele geçirilmesi ya da kopyalanması, gizlilik sözleşmesine aykırılık, kullanım kısıtını ihlal ve hukuka aykırı şekilde elde edildiği bilinen sırrın sonradan devralınması da ihlal sayılıyor. Taslak ayrıca, ticari sırrın ihlaliyle bağlantılı olarak geliştirilen veya pazarlanan ürünleri de sorumluluk kapsamına alarak, ihlalin ekonomik sonuçlarına doğrudan müdahale etmeyi amaçlıyor.
Taslak metin, yalnızca korumayı değil, istisnaları da açıkça düzenliyor. Genel kamu yararı için hukuka aykırı faaliyetlerin ortaya çıkarılması, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü, basın ve bilgi edinme hürriyeti, çalışan temsilcilerine yasal görevleri kapsamında bilgi verilmesi ve kanunlarda tanınan meşru menfaatlerin korunması halleri hukuka aykırılık sayılmıyor. Bu yönüyle taslak, ticari sır korumasını sınırsızlaştırmak yerine ifade özgürlüğü, kamu yararı ve çalışan haklarıyla dengelemeye çalışıyor.
Hak arama yolları bakımından taslak oldukça güçlü. Ticari sır sahibi; ihlalin önlenmesini, durdurulmasını, tespitini, ihlal ürünlerinin yasaklanmasını, toplatılmasını, imhasını, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve maddi-manevi tazminat talebini ileri sürebiliyor. Tazminat hesabında sadece doğrudan zarar değil, kazanç kaybı ve ihlal edenin elde ettiği menfaat de dikkate alınıyor; ayrıca asgari düzeyde makul lisans bedeline denk bir tazminat ölçüsü de öngörülüyor.
Özellikle ihtiyati tedbir kısmı, taslağın pratik etkisini artırıyor. Mahkeme; kullanım ve ifşayı geçici olarak yasaklayabiliyor, ihlal ürünlerinin üretimini ve piyasaya arzını durdurabiliyor, mallara el koyabiliyor, hatta ticari sırrı içeren belge veya elektronik verilere erişimi engelleyebiliyor ya da bunları şifreleyebiliyor. Ancak aynı zamanda mahkemenin kamu yararı, temel haklar, üçüncü kişilerin menfaati ve tarafların dengesi gibi ölçütleri gözetmesi şart koşuluyor.
Taslak, yargılama sırasında ticari sırrın korunmasına özel önem veriyor. Bilginin mahkemeden tamamen saklanmasına izin vermiyor; ancak hâkime, dosyadaki gizli bilgilerin sınırlı erişimle korunması, duruşmaya sınırlı katılım sağlanması ve yargılamaya katılan herkesin sır saklama yükümlülüğü altına alınması gibi araçlar tanıyor.
Kamu otoritelerinin sır talebi de sınırlandırılmış biçimde düzenleniyor. Mahkemeler, savcılıklar ve mali/idari denetim mercileri belli şartlarla sır talep edebiliyor; ancak özellikle kamu kurumlarının talep nedenini ve yetki dayanağını yazılı şekilde göstermesi gerekiyor. Öte yandan, bu sırlara ulaşan kamu görevlileri ve diğer kişiler için de kullanmama, ifşa etmeme ve koruma yükümlülüğü getiriliyor.
Taslakta cezai yaptırımlar da dikkat çekici. Hukuka aykırı elde etme için 1 yıldan 3 yıla, kullanma veya ifşa için 2 yıldan 4 yıla, hukuka aykırı kaynağı bildiği halde sırdan yararlananlar için daha yüksek cezalara kadar uzanan hapis ve adli para cezaları öngörülüyor. Ayrıca sır verme yükümlülüğüne aykırılık da ayrıca suç olarak düzenlenmiş.
Genel gerekçe kısmı ise taslağın sadece şirket içi gizlilik meselesi olmadığını, Türkiye’nin AB ile dijital entegrasyonu, veri tabanlarına erişimi, ihracatçıların yabancı temsilciye bağımlılığının azaltılması, Dijital Ürün Pasaportu ve EPREL gibi sistemlere uyum açısından da stratejik görüldüğünü ortaya koyuyor. Metin, özellikle AB’nin 2016/943 sayılı Ticari Sırlar Yönergesiyle uyumu ve veri güvenliği eksenli ticaret düzeninin güçlendirilmesini hedefleyen bir yaklaşım benimsiyor.
Görüşümüz; bu taslak iş dünyası için daha öngörülebilir bir ticari sır rejimi kurmayı hedefliyor. En güçlü tarafı, kavramları netleştirmesi ve hukukî/cezaî korumayı birlikte sunması. En kritik uygulama alanı ise şirketlerin gerçekten “makul koruma tedbirleri” alıp almadığı, hangi bilginin ticari sır sayılacağı ve ifade özgürlüğü-kamu yararı istisnalarının sınırlarının yargı kararlarıyla nasıl şekilleneceği olacak.